EN yüksek sıcaklıklara tanıklık edilen bu günlerde, çılgın baş ağrısı, yüksek ateş ve öksürük eşliğinde tüm eklem, kaslarınızın sızladığı oldu mu?
Üstelik herhangi bir şekilde klima ile muhatap olmamış ve sürekli güneşin altında, temiz havada kalmışken…
Böyle bir durumda bilin ki sizi yüksek olasılık duş çarpmış…
Aslında çok bilinen ve kullanılan klima çarpması gibi, duş çarpması da aynı nedene dayanıyor…
Lejyonella bakterisi…
Son günlerde birkaç arkadaşım klima ile muhatap dahi olmamışken, yüksek ateş ve öksürük eşliğinde ardı sıra hastalanınca Covid-19 günleri aklıma geldi.
COVİD-19 RUTİN HALE GELDİ
Hemen belirteyim ki Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, batı pasifik bölgesi bir yana bırakıldığında, Covid-19 salgını görülmüyor; Omicron alt varyantlarına geçtiğinden bu yana önemini kaybetmiş bulunuyor.
Çin, Avusturalya, Yeni Zelanda, Kamboçya’yı kapsayan batı pasifik bölgesindeki yükselmeyi de kapsayan son veriler ise kaygı verici değil.
DSÖ’nün iki gün önceki 27 Temmuz verilerine göre, küresel düzeyde 868 bin Covid-19 vakasına rastlanılmış ve 3 bin 700 ölüm gerçekleşmiş…
Bunun ötesinde grip mevsimi de yok…
Klima da söz konusu olmadığına göre, özellikle deniz kenarı ve yaz tatil bölgelerinde rastlanan grip benzeri rahatsızlığın nedeni ne?
Yakın çevremde sık rastlayınca uzmanlarına sordum…
Görüşlerini aktarmadan önce bir tespitte bulunmalıyım ki, Türkiye tıp biliminde çok ileri düzeyde olduğunu, beyin göçü de dahil her yönüyle kanıtladı.
Pandemi dönemi de gösterdi ki, halk sağlığı, mikrobiyoloji ve enfeksiyon hastalıkları ile yoğun bakım bölümlerinde de dünyanın birçok gelişmiş ülkesinin önünde…
TEMMUZ’DA GRİP GÖRÜLÜYOR…
Halk Sağlığı bilim dalında hocaların hocası Prof. Dr. Levent Akın’a dün soruyu yönelttiğimde, bir süredir verileri yakından takip etmediğini, ancak geçmiş yıllarda Haziran içinde tükenen gribin, Temmuz’da da görüldüğünden söz etti.
Bunun etkisinin çok yüksek olmadığını da bu aşamada kayda geçirdi.
Yine de hastalananları görmeden ve verilerini incelemeden bir görüş beyan etmesinin doğru almayacağını kayda geçirerek, olası durumlara vurgu yaptı.
İlk sıraya da halk arasında “klima çarpması” diye de isimlendirilen bakterinin yarattığı hastalığı koydu…
LEJYONELLA BAKTERİSİ
Toplumda klima hastalığına ilişkin oluşan bir yanlış kanaati düzeltti.
Buna göre eğer ki sanayi tipi, yani çatılarda veya binaların yanlarında büyük dev vantilatörlerin olduğu suya dayalı soğutma yapan bir klima değilse klima çarpması diye bilinen bakterinin yol açtığı hastalığın olması olası değil.
Sözünü ettiği, Lejyoner hastalığı diye de bilinen Lejyonella bakterisinin yarattığı, tıbbi müdahale yapılmaması halinde zayıf bedenlerde zatürreye kadar giden, ağır sonuç doğuran hastalık…
Nedenini de “Lejyonella bakterisi, suyun bulunduğu ortamda gelişir” diye açıkladı.
Dolayısıyla evlerde kullanılan, gaz soğutma sisteme dayalı klimalarda böyle bir tehlike oluşturması pek olası görülmüyor; eğer ki içinde su birikintisi oluşmamış ise…
Ancak çoğu kişinin aklına gelmesi olası olmayan bir başka bulaş yeri daha var…
Duş başlıkları…
Özellikle plastik yapılı, kireçlenmeye olanak tanıyan duş başlıkları…
Prof. Dr. Akın’ın aktardığına göre, bu ortamda Lejyonella bakterisi gelişiyor; duş başlıklarından akarken küçük mikro damlacıklar oluştuğundan üst solunum yolu aracılığıyla ciğerlere yerleşiyor.
O nedenle duş başlıklarının çok iyi temizlenmesi ve kireçten arındırılmış ve bakteriye karşı korunmuş olması gerekiyor.
Yoksa aynı duş başlığı, altında duş alan birçok kişi için hastalık dağıtım merkezi haline dönüşüyor.
Bunun dışında jakuzi, kaplıcalar ve sıcak suyun bulunduğu alanlar da bakterinin en çok barındığı yerler arasında…
NEMLİ SICAK ORTAMDA ÜRÜYOR
Hacettepe Halk Sağlığı Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Cavit Işık Yavuz da aynı noktaya işaret etti.
Üç farklı enfeksiyon nedeni olduğunu belirtip, bunları Lejyoner hastalığı, bu hastalığın yol açtığı Pontiac Ateşi ve tüberkülozun bir çeşidi Ekstrapulmoner Sendrom olarak sıraladı…
Her hastalık tedavi edilmezse özellikle zayıf bedenlerde ciddi soruna yol açabildiğine vurgu yaptı.
Bu konuda en çok endişe duyulan yerlerin hastaneler olduğunu belirterek, Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda sürekli denetimi zorunlu kıldığını belirtti.
22 OTELİN 20’SİNDE RASTLANDI
Bu aşamada Lejyonella hastalığı üzerine araştırmaları ve çalışmaları bulunan Prof. Dr. Haluk Erdoğan’ın Türkiye’de yaptığı araştırmaları içeren bazı dokümanlar yolladı…
Prof. Dr. Erdoğan’ın kaplıcalar ve turistik otellerde yaptığı araştırmalar göstermiş ki Lejyoner hastalığı özellikle derecenin yüksek olduğu kentlerde çok daha fazla görülüyor.
Örneğin güneydeki bir büyük ildeki 22 otelden aldıkları numunelerin ikisi dışında hepsinde Lejyonella bakterisine rastlanılmış…
Yine tatil merkezi olan bir büyük turistik ilçede Türk hamamı bulunan 52 otelden 135 örnek alınmış; 11 otelde Lejyonella bakterisi bulunmuş.
EN ÇOK 32-42 DERECEYİ SEVİYOR
Prof. Dr. Yavuz, Lejyonella bakterisi ile baş edebilmenin zorluğuna değinirken şu noktaya vurgu yaptı:
“Su sıcaklığı 20 derecenin üzerine çıktığında çoğalmaya başlar; en çok sevdiği sıcaklıklar 32-42 arasıdır…”
Sıcak su sistemlerinin bu nedenle çok iyi izlenmesi ve sürekli olarak bakteriden arındıran tedbirlerin alınması gerektiğini de anımsatan Prof. Dr. Yavuz, su sıcaklığı 50 derecinin üzerine çıktığı andan itibaren bakterinin ölmeye başladığını ve 60 derecenin üzerinde de ölümünün çok daha hızlandığını bildirdi.
En yüksek sıcaklıkların yaşandığı bu günlerde özellikle sahip kenarlarında kendimizi akan serin suyun altına atarken kafamızı kaldırıp duş başlığına da dikkatlice bakmamız gerekiyor.
Eğer bir kireçlenme varsa bilin ki tehlikenin başınızdan aşağı inme olasılığı çok yüksek durumda…