Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Sosyalleşmenin arttığı ve “yeni normal” olarak adlandırılan bugünlerde bilmemiz ve dikkatli olmamız gerekenler var. Örneğin yeni tip Koronavirüs’ün tutunduğu ACE2 reseptörünün bağırsaklarımızda bolca olduğu, virüsün bağırsaklarda çoğaldığı ve bu virüsün canlı formlarının dışkıda da bulunduğu artık kesinleşti. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Başaranoğlu, “Covid19 hastalarının yüzde 32’sinde ishal şikayeti olup karın ağrısı, bulantı ve kusmaya rastlanıyor. ABD’de rastlanan ilk vaka hastaneye başvurmadan önceki 2 gün boyunca bulantı ve kusma şikayetleri yaşamış, hastaneye yattıktan 24 saat sonra ise ishali başlamıştı” diyor.

COVİD-19 NASIL OLUYOR DA İSHAL, BULANTI VE KARIN AĞRISI YAPIYOR?

Bu durumda akla, “Ortaya solunum sistemi patojeni olarak çıkan Covid-19 nasıl oluyor da ishal, bulantı, kusma ve karın ağrısı yapıyor” sorusu geliyor. Bu durum, virüsün bağırsaklarda bulunma ve çoğalma özelliği gösterdiği için ince bağırsaklarda emici yapıları bozma özelliğinden kaynaklanıyor. Virüs, bağırsaklardaki triptofanın bozulmasına ve yapısal değişikliğe uğramasına da neden oluyor. Bu sayılan iki mekanizma kişideki ishal sorununu açıklamaya yetiyor. Bunun dışında ishal olan hastaların bağırsaklarında ve dışkılarında virüs sayısı yani viral yükün fazlalığı da dikkat çekiyor. Bu, virüsün hangi organ isteminde fazlalaşmışsa oradan bulgu verdiği anlamına geliyor.

COVİD-19 HASTASININ DIŞKISI BULAŞ KAYNAĞI OLABİLİR

Covid -19 yapan yeni tip Koronavirus (CoV2) ağız içinde, tükürük bezleri ve rektumda da tespit ediliyor. Ayrıca, üst özofagus squamöz epitelinde ve ince bağırsaklardan alınan doku örneklerinde de (biyopsi) Koronavirus görüldüğü belirtiliyor. Prof. Dr. Metin Başaranoğlu, “Daha da ilginç olan bu yeni tip Koronavirüsün dışkıda da gösterilmesidir. Bu, dışkıyla bulaşmanın mümkün olduğu anlamına gelir. Kısacası Covid-19 hastasının dışkısı bulaş kaynağı olabilir. Oysa bugüne kadar bildiğimiz, virüsün damlacık yoluyla (solunum, aerosol) temas sonucunda bulaşmasıydı. Anlattığım mekanizmalar dışkı ve tuvaletlerin de olası bulaşıcı faktörler olduğunu gösteriyor” diyor.

TUVALETTEN KOMŞULARA GEÇEN TEHLİKE

Konuyla ilgili çarpıcı ve şaşırtan örnekler de bulunuyor. SARS virüsü 2003-2004 yıllarında yaptığı salgın sırasında Hong-Kong’da bir site kompleksinde 300 kişinin hasta olmasına yol açmıştı. Oysa bu olayda başlangıçta sadece tek SARS hastası vardı ve hastanın şiddetli ishalleri oluyordu. Tuvaletini kendi evinde kullanan bu hasta diğer 300 kişinin de SARS olmasına neden olmuş ve virüsün komşu daireler arası tuvaletten taşındığı ortaya çıkmıştı. Taşıyıcının negatif basınç ile çalışan tuvaletler olduğu açıklanmıştı. Bu tuvaletlerde sifon çekildiğinde çok sayıda virüs dolu partikül (damlacık) aerosolize olmuş yani havaya saçılmıştı. Bu virüs dolu partiküller negatif basınçla diğer dairelere (özellikle bu hastanın dairesine komşu olanlara) taşınıp bu kişilerin de enfekte hale gelmelerine yol açmıştı.

RESTORAN VE AVM TUVALETLERİNE DİKKAT!

Prof. Dr. Metin Başaranoğlu bu örnekten yola çıkarak, “Özellikle restoranlar, eğlence mekanları ve AVM tuvaletleri oldukça kalabalık yerler olup sosyal mesafenin korunmasında zorluk olduğu için büyük risk altındadır. Bu yeni tip Koronavirüs salgınında dışkı yoluyla bulaşmaya dikkat edilmelidir. Kurallara uyulmayacaksa umumi tuvaletlerin kullanımı yasaklanmalıdır. Özellikle, dışarıda yemek yediğimiz yerler olan restoran ve lokanta ile AVM ve hastane tuvaletleri en riskli bölgeleri oluşturmaktadır. Küçük ve kapalı bir ortamda çok sayıda kişinin sosyal mesafe ve maske olmaksızın bir arada olmasının feci sonuçları olabileceğini unutmamak gerekir. Tuvaletlerin kötü havalandırması da risk oluşumunda önemli bir faktördür” diyerek tuvaletlerin iç ve dışlarındaki kapı kolları, musluk başları ve dokunulan düğmelerin de diğer bulaş kaynakları olduğunu unutmamak gerektiğine dikkat çekiyor.

SİFONU 3 KEZ ÇEKMEK BİLE VİRÜSÜ YOK ETMEYEBİLİR

Sifon çekildiğinde bile çok sayıda virüsün havaya karıştığını söyleyen Prof. Dr. Metin Başaranoğlu, hastane tuvaletlerinde yaptıkları araştırmalarda bunun bilimsel kanıtlarına ulaştıklarını belirtiyor. Sifonu çektikten sonra 30 dakika boyunca havada virüs dolu partiküller bulunduğuna dikkat çeken Başaranoğlu, virüsün sifon 2. hatta 3. kez çekildikten sonra bile varlığını devam ettirdiğini söylüyor. Araştırmacılar, Covid-19 geçiren kişiler iyileşse bile virüsün dışkılarında 1 ay boyunca yayıldığını ve bu sürenin solunum yollarında virüs bulunma süresinden daha uzun olduğunu belirtiyor.

ELLERİNİZİ SICAK HAVA ÜFLEYİCİLERLE KURUTUN

Riskten uzak kalmak için; Kapı kolları, musluk başları ve tuvalet içinde dokunulan diğer yerlerden hemen sonra ellerin çok temiz sabunla ve uygun şekilde yıkanması gerekiyor. Elleri yıkamadan ağza, gözlere ve burna dokunmamak ve sıcak hava üfleyicilerle kurutmak da yapılması gerekenler listesinin üst sıralarında yer alıyor.