Diderot Etkisi: Neden ihtiyacımız olmayan şeyleri alıyoruz?
Fransız bir yazar, kendisine kırmızı bir sabahlık aldı ve hayatı bir daha asla aynı olmadı. Artık güzelliğine hayran olduğu kıyafeti, diğer eşyalarının ona kötü gelmesine neden oluyordu. Bu hissiyat onda çılgın bir tatminsizliğe döndü.
Kontrolsüzce tüketmek, sadece kapitalizm ile ortaya çıkan bir şey değildi. Her zaman var olan bu kavramın Diderot Etkisi şeklinde bir ismi bile var üstelik hikâyesi de bir o kadar ilginç.
Bir gün ünlü Fransız yazar ve filozof Denis Diderot'nun eline güzel bir kırmızı sabahlık geçti. Eski sabahlığından kurtuldu, yenisine hayran kalmıştı; yumuşak, lüks ve harika görünümlü bir sabahlıktı. Diğer sabahlığından çok farklıydı.
Ancak çok geçmeden, sahip olduğu geri kalan şeylerin, sofistike giysinin zarafetine uymadığını fark etti. 'Eski Sabahlığım İçin Makaleler' isimli yazısında, eski ve yeni sabahlığı karşısında kendisinde uyanan hisleri şöyle yazdı:
Eski bornozum etrafımı saran diğer paçavralarla bir aradaydı. Bir hasır sandalye, ahşap bir masa, Bergamo'dan bir kilim, birkaç kitabı taşıyan ahşap bir kalas, duvar halısının köşelerinden sarkan çerçevesiz birkaç dumanlı baskı. Bu baskıların arasında eski elbisemle birlikte üç dört asma sıva son derece uyumlu bir yoksulluğu oluşturuyordu. Artık her şey uyumsuz. Artık koordinasyon yok, birlik yok, güzellik yok.
Diderot kısa süre sonra eski eşyalarını daha lüks seçeneklerle değiştirmek için bir satın alma çılgınlığına başladı. Eski hasır sandalyesinin yerini hemen Fas derisi kaplı bir koltuk aldı; eski masasının yerine pahalı bir yazı masası satın aldı; değer verdiği eski kitapların yerini daha popüler sanatçıların kitapları aldı.
Bazen oda dengesiz geliyordu, bu yüzden boşluğu doldurmak için daha fazla mobilya satın alıyordu. Diderot kısa sürede yeni bir altın saat, bronz bir heykel, konsol masası ve daha birçok sanat eseri satın alarak borç batağına düştü.
Ve bunların hepsi değerli bir nesneyle başladı: kırmızı sabahlık! Diderot'nun sözleriyle, “Eski cübbemin mutlak efendisiydim. Yeninin kölesi oldum.”
Bu tarihi hikâye; insanların eşyalara hapsolmasını ve maddi nesnelerin kişide uyandırdığı tehlikeli tatmin duygusunu anlatmak için kullanılır. İşte, bu yüzden ihtiyacımız olmayan bir şeyi aldığımızda Diderot'a gönderme yapıyoruz ve duruma Diderot Etkisi diyoruz.
Kaynak: Ness Labs