Öcalan: "Direnme hakkımızı kullanmakta haklıyız"
"Devlet ve hükümete son kez çağrı yapıyorum"
İmralı Cezaevi'nde tutuklu bulunan terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan, Hakkari kırsalında güvenlik güçlerinin 9 PKK'lı teröristi öldürmesiyle ilgili olarak, "Devlet ve hükümete son kez çağrı yapıyorum. Biz bu ülkede özgürce yaşamak istiyoruz, ayrılmak gibi bir talebimiz yok. Haklı taleplerimizin kabul edilmesi gerekir. Aksi halde direnme hakkımızı da kullanmakta haklıyız. Kesinlikle Kürtler her saldırıya karşı kendilerini her şekilde savunmalı, cevap verebilmelidir" dedi. Öcalan anadili için mücadele etmediği gerekçesiyle annesiyle ölene kadar konuşmadığını söyledi.
Terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'ın geçtiğimz çarşamba günü avukatlarıyla yaptığı görüşmenin notları, PKK'ya yakınlığıyla bilinen bir internet sitesinde (Fıratnews) yer aldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır'da Musa Anter'in adını andığı ve buna hakkının olmadığını savunan Öcalan, hükümetin herkesi kapsayacak bir anayasa yapmayla ilgili somut bir adım atması durumunda Kürtlerin "Evet" diyebileceğini ileri sürdü. CHP'nin tutumunu değiştirip olumlu adım atması durumunda Kürtlerin "Hayır" diyebileceğini de ileri süren Öcalan, hükümete demokratik çözüm ve demokratik anayasayı dayatmak için boykot kararı aldıklarını söyledi.
Devlet yetkilileriyle görüşmelerinin olduğunu yineleyen teröristbaşı Öcalan, görüşmelerin 2001 yılında Ecevit'in müdahalesiyle aniden kesildiğini ileri sürdü.
FKÖ MODELİ ÖNERİSİ
Kürt ulusal konseyinin kurulmasını isteyen Abdullah Öcalan, "Birincisi Kürtler'in karar mekanizması olacak, parlamento benzeri bir kurum. Ancak bunu yalnızca ulusal parlamento anlamında değerlendirmek zorunda değiliz. Parlamentodan ziyade (Kürdistan Ulusal Konseyi) olarak da isimlendirilip değerlendirilebilir. Önemli olan bunun, bütün Kürtlerin ortak karar alabilecekleri bir mekanizma olmasıdır. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) örneğine bakılabilir, kısmen benziyor. Bunun bir de icra ve yürütmesi olmalıdır, ikinci önerim budur. Burada alınacak kararları pratik hayata geçirecek organ olacaktır" dedi.
"ORTAK BİR ÖZSAVUNMA GÜCÜNÜN OLUŞTURULMALIDIR"
"Üçüncüsü ortak bir özsavunma gücünün oluşturulmasıdır" diyen teröristbaşı şunları söyledi: "Kürt halkının güvenliği garantiye alınmadan kimse barıştan söz etmesin, silah bırakmaktan bahsetmesin. Kürtler bir soykırım tehlikesiyle karşı karşıyadır. Fırsatını bulsalar bu katliamları yapmaktan çekinmeyecek güçler var. Bunu sadece gerilla ile HPG ile sınırlı anlamamak lazım, bu nedenle özsavunma olmazsa olmaz diyoruz. Bireyler de kendi savunmalarını kendileri sağlamalıdırlar, halk da kendi tedbirlerini almalıdır. Kürtlerin güvenliği sağlanmadan artık halkımız çocuklarını askere gönderirken bir kez daha düşünmelidir."
TARAF VE DİYARBAKIRLI STK'LARA ELEŞTİRİ
Diyarbakır'daki sivil toplum örgütlerini 'tüccarlar' diyerek niteleyen Öcalan, halkın güvenliği sağlanmadan barıştan söz etmenin samimi olamayacağını savundu. Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar ile Taraf Yazarı Orhan Miroğlu'nu esefle karşıladığını söyleyen Öcalan, "Bunlar bizim yıllardır barış için yaptığımız görüşmeleri, yaptığımız fedakarlıkları görmezden geliyor. Taraf çevresinin (Kürt burjuvazisi) diyerek öne çıkarmak istediği, sözde barışçıl çözüm isteyen, seslerinin kısıtlanmak istendiğini söylediği bu grupların Kürtlükle bir alakası kalmamıştır. Bunlar Kürtlüklerini ne kadar inkar ederlerse, bu sistem içinde o kadar çok rant elde ediyorlar. Halk açlık yoksulluk içinde perişan olurken bunlar en lüks şekilde yaşıyorlar. Bunlar Kürtleri de, Diyarbakır'ı da temsil edemezler" ifadelerini kullandı.
ANNESİYLE ÖLENE KADAR KONUŞMAMIŞ
İlkokula başladığında ana diliyle ilgili sorunları tanımaya başladığını ve bu konuda annesiyle çok tartıştığını ileri süren Öcalan, "Düşünebiliyor musunuz evden çıktıktan sonra ve annem ölünceye kadar bir kez bile telefondan onunla konuşmadım. O kadar buna isyanım büyüktü ki, ölüm döşeğindeyken bile annemi aramadım. Bunun acısını hala yaşıyorum. Tartışmalarımda anneme (Tavuklar bile kendi yavrularıyla kendi anlayacağı dilden konuşuyor, anlaşıyor, yavrularını tehlikelere karşı koruyor, sen bunu neden yapamıyorsun) diyordum. İşte benim meselem, Apo'yu ortaya çıkaran gerçeklik budur. Bu anadil meselesi, ekmek kadar su kadar önemlidir" dedi.
"ANADİL OLMAZSA BEYİN ÖLÜMÜ OLUR"
Öcalan, insanın anadilini öğrenilmemesi, eğitim yapamaması durumunda sağlıklı düşünemeyeceğini ve üretemeyeceğini; beyin ölümüyle yaşamış olacağını ileri sürerek şöyle konuştu: "Bu nedenle yeterince güçlü, nitelikli Kürt aydını yetişemiyor. Annemle başlattığım, aslında o zavallı kadının da yapabilecek çok fazla bir şeyi yoktu, isyanımı, sisteme karşı devam ettirdim. Yurtsever ailelerimiz, mutlaka ne olursa olsun kendi çocuklarına anadillerini öğretmelidir. DTK de kendini bu konuda sorumlu görmelidir, mahallelerde kendi anadilini öğretecek yöntemler, kurumlar geliştirmelidir. Aileler de evlerini birer anadilini geliştirdikleri eğitim okullarına dönüştürmelidir. Bu, Türkçe'ye, Türkçe öğrenime karşı olduğum anlamına gelmiyor. Bu koşullarda Kürtçe'yi bir kenara bırakmak zorunda kaldım. Ama bütün bunlar mücadeleyi bıraktığımız anlamına gelmez."
GALATASARAY'A ELEŞTİRİ
DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk'un geçtiğimiz günlerde ziyaret ettiği Diyarbakırspor yönetimini faşistlikle suçlayan Öcalan, şu ifadeleri kullandı: "Faşizm spora da bulaşmıştır. Futbolun faşizmle ilişkisi biliniyor. Bu Diyarbakırspor'un yönetiminde de yaşanıyor. Öyle fakirlik edebiyatı da falan yapıyorlar. Ama bu durum yeni değildir. Ta Büyükanıt'ın Diyarbakır'da kolordu komutanı olduğu dönemde uygulamaya konan bir projedir. Erdoğan'ı da gördünüz işte Diyarbakır'da yanına Hakan Şükür'ü, birtakım Galatasaraylı futbolcuları sahneye çıkardı. Bu üç renk meselesinden bahsediliyor. (Diyarbakır'ı yeşil kırmızı rengi, Galatasaray'ın sarı rengi, yeşil kırmızı, sarı...) Galatasaray sempatizanlığımdan bahsediliyor ama şu anda Galatasaray da Diyarbakırspor da özel harp politikalarına hizmet ediyor. Mesela 90'lı yıllarda Diyarbakır'da Galatasaray ile Diyarbakırspor'un bir Türkiye Kupası maçı vardı. Diyarbakırspor taraftarları Galatasaray'ı sevdikleri için alkışlıyorlardı. Galatasaraylı futbolculardan sadece yabancı kaleci olan Taffarel yüzünü seyircilere dönüp seyircilere el sallayıp onları selamlamıştı. Galatasaray ve Diyarbakırspor, bu politikalara alet olmaktan kurtulursa eğer, ikisine de sempati duyabilirdim."
"KÜRTLER HER SALDIRIYA KARŞI KENDİLERİNİ SAVUNMALI"
Hakkari'de 9 PKK'lının öldürülmesiyle ilgili konuşan Öcalan, "Son günlerde yaşanan gerilla (PKK'lılar) kayıpları da çok üzücü. Bu eylemsizlik sürecinde bunların olması öfke uyandırıyor. Eylemsizlik süreci yanlış anlaşılmamalıdır. Meşru savunma hakkı çerçevesinde her türlü savunma ve misilleme hakkının varlığı tartışmasızdır. 20 Eylül'den sonra ben karışmayacağım, sorumluluk da bana ait değil, devlet de bunu böyle bilsin. Eğer demokratik özerkliği uygulayacaklarsa buna uygun bir yapılanma ve konumlanma içine girmelidirler. Devlete de hükümete de son kez çağrı yapıyorum. Biz bu ülkede özgürce yaşamak istiyoruz, ayrılmak gibi bir talebimiz yok, defalarca söyledik. Haklı taleplerimizin kabul edilmesi gerekir. Aksi halde direnme hakkımızı da kullanmakta haklıyız" dedi.
DİYARBAKIR (AHT)