Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
HABERTURK.COM

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Silahlı kuvvetlerimize sızmış olan bir grup FETÖ'cü terörist, şimdi de bunların hesabını ödüyorlar. İhraç ediliyorlar, tutuklanıyorlar. Onları görevden alacağız ama istiyoruz ki at izi it izine karışmasın. Ama bu kadar da olur, çünkü A'dan Z'ye kendilerini saklıyorlar. Şu an bildiklerimi söyleyemeyeceğim ama günü geldiğinde belki kitaba yazabilirim. Çünkü her bildiği her zaman söyleyemeyebilirsiniz" dedi. 

Erdoğan, konuşmasında, "Bu ülkenin yüzlerce yıllık tarihi ve kültürel birikimine yabancı eğitim-öğretim politikaları, maalesef çatışmacı, hastalıklı, çift kişilikli nesillerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Özellikle FETÖ, zamanın gerisinde kalan, toplumun temel değerlerinden uzak, jakoben, baskıcı bir eğitim politikasının ürünüdür" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Öğretmenler Günü programında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarının satırbaşları şöyle:

"Kutsal olduğu kadar, mesuliyeti ağır bir mesleği icra ediyorsunuz. Sizler ailelerimizin şahsınıza emanet ettiği çocukları adeta bir nakkaş titizliğiyle işliyor, bilginizle birlikte kişiliğinizi de katıyorsunuz. Öğretmenlik tecrübe ve irfanla çocuklarımızı geleceğe hazırlama mesleğidir. 

Medeniyetlere beşiklik yapmış, her bir şehri açık hava müzesi olan bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu topraklarda bırakın devlet olarak gelişmeyi, mevcudiyetinizi korumak için bile büyük bedeller ödemeyi göze almanız gerekir. 1071'den beri çetin mücadeleler yürüttük, halen de yürütüyoruz. Bu mücadele sadece cenk meydanlarında verilmedi. Esas mücadele ilim hayatında, eğitimde gerçekleşti. Ecdadımız güçlü ekonomisi, adil yönetimi, bilim ve teknolojiye verdiği önemle büyük bir medeniyet kurdu.

Bizim tarihimizde kılıçla kalem birlikte yol almıştır. Mazisini kavrayamayan istikbale yürüyemez. Yitik kaybedildiği yerde aranır. Gerilememiz, çöküşümüz hangi alanda başladıysa gelişmemiz, dirilişimiz de oradan olacaktır. Üretmeyen, çalışmayan bir ülkenin içinde bulunduğumuz bu zor coğrafyada ayakta kalması bile mümkün değildir. Bu millet zarar eden bir millet olmayacak. 

Son 14 yılda ülkemizi ileriye taşımaya çalıştık, geçmişin ihmallerini çözme gayretinde olduk. Tek tedrisata doğru yürüyeceğiz. Er veya geç bunu da başaracağız. Eğitimi 4 ana önceliklerimizden biri yaparak hedefimizi belirledik. Türkiye'yi kalkındırmanın dört temel esası dedik; eğitim, sağlık, adalet ve emniyet. 346 bin derslik inşa edilmişti biz göreve gelene kadar. Biz 14 yılda 270 bin yeni derslik ilave ettik. 2002 yılında 506 bin öğretmenimiz hizmet verirken, biz 561 bin yeni öğretmen ataması yaptık. Şu anda 904 bin öğretmen görev yapıyor. 81 vilayetimizde çok sayıda eğitim-öğretim kurumu kazandırdık. Ülkemizin eğitim altyapısını tamamen yeniledik, yeniliyoruz. Burs ve kredi imkanlarını geliştirerek okumak isteyen evlatlarımızı destekledik.

Biz, terör örgütlerinin kanlı eylemlerinde kullanacağı sarf malzemeleri değil, ülkemizin istikbalini kurtaracak Asımın nesli gibi gençler yetiştirmek istiyoruz, derdimiz bu. Bizler Batıya öykünen, kendi milletinden tiksinen sömürge ajanları değil, kendini bilen, tarihini bilen, medeniyet değerlerini özümsemiş fikir işçileri yetiştirmeyi hedefliyoruz. Batıya öykünen, kendi milletinden tiksinen sömürge ajanlarını değil, fikir işçileri yetiştirmeyi hedefliyoruz. Marjinal ideoloji kalıplarına sıkışmış, at gözlüğüyle dünyaya bakan gençlerin ne bu devlete ne bu ülkeye sunacağı katkı yoktur. Milli ve manevi değerlere yabancı anlayışların ne tür sıkıntılar yaşattığına şahit oluyoruz.

Silahlı kuvvetlerimize sızmış olan bir grup FETÖ'cü terörist, şimdi de bunların hesabını ödüyorlar. İhraç ediliyorlar, tutuklanıyorlar. Onları görevden alacağız ama istiyoruz ki at izi it izine karışmasın. Ama bu kadar da olur, çünkü A'dan Z'ye kendilerini saklıyorlar. Şu an bildiklerimi söyleyemeyeceğim ama günü geldiğinde belki kitaba yazabilirim. Çünkü her bildiği her zaman söyleyemeyebilirsiniz. 

Şu gerçeğin farkına hep birlikte varmalıyız, teröristle mücadele güvenlik birimlerinin, terörle mücadele tüm toplumunun görevidir. Hiçbir evladımızın kaybolmasına, vatanına, milletine ihanet etmesine gönlümüz razı değil. Bu şer odaklarına karşı hep birlikte mücadele etmeliyiz. Öğretmenlerimiz, bu mücadelenin en ön saflarında yer almalıdır, zaten alıyorlar.

Bu ülkenin yüzlerce yıllık tarihi ve kültürel birikimine yabancı eğitim-öğretim politikaları, maalesef çatışmacı, hastalıklı, çift kişilikli nesillerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Özellikle FETÖ, zamanın gerisinde kalan, toplumun temel değerlerinden uzak, jakoben, baskıcı bir eğitim politikasının ürünüdür. Sorgulayan bir nesil değil, acze düşen ve çok enterasandır, sıfatı profesör 'O bize şahdamarından daha yakın.' Her yerin profesör olsa ne olur? Sen bir ilim erbabı olamazsın, bitmişsin, tükenmişsin. 12 Eylül darbesinden sonra, özellikle 28 Şubat müdahalesinin ardından milletimizin zeki ve başarılı evlatları bu örgütün kollarına zorla itilmiştir. Sınav kazandırma, başarılı eğitim gibi sloganlarla ailelere nüfuz eden FETÖ nedeniyle kayıp bir nesil oluştu.

Teröristle mücadele güvenlik birimlerinin, terörle mücadele tüm toplumun görevidir. Bir tek evladımızın dahi bu insanlık dışı örgütlerine eline düşmesine gönlümüz razı gelmez. Bu şer odaklarına karşı hep birlikte mücadele etmeliyiz. Öğretmenlerimiz bu mücadelenin en ön saflarında yer almalıdır.

Bizim öğretmenlerimiz, başta Gazi Mustafa Kemal başöğretmen olarak, bu toprakların vatan kılınması mücadelesini verdiler. Bizim buralardan bir şey almamız gerekmez mi? 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ülkemiz ve evlatlarımız, maalesef uzun yıllar ezbere dayalı, milletimizi ayakta tutan değerlere yabancı, maziden kopuk, geleceğe kör, siyasi ve ideolojik olarak tektipleştirici bir eğitim anlayışına maruz kalmıştır. Fetullahçı Terör Örgütü gibi karanlık yapılar da bu sakat anlayışın sebep olduğu sıkıntıları istismar ederek semirmişler, topluma sinsice nüfuz etmişlerdir." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre Erdoğan, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Öğretmenler Günü vesilesiyle milletin ilim, irfan ve bilgi membası olan tüm öğretmenleri sevgi ve saygıyla selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin 2023 hedeflerini gerçekleştirebilmesinin ancak vatanperver, bilinçli, birikimli, milli ve manevi değerleri özümsemiş nesillerle mümkün olacağını vurguladı.

"ÖĞRETMENLERİMİZE ŞÜKRAN BORCUMUZU ASLA ÖDEYEMEYECEĞİZ"

Erdoğan, bu nitelikleri haiz kuşakları yetiştireceklerin ise öğretmenler olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Ülkemiz ve evlatlarımız, maalesef uzun yıllar ezbere dayalı, milletimizi ayakta tutan değerlere yabancı, maziden kopuk, geleceğe kör, siyasi ve ideolojik olarak tektipleştirici bir eğitim anlayışına maruz kalmıştır. Fetullahçı Terör Örgütü gibi karanlık yapılar da bu sakat anlayışın sebep olduğu sıkıntıları istismar ederek semirmişler, topluma sinsice nüfuz etmişlerdir."

2002 yılından itibaren eğitim ve öğretimin ana öncelikler arasına alınarak yılların ihmallerinin giderilmeye, eğitim öğretim sisteminin reforme edilmeye çalışıldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajında şu ifadelere yer verdi:

"Modern eğitim öğretim tekniklerinin müfredata dahil edilmesinden, ileri teknolojinin yaygınlaştırılmasına kadar birçok kapsamlı reformu hayata geçirdik. Öğretmenlik mesleğinin itibarını yükseltme, öğretmenlerimizi maddi ve manevi olarak toplumumuzda hak ettikleri saygın konuma taşıma noktasında da büyük gayret sarf ettik. 'Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum' ifadesinde tecessüm eden bir geleneğin temsilcileri olarak bizler, öğretmenlerimize olan şükran borcumuzu hiçbir zaman layıkıyla ödemeyeceğimizin farkındayız.

"MÜFREDATIMIZI GÖZDEN GEÇİRECEĞİZ"

Ülkemizin en ücra yerlerinde türlü zorluklara rağmen fedakarca görev yapan öğretmenlerimizi desteklemeye, onların çalışma şartlarını daha da iyileştirmeye kararlıyız. Ayrıca önümüzdeki süreçte eğitim öğretim müfredatımızı tekrar gözden geçirerek güncelleyecek, milletimizin beklenti ve hassasiyetlerine, geleceğin ihtiyaçlarına göre daha da geliştireceğiz."

Millet mekteplerinin açıldığı ve Gazi Mustafa Kemal'e "Başöğretmenlik" unvanının verildiği bu önemli günde, yurt içinde ve dışında görev yapan tüm öğretmenlere şükranlarını sunduğunu ve öğretmenlerin 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutladığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajında "Terör saldırılarında ve vazife sırasında kaybettiğimiz şehitler başta olmak üzere, ebediyete irtihal eden tüm öğretmenlerimize Allah'tan rahmet ve mağfiret diliyorum." ifadesini kullandı.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Müsteşarı Yusuf Tekin, "Çocuklarımıza fazla bilgi vermek insan hakkı ihlalidir. Müfredatımızı, programlarımızı içerik olarak hafifleteceğiz." dedi.

Ankara'da, Karabüklüler Vakfı'nda, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla düzenlenen programda konuşma yapan Tekin, 18 milyon öğrenci, 1 milyona yakın çalışan ve 60 milyon veli ile her gün muhatap olduklarını anlattı.

Tekin, MEB'in en kalabalık bakanlıklardan biri olduğunu belirterek, "Her evde her gün müfredat, ders kitabı, tartışmalar yaşanıyordur. Her evde varız. Böyle bir bakanlığız. Bir milyona yakın öğretmenimiz var. Türkiye'de kamu çalışanlarının üçte biri bizde. Sadece 100 bine yakın müdür personelimiz var. Bu rakam birçok bakanlığı yan yana getirdiğimizde personel sayısı kadar bakanlık yapıyor." dedi.

""TÜRKİYE ORTALAMAYA YAKIN BİR YERDE"

Büyük kitleye rağmen eksiklik ve aksaklıklar olduğunu ifade eden Tekin, "Ciddi bir haksızlık yapılıyor. Bunu AK Partili siyasetçilerimiz de yapıyorlar. 'Eğitim politikalarımız başarısız oldu' gibi bir ön kabulle hareket ediyoruz. 15 Temmuz'u gördükten sonra bu önermem ciddi şekilde değişmiştir." şeklinde konuştu.

Tekin, çok eleştirilen eğitim sisteminin 28 Şubat'tan sonra çok dinamik bir kitle ürettiğini, bu dönemde yetişen çocukların 15 Temmuz sabah tankların önünde cansiparane durdurduklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

"Haksızlık yapmayalım. Bu gençler 2000'li yılların başından itibaren okullarda yetişen gençler. Ben Türkiye'deki maarif sistemine yönelik eleştiriyi haksız ve ağır buluyorum. İyi şeyler yaptık. Ama bizim zihnimizde bir ideal var. İdeal olana yeterince yaklaşamadığımız bir reel durum söz konusu dersek katılırım eleştiriye.

OECD rakamlarına göre bizde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 20'nin altında. OECD rakamlarıyla karşılaştırdığımızda Türkiye'nin gerçekten ortalamaya yakın bir yerde olduğunu görüyoruz. Ama eğitim fakültelerinde aynı durumu göremiyoruz. Eğitim fakültelerinde öğretim üyesi başına düşen sayısı öğrencisi sayısı MEB'in iki katı. Bu büyük bir eksiklik, bunu kabul edebilirim."

"ÇOCUKLARA FAZLA BİLGİ VERMEK İNSAN HAKKI İHLALİ"

Çocuklara ve gençlere fazla bilgi vermenin "insan hakkı ihlali" olduğunu vurgulayan Tekin, "Müfredatımızı, programlarımızı içerik olarak hafifleteceğiz. Daha az bilgi ama daha çok verilen bilgiyi kullanabilecek, onlardan analizler üretebilecek bir müfredat oluşturmaya çalıştık. Birinci çıkış noktamız buydu." dedi.

Tekin, müfredat çalışmasında haftalık ders saati sayısını azaltacaklarını ve "değerler eğitimi" vermeye başlayacaklarını belirterek, "15 Temmuz örneğinde olduğu gibi dini, etnik kimliği, siyasi kimliği, bu coğrafyayı bir arada tutabilecek referans değerlerimiz var. Bu değerlerin çocuklarımızla paylaşılması gerekiyor. Bizim müfredata yaptığımız üçüncü katkı budur." değerlendirmesinde bulundu.

Eski Başbakan Yardımcısı AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin de konuşmasında muasır medeniyet seviyesine ulaşabilmek için çocukların en iyi şekilde yetiştirilmesi gerektiğini, çocukların sosyal birey olarak yetişmesinin en önemli görevleri olduğunu ifade etti.

Tüm öğretmenlerin gününü kutlayan Şahin, "Gençlerimiz hem beden hem fikren geleceğe hazırlanmalılar. Geleceğe çocukları en iyi hazırlayacak olanlar öğretmenlerimizdir. Öğretmenlerimizin sosyal ve ekonomik yönden daha rahat şartlarda çalışabilmesi için önemli adımlar atıyoruz. Ama bunlar yeterli değildir kuşkusuz. Elimizden geldiği kadar geliştirmeye mecburuz. Öğretmenler Günü münasebetiyle gönlümden geçen bunlardır." diye konuştu.