Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya Ortadoğu 300 milyar dolarlık barış: Washington ile Tahran arasında yeni Ortadoğu düzeni mi kuruluyor? | Dış Haberler

        Şubat ayı sonunda başlayan ve İran, İsrail, ABD ile bölgedeki müttefik aktörleri doğrudan karşı karşıya getiren kriz, yüz günü aşkın süre boyunca küresel enerji piyasalarını, uluslararası ticaret rotalarını ve bölgesel güvenlik dengelerini derinden sarstı. Bu süreçte taraflar askeri olarak birbirlerini yıpratırken, diplomatik kanallar hiçbir zaman tamamen kapanmadı. Katar, Pakistan, Umman ve bazı Avrupa ülkelerinin yürüttüğü arka kapı diplomasisi, bugün gelinen noktada tarafları masada buluşturan temel unsur olarak öne çıkıyor.

        Diplomatik kaynaklara göre müzakere süreci son haftalarda olağanüstü bir hız kazandı. Özellikle savaşın ekonomik maliyetinin hem Washington hem de Tahran açısından sürdürülemez seviyelere ulaşması, tarafları siyasi risk almaya zorladı. ABD yönetimi uzun süreli bir bölgesel savaşın küresel ekonomiye vereceği zararları hesap ederken, İran yönetimi de yıllardır devam eden yaptırımların üzerine eklenen savaş maliyetlerinin ülke ekonomisini daha fazla taşıyamayacağını gördü.

        REKLAM

        Hürmüz Boğazı Üzerinden Yazılan Yeni Denklem

        Taslak metnin en dikkat çekici maddelerinden biri, ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukasını otuz gün içerisinde kaldırmasını öngörüyor. Bu madde ilk bakışta teknik bir düzenleme gibi görünse de aslında anlaşmanın merkezindeki jeostratejik unsurlardan birini oluşturuyor.

        Çünkü Hürmüz Boğazı yalnızca İran’ın değil, küresel enerji sisteminin de kalbi konumunda bulunuyor. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte biri ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatının önemli bölümü bu dar su yolundan geçiyor. Savaş boyunca bölgede oluşan güvenlik riski nedeniyle sigorta maliyetleri yükselirken, enerji fiyatlarında da ciddi dalgalanmalar yaşandı.

        Fransız enerji kuruluşlarının son raporlarında Hürmüz üzerindeki risklerin azalmasının yalnızca petrol fiyatlarını değil, küresel enflasyon baskısını da hafifletebileceği belirtiliyor. Avrupa Birliği açısından bu gelişme, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası oluşan enerji kırılganlığının azaltılması anlamına geliyor.

        REKLAM

        Yaptırımların Kaldırılması Neden Bu Kadar Kritik?

        Taslak anlaşma kapsamında İran’ın petrol ve petrokimya ihracatına yönelik Amerikan yaptırımlarının askıya alınması planlanıyor. Bu madde, İran açısından askeri ateşkesten bile daha önemli görülüyor.

        İran ekonomisi son on yılın büyük bölümünü yaptırımlar altında geçirdi. Petrol gelirlerindeki düşüş, yabancı yatırım eksikliği, bankacılık sistemine getirilen kısıtlamalar ve kronik yüksek enflasyon ülke ekonomisini ciddi şekilde zayıflattı.

        Diplomatik çevrelerde yapılan değerlendirmelere göre Tahran yönetimi için anlaşmanın başarısı, askeri sonuçlarından çok ekonomik sonuçlarıyla ölçülecek. Bu nedenle yaptırımların kaldırılması sürecinin anlaşmanın en hassas başlığı olduğu belirtiliyor.

        24 Milyar Doların Siyasi Anlamı

        Taslak metinde yer alan 24 milyar dolarlık dondurulmuş İran fonunun serbest bırakılması maddesi, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda siyasi bir anlam taşıyor.

        REKLAM

        İranlı müzakereciler, Washington’un samimiyetinin ancak somut ekonomik adımlarla test edilebileceğini savunuyor. Bu nedenle fonların yarısının nihai görüşmeler başlamadan önce serbest bırakılması şartı, Tahran’ın temel taleplerinden biri olarak öne çıkıyor.

        Uzmanlara göre bu para İran ekonomisini kurtarmaya yetmeyecek olsa da piyasalar üzerinde psikolojik etki yaratabilir ve hükümete kısa vadede hareket alanı sağlayabilir.

        Nükleer Dosyada Yeni Bir Formül

        Washington ile Tahran arasındaki temel anlaşmazlık başlığı olan nükleer program da taslağın merkezinde yer alıyor. Anlaşma, altmış günlük yoğun bir müzakere süreci öngörüyor.

        ABD tarafı İran’ın nükleer silah geliştirmeyeceğine dair bağlayıcı ve denetlenebilir güvenceler talep ediyor. İran ise nükleer faaliyetlerinin tamamen barışçıl amaçlarla yürütüldüğünü savunurken ekonomik yaptırımların kalıcı biçimde kaldırılmasını istiyor.

        Dikkat çekici nokta ise İran’ın füze programının ve bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin görüşmelerin dışında tutulması. Bu durum, Tahran’ın müzakerelerde önemli bir diplomatik kazanım elde ettiği şeklinde yorumlanıyor.

        REKLAM

        Trump’ın Hesabı

        ABD Başkanı Donald Trump’ın son açıklamaları, Washington’un anlaşmayı nasıl pazarlayacağını da ortaya koyuyor.

        Trump, İran’da rejim değişikliği hedeflemediğini açıkça ifade ederek önceki dönemlerden farklı bir yaklaşım sergiledi. Beyaz Saray çevrelerinde anlaşmanın “savaşmadan sonuç alma” modeli olarak sunulacağı değerlendiriliyor.

        Washington açısından hedef, İran’ın nükleer kapasitesini sınırlarken yeni bir büyük kara savaşına girmemek ve Amerikan kamuoyuna diplomatik başarı hikâyesi sunmak.

        İran’da Asıl Savaş Şimdi Başlıyor

        Ancak müzakere masasındaki ilerleme, İran iç siyasetindeki tartışmaları sona erdirmiş değil. Tam tersine anlaşma ihtimali güçlendikçe iç siyasi mücadele daha görünür hale geliyor.

        Tahran, Kum ve Meşhed başta olmak üzere birçok kentte muhafazakâr çevreler anlaşmaya karşı gösteriler düzenledi. Devrim Muhafızları’na yakın medya kuruluşları, savaş sırasında elde edilen kazanımların masada kaybedildiğini savunuyor.

        REKLAM

        Bazı muhafazakâr siyasetçiler, ABD ile yapılacak kapsamlı uzlaşmanın İran’ın ideolojik kimliğine zarar vereceğini ileri sürerken, daha pragmatik çevreler ülkenin ekonomik gerçeklerinin artık farklı bir yaklaşımı zorunlu kıldığını düşünüyor.

        Hamaney Sonrası Dönemin İlk Büyük Sınavı

        Anlaşmaya yönelik tartışmalar aynı zamanda İran’daki güç yapısına ilişkin yeni bir gerçeği de ortaya çıkardı. Nihai kararın yalnızca hükümet tarafından değil, ülkenin üst düzey güvenlik ve siyasi kurumları tarafından verileceği görülüyor.

        Diplomatik kaynaklar, ortaya çıkan tablonun İran’ın yeni dönemde nasıl yönetileceğine ilişkin önemli ipuçları verdiğini değerlendiriyor. Bu nedenle anlaşma yalnızca dış politika değil, İran’ın iç siyasi dengeleri açısından da tarihi önem taşıyor.

        İsrail Faktörü ve Sabotaj Endişesi

        Müzakerelerin son aşamasında İsrail faktörü yeniden ön plana çıkmış durumda. Son günlerde Beyrut’un güneyinde yaşanan gelişmeler ve Lübnan sahasındaki askeri hareketlilik, diplomatik çevrelerde dikkatle takip ediliyor.

        REKLAM

        Birçok bölgesel gözlemci, İsrail’in İran ile ABD arasında oluşabilecek kapsamlı bir uzlaşıya stratejik kuşkuyla baktığını düşünüyor. Çünkü böyle bir anlaşma, son yıllarda bölgesel güvenlik denkleminde oluşan birçok parametreyi değiştirebilir.

        Bu nedenle müzakere sürecinin en kırılgan noktalarından biri, sahada yaşanabilecek yeni askeri gelişmeler olarak görülüyor.

        300 Milyar Dolarlık Barışın Gerçek Anlamı

        Taslakta yer alan 300 milyar dolarlık yeniden yapılanma planı, aslında savaş sonrası dönemin siyasi felsefesini ortaya koyuyor.

        Bu madde yalnızca ekonomik yardım anlamına gelmiyor. Aynı zamanda İran’ın küresel ekonomik sisteme yeniden entegrasyonunu ve uzun yıllar süren izolasyon döneminin sona ermesini hedefliyor.

        Avrupalı diplomatik kaynaklar, bu yaklaşımın bazı yönleriyle İkinci Dünya Savaşı sonrasında uygulanan Marshall Planı’nı hatırlattığını belirtiyor.

        Yeni Ortadoğu’nun Eşiğinde

        Bugün gelinen noktada Washington ile Tahran arasındaki görüşmeler, iki ülke arasındaki klasik bir diplomatik pazarlığın çok ötesine geçmiş durumda. Masada yalnızca nükleer program veya yaptırımlar değil; enerji güvenliği, bölgesel savaşların geleceği, İran’ın ekonomik dönüşümü ve Ortadoğu’nun yeni güç dengeleri bulunuyor.

        Bu nedenle imzalanması beklenen mutabakat, yalnızca bir anlaşma olarak değil, savaş sonrası dönemin ilk büyük jeopolitik yeniden yapılanma projesi olarak değerlendiriliyor. Ancak tarih, Ortadoğu’da hiçbir anlaşmanın imzalanana kadar kesinleşmediğini; imzalandıktan sonra da kalıcılığının garanti olmadığını defalarca gösterdi. Bu nedenle Washington ile Tahran arasındaki barışın gerçek sınavı, mürekkep kuruduktan sonra başlayacak.

        ÖNERİLEN VİDEO

        Yüksekova semalarında nadir görülen doğa olayı

        Yüksekova semalarında nadir görülen doğa olayı

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ