Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
AA

FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında, Astsubay Ömer Halisdemir'in de şehit edildiği Gölbaşı'nda bulunan Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndaki eylemlere ilişkin 18 sanığın yargılanmasına Ankara'da başlandı.

Gölbaşı'ndaki Özel Kuvvetler Komutanlığını (ÖKK) ele geçirmek isteyen cuntacı general Semih Terzi'yi vurarak Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin seyrini değiştiren Astsubay Ömer Halisdemir'i şehit eden darbeciler, Ankara Adliyesine getirildi. Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinde saat 10.00'da görülmeye başlanacak duruşma için geniş güvenlik önlemleri alındı. Sincan Cezaevi'nden Ankara Adliyesi'ne getirilen sanıklar, jandarma koridorunda arka kapıdan adliyeye sokuldu.

Ankara Adliyesi'nde yargılanacak 18 sanıktan 17'si hakkında "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ile TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs" ve "nitelikli kasten öldürme" suçlarından 4'er kez, sanık Mihrali Atmaca da 5 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. Ayrıca bütün sanıklar hakkında "silahlı terör örgütü üyeliğinden" 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Şehit Halisdemir'in eşi Hatice Halisdemir ile İsmail Oğuz ve Ayşe Şahin'in "müşteki" olarak davada yer alıyor.

BAŞSAVCI İLK KEZ İDDİA MAKAMINDA

Bu arada, Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek davanın duruşma savcılığını ise ilk kez Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman yapacak.

Şehit Ömer Halisdemir, Gölbaşı'ndaki Özel Kuvvetler Komutanlığını ele geçirmek için gelen darbeci General Semih Terzi'yi vurarak, darbe teşebbüsünün başarısız olmasında önemli rol oynamıştı. İddianamede, Halisdemir'in sanıklar Fatih Şahin ile Mihrali Atmaca tarafından vurularak şehit edildiği belirtilmişti.

TUTUKLU ASTSUBAY AHMET KARA: HABERİM OLSAYDI, ÖMER HALİSDEMİR'DEN ÖNCE SEMİH TERZİ'Yİ VURURDUM

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminde Astsubay Ömer Halisdemir'i şehit eden darbecilerin yargılandığı davada savunmasını yapan Terzi'nin emir astsubayı Ahmet Kara, "Darbe olduğunu bilmiyordum. Şehit Ömer Halisdemir darbe olduğunu anlamış. Halisdemir'in bildiği bilgiye sahip olsaydım, ben de uyarılsaydım bu iş daha başlamadan Semih Terzi'yi vururdum." dedi.

Özel Kuvvetler Komutanlığını (ÖKK) ele geçirmek isteyen cuntacı general Semih Terzi'yi vurarak, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin seyrini değiştiren Astsubay Ömer Halisdemir'i şehit eden darbecilerin yargılandığı davaya devam ediliyor. Duruşma savcılığında, ilk kez Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman yer alıyor.

Duruşmada, şehit Halisdemir'in eşi Hatice Halisdemir ile ÖKK'da olay gecesi darbeciler tarafından yaralanan İsmail Oğuz salonda müşteki olarak yer aldı. Halisdemir'in avukatlığını üstlenen Aykanat Kaçmaz da duruşmada hazır bulundu.

Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İsmail Ademoğlu, duruşmanın işleyişiyle ilgili bilgi verdi. Ademoğlu, duruşmayı üç gün yapmayı planladıklarını, ifade alma işlemi bitmezse cuma gününe de uzatabileceklerini söyledi.

Sanıkların kimlik tespiti ve iddianamenin okunmasının ardından sesli ve görüntülü sistem (SEGBİS) ile ifadeleri alınmaya başlandı.

SANIK AHMET KARA'NIN SAVUNMASI

Semih Terzi'nin emir astsubayı sanık Ahmet Kara, 2005'ten beri özel tim personeli olarak görev yaptığını, 2014'te de kendi isteği dışında zorla Semih Terzi'nin emir astsubaylığına getirildiğini, görevinin ağustos ayında sona ereceğini söyledi.

Kara, 15 Temmuz günü sabah saat 04.00'te Irak'ın kuzeyinde göreve başladığını, Silopi'de devir-teslim yapıldığını akşam saatlerinde normal mesaiye geçtiklerini, eşofmanlı şekilde karargahta beklediklerini anlattı.

Semih Terzi'nin saat 21.00-22.00 arası kendisini yanına çağırarak, "Diyarbakır'a gideceğiz, birkaç günlük kıyafet al" dediğini, hazırlanan helikoptere bindiklerini, Diyarbakır'da kendilerini kimsenin karşılamadığını, birkaç yere telefon açtığını, neden karşılanmadıklarını sorduğunu ancak yanıt alamadığını belirtti.

"KİMSENİN UÇAKTAN HABERİ YOKTU"

İndikten sonra Ankara'dan gelecek uçağın beklendiğini öğrendiğini söyleyen Kara, "Uçağı diğerlerine sordum, kimsenin uçaktan haberi yoktu. Özel Kuvvetler Komutanının da Diyarbakır'a geleceğini düşündüm. Çünkü son bir yıldır yaptığımız operasyonlara kendisi de katılırdı." dedi.

Ahmet Kara, uçağı beklerken dinlenme salonunda televizyonu açmaya çalıştığını ancak başarılı olamadığını, bu sırada Semih Terzi'nin yanına gelerek, kendisini dışarı çıkardığını ve gelecek uçağı takip etmesini emrettiğini kaydetti.

Diyarbakır'da beklerken, iki minibüsle 12. Tabur'un geldiğini, uçak geldikten sonra personelin malzemeleri uçağa taşımaya başladıklarını ifade eden Kara, olay gecesini şöyle anlattı:

"Ne uçağın geleceğinden ne bizim bineceğimizden haberim vardı. Emir üzerine aceleyle eşyalarımı topladım, binince, 'Uçak Ankara'ya mı gidiyor teyit et' dedi. Ankara'ya gittiğini teyit ettim. Uçakta iki kez temasım oldu, su istemişti su verdim bir de 'İnmeye yakın ses mesafesinde ol aramakla uğraşmayım seni, çantalarla boğuşma' dedi. Özel Hava Alay'a indik. Komutan Yardımcısı Ahmet Balaban albay bizi karşıladı. İki helikopter çalışır vaziyette bekliyordu. Helikopterle Özel Kuvvetlere indik. Burada Ümit Bak, Ali Kapucu ve Mehmet Ali Çevik bizi karşıladı. Ali Kapucu'nun Ankara'da olmaması gerekiyordu. Karargaha doğru ilerledik. Semih Terzi'nin etrafında tim güvenlik önlemi almıştı. Ben arkasında kalmıştım. Sağ taraftan ağaçların arasından ateş geldi zannettim, birkaç el silah sesi oldu. Koşarak kapıya doğru gittim, 'Ambulans' diye bağırdılar. Bina karanlıktı girdiğimizde, emir astsubayının odasından reviri aradım, ambulans istedim. Bu sırada asansörden Semih Terzi'yi karga tulumba getirdiler."

"SİLAH SESİ DUYDUM, ELİMDE ÇANTALAR VARDI"

Sanık Kara, Mahkeme Başkanı Ademoğlu'nun, "Semih Terzi vurulduktan sonra silah sesi gelmedi mi? Bu anları ayrıntılarıyla anlat, vaktimiz var, dinleriz" demesi üzerine, şunları söyledi:

"İki helikopter gittik. Terzi ile indim, yürüyoruz. Ümit Bak falan karşıladılar. Karargaha doğru ilerlerken, Terzi'nin sol gerisindeydim, aramızda 3-5 metre vardı. Silah sesi duydum, elimde çantalar vardı. Karargah binasına gittim, 'Ambulans' diye ses gelince ambulans çağırdım. o sırada Terzi'yi binaya getirdiler. Sonra ambulans gelmedi diye helikopter çağırdılar. Bu sırada Terzi'nin telefonu çaldı, Ümit Bak'a verdi, 'Sen bakarsın' dedi. Normalde bana uzatırdı. Silah sesleri devam ediyordu. Ben yukarı çıktım ondan sonra silah sesi duymadım."

Ardından helikopterle Terzi'yi GATA'ya götürdüklerini, bu sırada vatandaşların seslerini duyduğunu, buradaki bir kurmay başkana neler olduğunu sorduğunu, onun da "Şerefsizler halkın üzerine ateş ediyorlar" dediğini aktaran Kara, darbe olduğunu bu sırada öğrendiğini savundu.

Kara, Silopi'den birkaç kişiyi arayarak ne olduğunu öğrenmeye çalıştığını, yanında sadece beylik tabancası bulunduğunu, bunu da teslim ederek, polisleri beklediğini ifade etti.

Fatih Şahin ile konuşup konuşmadığının sorulması üzerine Ahmet Kara, Şahin ile konuştuğunu, onun da bir şey bilmediğini söylediğini belirterek, şu savunmayı yaptı:

"Bizim gibi hiçbir şeyden haberi olmadan Terzi'nin güdümünde zannediyordum. İddianameden öğrendim haberi olduğunu. Tim personeli olarak böyle bir şeyin içinde yer almış olsam, elimde ütülü, askılı kıyafetle yer almazdım. Fransa'da büyük bir IŞID eylemi olmuştu, bu nedenle personel arasında 'Kilis'e mi gidiyoruz?' denmişti. Kimse bana 'Darbeyiciyiz ülkeye, ÖKK'ye el koymaya gidiyoruz' demedi. Böyle bir emir almadım. ÖKK zaten bizim birliğimiz, neden ele geçirmeye gidelim. 18 kişiyle ÖKK'yi ele geçiremezsiniz, 18 kişiyle ÖKK'yi elde de tutamazsınız."

Mahkeme Başkanı Ademoğlu'nun, "2014'ten bu yana emir astsubayısın. Bu süreç içinde çok yakın çalıştınız. O akşam davranışlarında farklılık görmedin mi, ne yapıyoruz, nereye gidiyoruz diye tereddüt etmedin mi?" sorusu üzerine Ahmet Kara, "Sürekli son dakikada söylerdi, tarzı bu." dedi.

"DAHA ÖNCE NE DARBE GÖRDÜM, NE BİLİYORUM"

Başkan Ademoğlu'nun, "Bütün bunlara rağmen bir terslik var diye düşünmedin mi? Televizyon açamadın ama yanında cep telefonun yok mu?" sorusuna Kara, şu yanıtı verdi:

"Daha önce ne darbe gördüm, ne biliyorum. Cep telefonum vardı, ama uçağa binerken kapatmıştım. Vurulma anı ve sonrasında açmak aklıma gelmedi. Semih Terzi'nin böyle bir şeyin içinde bulanacağı aklıma bile gelmedi. Özel Kuvvetlerde tabur komutanlığı yapmış, Kara Kuvvetleri ve Genelkurmay Başkanlığında özel kalem müdürlüğü yapmış, ÖKK'nin iyi bir tugayına gelmiş bir kişi. Irak'ın kuzeyinde peşmerge eğitimi başlamıştı. TSK adına bu işi başlatan Semih Terzi idi. Kilis'te 7 ay IŞID'e mermi yağdıran Semih Terzi idi. Bu adamın, hain olacağı, böyle bir girişimde bulunacağı aklıma gelmedi. Haberim olsaydı darbeyi bastırmak üzere gittiğimizi düşünürdüm. Generale 'Niye yollara düştük?' diye soramam, böyle bir usul yok. Bunu kimse soramaz."

Ahmet Kara, bir başka soru üzerine de Terzi'nin uçakta "TSK yönetime el koydu" dediğini duymadığını öne sürdü.

Bir başka soruya karşılık da Kara, terör örgütü FETÖ/PDY ile kesinlikle bir bağının bulunmadığını iddia etti. Ahmet Kara, şunları savundu:

"Örgütün seçimlerde AK Parti'ye karşı kapı kapı gezerek HDP ve BDP'ye oy istediğini duymuştum, adamların her yere sızdığını biliyordum. Ama Özel Kuvvetler'de 'Bu adam bunlardandır' diyeceğim kimse yok. Şehit Ömer Halisdemir darbe olduğunu anlamış, Halisdemir'in bildiği bilgiye sahip olsaydım, ben de uyarılsaydım ben de bu iş daha başlamadan Semih Terzi'yi vururdum. 'Uçağın içinde' deselerdi yapmazdım ama Halisdemir'in bildiği bilgiye sahip olsaydım ben de yapardım. Gönüllü veya isteyerek değil, zorla emir astsubayı yapıldım. İstemediğimi söylediğimde de 'Dişini sık' diye uyarılmıştım."

Avukatının sorusu üzerine Kara, iki telefon hattı bulunduğunu, birisinin şahsi telefonu olduğunu, diğerini Semih Terzi'nin isteğiyle aldığını belirterek, "Kurbağa adamım, serbest paraşütçüyüm, gittiğim dönemlerde benim yerime kim vekalet ederse onlar telefon hattını kullanırdı." dedi.

SANIK CEMAL GÜLEÇ'İN SAVUNMASI

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Astsubay Ömer Halisdemir'i şehit eden darbecilerin yargılandığı Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, savunmasını yapan sanık eski Piyade Astsubay Cemal Güleç, "Kalkışma yapanları, darbecileri engellemeye gidiyoruz diye düşünüyordum. Bizde emir sorgulanmaz. Ev arkadaşım El Bab'da şehit oldu, ben burada elim kolum bağlıyım, orada olamadığım için üzülüyorum" dedi.

Özel Kuvvetler Komutanlığını (ÖKK) ele geçirmek isteyen cuntacı general Semih Terzi'yi vurarak FETÖ'nün darbe girişiminin seyrini değiştiren Astsubay Ömer Halisdemir'i şehit eden darbecilerin yargılandığı davaya verilen öğle arasının ardından sanıkların savunmasının alınmasıyla devam ediliyor.

Duruşmanın sabahki oturumunda savcılık makamında yer alan Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman'ın yerine Cumhuriyet Savcısı Mustafa Manga öğleden sonra iddia makamında yer aldı.

Duruşmada, şehit Halisdemir'in eşi Hatice Halisdemir ile ÖKK'de olay gecesi darbeciler tarafından yaralanan İsmail Oğuz salonda müşteki olarak yer aldı. Halisdemir'in avukatlığını üstlenen Aykanat Kaçmaz da duruşmada hazır bulundu.

"OPERASYON ELBİSELERİNİZİ GİYİN, ANKARA'YA GİDİYORUZ"

Sanık eski Piyade Astsubay Cemal Güleç savunmasında, 15 Temmuz günü normal faaliyetleri yaptıklarını, akşam otururken, saat 21.00 sıralarında yatakhanelere çağrıldıklarını söyledi.

"Operasyon elbiselerinizi giyin, Ankara'ya gidiyoruz" denildiğini belirten Güleç, bu şekilde 16 ve 12. Tabur Komutanlıklarının hazırlandığını, iki otobüse binerek havaalanına harekete geçtiklerini anlattı.

Güleç, otobüsteki televizyondan Başbakan Binali Yıldırım'ın, "Küçük bir kalkışma var, engellendi; tanklar sokağa çıktı, uçaklar alçak uçuş yaptı" şeklindeki açıklamalarını duyduklarını, herkesin durumu anlamaya çalıştığını anlattı.

Daha sonra birinci ve üçüncü timin uçağa binmesini emredildiğini aktaran Güleç, şu savunmayı yaptı:

"Uçaklara bindik, 'Semih Terzi var, ses yapmayın' dediler. Uçakta üzerimize 5'şer şarjör daha mermi basmamız söylendi. Uçağın inmesiyle güvenliği aldık. Ahmet Kemal Yüzbaşı'nın seçtiği ekiptekiler toplu şekilde bekledik. Aramızdan tekrar 'Sen bin, sen kal' diyerek iki ekip seçti. Buna göre ikinci helikoptere 6 kişi gittik. Havalandık nereye gittiğimizi bilmiyorduk, birliğe, ÖKK'ye gittiğimizi anladım. Komutanlığın önündeki piste indik. Öndeki ekip karargaha girecekken geniş avluda silah sesleri geldi. Herkes sağa sola koşuşturdu, kendimi emniyetli nereye alabilirim diye baktım, sağdaki ağaçlı alana geçtim. Ne olduğunu anlamaya çalıştım, kendi birliğimizde silah sesleri patlıyor. İnsan evine girerken tereddüt etmez. 4 senelik astsubayım, olayın şokunu yaşadım. Sonra Semih Terzi'nin vurulduğunu söylediler. Tugay Komutanımızı niye vuruyorlar anlamaya çalıştım. Çarşaf içinde taşıdılar, helikopter geldi, GATA'ya gitmişler. Ömer Başçavuş hocamızdı, sima olarak tanıyordum, vurulanın kim olduğunu bilmiyordum. Sabah yerde naaşını görünce hocamız olduğunu anladım. Semih Terzi götürüldükten sonra normal mevzide bekledim, hiç hareket etmedim. Sonra sabaha karşı 'Semih Terzi ve Fatih Şahin hainmiş, Ümit Bak'ı derdest ettik. Timden başka kimseye güvenmeyin, emirleri Zekai (Aksakallı) Paşa'dan alacağız, kimseye güvenmeyin' dediler. Bunun ardından nizamiyeden gelen ekibi, silahlarını alıp derdest ettik."

Birliğin güvenliğini Mihrali Atmaca ile sağladıklarını, misafirhane ve yemekhanede arama yaptıklarını, bundan sonraki süreçte de derdest ettikleri kişileri polislere teslim ettiklerini anlatan Güleç, birliğe tekrar geldiklerini, komutanların şüphelendiği personelin başında nöbet tuttuklarını, bu kişilerin Gölbaşı Adliyesi'ne veya Emniyet'e götürülmesine eşlik ettiklerini, 2 Ağustos'ta da tutuklandığını kaydetti.

"CEMATTEN HEP UZAK DURDUM"

Mahkeme Başkanı İsmail Ademoğlu'nun "Başbakanın açıklamalarını duymuşsun, kendini nerede konuşlandırdın?" sorusu üzerine, sanık Cemal Güleç, "Kalkışma yapanları, darbecileri engellemeye gidiyoruz diye düşünüyordum." dedi.

Sorular üzerine Güleç, terör örgütü FETÖ ile bağlantısının olmadığını savunarak, çocukluğundan bu yana asker olmak istediğini, "Cemaat dershanelerine giderseniz asker olamazsınız" denildiğini, bu yüzden cemaatten hep uzak durduğunu ileri sürdü.

Güleç, Başkan Ademoğlu'nun sorusu üzerine, örgütün askeri yapılanmasıyla ilgili de bilgi sahibi olmadığını savundu.

Bir başka soruya karşılık da Güleç, Yüzbaşı Ahmet Kemal Yılmaz'ın, ikinci helikoptere binecekleri rastgele seçtiğini belirterek, "Bizi helikoptere yolladı, diğerlerini malzemeleri indirmek için bırakmış olabilirler. Bizde emir sorgulanmaz. Ev arkadaşım El Bab'da şehit oldu, ben burada elim kolum bağlıyım, orada olamadığım için üzülüyorum." diye konuştu.

Güleç'in avukatı Ercan Soylu da Yüzbaşı Ahmet Kemal Yılmaz'ın beyanlarının alınması gerektiğini belirterek, bunun ardından daha sağlıklı savunma yapabileceklerini söyledi.

"TERÖR SALDIRISI VAR DİYE DÜŞÜNDÜK"

Muhabere Kıdemli Çavuş Cihat İbrahim Yörük de savunmasında, 15 Temmuz günü Diyarbakır Kolordu Komutanlığında normal faaliyetlerini yürüttüklerini, akşam yemeği için gazinoya çıktığında alarm verildiğinin söylendiğini, mühimmatlarıyla hazır hale geldiklerini söyledi.

Havaalanına gitmek üzere otobüse bindiklerinde saat 21.00-22.00 civarında Başbakan Binali Yıldırım'ın açıklamalarını izlediklerini aktaran Yörük, "Ankara üzerinden bir yere terör saldırısı var, dolu mühimmat, destek silahlar götürüyoruz" diye düşündüklerini ifade etti. Yörük, şöyle devam etti:

"Şarjörlerimizi basmamız söylendi, mühimmat bastık. Ahmet Kemal Yüzbaşı 'Telefonlarınızı kesinlikle kapatın' dedi. Aklımızda terör saldırısı var, kalkışma hareketi var, bir yeri korumaya gidiyoruz diye düşündük. TİM komutanıma nereye, neden gittiğimizi sorduğumda 'Gidince göreceğiz bilmiyorum' dedi. Fatih Şahin Binbaşı ya da Semih Terzi'ye böyle bir soru sormam söz konusu olamazdı. Etimesgut'a inince Ahmet Kemal Yüzbaşı etrafında toplandık, halka yaptık. Uçağın hareket ettiğini gördüm, teçhizatlar uçakta idi. Ahmet Kemal Yüzbaşı 'Sen kal, sen geç' diye seçim yaptı. Telefonum malzemelerin arasında çantada kalmıştı, onu da alamadım."

Başkan Ademoğlu'nun, "Komutanınız sizi ikiye ayırdı, helikoptere bindirdi ama kendisi binmedi, bundan şüphelenmedin mi?" sorusuna Yörük, "Ekip ikiye bölündü. Birinin başında Mihrali Komutanım, birinin başında Ahmet Kemal Yüzbaşı vardı. Görev timi bu şekilde ikiye ayrılırdı. Bizim ekipte Mihrali Komutanım bulunduğu için Ahmet Kemal Yüzbaşı'nın binmemesine şaşırmadım." yanıtını verdi.

"EMİR NE VERİLDİYSE ONU YAPTIK"

Sanık İbrahim Yörük, Özel Kuvvetler Komutanlığına geldiklerini görünce rahatladıklarını belirterek, "Yol, köprü kessek, devlet kurumuna insek, bir yeri basmaya kalksak 'Biz ne yapıyoruz' derdim ama kendi birliğimize indik." dedi.

ÖKK'ye indiklerinde Semih Terzi ile aralarında 20-30 metre bulunduğunu, silah seslerinin gelmesi üzerine, birinin yere düştüğünü, bir kişinin de ağaçlara doğru kaçtığını gördüğünü anlatan Yörük, vurulanın Semih Terzi olduğunu sonradan anladığını, bulundukları yerdeki ağaçların altına gizlendiklerini söyledi.

Ne olduğu anlamaya çalıştıklarını, ardından Mihrali Atmaca'nın karargahın kontrolünü sağlayacak şekilde kendilerini yerleştirdiğini belirten Yörük, sabaha kadar buradan ayrılmadığını, bu sürede karargahtan silah seslerinin gelmeye devam ettiğini aktardı.

Yörük, sabah saatlerinde Semih Terzi'nin vurulduğunun, Fatih Şahin ve Mihrali Atmaca'nın hain olduğunun söylendiğini, bu saate kadar telefonu da yanında olmadığından kimseden kesin bilgi alamadığını anlattı.

Mihrali Atmaca'nın komutasındaki ekip ile hava aydınlandıktan sonra nizamiye tarafından gelen ekipleri derdest ettiklerini anlatan Yörük, "Daha sonra Zekai Aksakallı Komutanım (ÖKK Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı) nizamiyeye geldi, Mihrali Üsteğmeni tebrik etti, alnından öptü." dedi.

Darbe girişiminin başarısız olacağı düşüncesiyle taraf değiştirdiklerinin iddia edildiğini söyleyen Yörük, Terzi'nin gece saat 02.15'te vurulduğunu, bu saatte darbenin seyrinin değişmediğini öne sürdü. Yörük, "Hiçbir şeyden haberimiz olmadan biz darbe karşıtı davrandık, taraf değildik, emir ne verildiyse onu yaptık. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum. Bu örgütle hiçbir zaman temasım olmadı." ifadelerini kullandı.

FETÖ'nün silahlı kuvvetler içindeki yapılanmasından haberdar olmadığını savunan Yörük, mesleğe askeri liseler sınavıyla girdiğini söyledi.

Ömer Halisdemir'in ÖKK'de kendilerine öğretmenlik yaptığını aktaran Yörük, "Ömer Başçavuş, Zekai (Aksakallı) Paşa'nın emrini aldığında ucunda ölüm olmasına rağmen nasıl yerine getirdiyse biz de bunu yaptık. 'Gerekirse ölebilirsin' diye emir verildiğinde Güneydoğu'da da tereddüt etmedim. Şurada bir ere emir verseniz, yaptığınız emri sorgular ama ÖKK'de böyle bir şey yok." dedi.

Semih Terzi'ye ilişkin de konuşan Yörük, "Semih Terzi Paşa 2014'te general olup, görevlere kurban kesilip, alnına kanı değdirilerek, davulla zurnayla gönderilen bir generaldi. Biz bu komutanın emrine verildik. Onunla birliğimize gelmemizde anormal bir durum sezmedim, belki benim hatamdı. Semih Terzi Paşa, Zekai Paşa olmadığı dönemde birliğe vekalet ederdi. Bu yüzden o gün karargaha gitmesinde bir anormallik sezemedik, belki Zekai Paşa ile buluşacaklardı. Emri sorgulama durumumuz olmadı." ifadelerini kullandı.

Yörük, Müşteki Hatice Halisdemir'in avukatı Aykanat Kaçmaz'ın sorusu üzerine, Ömer Halisdemir'in yaralı yattığını ve gelen ambulansın müdahale etmesinin engellendiğini sonradan öğrendiğini, olay yerinden 20-30 metre uzakta olduğu için bu yaşananları göremediğini söyledi.

Olayların başladığı anda anormal davranan kişinin Ömer Halisdemir olduğunu düşündüklerini ifade eden Yörük, "Şüpheli o zannettik, sabah gerçeği öğrendik. Komutanım bulunduğunuz yerleri terk etmeyin diye emir verince orada kaldık. Güneydoğuda çatışırken, bir PKK'lıya bile şefkat gösteriyoruz, yardım için elini kaldırınca üzerine parkamızı verip Türk ordusunun gücünü PKK'lılara anlatmış askerleriz." diye konuştu.

SANIK ERHAN ALMAZ'IN SAVUNMASI

FETÖ'nün darbe girişiminin seyrini değiştiren Astsubay Ömer Halisdemir'in şehit edilmesiyle ilgili davada, cuntacı general Semih Terzi'nin yanında Özel Kuvvetler Komutanlığına (ÖKK) giden Astsubay Erhan Almaz savunma yaptı.

Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, sanıkların ifadelerinin alınmasına devam ediliyor.

Erhan Almaz, ifadesinde, darbe girişiminin olduğu 15 Temmuz'da Diyarbakır'da çay bahçesinde oturduğunu, alarm üzerine gittiği birliğinde "Ankara'ya gidiyoruz." denildiğini anlattı.

"KALKIŞMAYI BASTIRMAYA GİDİYORUZ DİYE DÜŞÜNDÜM"

Askeri hiyerarşiden dolayı, Ankara'ya neden gideceklerini soramadığını belirten Almaz, "Kafamda soru işaretleriyle çantamı hazırladım. Otobüslere bindik. Radyodan, Başbakanın açıklamalarını duyduk, 'Küçük bir grup kalkışma içinde, bastırılacak.' diye. 'Ankara'ya gitme sebebimiz belli oldu.' dedim. Özel Kuvvetler itfaiyeci mantığıyla hareket eder, nerede yangın var oraya gider. 'Bu sefer yangın Ankara'da.' dedim." ifadesini kullandı.

Almaz, Özel Kuvvetlerin siyasetle iç içe olduğunu, MİT Müsteşarının, Milli Savunma Bakanının, Başbakanın, Cumhurbaşkanının zaman zaman ziyaretlerde bulunduğunu kaydetti.

Diyarbakır'dan otobüsle havalimanına giderken, kendilerine polisin eskortluk yaptığını belirten Almaz, "Polis de bizi destekliyor, bu kalkışmayı bastırmaya gidiyoruz diye düşündüm. Biz, temiz duygularla yaşayan insanlarız." dedi.

"SEMİH TERZİ ASLINDA HAİNLİKTEN DAHA ÖTE VEFASIZDIR"

Havalanında Semih Terzi'nin emir subayını gördüğünü, elinde elbise askısının olduğunu belirten Almaz, şunları kaydetti:

"Semih Terzi'de bir gerginlik vardı. 'Terzi de sinirlenmiş kalkışma hareketine.' dedim. Terzi, bu hükümet zamanında general olmuştur. Semih Terzi aslında hainlikten daha öte vefasızdır. Uçak kalktı, uçakta ışıklar söndürüldü. Uçak çok alçaktan uçuyordu. Ayetel Kürsi okumaya başladım, Ankara'yı vuran uçaklar, bizim uçağı da vuracaklar diye düşündüm. 4 VİP koltuk vardır CASA uçaklarında. Terzi bu koltuklardan birinde oturuyordu, çaprazında Fatih Binbaşım vardı. Ben oturacak yer bulamadım, yere oturmak zorunda kaldım. Ben askerim, operasyona gidecek bir askeri Terzi yanına oturtmadı. Terzi bir ara pilotun kulaklığını aldı bir yerlerle görüşmeye başladı. Sonradan basından duyduğuma göre Malatya hava sahasıyla konuşmuş."

"HALİSDEMİR'İN SON KONUŞTUĞU BENİM"

Almaz, uçakta kendilerine "Silahları doldurun" emrinin verildiğini belirterek, uçak Ankara'ya indikten sonra daha çok meskun mahal eğitimi alan kişilerin seçilerek, bekleyen iki helikoptere yönlendirildiğini söyledi.

Helikopterin, Özel Kuvvetler Komutanlığı'na giderken farklı bir güzergah izlediğini ifade eden Almaz, şunları anlattı:

"Gölbaşı'na indik. Ümit Bak Albayla, Ömer Başçavuş geliyordu. Ömer Halisdemir'e 'Merhaba' dedim, 'Merhaba kardeşim, komutan nerede?' dedi, 'İkinci helikopterde.' dedim. Herhalde Ömer Başçavuşun en son konuştuğu kişi benimdir. Yanımızdan geçip giderlerken silahlar patladı. Şok geçirdim. Arkadaşlarıma 'Yatın' dedim. Özel Kuvvetler refleks atışıyla ve kendini bir yere atmasıyla ünlüdür. 'Ne oluyor?' dedim, idrak edemedim. Hepimiz şaşakaldık. Sesinden ben, vurulanın Semih Terzi olduğunu anladım. Mihrali Atmaca Üsteğmen çağırdı, temkinli bir şekilde yaklaştık. 'Ben durumu çözmeye çalışıyorum, siz şuralara geçin, dağılın.' dedi. Biz karargahın içine girmeden bekledik. Semih Terzi Kelime-i Şahadet getiriyor, inim inim inliyor, bağırıyordu. Semih Terzi helikopterle gönderildi."

Astsubay Almaz, çatışmada diğer vurulanın ise Ömer Halisdemir olduğunu gördüğünü ifade etti.

"EŞİM GELİNLİĞİYLE ORTADA KALDI"

Verilen emirler doğrultusunda, karargahın dışında beklediklerini dile getiren Almaz, ceplerinde plastik kelepçelerle silahlı bir grubun geldiğini, bunların etkisiz hale getirildiğini anlattı. Erhan Almaz, Güneydoğu'da çok sayıda göreve katıldıkları için herkesin birbirini tanıdığını, Uğur Demirtaş'ın "en azılı" kişilerden biri olduğunu savundu.

Öğle saatlerinde Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı'nın Komutanlığaa geldiğini belirten Almaz, "Bize, binaların aranması emri verildi. Tüm Özel Kuvvetlerin binalarını aradık. Zekai Paşa'ya tekmili kıdemlimiz verdi." dedi.

FETÖ'nün emir komuta zincirinden faydalanmaya çalıştığına dikkat çeken Almaz, şunları kaydetti:

"Ben şerefli bir Türk özel kuvvetçisiyim. 5 müebbet ceza alacağımı bilsem suçumu söylerim. Kimse benim cesaretimi sorgulamasın. Düğünüme 20 gün kala tutuklandım, eşim gelinliğiyle ortada kaldı. Çok üzülerek söylüyorum. Darbe teşebbüsünde bulunmadım, istemeden içeri çekildim. Komutanlık tazminatı alan herkesin sorumluluğu var bu darbede. Emir astsubayı bilmez."

"SÜLALEMDE FETÖ'CÜ ÇIKMADI"

Mahkeme Başkanı İsmail Ademoğlu'nun "Silahlı Kuvvetlerin içinde böyle bir yapılanmanın olduğunu biliyor muydunuz? Bu yapılarla bir ilginiz var mıydı?" sorusuna Erhan Almaz, "İlgim, alakam yok. Akrabalarım dahil, herkesi takip ettim, sülalemde çıkmadı FETÖ'cü. Benim bir alakam yok, hiçbir şekilde kabul etmiyorum." karşılığını verdi.

"SEMİH TERZİ KENDİNİ GENERAL YAPAN HÜKÜMETE NANKÖRLÜK YAPTI"

"Arkadaşlarınızdan, sizi bu yapıyla birlikte hareket etmeye zorlayan oldu mu?" sorusu üzerine Almaz, şu ifadeleri kullandı:

"Psikolojik yapım dolayısıyla bana kimse bunları teklif dahi edemez. Özel Kuvvetlerdeki arkadaşlarımdan da çıkmadı. Bu FETÖ'cüler rahatlıktan bu tür şeylere bulaşmışlardır, çünkü biz görevden kafamızı kaldıramazdık ki. Fatih Şahin de Ömer Başçavuşun yerinde olabilirdi, Mihrali Atmaca da ben de olabilirdim. Semih Terzi kendini general yapan hükümete nankörlük yaptı. Genelkurmay Başkanımız eğer bir mesaj yayımlasaydı, insanlara biz şüpheyle bakabilirdik, Semih Terzi'ye 'Bu da FETÖ'cü olabilir.' diyebilirdik. Hiç ihtimal vermedik."

"KAÇAKÇILARI VURMAMAK İÇİN ÖZENEN PİLOTLARIMIZ, ANKARA'YA MÜHİMMAT ATTILAR"

Astsubay Erhan Almaz, FETÖ'cülerin rahatlıktan bu işe bulaştığını belirterek, "Bu örgüt, öyle gizli bir örgüt ki pilot hangi ruh haliyle Ankara'nın göbeğine mühimmat attı? Kaçakçıları vurmamak için özenen pilotlarımız, Ankara'ya mühimmat attılar. Sincan'da aynı koğuşta kalsam hepsini boğarım." dedi.

"Ben astsubayım, bir tuğgeneralin darbeci mi, FETÖ'cü mü olduğunu anlayamam ki. Genelkurmay Başkanımızın yanındaki yaveri FETÖ'cü çıkmış, o anlayamamış." diyen Almaz, kendisinin astsubay olmasına rağmen arkadaşlarına sahip çıktığını kaydetti.

"IŞIK HIZIYLA ŞEMDİNLİ'YE GÖNDERİLİRDİ"

"Darbe yapmaya kalkanlar kimlerdi?" sorusuna Almaz, "Darbe yapmaya kalkanlar, gereken ortamın dışında bulunanlardır. Mesela Ali Kapucu var. O adam sıkıntılı. Taburu Kilis'te. Senin ne işin var Özel Kuvvetler Karargahı'nda?" ifadesini kullandı.

Özel Kuvvetlerde etkisiz hale getirdikleri bir kişinin kendilerine "Eşimi memlekete uğurladım, burada kalıyorum." dediğini aktaran Almaz, şöyle konuştu:

"Hayatının baharında, Temmuz'un 15'inde birlikte kim kalır? Emir komuta almış o. Hangi ruh haliyle plastik kelepçeyle dolaşıyorsunuz? Özel Kuvvetler'de hiyerarşi serttir. Semih Terzi'nin emir astsubayı, bu görevi gönüllü yapmıyordu. Eğer 'Bırakıyorum' dese, ışık hızıyla Şemdinli'ye giderdi. Bir generale, subaya terbiyesizlik yaptıysan orada alırsın soluğu. Bir eksiklik yapıldı. Yani insanlar kendisinden kıdemsiz insanlardan haberdar olmadı. Böyle bir yapı varken, bir tane mesaj yayımlanmaz mı? 15 Temmuz'da Kara Kuvvetleri'nden 'Bütün Kara Kuvvetleri personeli yerinde çakılacak.' mesajı gelseydi hepimiz beklerdik."

"UZAKTAN VURSA DAHA GÜZEL OLACAKTI"

Suçsuz olduğunu, cezaevinde büyük bir mağduriyet yaşadığını savunan Almaz, "Eğer biraz daha yatacaksam, uçakla mühimmat atanlarla aynı odaya koysunlar, cezaevinde başka bir şey istemiyorum." dedi.

"Vurulduktan sonra Ömer Halisdemir'e müdahale edilip edilmediği" sorusu üzerine Almaz, şunları söyledi:

"Orada sıhhiye erleri yardım ediyor, çatışmadan dolayı arabanın altına atıyorlar kendilerini. Biz Ömer Başçavuşa üzülerek orada kaldık, art niyetten dolayı değil. Ömer Başçavuşumuzun elinde uzun namlulu bir silah olsaydı, uzaktan vursaydı Semih Terzi'yi her şey daha güzel olacaktı. Ömer Başçavuş, karşılayanların arasına karıştı, aradan vurdu. Zekai Paşa durumu öngörseydi, tabur komutalarına 'Arkadaşlar herkes yerinde kalacak.' deseydi, tabur komutanlarına bire bir emir verseydi, Ömer Başçavuşa 'Vur' emrini vermeseydi ne olacaktı? Semih Paşa çıkacaktı karargaha, koltuğa kurulacaktı. Ondan sonra Zekai Paşa bize ulaşabilirdi, Terzi'ye 'Zekai Paşa söyledi, tutuklusunuz' derdik."

Almaz'ın Avukatı Gürbüz Özdemir de suçlamaları kabul etmediklerini belirterek, müvekkilinin tahliyesini istedi.

SANIK ERKAN KÜTÜKCÜ'NÜN SAVUNMASI

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Astsubay Ömer Halisdemir'i şehit eden darbecilerin yargılandığı Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşma tamamlandı. Duruşmaya yarın sanıkların savunmalarıyla devam edilecek.

Duruşmada savunma yapan sanık astsubay Erkan Kütükcü, 15 Temmuz gecesi alarm verildiğini, olayın ne olduğunu sorduğunda Ankara'ya gidileceğinin söylendiğini aktardı.

Diyarbakır'daki Özel Kuvvetler Komutanlığı üssünden otobüsle askeri havaalanına giderken Başbakan Binali Yıldırım'ın açıklamalarını dinlediğini kaydeden Kütükcü, "Sayın Başbakanımızın açıklamalarını dinledim. O sırada arkadaşlarla kendi aramızda konuşurken bir yerin emniyetini almaya gittiğimizi düşündük. Havaalanına gittiğimizde motorları çalışır vaziyette bir CASA uçağı vardı." ifadelerini kulandı.

Havaalanında beklerken Tabur Komutanları Binbaşı Fatih Şahin'in, yanındaki arkadaşına kendisiyle gelmesini söylediğini aktaran Kütükcü, "Arkadaşım da Fatih Binbaşıya 2 çantası olduğunu söyledi ve benim çantamda daha fazla malzeme olduğunu belirtti. Komutan da bana çantaları alarak benim de gelmemi söyledi. Çantamda daha fazla malzeme olduğu için şu an buradayım." diye konuştu.

Fatih Şahin'in uçakta kendisinden uydu telefonunu ve yedek bataryasını istediğini ileri süren Kütükcü, şöyle devam etti:

"Ahmet (Kemal Yılmaz) yüzbaşı, uçak inişe geçtiğinde 'ilk önce uçağın emniyetini alacağız, sonra da çantalarımızı indireceğiz' dedi. Uçak iner inmez Ahmet Kemal Yüzbaşı bana çantamı alıp hemen pistteki helikoptere binmemi söyledi. Helikoptere bindiğimde Semih Terzi ve Fatih Binbaşıyı gördüm. Helikopterle karargaha geldiğimizde helikopterden en son ben indim. Karargah girişinde çatışma başlayınca kendimi sağ tarafa atıp beklemeye başladım. Silah sesleri kesildiğinde karargaha giderken rahmetli Ömer Başçavuşu yerde cansız gördüm. Çatışmadan sonra yüzünü görmediğim birini helikoptere bindirdiklerini gördüm."

Tim komutan yardımcısı Üsteğmen Mihrali Atmaca'nın kendisine Fatih Şahin'in hain olduğunu ve emirleri Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'dan aldığını söylediğini aktaran Erkan Kütükcü, Atmaca'nın bina güvenliği alınması için emir verdiğini ifade etti.

Astsubay Muhammet Demirci'nin yanına geldiği ana kadar kimin hangi tarafta olduğunu bilmediğini savunan Kütükcü, "Demirci, bana Semih Terzi, Ümit Bak ve Fatih Şahin'in hain olduğunu anlattı. FETÖ ile kesinlikle bir bağlantım olmadı." diye konuştu.

SANIK FATİH ŞAHİN'İN SAVUNMASI

Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişiminin seyrini değiştiren Astsubay Ömer Halisdemir'in şehit edilmesiyle ilgili davada, cuntacı general Semih Terzi'nin yanında Özel Kuvvetler Komutanlığına (ÖKK) giderek, Halisdemir'i vuranlardan Binbaşı Fatih Şahin savunma yaptı.

Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, sanıkların ifadelerinin alınmasına devam edildi.

Fatih Şahin, ifadesinde, 15 Temmuz gecesi saat 21.30 civarında alarm emri geldiğini, bununla ilgili sicil amirlerini bilgilendirdiğini söyledi.

ÖKK'nın Genelkurmay Başkanlığının en stratejik birimi olduğunu ifade eden Şahin, alarm emrinde görevin mahiyetinin hiçbir zaman sorgulanmadığını, o gün gelen emrin mahiyetini de bilmediğini savundu.

Emir geldiğinde görev yerine en kısa zamanda ulaşılmaya çalışıldığını ve teçhizatın her zaman göreve çıkacakmış gibi hazır beklediğini dile getiren Şahin, o gece emir geldiğinde de sorgulamadığını kaydetti.

Bu olaylardan önce 7 ay süreyle ÖKK harekat üssünde DEAŞ ve PYD'ye karşı görev icra ettiklerini belirten Şahin, Suriye'de El Bab operasyonunun sevk ve idare edildiği taburun kendi taburu olduğunu, orada da Semih Terzi ile olduklarını bildirdi.

Semih Terzi tarafından seçildiği iddiasını reddeden Şahin, ÖKK'ya Tümgeneral Zekai Aksakallı'nın seçimiyle atandığını, komutanın cevaz vermediği kimsenin bu birimde görev yapamayacağını anlattı.

Emir geldiğinde Semih Terzi'nin verdiği emirle grup komutanlarının bilgisi dahilinde, emir komuta hiyerarşisi içinde hareket ettiğini öne süren Şahin, emri altındaki personele yazılı, sözlü ya da telefonla Ankara ÖKK'ya gidileceği yönünde talimat vermediğini kaydetti.

Şahin, "Alarm emri verildiğinde görevimizin Suriye'ye yönelik olacağını düşündüm. Buna yönelik hazırlık yaptım. Arkadaşlarıma bilmediğimi ama Suriye'ye yönelik olabileceğini değerlendirdiğimi söyledim." dedi.

Asla kanun dışı emir almadığını ve personeline de kanunsuz emir vermediğini öne süren Şahin, "Alarm emri aldığımızda ve intikal süresi içinde bizi uğurlayan Albay Altan Bora dahil, Zekai Aksakallı ve sıralı amirlerim tarafından bilgilendirilmeyerek suçlamalara maruz kaldık. Saat 21.00'den 24.00'e kadar geçen sürede sıralı amirlerim tarafından uyarılmadım. Ben ve personelim İç Hizmet Kanun'unun mutlak itaat kuralı gereğince sorgulamadan emirleri uyguladık. Yeterli zaman olmasına rağmen neden gerekli uyarıların yapılmadığının sorgulanması gerekir." görüşünü savundu.

"SURİYE'YE YÖNELİK OLMADIĞINI ANLADIM"

Hareket ettikleri uçağın gürültülü olduğunu, emir alıp vermek için uygun olmadığını belirten Şahin, "Semih Terzi ile çapraz oturuyorduk. Birbirimizin yüzünü görüyorduk. Terzi'nin 'TSK yönetime el koymuş' şeklinde söylemi oldu. Bilgilendirme mahiyetindeydi. Hazır olmamızı, inişte bu eylemi gerçekleştirenler tarafından bize müdahale olabileceğini, tedbir almamızı söyledi. Ahmet Kemal yüzbaşıya 'inişte müdahale olabilir tedbirli ineceğiz' diye ilettim. Yönetime el koyanlara karşı hareket ediyormuşuz gibi düşündüm. Suriye'ye yönelik olmadığını anladım." diye konuştu.

Mahkeme Başkanı İsmail Ademoğlu'nun "Uçağa bindiniz Ankara'ya gidiyorsunuz, Suriye işi bitmemiş miydi zaten?" sorusu üzerine Şahin, Ankara'ya gittiklerini o ana kadar anlamadığını ileri sürdü.

Başkan Ademoğlu'nun diğer sanıkların hepsinin ifadelerinde Ankara'ya gidileceğinin konuşulduğunu söylediğini belirtmesine karşılık Şahin, hiçbir yerde personeline Ankara'ya gidileceğini söylemediğini savundu.

Bunun üzerine söz isteyen sanık Mihrali Atmaca, saat 21.30'da tabur komutanı tarafından operasyon hazırlığı yapılmasının, önce Ankara'ya uğrayıp ardından bölgeye intikal edileceğinin söylendiğini duyduğunu söyledi.

Daha sonra ifadesine devam eden Şahin, Terzi'nin uçaktan indikten sonra bir helikopterin hazır olacağını 14 personelin çantasız şekilde kendisiyle geleceğini söylediğini, kendisinin de yüzbaşı Ahmet Kemal'den sırt çantaları ve malzemelerle arkalarından gelmesini istediğini anlattı.

Şahin'in, bindikleri helikopter havalandığında ikinci helikopterden haberi olmadığını söylemesi üzerine Mahkeme Başkanı Ademoğlu, "İkinci helikopterden haberinin olmadığını söylüyorsun ama Ahmet Kemal'e 'gel' diyorsun." dedi. Şahin ise helikopterle geleceklerini tahmin ettiğini belirtti.

Diğer helikopterin kendilerinden önce ÖKK'ya ulaştığını ve kışlaya indiğini aktaran Şahin, helikopterden önce Terzi ve emir astsubayının indiğini, onu korumak için tedbir alınmadığını ileri sürdü.

Şahin, sonrasında yaşanan olayları şöyle anlattı:

"Semih Terzi bizden önce indiği için aramızda mesafe oldu. Karargah binasına ilerlerken silah sesi duydum. Grubun sol arkasından ilerlediğim için bizimle hareket eden birinin bağırarak düştüğünü duydum. Semih Terzi olduğunu sonra öğrendik. Kendi personelimden bir grubun sağ tarafa ateş ettiğini gördüm.
O yöne doğru ben de ateş ettim. Ateş gelmeyince ben de ateş kestim. Karşıdan sağ taraftan bize ateş geliyordu. Beklenmedik bir anda ve ansızın doğrudan benim bulunduğum grubun üzerine baskın şeklinde ateş edilince savunma içgüdüsüyle ateş ettim. Benim hiçbir personelime ateş baskısıyla ilgili emrim olmadı. ÖKK personeli olarak savunma içgüdüsüyle hareket ettim. Üzerimize açılan ateşin tabur personelinin hayatını tehdit eder şeklinde olması nedeniyle kanunlar çerçevesinde hareket ettim."

Kamera kayıtlarının mahkemeye kanıt olarak sunulmasını isteyen Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Rahmetli Ömer'in (Halisdemir) bize ateş ettiğini görmedim. Ağaçlık bölgeden ateş edildiğini gördüm ve oraya doğru ateş ettim.
Olay yerinde dahi bulunmayan bir komutan tarafından telefonla öldürme emri verilmesi ne kadar hukukidir mahkemenin takdirine sunarım. Doğrudan 'öldür' şeklinde emir verilemez. Askerin silah kullanma yetkisi bellidir. Uyarı vardır. 'Dur' denilmeden, ansızın, baskın tarzında beklenmedik şekilde üzerimize ateş edildi. Bu da bizim ne olduğunu anlayabilmemiz için bize fırsat tanınmadı. Bir anda ateş edilince refleks olarak ateş ettik. Keşke bize bir 'dur' ihtarı yapılsaydı, biz de içinde bulunduğumuz durumun farkına varsaydık. Keşke baskın tarzında ateş edilmeseydi ve biz de keşke bilmeden silah arkadaşımızı vurmasaydık. Keşke bunlar yaşanmasaydı. Terzi'nin de Halisdemir'in vurulmasını istemezdim.
Kusurum ve suçum olduğunu kabul etmiyorum. Söz konusu kişiyi vurup vurmadığımı bilmiyorum ama ifadelerden benim ateşimle kendisinin ölmediğini öğrendim."

"ÖLDÜR EMRİ VERMEDİM"

Olayda Halisdemir'in yaralıyken Mihrali Atmaca tarafından vurulduğunu sonradan öğrendiğini ileri süren Şahin, PKK'lılara dahi şefkat gösterdiklerini, o gün de "Ne yapıyorsunuz, etkisiz hale getirin, öldürün" şeklinde emir vermediğini savundu.

Semih Terzi'yi GATA'ya götürdüklerini anlatan Şahin, helikopterde biri sivil 5 kişi bulunduğunu belirterek, sivil kişiyi tanımadığını iddia etti. Şahin, helikoptere binerken Mihrali Atmaca'ya "emir komuta sende" dediğini ve oradan ayrıldığını anlattı.

Hastanede 11. Tabur Komutanı Erkan Tokgöz'ün yanlarına geldiğini ve Mihrali Atmaca ve beraberindeki personelin ÖKK nizamiyesine girmeye çalışanlara ateş ettiğini söylediğini belirten Şahin, Atmaca'yı aradığını ancak ulaşamayınca ekipteki Mehmet Bilge ile görüştüğünü, durumu ona bildirdiğini, Atmaca'nın kendisini aramasını istediğini kaydetti.

Daha sonra Aksakallı’nın kendisiyle görüştüğünü aktaran Şahin, Atmaca ve beraberindekilerin nizamiyeden girmek isteyenlere ateş ettiğini söyleyerek ateşin kesilmesini istediğini bildirdi. Şahin, kendisinin de Atmaca’yı tekrar aradığını ancak ulaşamadığını söyledi.

Askerlik hayatı boyunca üzerine aldığı tüm görevleri en iyi şekilde icra etmeye çalıştığını ifade eden Şahin, "Zekai Aksakallı'nın bizzat kendisi tarafından, üstün başarılarım ve örnek görev anlayışım nedeniyle Hulusi Akar'a emir subayı olarak gönderildim, 2015'te de yine onun tarafından ÖKK'ya seçildim. Beni suçlayanların iddialarını ispat etmelerini istiyorum. Bana neden hain dediklerini yüzüme bakarak söylemelerini istiyorum." dedi.

Şahin, alarm emri aldığı 21.30'dan itibaren uçağın kalktığı saat 24.00'e kadar Zekai Aksakallı'nın neden kendilerini arayıp Semih Terzi'nin durdurulmasını istemediğinin sorgulanması gerektiğini ileri sürdü.

"PERSONEL ZARAR GÖRMESİN DİYE SÖYLEMEDİM"

Şahin, Ömer Halisdemir ve Semih Terzi vurulduktan sonra bir şeylerin açığa çıktığını savunarak, "Genelkurmay Başkanlığı tarafından bu olayın bilindiği, tedbirler aldığı ortada. Ben ve personelim hiçbir şey bilmeden amirlerimizin emriyle Ankara'ya kadar ulaştık." dedi.

Hakkındaki iftiralar sonucu karalama kampanyasıyla yargısız infaza maruz kaldığını iddia eden Şahin, dini ya da siyasi hiçbir örgüte üye olmadığını savundu.

Şahin, bir soru üzerine de Diyarbakır'da havaalanına giderken otobüste Başbakan Binali Yıldırım'ın darbeye ilişkin açıklamalarını duymadığını söyledi.

Uçakta Semih Terzi'nin, "TSK Yönetime el koymuş" şeklindeki açıklamasını personeliyle neden paylaşmadığının sorulmasına karşılık da Şahin, personelinin zarar göreceği düşüncesiyle söylemediğini ileri sürdü.

Şahin, Başkan İsmail Ademoğlu'nun "GATA'da yanınızdaki askerlerinize 'tarafınızı seçin' dediniz mi?' sorusu üzerine, böyle bir beyanı olmadığını iddia etti.

Sorular üzerine Şahin, "Sıralı amirlerimizin emir komutası ile buraya geldik. Başta bir şüphe duymadım. Yanlış bir şeyler olduğunu anladığım için destek grubuna geçmek üzere oradan ayrıldım. GATA'da Kurmay Başkanı ben sürekli sıkıştırdığı için durumu aydınlatana kadar bir yere geçtim, orada görüşmelerimi yaptım. Ardından Zekai Paşa ile konuşunca destek grubuna geçtim." şeklinde konuştu.

Şahin'in, "Bana hain diyenler benim gelip yüzüme söylesinler" sözleri üzerine sanıklar arasındaki Mihrali Atmaca, "Ben diyorum." dedi.

Fatih Şahin'in avukatı Çiğdem Koç da müvekkiline hain diyenlerin mahkemeye çağrılarak dinlenmesini istedi. Koç, adil bir yargılanma yapılacağına inanmak istediklerini belirterek, tanıklarla ilgili veya diğer taleplerinin karşılanacağına inandığını söyledi. Başkan Ademoğlu da "Adil bir yargılanma olacağından şüpheniz olmasın." ifadesini kullandı.

Söz isteyen Mihrali Atmaca ise bir şeyi bilmeden karalamaya girişmenin, bu yapılanmanın hareket tarzı olduğunu belirterek, "Zekai Paşa'nın bizim geldiğimizden haberi yoktu, 'ondan habersiz kuş uçmaz' deniyor. Haberi olsa darbe olmazdı. Ben yalan söylüyorum, Ahmet Kemal Yılmaz yüzbaşı yalan söylüyor, herkes yalan söylüyor. Bu insanları karalamak bu kadar kolay. 'Ömer Halisdemir'i vurdu' diye en çok adı çıkan benim, adalete güveniyorum. Bir emri alıp icra etmek, ölüm emrini vermek çok daha zor bir olay. Bu emri vereni karalamak da benim kalbimi kırdı." diye konuştu.