Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
'Benden çok beklenti yoktu'
0:00 / 0:00
HABERTURK.COM

'Senden bir şey olmaz' cümlesinin çaktığı kıvılcımla başlayan, kapasitesinin ne ölçüde olduğunu gösterme çabasındaki 'Sertab Bal'ın maceralarını konu edinen 'Benden Ne Olur' adlı sinema filmi Aslı Kızmaz'ın aynı adlı romanından uyarlandı.

Senaryosunu Aslı Kızmaz ile Müge Öztürk'ün yazdığı 'Benden Ne Olur'u Murat Şenöy yönetirken başrolleri Hazal Kaya, Onur Tuna ve Enis Arıkan paylaştı.
Filmin oyuncu kadrosunda Elçin Afacan, Cem Belevi ve Tarık Papuçcuoğlu da yer alırken Nur Fettahoğlu, Selin Şekerci ile İlker Kızmaz  konuk oyuncu olarak kamera karşısına geçti. Romantik - komedi türündeki 'Benden Ne Olur', istekleri hakkında sürekli fikir değiştiren, çevresinin kendisinden beklediği düzenli hayatı bir türlü kuramayan kimlik arayışında olan 'Sertab Bal'ın kendini kanıtlama çabasını hikâye edindi.

Aslı Kızmaz ile 'Benden Ne Olur'da 'Sertab Bal'ın iç sesini canlandıran Enis Arıkan, Habertürk'ten Mehmet Çalışkan'a verdikleri röportajda filmle ilgili duygularını ve görüşlerini dile getirirken kendileriyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Kitabı yazmadan önce 'benden ne olur?' şeklinde ruh haline büründünüz mü yoksa söz konusu lansmandan sonra mı bir ışık yandı ve kitabı yazmaya karar verdiniz?
Aslı Kızmaz: Hayat boyunca, muhtemelen hâlâ da 'ne olur?' diye arıyorsun. Dünyanın neresinde doğmuş olursan ol sistem sana 'büyüyünce ne olacaksın?' gibi hep bir 'ne olmayı' sorgulatıyor ve sen de bütün hayatını 'ne olmak' üzerine kuruyorsun. Günün sonunda kendini ve kendi öz mutluluğunu unutuyorsun. Bu hikâyeyi, biraz aydınlandığım bir akşam, bir anda 11 sayfa yazıp Enis'e göndermiştim, ben böyle bir şey yazdım diye... Enis de "Aslı bunu hemen kitap olarak yazmalısın" demişti ve sonra kitaba dönüştü.

Aslı Kızmaz
Aslı Kızmaz

Sizden ne olması bekleniyordu? Beklenen mesleği mi seçtiniz yoksa arzulananın dışına mı çıktınız?
Aslı Kızmaz: Ben çok şanslı bir çocuktum. Ailem, "sen ne olmak istersen onu ol, biz hayatımızın sonuna kadar senin arkandayız" dedi ama okula gittiğinizde bile "ben doktor olacağım" diye söyleyen insanlar karşınıza çıkıyor. Ablam çok idealist bir kadındı hâlâ da öyle... İlkokul 3'üncü sınıfta, "ben yönetmen olacağım ve Oscar alacağım" diyerek geziyordu ve şu an yönetmen oldu. Benim hiç öyle bir şeyim yoktu, ben dansöz olmak istedim. Sonra "ben bir şey olmayacağım" dedim. Hayatta hiçbir zaman hiçbir hedefim olmadı ama hep bunun stresini yaşadım. Ailem, "sen yolunu bulacaksın" diyordu ve yolumu gerçekten 30 yaşından sonra buldum.

Enis Bey sizden beklenenler nelerdi?
Enis Arıkan: Benden pek bir şey olacağı düşünülmüyordu, hiçbir şey beceremiyordum, derslerim çok kötüydü, çok zor bir öğrenciydim, çok naif, çok tatlıydım ama gerçekten başarısız bir öğrenciydim. Artık annemin yıldığı bir dönemde, "ben oyunculuk okuyacağım" dedim ve orada başarı sağlayabildim. İlk defa ders notlarım yükseldi. İnsan gerçekten istediğine ulaşınca bence her şeyi başarıyor. Benim de konservatuvar hayatımdan sonra hayat tarzım değişti. Daha çalışkan, daha emek veren, o tembelliği bırakan bir tip oldum. Aslında benden çok beklenti yoktu ama bence mutlu sonla bitti.

Enis Arıkan
Enis Arıkan

İdeal olan meslek bekleniyormuş demek ki...
Enis Arıkan: Herkes gibi, evet. Bir ailenin çocuğunu sıkıştırmaması çok önemli, o baskıyı hissetmemek, çocuğun istediği hedefe doğru yürümesi çok önemli.

'Benden Ne Olur'da 'Sertab Bal'ı Hazal Kaya canlandırdı.
'Benden Ne Olur'da 'Sertab Bal'ı Hazal Kaya canlandırdı.

Aslı Hanım, size hikâyeyi sunduğunda ilk tepkinizin ne olduğunu söyledi. Neleri sizi cezbettiği için 'bunu kitap haline dönüştürmelisin" dediniz?
Enis Arıkan: Aslı'nın dili gerçekten çok güzeldi. Aslı'yı çok yakından tanıdığım için yazdığı her cümleye çok güldüm, çok etkilendim. Tam bir Aslı Kızmaz hikâyesiydi. O yüzden bunu yapması gerekiyordu, bu onun göreviydi ve o yüzden de kitabın ikincisi de oldu. Şimdi inşallah ikinci filmi de olur, üçüncüleri de olur. Kitaplar, filmler, böyle büyüyecek inşallah.
Aslı Kızmaz: Enis benim ailem.
Enis Arıkan: Ben bazı karakterlerin adını bile verdim, kitapta böyle küçük katkılarım bile oldu.

'Sertab Bal' rastgele bir isim mi? Yoksa özel bir durumdan dolayı mı karaktere bu ismi uygun gördünüz?
Aslı Kızmaz: Karakteri oluştururken isminin anlamının kişiliğine çok uygun olması gerektiğinden emindim. İnatçı anlamına gelen bir isme sahip olması gerekiyordu. Google'da, inatçı anlamına gelen kadın isimleri diye arama yaptım ve ilk sırada 'Sertab' çıktı. Sonra "inatçının karşılığı ne olur, onu ne yumuşatır?" diye düşündüm. Soyadının 'Bal' olmasının nedeni bu... 'Sertab Bal' böyle çıktı, aslında tamamen matematik hesabı.

'Sertab Bal' aslında sizsiniz değil mi?
Aslı Kızmaz: Değilim, öyle demeyelim. Aslında hepimiziz. Tabii ki de benim duygularım, hislerim de var. Karakteri ben yarattım, bana çok zıt bir karakter yaratmam zaten mümkün değildi. Kendi yaşadığım zorluklarda, kendi çıkmazlarımdan yola çıkarak bir karakter yarattım evet ama 'Sertab Bal'ın başına gelen şeyler kadar benim başıma bir şey gelmedi. Zaten bu kadarı da çok az insanın başına gelir.

Siz, Hazal Kaya'nın canlandırdığı 'Sertab Bal'ın iç sesi oldunuz. Bir iç sesi canlandırmanın nasıl olduğunu anlatabilir misiniz?
Enis Arıkan: Çok eğlendik, çok etkileyici sahnelerimiz vardı. 'Sertab', iç sesini çok seviyor ve onunla hep bağ kurmak, ona sarılmak istiyor ama ne olursa olsun o görünmeyen bir şey olduğu için ona dokunamaması bir zaman sonra filmi çok dramatik bir yere götürüyor. Çok etkilendim, çok eğlendim, Hazal ile birlikte olmanın keyfi vardı. 14 yıl sonra tekrar bir yapımda birlikte oynadık. O yüzden çok eğlenceli ve çok tatlı bir karakter oldu.

Karakter için "Benim karikatürize edilmiş halim" dediniz... Bu söyleminizi biraz açabilir misiniz?
Enis Arıkan: Evet, öyle söyledim. Benim daha yükseğim. Aslında ben de yüksek bir tipim ama canlandırdığım karakter çok mutlu halim, çok yüksek halim. Aslında bayağı ben...

'Sertab Bal' karakterine birçok kez iç ses oldunuz, onu yönlendirdiniz. Gerçek hayatta o karakteri canlandıran Hazal Kaya'nın iç sesi olsaydınız ona en başta neler söylemek isterdiniz?
Enis Arıkan: "Yeme beni, ömrümü yeme" derdim. Hazal'ı doğru kelimelerle anlatmam lazım.
Aslı Kızmaz: "Yeme beni"den daha doğru bir anlatım olamaz.
Enis Arıkan: Evet, Hazal ile tartışmak dünyanın en keyifli şeyidir. Gerçekten hem birbirimize çok aşığızdır ama birbirimizi de yeriz. O yüzden tek bir cümlem olsa "ömrümü yeme Hazal" derdim.

Siz iç sesinizi çok dinler misiniz?
Enis Arıkan: Dinler ama iç sesi hep yanılır.
Aslı Kızmaz:
Evet, benimle hep bu yüzden dalga geçerler. "İçimden öyle bir şey geliyor, böyle olacak" derim ve hep tam tersi olur. İç sesim, Enis'in filmde canlandırdığı gibi bir iç ses değil, benimki hep yanılıyor.

Sizin iç sesinizle olan ilişkiniz nasıl?
Enis Arıkan: Sanıyorum benimki Aslı'nınkinden daha iyi. Benimki daha çok tutuyor, tutmadığı da oluyor tabii ki hayal kırıklıkları da yaşıyoruz ama genelde iç sesime güvenirim.

Filmin izleyicide nasıl bir etki bırakmasını umuyorsunuz?
Enis Arıkan: Filmin ilk izleme organizasyonunda baştaki sahneyi izleyip kaçacaktım. Tamamını galada izleyecektim ama bırakamadım ve çok keyif aldım. İzleyicilerin de gerçekten çok keyif alacağını düşünüyorum, kendi işlerimi övmeyi sevmem ama Hazal'a, Onur'a, bütün ekibe o kadar âşık oldum, o kadar eğlendim, o kadar hüzünlendim ki bence izleyiciler de filmden aynen bu hislerle çıkacak.

Kitabın yazarı, senaryonun ortak senaristi olarak bu konuda neler söylemek istersiniz?
Aslı Kızmaz: Bugüne kadar hep aynı şeyi söyledim ama yine söyleyeceğim; çok zor bir dönemden geçiyoruz ve özellikle mental olarak çok yorgunuz. İzleyicilere şunun sözünü verebilirim; 110 dakika çok gülecekler, dertlerini, tasalarını unutacaklar ve gerçekten bir kadının hayatına şahitlik edecekler, dersler çıkaracaklar, kadın - erkek fark etmeksizin "aaa ben de böyleydim" diyecekler. Günün sonunda filmden yüzleri gülerek çıkacaklar ondan sonrasına ben karışamam ama yüzlerini güldürerek filmden çıkartacağım, orası kesin.

Pandemi döneminden en çok etkilenen kişilerin başında oyuncular da geliyor, Pandemi döneminde ruh hali olarak ne yaşadınız ve edindiğiniz en önemli öğreti ne oldu?
Enis Arıkan: Doğruyu söylemek gerekirse hâlâ çok zorlanıyoruz. Bir kere, her hafta setimizde vâkâ çıkıyor. 3 haftadır bölüm yetiştiremiyoruz. Gerçekten inanılmaz yaygın bir dönem ama geçecek, bağışıklığımız güçlenecek ve daha kolay atlatacağız. Ben de iki kere atlattım, yapacak bir şey yok, 7 gün evimizde dinleneceğiz sonra da çıkıp yolumuza devam edeceğiz. Çok ürkütücü, çok sinir bozucu ama artık maskelerimizle filmimize de gideceğiz, tiyatromuza da... Bir şekilde artık bu sıkıcı baskıdan kurtulmamız gerekiyor. Ben iki kere geçirdiğim için çok bunaldım ve çok boğuldum. Bu filmi iki yıl önce çektik. Gösterime çıkması iki yıl sürdü, bu gerçekten inanılmaz bir süre. Filmi izlerken sahnelerimi unuttuğumu fark ettim. Çünkü iki yıl önce çekmişiz, gerçekten çok dramatik ama geçecek. Biz bu filmleri, bu işleri biraz da bu yüzden yapıyoruz, herkesin enerjisi değişsin, biraz mutlu olsun, biraz yüzleri gülsün bize yeter, seyirci mutlu, biz mutlu işte.

İkinci kitabınız ‘Olmasa da Olur'u da senaryolaştıracak mısınız?
Aslı Kızmaz: Onun film sürecini Fatih Aksoy'a sorun. Onlar karar verir, ben zaten MED Yapım ile bir yola çıktım ve onlarla da devam edeceğim. Umarım bu filmimiz sevilir, biz de ikincisini yaparız.

Enis Bey'in zaten yeri hazırdır değil mi?
Aslı Kızmaz: Herkesin yeri hazır.

Oyuncu seçiminde bir etkiniz, bir tasarrufunuz oldu mu?
Aslı Kızmaz: A'dan Z'ye zaten her şeyin içinde ben vardım, oyuncu kadrosu benim zaten sivilde de görüştüğüm kişiler, Hazal benim arkadaşım, Enis zaten kardeşim. Selin (Şekeci), Elçin (Afacan), Onur (Tuna), Cem (Belevi) hepsi benim arkadaşlarım... O yüzden arkadaşlarımla iş yaptım, hep birlikte karar verdik. Mesela; Selin senaryoyu okumadan "tamam" dedi. İnşallah senaryoyu okudum çok etkilendim diye röportaj vermez. Nur (Fettahoğlu) tabii ki de "tamam" dedi, Enis'in zaten başka bir şansı yoktu; "oynuyorsun" dedim ve konuyu kapattık. Birçok arkadaşım olduğu için hiçbir şey umurumda değildi, "hep beraber bir iş yapalım, mutlu olalım, gülelim, eğlenelim" dedik ve öyle de oldu.

Hazal Kaya'nın performansını nasıl değerlendirirsiniz?
Enis Arıkan: Çok iyi... Bakın öyle böyle değil, baştan sona hayranlıkla, âşık olarak izledim. Dün filmi izledikten sonra eve gidince herhalde üç kere görüntülü konuştuk. Üç saat konuşmuş olabiliriz. Ben sadece mutlu bir şekilde onu övdüm, o da korona haliyle beni dinledi. Ben izleyicilerin Hazal'a bayılmama ihtimalini düşünemiyorum. Gerçekten o kadar doğru bir yerden, o kadar güzel bir yerden oynamış ki öyle çok mutlu etti ki beni... Ne haddime ama arkadaşımla gerçekten gurur duydum.

Bu haberin seslendirmesi Voiser tarafından yapılmıştır.