Fatih Altaylı, Habertürk TV'de Hande Sarıoğlu'nun moderatörlüğünde Serkan Reçber ve Emin Çağlar'ın da yorumlarıyla katıldığı Spor Saati adlı programda açıklamalar yaptı.

Artistik Cimnastik Dünya Şampiyonası'nda halka aletinde altın madalya alarak cimnastikte dünya şampiyonluğuna ulaşan ilk Türk sporcu olan İbrahim Çolak'ı tebrik eden Altaylı, "5 yaşında başlamış İbrahim Çolak bu işe. Geçen gün bununla ilgili Yılmaz Özdil bir tweet atmış galiba. Bunlar beni rahatsız eden şeyler. Bu bir tür bölücülüktür, 'İzmirimizin' diyor. Bu çocuk Türkiye'nin çocuğudur. Yılmaz Özdil'in yaptığı bölücülüktür, ilkelliktir. İzmir'i çok severim, yaşamışlığım vardır. Böyle 'İzmirlilik' olmaz. Biz bu çocuklara minnet borçluyuz. Bu sporculuk kolay bir şey değil. Amiyane tabirle boru değil. Bu çocuk 4 yaşında spora başladı. 20 sene emin ol ki, antraman yapmadığı gün sayısı ya ondur ya da yirmidir. Kimse zannetmesin ki bu çocuklar tepeden inme gelmiyor. Helal olsun bu çocuğa. Helal olsun bu çocuğun amcasına. Bir sporcu yetişirken ailenin de neredeyse sporcu kadar emeği var. Sabahları çocukla kalkarlar, antremana götüürler. Diğer anne babalar bir emek veriyorsa bunlar üç emek verirler. Helal olsun geceli gündüzlü çalışmalarla elde edilen bu başarılara. Bu şansa bir başarı değil. Kendi adına bir hareketi var 'The Çolak'. Yılmaz Özdil bilsin ki, İzmir doğumlu olabilir hepimizin evladı. Konyalının da, Diyarbakılının da. İzmir üzerinden İzmir milliyetçiliği yapmasın." ifadelerini kullandı.

"BOKS HAYRANI OLMAMA RAĞMEN OLİMPİK SPOR OLMASINI İSTEMEM"

Serkan Reçber, şu anda 2020 Tokyo Olimpiyatları'na katılma hakkı elde eden 4 sporcumuz olduğunu dile getirirken Altaylı da "Ben boksu çok severim ama boksun amatör sporu olmasına biraz sıcak bakmadığını söyleyeyim. Sporcularda kalıcı hasarlara yol açan bu nevi sporların açıkçası olimpik olmasından yana değilim. Boksu çok sevmeme ve bir boks hayranı olmama rağmen" dedi.

 

Milli Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş'in Arnavutluk maçında taktığı kravatın eleştirilmesine değinen Altaylı, "Bir duygusallık var. Ama bunu abartmamak lazım. Türkiye bugün değil 1980'lerin başından beri terörle mücadele ediyor. Türkiye bölünmemek, teröre, teröriste boyun eğmemek için gerekirse herşeyini kaybetmeyi göze alacak kadar gözü kara bir millettir. İnsanlara artık çamur atacak, karalayacak noktaya getirmemek lazım. Milli Takımlar Teknik Direktörü geçen maçta kravat takmış. Adama kravat üzerinden linç yapıldı. Ayıptır, günahtır. Bunu yazan sosyal medya haysiyetsizleri. Bütün millet dua ediyor. Sen bir kravattan ötürü protestolar vs. Bunun yüzde 80'i yaran. Şenol Güneş'e bir yerden kuyruk acısı var. Ayıptır" yorumunu yaptı.

Eleştirilerle ilgili konuşan Reçber, "Bundan önceki uygulamaları ve emsallerine baktığımızda Şenol Güneş'in Fenerbahçe karşılaşmalarında giymiş olduğu bordo mavi renklerin algılarını düşünebilmeliydi. Bizim insanımız maalesef algıladığına göre hareket eden bir toplum olduğu için önyargılı yorumlar neticesinde milli maçın önüne geçti. Herşeyi bitirip, Şenol Güneş'in kravatını konuşuyorsak sosyal medya üzerinden geldiğimiz durum sorgulanması gerekiyor. Elbette ki Şenol Hoca'nın da bunun olabileceğini öngörebilecek tecrübeye sahip. Bunu düşünmesi gerekiyor olmalıydı. Bunu düşünmedi diye 'vay efendim nasıl takar' yaklaşımı toplumuzun üzerinde oluşturulan baskının ve algının nerelerde olduğunu gösteriyor maalesef" değerlendirmesinde bulundu.

"BU ÜÇ TAKIMIN SAHASINA MİLLİ MAÇLAR VERİLMEMELİDİR"

Milli Takım'ın maçlarının İstanbul'da oynatılma kararını yorumlayan Altaylı "Geçmişte Galatasaray maçında Volkan'a yapılanlar. Volkan'ın terk etmesi hatalı, Volkan'a ısınırken sövülmesi daha da hatalı. Bu üç takımın stadına maç falan vermesinler. Bu taraftara maç verilmesin. Denilsin ki, 'siz milli ruha sahip olan bir güruh değilsiniz' densin. Bu üç takımda da son derece düzeysiz bir taraftar güruhu var" dedi.

Yayın esnasında oynanan Fransa - Türkiye maçının ilk yarısını değerlendiren Reçber, "Bu tarz rakiplere karşı sadece savunma yaparak maçı bitirmek çok kolay değil" derken Altaylı ise şunları söyledi:

Yer yer yaptık ama Galatasaray-Paris Saint-Germain maçı gibi oldu. Ozan Tufan bana sorarsan Milli Takım kadrosunda olmaması gereken bir futbolcu. Kötü bir sezondan geçti. Bu çocuk hakikaten zihinsel olarak konsantrasyon sorunları çekiyor. Maçın içerisinde maçtan koptuğu anlar oluyor. Fenerbahçe'de de oluyor zaman zaman milli maçlarda da oluyor. Çocukta genel bir algı sorunu var. O yüzden Milli Takım oyuncusu değil. Şu maçın ikinci yarıya çıkmaması gereken bence o. Burak kendine verilen oyun planı çerçevesinde oynamaya gayret ediyor ve hırslı. Çok top ezdi. Belli ki 'sana gelen topları beklet' demişler"

Altaylı'nın yorumuna ek yapan Reçber, "Ben de Hakan'ın yerine Yusuf'un tercih edilmesinin daha doğru olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullanırken Altaylı şunları söyledi:

Ozan Milli Takımı seçildikçe benim hakkıma kötü şeyler geliyor. Bu arada gol oldu. Dedim size atacağız diye. Çok güzel kafa vurmuş çocuk. Atacağız demiştik, attık. Yemeyeceğiz diyelim şimdi de. Oyuncu değişikliğinde en doğru değişikliği tribünler yapar. Hocanın hissiyatı vardır. Doğru oyuncunun kim olduğunu her zaman en iyi tribün görür. Tribün kimin kötü oynadığını ve hatta kimin girmesi gerektiğini daha iyi bilir. Hocanın sevdiği futbolcu vardır, antremanda emirlerini daha iyi yerine getirdiği için balta olduğu halde sevilen futbolcu vardır. O yüzden bizim dediğimiz dahadoğrudur. Birkaç günden beri Fransız basını içerisinde bazı haysiyetler yayın yapıyor. 'Maç iptal olsun' diye. Türk oyuncular Suriye'yi işgal eden askerlerine selam yolladılar. Fransa'nın amblemi horozdur. Niye horozdur? Ayakları b.kun içindeyken şen şakrak ötebilen tek hayvanat olduğu için. Fransızlar kendi yedikleri haltlara bakmaksızın konuşurlar. Diyorlar ki 'Türk askerinin Suriye'de ne işi var?' Serseriler siz Suriye'den kaç kilometre uzaktasınız? Bizim sınırımız var. Senin askerinin orada ne işi var? Senin Fransa'dan gelmiş teröristlerin DEAŞ'lı. Onları niye geri almıyorsun?"

"FRANSIZ MEDYASINA KAPAK OLMUŞTUR"

Porsche Carrera Kupa Fransa'da ikinci şampiyonluğunu elde eden milli sporcu Ayhancan Güven'le ilgili konuşan Altaylı "22 yaşındaki Ayhancan kardeşimiz. İstiklal Marşımız bittiği anda dönüyor Türk Bayrağına selam çakıyor. Bu da Fransız medyasına özellikle umarım güzel bir kapak olmuştur, şahane bir kapak olmuştur" yorumunu yapan.

Milli Takımımız'ın Fransa mücadelesinden 1 puan çıkarmasını değerlendiren Reçber, "Herhalde Türkiye Cumhuriyeti'nde hiçbir vatandaşımız burada alacak 1 puanı hesaplamıyorduk. Ben bu gruptan çıktığımızı düşünüyorum artık." derken Altaylı ise "İzlanda'yla berabere kaldığımızda iş bitiyor. Şu anda İzlanda'nın 4 puandayız, Fransa ile puan puanayız. Bu hayal ötesi bir durum. Şenol Hoca'yı kutlamak lazım. Şenol Hoca'nın futbolun sadece futbol olarak algılandığında ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Futbolcuyla, seyirciyle, hakemle didişmiyor. Futbolu futbol gibi oynatıyor" ifadelerini kullandı.

Geriden gelmenin önemine vurgu yapan Reçber, "Doğruları belki istediğimiz seviyede değildi Arnavutluk maçında. Ama önümüzdeki maçlara mutlaka hem Arnavutluk hem de Fransa maçı üzerinden bu kadar zor atmosferde geriye düşüp, 1-1 yakalayabilmek alkışlanası durum" yorumunu yaptı.

Fransa Milli Takımı'nın kalitesine vurgu yapan Altaylı, "Bugün Avrupa'da başarılı olan takımların hemen hemen tamamında en kilit mevkilerinde Fransa oynuyor. Müthiş bir uluslararası turnuva becerisi ve alışkanlığı olan takım. Muazzam bir 11'i var" değerlendirmesinde bulundu.

Şenol Güneş'le ilgili konuşan Reçber, "Bursa'da oynadığı takımı gözönünde bulunursak. Şimdi muazzam kadro vardı. O kadrodan inanılmaz verim almıştı. Bugün Şenol hocanın başarısının altındaki yatan temelin iletişim olduğunu düşünüyorum. Futbolcularda genellikle şurada yanılıyoruz. Evet futbolda kurumsallık olmalı ama idari yapıdaki kurumsallıkla saha içerisindeki kurumsallığı ayırmamız lazım. Oyuncular insan ve duygularıyla hareket ediyor" dedi.

Reçber'in yorumunu değerlendiren Altaylı ise "Ben kurumsallığa çok inanan biri değilim. Kurumsallık dediğin, doğru lideri bulabilme kapasitesi. Lider olmadan hiçbir şey olmaz. Renault bir adam buldu, adamı yediler. Şimdi adam bulamıyor. İyi kurumsal yapı o adamı bulup işin başına getirmektir. Kurumsallık doğru kişileri doğru yere koyabilme becerisini gösterebilmektir. Mühim olan o yıldızı düzgün yönetebilmek. Delirmesini önlemek, küsmesini önlemek. Kurumun yıldızdan daha yukarıda olduğunu hissettirmek. Dünya Kupası başarısının, Beşiktaş başarılarının hiç de şans eseri olmadığını görüyoruz. Hep şunu söylemiştik, Bursaspor kadrosu Şenol Güneş'ten sonra her biri bir yere milyon dolarlara gitti. Hepsini yıldız yaptı. Beşiktaş'ta yaptı büyük ölçüde. Yönetimlerin hocalarla, futbolcularla itişmemesi lazım. Yönetim kurulu 'Bu hoca da çok havalandı' dediği zaman problem çıkıyor. Şenol Güneş'i Fikret Orman kıskandı, çok açık. Adamın altını oydular, oydular, Milli Takım'ın kazancı oldu" ifadelerini kullandı.

Mert Günok'un performansını yorumlayan Reçber, "Kaleciler gerçekten özel kişilerdir. Oyunculara benzemez. Mert Bursa'da Harun'la rekabet etti, Başakşehir'de Volkan'la rekabet etti. Bugün geldiği noktada bunun tesadüf olmadığı, maçlık değil sezonluk bir başarıyı görüyoruz. Tüm arkadaşlarımız gayretliydi. Skor açısından olması gereken oldu. 1 puan yetiyordu ve aldık. Mert bu puanın anahtarıydı. Muazzam bir oyun oynadı. Santrofor gol atıyor diye kaleci kurtarıyor diye kaleciyi övmek değil istediğimiz." değerlendirmesinde bulundu.

Savunma performansımıza dikkat çeken Altaylı, "Savunmamız genel olarak iyiydi. Orta sahada çok gedik verdik. Orada hocanın da hatası var sanıyorum. Oradaki aksaklığı görmesi lazım. Ozan'ı uyaran yoktu. Griezmann çok boştu. Çok fazla boş alan bulmaya başladı. Takımda kendine güven vardı. Bir önceki Milli Takım takım değildi. Fatih Terim, Lucescu'nun takımı kadroydu. Ama onlara oynama şansı veren de Lucescu'ydu hakkını yememek lazım. " dedi.

 

Milli Takım'daki birlik ve beraberliğe vurgu yapan Reçber ise "Dorukhan sakatlandı ve toparlandı Milli Takım. AbdUlkadir gitti ameliyat oldu döndü Trabzon'a. Yoksa bu kadar duygudaşlığı çok yükselmiş olan Milli Takımın bu kardeşimize iyi dileklerini mutlaka paylaşmışlardır. Ortak alanlarda özellikle oyunculara telefon getirmeme getirmeme konusunda bilgilendirme olmuştur. Oyuncu yemek yemeye geliyor, elinde telefon. Biz isteriz ki telefon olmasın, birbiriyle sohbet etsin. Bizim zamanımızda telefonu kapatır, maça odaklanırdık. Takım halinde yemeğe gelindiğinde, toplantıya gidildiğinde isterim ki telefon kullanılmasın. Aslında Milli Takım'da o duyguyu arttıran bir kardeşimle konşurken odada kalabalık bir ses vardı. 4-5 oyuncuyla birlikte oturuyor. Bu çok güzel ve önemliydi." ifadelerini kullandı.

"DERS ALMASI GEREKEN FATİH TERİM'DİR"

Milli Takım'la ilgili konuşmayı sürdüren Altaylı şunları söyledi:

"Hakan'ın Milli Takım'da yapmış olduğu faydaya baktığımızda çok düşük bir oranda kaldığını düşünüyorum. İyi çocuk, efendi çocuk ama damat almıyoruz. Hakan'ın yedek çıkması doğru karardı. Burak Yılmaz'ın takımda olması çok doğru tercih. Takımda yaş ortalamasına baktığımızda çocuklara bir abi lazım. Bunların içerisinde kaşarlanmış tek adam Burak Yılmaz. Burak'ı her ne kadar beğenmesek de hücumda top tutması talimatı verilmiş ona. Doğru pas tercihi yapması kolay değil. Başta Okay olmak üzere oyuncularımız da doğru bir şekilde Burak'a yardıma gitmiyorlarsa Burak ne yapsın? Elbette hazır değil ama yine de bu takıma bir abi lazım. Milli maçlarda, Milli Takımın performansından Türkiye'de ders çıkarması gereken birisi varsa o kişi Fatih Terim olmalı. Futbolun sahadaki işlerle uğraştığın zaman çok da zor bir iş olmadığını görüyoruz. Şenol Güneş 'Biraz da ceza almayanlar konuşsun' diye uğraşmadığı zaman, basit bir işi sen o futbolcuyla kavga et, yönetimle hırlaşa, başkanla cebelleşe çevirirsen Milli Takımla da başarılı olamazsın, hiçbir yerde olamazsın. Şenol Güneş bir ders olarak bunu teknik direktörlere gösterdi. Bu durumda en fazla gocunması gereken ders alması gereken Fatih Terim'dir."

"BİR MAÇIN PRİMİNİ ŞEHİT AİLELERİNE VERMEYİ ÖNERDİM"

"Bu futbolcu kardeşlerimizin her biri senede 2-3 milyon Avro para kazanıyorlar. Bu paraları Türkiye'de kimse kolay kolay kazanmıyor. Bu çocuklardan bu devlet vergi almıyor. Bu paraları verip de batan kulüplerimize bu devlet ekstra kaynak sağlıyor. Diyebilirler ki Avrupa'da oynuyoruz falan vs. Şu harekat süresince oynayacağımız maçlardan elde edeceğiniz primleri, federasyon bir fon koysun, mesela Türk Futbolu Şehitler Fonu mesela. Bu operasyonda hayatını kaybeden askerlerimizin ailelerine bir ev alınsın. 100'er bir dolar verilsin. Sonuçta federasyon bir fon oluştur, iki maçın primlerini fona koy ve bu fondan bizim şehitlerimizin ailelerine fon sağla. Çocuklara eğitim bursu mu sağlarsın, ev mi alırsın? Kuru kuru selam olmasın. Kazandığınız maçlardan birinin priminden feragat edin dedim, çıt çıkmadı. Bu arada bir Ferrarim olduğunu öğrendim ben. İndim aradım. Yarın kıza telefon edeceğim 'Benim Ferrarim yok' diyeceğim. Ayrıca ben Ferrari ile savaşa gitmiyorum, sen o kıyafetlerle savaşa gidiyorsun. Bildiğim kadarıyla Cumhurbaşkanı da uyarmış. Tekrar dönersek, benim önerimi kimse gündeme getirmedi, spiker hanıma söylediklerim konuştu"

"EMRE VE BURAK BU ÖNERİYİ MUTLAKA DİKKATE ALACAKTIR"

EURO 2016'da yaşanan prim krizini hatırlatan Reçber, "Biz 2016'da en çok primi konuştuk. Gelin anlatın tüm ülkeye. Bu maçın primleri futbolcu kardeşlerim için çok bir şey iade etmez ama şehit ailelerimiz için ifade eder. Ben futbolcu olsaydım bugün. Ki milli formayı giydim o duyguyu bilirim. Böyle bir teklif gelse harika bir fırsat olurdu. Ben Emre ve Burak'ın bu önerimizi ciddiye alacaklarını düşünüyorum" dedi.

Altaylı da konuya ilişkin olarak "Dayanışma ruhunun gizlenecek bir tarafı yok. Elbette ibadet de gizlidir, bu tür yardımlar da gizlidir. Ama burada gizlenecek bir şey yok. Bu şehitlerimizin ailelerine birer ev alınması, çocuklarına fon oluşturulması. Bu milli duygularla ilgili önemli bir şey. Ben Avrupa'yı bir Batı medeniyeti hayranı olarak eleştiriyorum Avrupa'yı. Bilime, felsefeye, sanata yaptıkları katkılarından dolayı hayranım. Ama bu tarafta tek laf etmeleri hakkı yok" ifadelerini kullandı.

A MİLLİLERİN İZLANDA MAÇI...

Juventus'ta top koşturan ve Almanya Milli Takımı formasını terleten Emre Can'la ilgili konuşan Altaylı, "En güzel selamı Ayhancan verdi. Emre Can'ın bildiğim kadarıyla Türklükle alakası kalmamış. O yüzden kızmıyorum ben ona. Öyle büyümüş, öyle yetişmiş. Kızmıyorum sakın kimse yanlış anlamasın" dedi.

İzlanda maçını yorumlayan Reçber, "Bizim eksikliklerimizi konuşmamız gerekiyor. Nasıl biz artık Fransa gibi rakiplere kazanmamız gerektiğini biliyorsak, İzlanda gibi rakiplere ne yapmalıyızı da öğrenmeliyiz. İzlanda galibiyeti elbette çok önemli. Yarın Avrupa'da İsveç, Danimarka, Norveç gibi takımlara ne yapmamızı konuşmamız gerektiğini düşünüyorum. Ben İzlanda'daki maçta, İzlanda savunmasının fizik kalitesinin yüksek olduğunu gördüm. Biz topu çok fazla yukarıdan oynadık. Burak'ın üstüne attık. Biz mümkün mertebe topu yere indirip, İzlanda takımının sevmediği çabuk oyunu oynamalıyız. Dikine oynamalıyız. Elbette top bizde olacak. Lakin pası nerede yaptığımız çok belirleyici olacak. Oyunun yerini çabuk değiştireceğiz. Bu parametreleri sağlıklı kullanabilirsek kazanırız" ifadelerini kullanırken Altaylı da şunları söyledi:

"Öyle bir noktaya gelmiş ki iş, belli ki İzlanda'dan 1 puanı almak zorundasın. Futbolcu puan durumunu görmüyor mu? Bunlar akıllı başlı çocuklar. İletişim imkanlarından yoksun bırakılarak maç günü sahaya salacağımız boğalar değil bunlar. Orada mühim olan şu, senin hocan bu finali hangi taktikle oynatacak? Futbolcu hocanın ruh halini okumaya çalışacak. Takıma bakacak, 11'e bakacak. Ben o maçta Şenol Güneş'in yerinde olmak istemem. Çünkü çok zor bir iş. Bizi futbola en ters gelen Finlandiya, Norveç, İsveç, İzlanda. Oranın adamlarının fizik gücü fazla, maceracı değil, oyun disiplininden kopmuyorlar. 90 dakika ne yapılması gerekiyorsa onu yapıyorlar. Şansın yaver gitmiyorsa bir tane attılar mı gitti geçmiş olsun. Zor bir iş. Şahane oynarsın. Yüzde 99 topa sahip olursun, yüzde 1 serbest vuruş bulurlar gol olur. Bu maçla ilgili söylenmesi gereken, bizim bu maçta en önemli kozumuz orta sahadır. Bütün yükü bugün olduğu gibi savunmaya verirsen kötü olur"

GALATASARAY'DA GERGİNLİK

"MUSTAFA CENGİZ, FATİH TERİM VE DİVAN İHANET İÇERİSİNDE"

Galatasaray'da son günlerde yaşanan gelişmeler üzerine konuşan Altaylı şunları söyledi:

"Bunların hepsi Galatasaray hainleridir. Başkan, Divan Başkanı, Fatih Terim hepsi Galatasaray'a ihanet içerisinde. Bu düzeni bozanlardan bir tanesi İnan Kıraç oldu. Ne zamanki 'Bizim başkan divan başkanı Eşref Hamamcıoğlu'dur' dedi ve o gün Galatasaray'a zehirli sarmaşığı soktu. Divanın elbette uyarı görevleri vardır ama Divan'ı Galatasaray'ın muhalefet odağının başı yapmak divan başkanının görev tanımında yoktur. Eşref Hamamcı ısrarla omuz atmadım diyor. Bana sorarsanız atmış gibi. Çirkin bunlar. Divan Kurulu'nun tavrı çirkin. Galatasaray Divanı gereksiz derecede siyasallaştırılmış. Mustafa Cengiz'den zerre kadar hazzetmediğim, Galatasaray Başkanlığı'na yakıştıramadığımı defalarca söyledim. Başka aday yoktu. Cengiz 'seçime gideceğim' dediği için destek verdik. Eşref dostuma, abime tavsiyem şudur, istifa et divan başkanlığından ve Galatasaray'ın muhalefetinin başına geç. 'Galatasaray'ın başkan adayıyım' diye çık. Bu durumu gören herkes Galatasaray'ı buralardan çomaklıyor. Hocayla başkan arasında nifak, başkanla divan kurulu arasında nifak. Sen bütün zayıf yönlerini bütün düşmanlarına gösteriyorsun. Bu zaafiyetleri yaratanlar Galatasaray lehine çalışmıyorlar demektir. Divan Başkanı sıfatıyla Galatasaray'ın meselelerinde tarafları barıştırması, yatıştırması gereken adam bunun tam tersi vazife icra ediyorsa ciddi bir sıkıntı. Bu sıkıntıyı yaratan da İnan Kıraç'tır. Seçime uzun zaman olmasına rağmen 'Bizim başkan adayımız Eşref Hamamcıoğlu'dur' demiştir, ben de o zaman 'Siz kimi temsil ediyorsunuz' derim. İnan Kıraç'ın seçim kazanmışlığı yok, bir etkisi yok. Seçime 2,5 sene var. O yüzden bu yanlıştır."

"MUSTAFA CENGİZ DE FATİH TERİM DE HADDİNİ BİLECEK"

"Bugün ben Mustafa Cengiz'i hiç istememe rağmen savunmak zorunda kalıyorum. Fatih Terim ne dedi, 'Biraz da ceza almayanlar konuşsun' dedi. Ben Galatasaray Başkanı olsam eğer, adının hiç önemi yok Fatih Terim gibi bu camia için çok değer arzeden isim bile olsa herkes haddini bilecek. Sen de ceza alma. Ben senin ceza almandan ötürü sana kızmamışsam oturup dua et. Fatih Terim Galatasaray'ı o kadar iyi tanır ki, Mustafa Cengiz değil de doğru dürüst başkan olsa bunu söylemez. Doğru düzgün başkan olsa sana, kulübüne, camiana ağır hakaret etmiş başkanla can ciğer fotoğraf çektirmez. Mustafa Cengiz haksızdır ama Fatih Terim'in 'biraz da ceza almayanlar konuşsun' demesi. Sen orada para karşılığında çalışıyorsun. Mustafa Cengiz Galatasaray'a yakışmayan bir başkan. Ben Galatasaray'ın onurunu korumak adına konuşuyorum. Herkes haddini bilecek. Eşref Hamamcıoğlu abimden ricam şudur, sen devam edeceksen muhalefete divan başkanlığını acilen bırak"

BEŞİKTAŞ SEÇİME GİDİYOR

"YARIŞ ADALI VE ÇEBİ ARASINDA GEÇER"

Beşiktaş'ta yaklaşan başkanlık üzerine konuşan Altaylı, "Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş'ın saha dışında beraber olmasını ilk söyleyen benim. Ali Koç'un söylemleri öylesine saha dışına çıkan söylemler ki, inandırıcılığı kalmıyor. Fatih Terim'in Milli Takımdan tazminat alması benim çok ağrıma gittiğini ilk söyleyen benim. Ali Koç'un saha dışında beraberlik, dayanışma doğrudur. Biz Galatasaray olarak 2001 senesinde Fenerbahçe'nin formasını pazarladık. Fenerbahçe'de Aziz Yıldırım vardı. O zaman fanatikleşmemişti." derken Serkan Reçber de şunları söyledi:

 

"Beşiktaş'ta 4 aday var. Ben o adayların iki olduğunu düşünüyorum. İsmail Bey'in mutlaka Serdal Adalı'nın yönetiminde olacağını düşünüyorum. Ahmet Nur Çebi ile Serdal Adalı arasında olur. Yıldırım Demirören'in kimi destekleyeceği, Fikret Orman'ın kimi destekleyeceği bir etken olduğu söylenir. Delege her zamanki gibi belirleyici olacak. Artık blok oy dediğimizden ziyade delegelerin de çok bilinçli olması gerektiğini, Beşiktaş'ın menfaatlerini hedeflenen seviyeye kimin getireceğini iradeleriyle karar vermeleri gerektiğini düşünüyorum. Proje anlatmaları gerektiğini düşünüyorum."