Dünya şok içinde: Epstein belgelerinde öne çıkanlar
ABD Adalet Bakanlığı'nın paylaştığı yaklaşık 3 milyon sayfa büyüklüğündeki Epstein belgeleri, tüm dünyada şok etkisi yarattı. Açıklanan belgelerde dünyanın en zengin insanı Elon Musk'ın, Bill Gates'in, Richard Brandon'ın, Prens Andrew'ün, Norveç Prensesi Mette-Marit'in ve daha birçok kamuoyu tarafından tanınan kişilerin Epstein'le bağı olduğu görülüyor. Dosyalarda yer alan bir FBI iç yazışmasında ise Epstein mağduru olduğunu iddia eden birinin, eski ABD Başkanları George H. Bush ve Bill Clinton ile ilgili şok edici iddiaları yer alıyor.
Tüm dünya, 3 milyon sayfayı aşkın paylaşılan Epstein belgelerini konuşuyor. ABD Adalet Bakanlığı'nın paylaştığı belgeler Epstein'in dünyanın en ünlü iş insanları ve siyasetçilerle bir bağı olduğunu ortaya koyarken, birçok ismin Epstein'le bağını, Epstein 2008 yılında iki çocuğu fuhuş amacıyla istismar etmek suçlamasıyla hüküm giymesinin ardından sürdürdüğünü gösteriyor.
ABD Adalet Bakanlığı'nın cuma günü yayınladığı belgeler, dünyanın en zengin insanı ve ABD Başkanı Trump'ın destekçisi Elon Musk'ın, cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile daha önce kamuoyuna açıklanandan daha kapsamlı ve daha dostane bir iletişim içinde olduğunu gösteriyor.
Cuma günü yayınlanan belgeler, Musk ve Epstein arasındaki bazı özel yazışmalar da dahil olmak üzere Musk'a ilişkin çok sayıda referansı ortaya koydu. 2013 Aralık ortasından 2014 başlarına kadar süren bir e-posta yazışması, Elon Musk'ın, Epstein'ın ABD Virgin Adaları'ndaki malikanesine olası bir tatil ziyareti için koordinasyon yaptığını gösteriyor.
Belgeler, Musk ve Epstein'ın 2012 ve 2013 yıllarında Musk'ın Little St James'e ne zaman seyahat edeceğini belirlemek için e-posta alışverişinde bulunduklarını gösteriyor. Lojistik sorunlar nedeniyle, bu e-posta alışverişlerinin hiçbirisi Musk'ın adayı ziyaret etmesiyle sonuçlanmamış görünüyor.
Musk, bir mailinde, "Tatil boyunca BVI/St Bart's bölgesinde olacağım. Ziyaret etmek için uygun bir zaman var mı?" yazıyor. Epstein de, "1-8 arası herhangi bir gün. İsterseniz duruma göre karar verin. Sizin için her zaman yerimiz var" diye yanıtlıyor.
Musk daha sonra programını bildiren birkaç e-posta gönderiyor ve ikili, ziyaret tarihi olarak 2 Ocak'ta anlaşıyor. Ancak daha sonra Epstein, Musk'a New York'ta kalması gerektiğini ve buluşamadıkları için üzgün olduğunu söylüyor:
"Kötü haber - Maalesef programım nedeniyle New York'ta kalmak zorundayım. Sonunda sadece eğlenceyi gündeme alarak birlikte vakit geçirmeyi gerçekten çok istiyordum. Bu yüzden çok hayal kırıklığına uğradım. Umarım yakın gelecekte başka bir zaman planlayabiliriz."
"Adaya kaç kişi geleceksiniz?"
Kasım 2012'de Epstein, Musk'a "Adaya helikopterle kaç kişi geleceksiniz" diye soran bir e-posta gönderiyor.
Musk, "Muhtemelen sadece Talulah ve ben. Adanda en çılgın parti hangi gün/gece olacak?" cevabını veriyor. Talulah Riley, Musk'ı eski eşi.
Musk, 25 Aralık'ta Epstein'ın onu ziyaret etmeye ve helikopterini kullanmasını teklif eden başka bir mesajına yanıt olarak bir mail gönderiyor:
"Herhangi bir parti planınız var mı? Bu yıl deli gibi çalıştım ve çocuklar Noel'den sonra eve döndükten sonra, St. Barts veya başka bir yerde partilere katılıp rahatlamak istiyorum. Davetiniz için çok teşekkür ederim, ancak huzurlu bir ada deneyimi benim aradığımın tam tersi."
2012-14 arası yoğun mesajlaşma
2012 ile 2014 yılları arasında planlanan diğer buluşmalara da atıfta bulunuluyor. Bunlar arasında ada ziyaretleri, yemekler ve SpaceX'te toplantılar yer alıyor, ancak bunların gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği bilinmiyor.
2013 yılının başlarında, SpaceX Falcon 9 roketinin başarılı bir şekilde fırlatılmasından kısa bir süre sonra yapılan başka bir e-posta yazışmasında Epstein, Musk'ı tebrik ediyor ve daha sonra ona uyanıklık ilacı Nuvigil'i deneyip denemediğini soruyor.
Musk, "Epstein'ın partilerine hiç katılmadım ve Epstein ile birlikte suç işleyenlerin yargılanması için birçok kez çağrıda bulundum. Adaletin asıl sınavı, dosyaların yayınlanması değil, Epstein ile birlikte iğrenç suçlar işleyenlerin yargılanmasıdır" dedi.
Tesla CEO'su, 2019 yılında Vanity Fair'e Epstein'ın "açıkça iğrenç bir adam" olduğunu ve Epstein'ın kendisini "defalarca adasını ziyaret etmeye ikna etmeye çalıştığını" söylemişti. Musk, bu tekliflerin hepsini reddettiğini belirtmişti.
Musk, geçen yıl Donald Trump ile kamuoyuna yansıyan anlaşmazlığı sırasında, Trump'ın adının Epstein dosyalarında geçtiğini iddia etmişti. Daha sonra, Trump'ı Epstein ile bağlantılı olmakla suçlayan gönderilerini silmişti.
Belgelerin yayınlanmasının ardından sosyal medya hesabından hafta sonu birçok paylaşım yapan Musk, kamuoyu tarafından kendisine isnat edilen tüm suçlamaları reddediyor.
Musk, pazar günü şu paylaşımı yaptı:
"Epstein dosyalarının tamamen açıklanması ve çocuk istismarcılarının yargılanması için benden daha çok mücadele eden kimse olmadı; bunu yaparken, ana akım medyanın, aşırı sol propagandacıların ve aslında suçlu olanların şunları yapacağını çok iyi biliyordum:
1. Hiçbir şeyi kabul etme
2. Her şeyi inkar et
3. Bana karşı karşı suçlamalarda bulun
Partilerine hiç katılmamış, "Lolita Express" uçağına binmemiş, ürkütücü adasına ayak basmamış veya herhangi bir yanlış yapmamış olmama rağmen, acımasızca karalanacağımı biliyordum.
Yine de, olduğum kişinin tam tersi olmakla suçlanmanın verdiği aşırı acı buna değdi. Güçlü olanlar, kendilerini koruyamayanları, özellikle de savunmasız çocukları korumalıdır.
Çocukları korumak ve onlara büyüyüp mutlu bir hayat sürme şansı vermek için gelecekte ne kadar acı çekersem çekeyim, bunu seve seve kabul ederim."
"Bill Gates, Epstein'den ilaç istedi"
Epstein belgelerinde adı geçenlerden biri de dünyanın en zengin insanlarından, Microsoft'un sahibi Bill Gates.
Epstein, 2013 yılındaki maillerde Bill ve Melinda Gates arasındaki "evlilik anlaşmazlığından" bahsediyor.
Bill Gates'in sözcüsü, e-postalardaki iddiaları "kesinlikle saçma ve tamamen yanlış" olarak nitelendirdi:
"Bu belgelerin gösterdiği tek şey, Epstein'ın Gates ile sürekli bir ilişkisi olmadığı için duyduğu hayal kırıklığı ve onu tuzağa düşürmek ve itibarını zedelemek için ne kadar ileri gidebileceğidir."
Adalet Bakanlığı'nın yayınladığı e-postalara göre Jeffrey Epstein, Microsoft'un kurucusu Bill Gates'in evlilik dışı cinsel ilişkiye girdiğini ima ediyor.
Epstein'ın kişisel günlüğü tarzında yazdığı e-postalardan birinde, Gates'in "Rus kızlarla seks yapmanın sonuçlarıyla başa çıkabilmesi için" ilaç temin etmesine yardım ettiğini ve Gates'in evli kadınlarla randevularını kolaylaştırdığını yazdı.
Başka bir e-postada Epstein, Gates'i altı yıl boyunca "Geliştirdiğimiz dostluğumuzu hiçe sayıp bir kenara attı" diyerek sert bir şekilde eleştiriyor. Gates'i itibarını korumak için kendisini terk etmekle suçluyor.
Gates, 2021 yılında CNN'den Anderson Cooper ile yaptığı röportajda, itibarını yitirmiş finansçı ile olan ilişkisini "büyük bir hata" olarak nitelendirmişti. Ayrıca, Epstein ile olan ilişkisini önemsiz göstermeye çalışarak, Gates Vakfı'na bağış yapmasını sağlamak umuduyla Epstein ile birkaç kez akşam yemeği yediğini söylemişti.
Gates'in Epstein ile olan ilişkisi, eski eşi Melinda French Gates'in boşanma kararı almasına neden olan faktörlerden biriydi.
Richard Branson: Hareminizle birlikte gelin
Virgin Group'un kurucu ortağı olarak tanınan milyarder iş adamının, Epstein ve asistanıyla yaptığı e-posta yazışmaları ve tropikal bir adada Epstein ile birlikte çekilmiş tarihsiz bir fotoğrafı da dahil olmak üzere, cuma günü yayınlanan birçok belgede adı geçiyor.
2013 yılında yapılan bir e-posta yazışmasında Epstein, Branson'a misafirperverliği için teşekkür eden bir e-posta gönderiyor. Branson ise "Bu bölgede olduğunuzda sizi görmekten memnuniyet duyarız. Hareminizle birlikte gelirseniz tabii!" diye cevap veriyor.
İngiliz milyarder Branson ile Epstein arasında 2013 yılında yapılan bir e-posta yazışması, ikilinin en azından kısmen kadınlara olan ilgileri etrafında gelişen sıcak ve samimi bir ilişkiye sahip olduklarını gösteriyor.
Virgin Group'tan bir temsilci, Branson'ın Epstein'ı, Branson'ın Britanya Virjin Adaları'nda sahip olduğu özel adada düzenlenen bir grup iş toplantısında ağırladıktan kısa bir süre sonra bu e-postayı gönderdiğini söyledi. Temsilci, Epstein'ın toplantıya, toplantıya katılmayan ve "haremim" olarak adlandırdığı üç yetişkin kadınla geldiğini belirtti.
Temsilci yaptığı açıklamada, "Richard ve Joan Branson'ın Epstein ile olan tüm temasları, 12 yıldan fazla bir süre önce sadece birkaç kez gerçekleşti ve grup veya iş ortamlarıyla sınırlıydı. Richard, Epstein'ın eylemlerinin iğrenç olduğunu düşünüyor ve birçok kurbanının adalet hakkını destekliyor" dedi.
Macron ve Epstein arasında yoğun mesajlaşma
Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ismi de yer aldı.
Macron'un ismi cumhurbaşkanı seçildiği 2017 öncesinde ve sonrasındaki çok sayıda belgede geçerken, bu belgelerde Epstein'ın Macron'un birçok konuda kendisinden yardım istediğini iddia ettiği görüldü.
Epstein 17 Eylül 2018 tarihinde Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Borge Brende'ye vereceği bilginin gizli olduğunu belirterek gönderdiği e-postada şu ifadelere yer verdi:
"Macron'dan: 'Bu zorlukların daha iyi üstesinden gelmek için yönetişimin, uluslararası kurumların, taahhütlerin ve kamu ile özel paydaşlar arasındaki ilişkilerin biçimini ve sosyo-ekonomik araçları yeniden düşünmemiz, inşa etmemiz ve icat etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Daha ilerlemeci bir geleceği teşvik için hangi sosyo-ekonomik yenilikleri desteklersiniz?'"
Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri'nden iş adamı Sultan Ahmed bin Sulayem'in 22 Mart 2016'da Epstein'a gönderdiği e-postada Elysee Sarayında öğle yemeği yediğini ve o dönem Maliye Bakanı olan Macron ile "Fransa'daki işleriyle ilgili iyi bir görüşme yaptığını" belirttiği ortaya çıktı.
Epstein'ın 30 Ağustos 2018 tarihindeki e-posta yazışmasında ise Macron'un kendisinden "kurumlar, politikalar, bilim dahil hemen hemen her konuda fikir istediğini" iddia ederek, Macron'dan "Avrupa'ya liderlik etmek istiyor, belki dünyaya." diye bahsediyor.
Prens Andrew'ün şok edici fotoğrafı
Yayınlanan e-postalar, Epstein'ın ev hapsinin sona ermesinin ardından Mountbatten-Windsor'un Epstein'ı Buckingham Sarayı'na davet ettiğini gösteriyor.
Eylül 2010'da, Epstein ile Prens Andrew arasında gönderilen e-postalarda, Epstein'ın Londra'ya planladığı ziyaret sırasında "özel zaman" talep ettiği görülüyor.
Prens Andrew, "Buckingham Sarayı'nda akşam yemeği yiyebilir ve mahremiyetimizden ödün vermeden vakit geçirebiliriz" cevabını veriyor.
Yeni yayınlanan dosyalardaki birkaç fotoğrafta Andrew, yerde yatan kimliği belirsiz bir kadının üzerine eğilmiş görünüyor.
Norveç Prensesi: Beynimi gıdıklıyorsun
Norveç'in veliaht prensesi Mette-Marit, yeni açığa çıkan dosyaların Jeffrey Epstein ile yıllarca süren yoğun temaslarını ortaya koymasıyla bir başka skandala karışmış durumda.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından cuma günü yayınlanan Epstein dosyalarının son bölümünde, veliaht prenses Mette-Marit'in adı yaklaşık 1.000 kez geçiyor.
Dosyalarda ikili arasında 2011'den 2014'e kadar sürdüğü anlaşılan çok sayıda e-posta alışverişi bulunuyor.
Kraliyet sarayı tarafından yayınlanan bir açıklamada, "Kötü bir karar verdim. Epstein ile herhangi bir temas kurduğum için derin pişmanlık duyuyorum. Bu çok utanç verici" dedi.
Dosyada yer alan e-postalar, ikilinin yakın olduğunu gösteriyor. Mette-Marit, bir mesajında Epstein'a "Beynimi gıdıklıyorsun" diyor, diğer mesajlarda ise onu "yufka yürekli" ve "çok tatlı" olarak nitelendiriyor.
2012 yılında Mette-Marit, Epstein'a onun "çok çekici" olduğunu söylüyor.
Mette-Marit, Fransız başkenti Paris'in "zina için iyi bir yer" olduğunu ve "İskandinav kadınlarının daha iyi eş adayları" olduğunu Epstein'e yazıyor.
Başka bir e-postada ise, kendini iyi hissetmediği sırada Epstein'ın gönderdiği çiçekler için teşekkür ediyor ve sevgilerini gönderiyor.
E-postalarda düzenli olarak bir araya gelme planlarından bahsediliyor ancak dosyalara göre Mette-Marit, 2013 yılında Epstein'ın olmadığı bir dönemde dört gün boyunca Epstein'ın Florida, Palm Beach'teki evinde kalmış.
52 yaşındaki Mette-Marit, cumartesi günü yaptığı açıklamada, Epstein'ın kurbanlarına "derin sempati ve dayanışma" duyduğunu ifade etti ve "Epstein'ın geçmişini daha yakından kontrol etmediği ve onun ne tür bir insan olduğunu yeterince hızlı anlamadığı" için sorumlu olduğunu söyledi.
Ancak dosyalarda, Mette-Marit'in Epstein'a onu "Google'da aradığını" ve "pek iyi görünmediğini" ekleyerek gülümseyen bir emoji gönderdiği 2011 tarihli bir yazışma da yer alıyor.
George Bush ve Clinton iddiası
Epstein dosyasındaki EFTA00147661 numaralı belgede, 1988-1992 döneminde ABD Başkanlığı yapab George Bush'la ilgili bir iddia göze çarpıyor.
FBI iç mesajlaşmalarının olduğu belge, FBI ajanlarının Jeffrey Epstein’in iddia edilen bir mağduruyla görüşme gerçekleştirdiklerini konu alıyor. FBI yetkilisinin çalışma arkadaşına ilettiği mesajda, mağdurun 5 ve 8 yaşlarında, akrabalarının üyesi olduğu bir yat kulübünde Epstein ile tanıştığını anlattığını belirtiyor.
Mağdur, 2000 yılında büyük bir yatta Epstein ve eski ABD Başkanı Clinton tarafından tecavüze uğradığını söylüyor.
Yat üzerinde bebeklerin parçalandığını, bağırsaklarının çıkarıldığını ve bazı kişilerin bu bağırsaklardaki dışkıyı yediğini gördüğünü iddia ediyor. Ayrıca George Bush tarafından da tecavüze uğradığını öne sürüyor.
Bu raporun ardından diğer FBI çalışanının cevabı ise, "George Bush 1'in (baba Bush) de tecavüz ettiğini bilmiyordum. Tamam" oluyor.
Mağdurun sorgusunu yapan FBI çalışanı, mağdurun destekleyici veya doğrulayıcı herhangi bir kanıt ya da tanık sunmadığını, mağdurun kendisine duygusal olarak dengesiz göründüğünü ancak sarhoş olmadığını belirtiyor.
Clinton'la ilgili bir belge daha dosyada yer alıyor.
Dosyada Clinton'ın ekibinin, Epstein'in ortağı Maxwell ile yürüttüğü e-posta yazışmalarına yer verildi.
Yer verilen uçuş kayıtlarında, Clinton'ın ekibiyle birlikte Epstein'ın özel jetiyle en az 16 kez uçtuğu, bu seyahatlerde genellikle Epstein ile Maxwell'in onlara eşlik ettiği ve uçuşların bazılarının birden fazla durağı olan kapsamlı uluslararası seyahatler olduğu görülüyor.
E-postalarda Clinton'ın ekibindeki çalışanların isimlerinin karartıldığı, alıcı veya gönderici kısımlarında yalnızca "WJC" ibaresinin görüldüğü belirtiliyor. Bu ifadenin Clinton'ın başkanlık sonrası ofisi "William J. Clinton" olduğu düşünülüyor.
Yazışmaların büyük bölümünün eski başkanın seyahat ve yemek düzenlemeleri ile son dakika davetlerine ilişkin olduğu ve bazı yazışmalarda müstehcen ifadelerin yer aldığı görüldü.
Maxwell, Nisan 2003'teki bir e-postada, Clinton'ın ofisi olduğu düşünülen bir e-posta adresine, "Yemeğe geliyor olmana sevindim. JE, Clinton'ın da gelmek isteyip istemeyeceğini soruyor. Bana haber ver." mesajını gönderiyor.
Aralık 2001'deki başka bir e-postada ise Clinton'ın ekibinin, İskoçya seyahati sırasındaki bir golf organizasyonunu ayarlamak için Maxwell'den Prens Andrew'un telefon numarasını istediği dikkati çekiyor.
Ayrıca, Maxwell'in Clinton'ın bir çalışanına gönderdiği e-postada, kendisini "yakışıklı" bulduğunu belirterek cinsel içerikli ifadeler kullandığı görülüyor.
Öte yandan, belgelerde Maxwell'in doğrudan Clinton'a e-posta gönderdiğine ya da Clinton'ın Maxwell'e yazdığına ilişkin bir kanıta yer verilmedi.
Açıklanan belgeler, tüm belgelerin ne kadarı?
Epstein belgelerinin yayınlanması bu sürecin sona erdiğini göstermiyor.
ABD Adalet Bakanlığı, cuma günkü açıklamasıyla "çok kapsamlı bir belge tanımlama ve inceleme sürecinin sonunu işaret ettiğini" belirterek, ABD Adalet Bakanlığı açısından işin bittiğini ima etti.
Ancak Demokratlar, bakanlığın uygun bir gerekçe olmaksızın çok fazla belgeyi, muhtemelen yaklaşık iki buçuk milyon sayfa, sakladığını iddia etmeye devam ediyor.
Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Thomas Massie ile birlikte Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası'nın öncülüğünü yapan Demokrat Kongre Üyesi Ro Khanna, bu konuda temkinli.
"Adalet Bakanlığı, potansiyel olarak yanıt verebilecek 6 milyondan fazla sayfa belirlediğini, ancak inceleme ve redaksiyonların ardından sadece 3,5 milyonunu yayınladığını söyledi. Bu, geri kalanların neden saklandığına dair sorular doğuruyor."
Adalet Bakanlığı, Kongre'den geçip Kasım ayında yasalaşan Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası'nda öngörülen tüm dosyaları 19 Aralık tarihine kadar yayınlama yükümlülüğünü yerine getirmediği için yoğun bir inceleme ve eleştiri altında tutuluyordu.
Trump'ın destekçileri de dahil olmak üzere birçok kişi, Epstein ile bağlantılı zengin ve güçlü kişileri korumak için bir komplo olduğu inancını uzun süredir taşıyor.