Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Efes Pilsen takımı için ''Efes'' ve ''Anadolu Efes'' olmak üzere iki isimle müracaatları bulunduğunu ifade ederek, ''O olursa olur, olmazsa olmaz, yani kapanır'' dedi.
Faber-Castell'in 250. yılı kutlamaları Türkiye'den başladı. Etkinlikte gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özilhan, bu yıl için 800 milyon dolarlık yatırım planladıklarını belirterek, başlattıkları ve başlayacakları yatırımlar bulunduğunu, bu yatırımların yurtiçi ve dışında olacağını söyledi.
Özilhan, ''Yurtdışındaki operasyonlarda önemli yatırımlarımız var. Onlarda kapasite artışlarımız var. Büyütüyoruz. Oralar gayet iyi gidiyor. İçecek ağırlıklı, bira ve Coca Cola'da... Ayrıca başladığımız enerji yatırımları var. 2'sine başladık. Biri Gürcistan'da, diğeri de Karadeniz'de... İki projeye başladık, yatırım devam ediyor. Sinop'ta termik santral için ÇED çalışmaları devam ediyor. Tahmin ediyorum bu yılın ortalarına doğru ÇED raporunu alacağız, ondan sonra yatırım aşamasına geçeceğiz'' şeklinde konuştu.
Enerjinin Anadolu Grubu için önemli olduğunu vurgulayan Özilhan, ''3 projemiz var. Dönem dönem de yeni projeler geliyor. Onlara da çalışıyoruz. Enerji, Anadolu Grubu'nun 2. ana işi olacak şekilde gelişiyor, önümüzdeki 5 yıl içinde... 800 milyon dolarlık yatırımın 200 milyon doları enerjide olacak'' dedi.
Anadolu Grubu'nun 25 bin civarında çalışanı bulunduğunu ifade eden Özilhan, yani yatırımların istihdama katkısı olacağını söyledi.
''Halka açmayı düşündüğünüz şirket var mı?'' sorusuna Özilhan, ''Şu anda yok. Ama sürpriz de olabilir. Çalıştıklarımız var ama paylaşacak noktada değil daha...'' şeklinde yanıt verdi.
''(TAPDK'IN YENİ YÖNETMELİĞİ) SEKTÖR ETKİLENİYOR''
TÜSİAD'ın logosunu beğendiğini dile getiren Özilhan, TAPDK'ın yen yönetmeliğine ilişkin bir soru üzerine, uygulamanın başladığını hatırlatarak, şunları kaydetti:
''Bir kısmı başladı, bir kısmı 6 ay sonra başlayacak. Dolayısıyla orada Danıştay'a giden konular var. Birçok madde Danıştay'a gitti. Danıştay'dan gelecek neticeyi bekliyoruz. Etkilenir mi? Tabi sektör etkileniyor. Çünkü büyüme trendi yavaşlıyor ve kontrol altında oluyor ama onun dışında da yaşam devam ediyor. Neticede bunlar tüketilen ürünler ve insanlar da tüketmeye devam ediyor. Satışlarımızda bir düşüş gözlemlemedik. Belki büyüme bir miktar yavaşlayabilir ama genelde baktığınız zaman şirket lider olduğu için cirosuyla, karlılığıyla aynı şekilde devam ediyor.''
Mey İçki'yi satın alan Diageo'nun çok büyük bir oyuncu olduğunu belirten Özilhan, Türkiye'nin önemli bir pazar olduğunu, yaklaşık 30 milyon turistin Türkiye'ye geldiğini vurgulayarak, ''Tüketimi olan bir mamul. Mey lider bir kuruluş, güçlü bir pazar payı var. Güçlü bir dağıtım Network'ü var. Diageo'nun da çeşitli ürünleri var. Böylelikle büyük bir dağıtım kanalının da sahibi oluyor. Bana göre Diageo önemli bir iş yaptı'' dedi.
Efes Pilsen takımı konusunda bir gelişme olmadığını dile getiren Özilhan, ''B planı var mı, düşündüğümüz başka isimler bulunuyor mu?'' sorusuna, ''Yok desem daha doğru olur. İki isimle müracaatımız var; Efes, Anadolu Efes... O olursa olur, olmazsa olmaz, yani kapanır demek. Yani üçüncü bir alternatifimiz yok'' şeklinde yanıt verdi.
"FABER-CASTELL: YAPILAN İŞTEN ÇOK MEMNUNUM"
Faber-Castell'in 8. kuşak temsilcisi Kont Anton Wolfgang von Faber-Castell, Türkiye'deki işlerinden çok memnun olduklarını ifade ederek, Türkiye'nin en güçlü pazarlarından birini oluşturduğunu bildirdi.
Temelleri 1761 yılında Almanya'nın Nürnberg kentinde küçük bir atölyede atılan, dünyanın ''en ünlü'' yazım-çizim gereçleri markası Faber-Castell, 250. kuruluş yıldönümünü dünya çapında düzenlenecek bir dizi etkinlikle kutlayacak. Faber-Castell'in 250. yıl kutlamaları Türkiye'den başladı.
Etkinliklerin dünya tanıtımı için Türkiye'ye gelen Faber-Castell, tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, Faber-Castell Grubu'nun 14 üretim merkezi, dünyanın çeşitli yerlerinde 23 satış firması ve distribütörü, 7 bin çalışanıyla 120 ülkede faaliyet gösterdiğini belirterek, 2010-2011 mali yılında 520 milyon avro civarında konsolide ciroya ulaşmaya hedeflediklerini bildirdi.
Türkiye'nin, Faber-Castell ürünlerinin üretiminin yapıldığı bir ülke olduğunu ve potansiyeliyle en gözde pazarlar arasında yer aldığını vurgulayan Faber-Castell, Türkiye'ye verdikleri büyük önemin bir göstergesi olarak 250. yıl etkinliklerinin tanıtımını Türkiye'de yapmaya karar verdiklerini söyledi. Faber-Castell, daha önce buradaki fabrikanın açılışı için İstanbul'a geldiğini hatırlatırken, şunları kaydetti:
''Dün eski fabrikamızı ziyaret ettim. İstanbul'un nasıl büyümüş ve değişmiş olduğunu görmek çok şaşırtıcı... Türkiye'de yapılan işten çok memnunum. Türkiye, bizim en güçlü pazarlarımızdan birini oluşturuyor. Özellikle son 15 yıl içerisinde büyük gelişmeler kaydetti. Hala kullanılmamış bir potansiyelimiz mevcut. Bu potansiyeli de kullanmak için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz. Sadece Türkiye'de fırsatlar görmekle kalmıyorum, aynı zamanda komşu pazarlarda da fırsatlar söz konusu. Onları da ADEL Kalemcilik'in ve Türk ortaklarımızın yardımıyla kullanmamız mümkün olacaktır. Gelecek hepimiz için parlak. Karşımızdaki tüm fırsatları kullanabileceğimiz konusunda hiç şüphem yok.''
Faber-Castell'in ''yaşam, hayat arkadaşı'' ve ''birinci sınıf marka'' olmak istediğini ifade eden kont Faber-Castell, 9. kuşakta da başarıyı devam ettireceklerine şüphesi olmadığını söyledi.
''KURŞUN KALEM KESİNLİKLE ORTADAN KALKMAYACAK''
Kont Anton Wolfgang von Faber-Castell, ''Elle kullanılan ürünlerde gelecekte ne olacak? Hep bu soruyla karşılaşıyorum. 30 yıl önce çok daha fazla korkuyordum, kurşun kalemin ortadan kalkacağından korkuyordum. Kurşun kalem kesinlikle kalkmayacak. Kibritler de ortadan kalkmadı. Kurşun kalemler önem açısından biraz azalmış olabilirler, ancak kurşun kalemleri özellikle eğitim amacıyla kullanmaya devam edeceğiz. Kurşun kalemlere okullarda kesinlikle ihtiyacımız var'' şeklinde konuştu.
Markaya olan güveni için Türk ortağına teşekkür etmek istediğini ifade eden Faber-Castell, ''Önümüzde parlak bir gelecek olduğu konusunda en ufak bir şüphem yok'' dedi.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Faber-Castell, bireysel pazarları analiz edeceklerini belirterek, ''Türkiye'de çok karmaşık bir pazar var. Burada farklı perakende yaklaşımları benimsemeliyiz. Son tüketiciye daha yakın durmalıyız. Belki bir amiral mağazası açabiliriz'' dedi.