Mehmet Çalışkan

Fadik Sevin Atasoy...
10 yıl önce yaşadığı uyanışla radikal bir karar aldı.
Türkiye'de ünlü bir oyuncuyken kendisini kimsenin tanımadığı ABD'ye giderek hayatına ve kariyerine yeniden başladı.
Nedeni; Türkiye'de sanat adına yeterince yaratımda bulunamaması.

Yeni hayatında ihtiyacını duymayacağı eşyalarını ihtiyaç sahiplerine bağışlayarak bir kırmızı bavulla ABD'nin yolunu tutarak Los Angeles'a yerleşti ve bir şirket kurdu.
ABD'de bir sinema filminde rol alarak oyuncular sendikasına kabul edildi.

İlk yaratımını 'Muse - Bir Esin Perisi Davası' adlı tiyatro oyunuyla gerçekleştirdi.
ABD'de İngilizce olarak sahnelediği oyun ilgi gördü.
ABD'nin sanat dünyasının önemli isimleri 'Muse - Bir Esin Perisi Davası' ile ilgili olumlu görüş verdi.

Fadik Sevin Atasoy, aldığı radikal kararı ve sonrasında çıktığı fiziksel - ruhsal yolculuğu 'Fadik ve Kırmızı Bavul' adlı kitabında anlattı.

Fadik Sevin Atasoy, 'Muse - Bir Esin Perisi Davası'nı Türkiye'de Türkçe olarak sahneliyor. Aynı zamanda yeni bir müzikalin hazırlıklarını yapıyor. Habertürk HT Stüdyo'ya konuk olan Fadik Sevin Atasoy, Mehmet Çalışkan'a ABD'deki yaşamını ve yeni projelerini anlattı.

10 yıl önce radikal bir karar alıp ABD'ye yerleştin. Neden böyle bir karar aldın?
İki sebebi var. Birincisi; kendi varoluşsal sebebim. Kendi adıma bir uyanış, bir farkındalık yaşadım. Üreten, yaratan, yazan biri olarak daha derine inip kendimle vakit geçirmem gerekiyordu. Bilinmediğim ve bilmediğim bir coğrafyada olmam gerekiyordu. Kendimi dinlemek ve kendime zaman ayırmak istedim. İkincisi; şu an sahnelediğim 'Muse - Bir Esin Perisi Davası' adlı oyunumun temellerini atmıştım. ABD'de eğitim bursu aldığım bir okulda bu oyunun ilk iki kısmını yazmıştım. Oradaki genel sanat yönetmeni, benim bir kalemim olduğunu belirterek bunu devam ettirmem gerektiğini söyledi. Sonuç olarak 'Bunu gerçekleştirir miyim, yaratır mıyım?' diyerek yola çıktım. Yola çıkışımın sonunda da aradığım cevabı alarak yarattım. Şimdi de oyun dünyayı geziyor.

Ne oldu da bir uyanış yaşadın?
Yaratılmış bir algının içinde çok güzel hizmet veriyordum. İki dizide oynuyordum bir tane film yapıyordum ama içimde hep bir şey eksikti. Yaratmak istediklerimi yaratamıyordum. Biraz obje olarak kalmıştım ve ötesini göremiyordum. Kendimi karanlıkta hissediyordum. O yüzden de rahatımı arka plana atıp cesur bir adım attım. Bir yerde okumuştum; bir profesör 'Cesaret, para kaybetmeyi ve hata yapmayı göze almak değildir. Daha iyi bir hayat yaşama imkanın varken buna sırtını dönebilmektir' demiş. İşte ben o cesareti gösterdim.

Şunu mu anlamalıyız; bilgi ve yeteneklerin keşfedilemiyor ve değerlendirilemiyordu. Sen boğuluyordun. Hal böyle olunca bilgi, deneyim ve arzularını üretime dönüştüremiyordun...
Evet, bence kendimi doğru ifade edemiyordum. Doğru ifade edebilmem için bu cesur adımı atıp kendimi okyanusun ötesine atmam gerekiyordu.

'Bulunduğu kıyılardan ayrılmaya korkanlar, okyanusların ötesindeki kutsal toprakları asla keşfedemezler' sözünde olduğu gibi mi?
Çok güzel söyledin. Aynı o şekilde oldu. Bu sadece zihinle verilmiş bir karar değildi. Kalben de verilmiş bir karardı. Hani bazen insan yaşamın onunla konuştuğunu hisseder ya işte ben o sesi duydum. İki ihtimal vardı; ya bu sesi ben uyduruyorum ya da o ses gerçekti ve ben inanmalıydım. Ben inanmayı seçtim. Gerçeğe, görünene meydan okudum ve o sesi takip ettim.

Türkiye'de kariyerli ünlü bir oyuncuyken ABD'ye giderek bir bakıma hayatına da kariyerine de sıfırdan başladın. Zorluklar yaşadın mı?
Gider gitmez üretimde bulundum, hiç boş durmadım. Kitabımı yazıp yayımladım. Orada özel yetenek statüsünde yaşama hakkı kazandım. Hemen bir şirket kurdum, o şirketin üzerinden yapım işine girdim. İlkinde Los Angeles moda haftası için 400 kişilik bir prodüksiyon yaptım. O prodüksiyon The Ely Times'a kapak oldu. İlk yaptığım işte böyle bir başarı sağlayınca şirket bir anda güç kazandı. Hemen onun ardından da artık prodüksiyon yapmayı bildiğim için kendi tiyatro oyunumun ortak yapımcılığını üstlendim. Böylelikle oyunumun orada sahnelenmesini sağladım.

'Özel yetenek statüsünde yaşama hakkı kazandım' dedin. O statü ve avantajları nedir?
New York Üniversitesi'nden 'En İyi Kadın Oyuncu' ödülüm var. Orada şöyle bir kanun var; ABD'den veya kendi ülkenden belirli ödüller kazanıyorsan özel yetenek kabul ediliyorsun. Böylelikle oy verme dışında ülkenin yaşama ve çalışma hakları adına tüm olanaklarından faydalanabiliyorsun.

Buradan giderken düşündüğün, hayal ettiğin kariyeri elde ettin mi?
Planladığımın ötesini elde ettim. Bu kadarını planlayamazdım.

'Muse - Bir Esin Perisi Davası'nı yazdın. Yurt dışında İngilizce, burada Türkçe olarak sahneliyorsun. Kuzey Amerika, Kuzey Avrupa'da turneler olacak. Yönetmen, Erdal Beşikçioğlu, oyunu ve müziklerini de sen yazdın...
Şarkı sözleri bana ait. Bestecisi Emir Işılay. O da Los Angeles'ta yaşayan ve film müzikleri yapan çok başarılı bir arkadaşımız. Onunla da karşılaşmamız büyük şans oldu. Oyunu İngilizce yazdığım için ilk yönetmeni Amerikalı Sherry Adams'tı. Sonrasında Türkçe'ye çevirdikten sonra Erdal Beşikçioğlu, Türkiye rejisini üstlendi.

Erdal Beşikçioğlu'na teklifi sen mi sundun?
Aslında ortak kararımızdı. Çünkü Erdal benim arkadaşım. Bir arkadaş sohbeti içerisinde 'Hadi yapalım' diyerek karar verdik.

Yurt dışında oyun sahnelemek nasıl bir his, aldığın tepkiler nasıl?
İlk prömiyerde tabii ki çok heyecanlandım ama sonuç çok olumlu oldu. Hem Türkiye'den hem de yabancılardan değer verdiğim isimler seyretti. Mesela Altın Küre'nin başkanı Aida Takla O'Reilly seyretmeye gelmişti. Benim oyunun içerisinde Kleopatra'yı başka bir şekilde anlattığım bir bölüm var. Kendisi elimi tutup oyunu çok beğendiğini söyledi. Dedi ki; 'Ben Mısır asıllıyım. İlk defa birisi kraliçemi hak ettiği biçimde anlattı'... Bu ifadesi ve oyunu beğenmesi benim için önemli. Bu oyun sayesinde orada bir menajer buldum. O menajer beni bir adisyona soktu ve ABD yapımı 'The 6th Degree'de başrol oynadım. Bu da oyunculuk sendikasına girmemi sağladı. Dolayısıyla endüstriye adım attım. Bu oyun aslında bana orada kendimi göstermem için bir araç oldu. Kendi ürettiğimle kendi yolumu çizmiş oldum. Tiyatro oyunu bana ABD'de sinemanın kapısını açtı.

Bundan sonraki hedefin, planların nelerdir?
Şimdi 2'nci oyunu yazıp bitirdim. O proje harekete geçecek. İstanbul için yazdığım bir oyun. Onun dışında yine benim yazdığım kısa bir film var; adı 'Juliet'in Yolculuğu'... O filmin yönetmenliğini üstleniyorum, rol almıyorum. Bu filmde kendime uygun bir rol göremedim. İlk kamera arkası deneyimim olacak. O yüzden heyecan verici. Benim için bir deneme filmi olacak. Ondan sonra belki yönetmeye de devam edeceğim ama yazmak ve oynamaya da devam edeceğim.

Fadik Sevin Atasoy, 'The 6th Degree'deki rol arkadaşlarıyla...

'Fadik ve Kırmızı Bavul' adlı kitabının sesli versiyonunu da çıkardın değil mi?
Evet, sesli de bir kitap oldu. Şimdi geceleri onu dinleyerek uyuyorum. Çok keyifli oldu, okuyucular için değişik bir deneyim olacaktır. Benim sesimden benim kitabımı dinlemiş olacaklar.

Yurt dışındaki ortamı bize anlatır mısın? Zorlukları, kabul görmenin kuralları nelerdir?
Bir endüstri ve onun kuralları var. Önce o kuralları öğrenmek gerekiyor. Mesela sendika üyesi olman gerekiyor ki bir filmin içinde yer alabilesin. Eğer sendika üyesi değilsen sinema filminin içinde olamazsın. Ancak bağımsız sendika üyesi olmayan bir filmin içinde yer alabilirsin. Sendika üyesi olman için de bir filmde oynaman gerekiyor. Bir filmde oynamak için de sendika üyesi olman gerekiyor.

Peki sen bir filmde rol aldın 'Sendikalı değilsin' demediler mi?
Dediler ama rol almamı o kadar istediler ki benim için sendikaya başvurdular. Yani çok istemeleri lazım ki sana sendika için referans olsunlar. Büyük yapımlarda oynamak için sendikalı olmak gerekiyor. O sendikanın kendi içerisinde de kuralları var. 'Bir oyuncuyu 12 saatten fazla çalıştıramazlar' gibi...

Kariyerinin hangi döneminde olduğunu düşünüyorsun?
'Muse - Bir Esin Perisi Davası' ile üretici olarak kariyerimin zirvesinde olduğuma inanıyorum. Oyuncu, yazar ve sanatçı olarak şu anda en iyi işimi yapıyorum. Hakikaten benim için zirve.


Hayalindeki proje nedir?
Babam ölmeden evvel ona anlattığım ve yazdığım bir Üsküdar hikâyesi vardı. Ya sinema filmi ya da müzikal olarak düşünüyorum. Babamın da vasiyetidir. Babam bana 'Kızım, gerekiyorsa her şeyi bırak, ben sana destek vereyim. Otur bunu bitir' demişti. Onu hayata geçirebilirsem çok mutlu olurum.

Yeni oyunu anlatır mısın?
O bir kabare. Müzik ağırlığı daha yüksek bir proje. 'Muse - Bir Esin Perisi Davası' da müzikli bir oyun. Aslında bu seyirciye bir göz kırpma. Müzikallere devam edeceğimin ilk adımı. Bu kabarede müzik oranı çok daha fazla.

'MUSE - BİR ESİN PERİSİ DAVASI' HAKKINDA NE DEDİLER?
'Dahice yazılmış bir eser. Muhteşem performans.'
Aida Takla O'Reilly (Altın Küre Ödülleri Başkanı)

'Bu oyunun tüm dünyada sergilenmesi lazım, bu başarı Türkiye'nin başarısıdır.'
Hidayet Türkoğlu (Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı)

'Olağanüstü performans. Fadik'i Türkiye'nin Merly Streep'i olarak tanımlıyorum.'
Michelle Danner (Edgemar Center For The Arts'ın kurucusu ve sanat yönetmeni)

'Bir anne olarak evladımla gurur duydum. Bir sanatçı olarak ülkemiz adına büyük bir onur yaşadım.'
Emel Göksu

'MUSE - BİR ESİN PERİSİ DAVASI'
Sanat Gezegeni'nden dünyaya gönderilmiş bir esin perisi olan 'Muse'; Tolstoy, Shakespeare ve Leonardo Da Vinci'nin eserlerini yaratma sürecinde onlara ilham vermek üzere görevlendirilmiştir. Lakin insan olma arzusuyla yanıp tutuşan 'Muse', ustaların kadın karakterleri için yarattıkları finalleri değiştirmeye çalışmış, bu nedenle ustalar tarafından Sanat Gezegeni'nin mahkemesine şikayet edilmiştir. Oyun, 'Muse'un mahkeme karşısında kendini savunmasıyla başlar. 'Muse'un en büyük arzusu insan olmak ve kendi eserini dünyaya bırakabileceği bir ustaya dönüşmektir. Acaba 'Muse'a bir şans daha verilecek midir?

FADİK SEVİN ATASOY'UN KARİYERİ
Tiyatro Oyunu Sayısı: 21
Film Sayısı: 10
TV Dizisi Sayısı: 10
Kitap Sayısı: 2