Elektrikli araçlarda görünmeyen risk
Yollardaki elektrikli araç sayısının her geçen gün artması, bu otomobiller hakkında birçok konunun da merak edilmesine yol açıyor. Bu konuların başında ise, şarj süresi, şarj istasyonlarının konumları, menzil değerleri, batarya ömrü ve servis/bakım giderleri geliyor. Fakat, işin bir de unutulan sürüş güvenliği boyutu bulunuyor. Öyle ki, hızlanma değerleri toplumun alışık olduğu içten yanmalı motora sahip araçlara göre daha yüksek olan elektrikli otomobiller, trafikte de bir takım riskler yaratma potansiyeli barındırıyor. Bu riskleri Habertürk'e değerlendiren uzmanlar, markaların elektrikli araçlara özel eğitimler vermesi ve sürücülerin otomobillerini iyi tanıması gerektiğine dikkat çekiyor. Yiğitcan Yıldız yazdı...
ABONE OLOtomotiv endüstrisinin 1800'lü yıllardaki başlangıcından bu yana pazarı etkisi altına alan içten yanmalı motorlar, tüketicilerde de bu yönde alışkanlık yarattı. Dolayısı ile, otomobil sahipliği, içten yanmalı motorlar üzerinden değerlendirilir oldu.
Öyle ki, dizel ya da benzinli olması fark etmeksizin, herhangi bir içten yanmalı motora sahip bir otomobil kullanıcısı, bu araç hakkında yakıt tüketimi ve periyodik servis bakımları dışında başka bir bilgiye sahip olmadan aracını uzun yıllar sorunsuz kullanabiliyor.
Fakat, günümüzde giderek sayıları artan elektrikli otomobiller işler değişiyor.
Örneğin şarj sürelerinin uzun, menzil değerlerinin kısa olması, sadece batarya yardımı ile yol alan bu otomobiller ile yapılacak yolculuklarda bir 'şarj' planı yapmayı zorunlu kılıyor. Aksi halde yolda kalma gibi olumsuz durumlar yaşanabilir.
Öte yandan, akaryakıt tek bir fiyattan fakat farklı dağıtıcılardan temin edilebilirken, elektrikli araçların şarjında ise çok değişken seçenekler kullanıcıların karşısına çıkıyor.
Elektrikli araç sahiplerini ilgilendiren tüm bu kavramlar ayrı birer yazı konusu olabilir. Bu yazımızda ise, elektrikli araçların göz ardı edilen başka bir özelliğine dikkat çekeceğiz.
Elektrikli otomobiller, içten yanmalı motorlar ile kıyaslandığında yüzde 90 daha az hareketli parçayı bünyesinde barındırıyor.
Bilindiği üzere, elektrikli araçlarda bataryadan alınan elektrik enerjisi, elektrikli motora iletiliyor. Elektrikli araç motorları, iletilen elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviriyor ve tekerleklere iletiyor. Böylece araç hareket ediyor.
Bu durum, performans açısından da en önemli farklılığı yaratıyor. Bu sayede tekerleklere giden güç, içten yanmalı motorlara göre daha az kayıp ile çok daha verimli bir şekilde iletiliyor.
Özellikle benzinli ve dizel modellerle kıyaslandığında gücünü yalnızca elektrik enerjisinden alan otomobiller çok daha kısa sürede yüksek devirlere çıkabiliyor. İşte bu durum, işin sürüş güvenliği boyutunu gündeme getiriyor.
Otomotiv sektöründe, yüksek hacimli ve performanslı otomobiller haricinde, diğer içten yanmalı motora sahip otomobillerde 0'dan 100 km/s hıza çıkmak için gereken süre 7-10 saniye arasında değişiyor. Ortalama bir değer olarak kabul edilen bu aralığın üstünde kalan araçlar düşük performanslı, altında kalan araçlar ise yüksek performanslı olarak kabul edilebilir.
Elektrikli otomobillerin çoğunda da benzer değerler karşımıza çıkarken, bazı modeller ise 4 saniyenin altında 0'dan 100 km/s hıza erişebiliyor. Dolayısıyla, bu değerlere alışkın olmayan sürücüler için trafikte risk oluşma ihtimali bulunuyor.
Konunun uzmanları söz konusu riskleri Habertürk'e aktarırken, çözüm önerilerini de sıraladılar.
Uzmanların görüşlerine geçmeden önce, tabloda Türkiye'deki tüm elektrikli otomobillerin hızlanma değerlerini görmek mümkün.
Yol ve Sürüş Güvenliği Uzmanı Mert İntepe, günümüzde sürücülerin içten yanmalı motora sahip otomobillere alışık olduğunu vurgulayarak, elektrikli araçların sessiz olmasının da sürüş güvenliği riski yaratabileceğine dikkat çekti.
İntepe, "Hepimiz araç kullanmayı birilerinden öğrendik ve araç kullanmayı öğrendiğimiz yıllarda o günün teknolojisindeki otomobillere göre motor sesi, vitesten gelen ses gibi bazı duyusal alışkanlıklarımız var. Fakat elektrikli araçlar ile alışık olduğumuz arabalardan çok daha hızlı ve çok daha sessiz bir şekilde hareket ediyoruz. Bu durum yaya, bisikletli, motosikletli veya scooter kullananlar için şu anda öngörülemeyen bir risk yaratmakta" dedi.