Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

HABERTURK.COM

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Anayasa Mahkemesi'nin Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül'ün tahliyesi hakkında verdiği karar hakkında "Ortada bir casusluk meselesi vardır. Konu iki gazetecinin bir görüş beyan etmesi değildir" dedi. Başbakan Davutoğlu, "Hukuki sistem hepimizi sınırlar, herkes riayet edecek. Bu tür yetki aşımları olacaksa bu doğru tanımlanmalıdır. Temel hukuk prensiplerine herkes saygı göstermelidir" dedi.

Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında su projesi için imzalar atıldı. Başbakan Ahmet Davutoğlu ile KKTC Başbakanı Ömer Kalyoncu düzenledikleri basın toplantısında suyun adada barışa hizmet etmesini dileklerini iletti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, KKTC Başbakanı Ömer Kalyoncu ile ortak basın toplantısı düzenledi. Başbakan Davutoğlu'nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

"Bu asrın projesinin hem KKTC'ye Türkiye'nin anasütü gibi helal suyunu gönderiyoruz, hem de stratejik bir yatırım yapıyoruz. İnşallah önümüzdeki dönem bir barış gerçekleşecekse bunun anlamı daha iyi ortaya çıkacak. Bu hat iki önemli ülkeyi de birbirine bağlama konusunda önemli bir hamledir. Tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bütün soydaşlarımızın içme suyu meselesinin halledilmesiyle, Kıbrıs toprakları bereketli hale gelecek.

KKTC'nin kendi ayakları üzerinde durması Türkiye için stratejik hedeflerdendir. Ada'da çözüm olmaması halinde dünyada tanınmış ve saygı duyulan bir ülke olması gerekir. Türkiye Kıbrıslı soydaşlarımızın yanındayız. Türkiye'nin desteği hep sürecek."

"AB-I HAYAT"

KKTC Başbakanı Ömer Soyer Kalyoncu, Türkiye ile imzalanan su temini anlaşmasının, kapsamlı çözümün ardından kurulacak federal cumhuriyette Kıbrıs Rum tarafı açısından da hayati bir önem taşıdığını belirterek, "Daha şimdiden suyun barış ve yakınlaşma doğrultusunda kullanılması gerektiği inancındayız. İki toplum arasındaki görüşmelerin ilerlediği hassas bir dönemde KKTC ile Türkiye arasındaki ilişkilerin olumlu seyretmesi de büyük önem taşımaktadır” dedi.

Kalyoncu, Çankaya Köşkü'nde Başbakan Ahmet Davutoğlu ile baş başa ve heyetlerarası görüşmelerin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, heyetine gösterilen yakın ilgi ve su temini anlaşması konusunda gösterilen çabalar nedeniyle teşekkürlerini iletti.

Yer altı kaynakları açısından sıkıntılar çeken kendi ülkesi için suyun "ab-ı hayat" olduğunu dile getiren Kalyoncu, bu suyun ülkeler arasındaki ilişkide yeni bir dönem açmasını, ekonomik girdilerin yanı sıra Kıbrıslılar ile Türkiye arasında barış, istikrar, karşılıklı yarar ve yakınlaşma doğrultusunda işlevler görmesi yönünde temennilerini dile getirdi.

Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüm arayışında önemli mesafeler katetmiş bir dönemde olduklarının altını çizen Kalyoncu, müzakere sürecinin de olumlu şekilde devam ettiğini vurguladı. Kalyoncu, "Söz konusu su projesi, kurulacak federal cumhuriyette Kıbrıs Rum tarafı açısından da hayati bir değer taşıyor. Daha şimdiden suyun barış ve yakınlaşma doğrultusunda kullanılması gerektiği inancındayız. İki toplum arasındaki görüşmelerin ilerlediği hassas bir dönemde KKTC ile Türkiye arasındaki ilişkilerin olumlu seyretmesi de büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

Suyun adaya taşınması, işletilmesi ve yönetilmesi bakımından gerek kendilerinin gerekse Türk tarafının taşıdığı bazı endişelerin, anlaşmaların imzalanmasında biraz zaman kaybettirmiş olduğuna işaret eden konuk Başbakan, "Artık suyun bereketinden yararlanma zamanı gelmiş bulunmaktadır” dedi.

"DOĞRU YAPMADIKLARI İNANCINDAYIM"

AKEL Genel Sekreterinin, KKTC ile Türkiye arasında imzalanan su temini anlaşmasının kendilerini bağlamayacağı yönündeki açıklamalarını değerlendirmesi istenen Kalyoncu, Kıbrıs’ta federal bir cumhuriyet oluşturulması halinde güneyin yaptığı uluslararası anlaşmaların da kendilerinin yaptığı anlaşmaların da alt alta yazılacağını ve hepsinin de geçerli olacağını anlattı. Kalyoncu, “Boşuna bir telaş verdiler ve doğru yapmadıkları inancındayım” ifadesini kullandı.

"CASUSLUK FAALİYETİDİR"

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Anayasa Mahkemesi'nin Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül'ün tahliyesi hakkında verdiğiğ karar hakkında "Ortada bir casusluk meselesi vardır. Konu iki gazetecinin bir görüş beyan etmesi değildir" dedi.

Davutoğlu şunları söyledi:

"İşin esasına gidildiğinde Türkiye Cumhuriyeti devletine, hükümetine ve halkına yönelik açık bir casusluk faaliyeti söz konusudur. Olayların gerçeğini saptırma faaliyeti söz konusudur. Milli duruşa sahip, insani hassasiyete sahip herkesin bir kere bunun farkında olması lazım. Gizli kalması gereken belgeleri yayınlayarak, kanunu bakımdan sakıncalı belgeleri yayınlamışlardır. Yapılmaması gereken bir hareket. Dünyanın hiçbir yerinde basın özgürlüğü olarak değerlendirilmez. Bizi Suriye politikamız olarak eleştirebilirler. Ekonomi politikalarımızı eleştirebilirler. Ancak bir operasyon yürütülmüşse, bu operasyon gizlilik altına alınmıştır. Bu belgeleri onlara verenlerin amacı devleti, hükümeti baskı altına almak sanık sandalyesine oturtmaktır. MİT kollarının yürüttüğü çalışma hakkında işlem başladı. Tutuksuz yargılanma esastır dedim. Bireysel başvuru hakkını biz getirdik. Bütün yargı süreçleri tamamlandıktan sonra, AİHM'den önce bir başvuru merci olarak kullanılabilir. Anayasa'da da bu açıktır. Böyle bir durumda niçin Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmuş olabilir. Ancak işin esasına göre dava devam ediyor. O dava sürerken, bu davanın esasından koparılıp bir basın özgürlüğü davası olarak yansıtılması, sürmekte olan bir davaya açık bir müdahaledir. Birincil mahkeme kararını verir. Yürüyen davaya müdahil olmuş görüntüsü verilmesinin kimsenin hakkı yok. Hukuki sistem hepimizi sınırlar, herkes riayet edecek. Bireysel başvuru hakkını savunuyoruz ama yetki aşımları söz konusu olacaksa bunun doğru tanımlanması için bazı ilkeler konması da aşikardır. Çünkü bir konuda verilen hak ihlali kararı, bakınız bütün yargı sürecini etkileyebiliyor. Öncelikle Anayasa Mahkemesinin, bunun bütün yargı süreçleri bittikten sonra kullanılan son hak olduğu temel ilkesini benimseyerek davranması, bu sorunları çözer. Gerekirse o bakımdan bütün kurumların üzerinde mutabık kaldığı bir düzenleme düşünülebilir.

Sur'daki gelişmeler: Sur'da, Cizre'de ve Silopi'de, bütün bunlar bizim Türkiye'nin her şehrinde, kentinde kamu düzenini ihya etmemiz sorumluluğumuzun bir parçası. Bundan taviz vermeyiz. O silah bırakılıncaya kadar gereken yapılacaktır. Valimiz bizimle de istişare ederek çağrıda bulunuyor. Adım adım şehirlerde normale dönüyoruz. Diyarbakır'daki vatandaşlarımız bize "namusumuzu koruyun" diye başvurdu. Namusunu da şerefini de canını da korumak zorundayız. Demirtaş'ın söz söyleme hakkı yok. Dönsün desin ki, "silahları bırakın, sizlerin hukukunu da koruyacağız" desin. Cizre'de bodrum katı meselesi ortaya çıktı. Bir şey çıktı mı? Bütün meseleleri provakasyondur. Biz bunları çok gördük. Bu operasyon tamamlanacak. Türkiye'nin her yerinde huzur olacak. Bunların tek sorumlusu Türkiye'de kaos çıkarmak isteyen Demirtaş zihniyetidir. TBMM'de herkes istediği fikri ifade edebilir, ancak kimsenin dokunulmazlığa sığınarak suç işleme hakkı yoktur. Gereken hukuki süreçleri yakından takip edeceğiz.

Numan Kurtulmuş ve Mustafa Akış'ın açıklamaları ile yeni anayasa tartışması: Sayın Kurtulmuş'un ifadelerinde herkesin eleştiri yapma hakkı vardır. Sayın Başdanışman'ın açıklaması bana gelmiş değil. Bürokratik konumadaki birinin açıklamalarına cevap verme gibi bir tutum içine girmem. Bir Başbakan'ın, bir bürokratın açıklamasına yorum yapmayı doğru görmem.

"TBMM BAŞKANI'NA MEKTUBUMU İLETTİM"

TBMM Başkanı'na mektubumu ilettim. Sayın Kılıçdaroğlu'nun mektubunda bir dayatma söz konusu. Uzlaşı dediğimiz karşı tarafa bir şey dikte etmeden konuşmak demektir. Biz açık bir tutum sergiledik. Bizim tutumumuz başkanlık sistemidir. Siz parlamenter sistemi istiyorsanız bunu getirin, oturup konuşalım.  Önşartların olmaması halinde komisyon çalışmaya hazırdır. Hiçbir önşart koymayalım, arkadaşlarımız bunları tartışsın. Anayasanın ruhunda anlaşırsak, sistemi halka sorarız. Ancak bunlarda mutabık kalmadan, önce formu belirleyelim. Biz her şeyi konuşuruz. Bu tutum Sayın Kılıçdaroğlu'nun kendi fikrine güvenmediğinin işareti. Biz kendimizden eminiz, ne istediğimizi biliyoruz. Partimiz içindeki komisyonda arkadaşlarımız çalışmalarını sürdürüyor.