'Çamlıca'ya sembol olacak çağdaş bir cami yapılmalı'
Zengin muhafazakârların tasarımcısı olarak bilinen Şafak Çak, Çamlıca'ya cami projesini değerlendirdi
KUTLU ESENDEMİR/GAZETE HABERTÜRK
Şafak Çak, bir mekân tasarımcısı. “Zengin muhafazakârların ev tasarımcısı” olarak şöhreti yakalamış olsa da, kendisinin bu nitelemeye itirazı var. “Müşterilerimin büyük bölümümodern insanlar” diyor. Ama dindar zenginlerin ve yeni kuşak muhafazakârların beğenilerini yakından takip ediyor. Onlara içmimari ve dekorasyon hizmeti veriyor. Son dönemin en önemli tartışma konularından biri, Çamlıca’ya yapılacak cami projesi. Tasarımcı Şafak Çak’la buluşup hembu cami projesini sorduk hemde ibadet alanlarının muhafazakâr kesimlerin yaşama alanlarına nasıl yansıdığını konuştuk.
Sizin müşterileriniz arasında olan İslami burjuvanın önemli isimleri Çamlıca’ya yakın Üsküdar ve Kısıklı’da oturuyor. Sizce onlar, böyle bir alanda nasıl bir cami görmek isterdi?
Şimdi iki tip muhafazakâr ve zengin insan tipi var. Bunlardan bazıları gerçekten, “Arap yağı bol bulmuş ve sıvamış” şeklinde yaşayanlar. Diğerleriyse sade ancak kaliteli yaşamsürenler. Benimmüşterilerimin yüzde 30’u bu iki yapıdaki insanlardan oluşuyor. Bunların birincisi cahil olanlar, ikincisiyse çok kültürlü ve yüksek eğitimalmış olanlar. Bu kesimden birincimodel kesinlikle altınla kaplı bir cami görmek isterken, ikinci model çağdaş İslam motiflerinin olduğu bir cami tasarımını beğenirdi.
‘SADECE MİMARLAR DAVET EDİLMEMELİYDİ’
Cami projesini, zengin muhafazakârlarla konuşma fırsatınız oldu mu?
Konuştum. Açıkçası kimsenin içine sinmiş değil. İki çeşitmuhafazakârmodeli var demiştim. İkisi de birbirine tamzıt. O yüzden biri altın cami görmek istiyor, diğeriyse sanat eseri. Ancak İslam’ı parayla yaşayan kesimin tercihi bence 545 milyon dolaramal olan Abu Dabi’deki Şeyh Zayed bin Sultan el Nayan Camii olurdu.
Siz de Yeni Şafak yazarı Dücane Cündioğlu gibi, Çamlıca’ya yapılacak camiyi, “İstanbul’un silüetine çökecek bir kâbus” olarak mı görüyorsunuz?
Bu söylemle, Eminönü’ndeki Yeni Cami veya Sultanahmet Camii de İstanbul’un silüetini bozuyor. Seçilen cami projesini Çamlıca’da görmek isteyenlerin tek amacı olabilir. Avrupa yakasından Asya yakasına bakıldığında bu tip bir cami görmeniz oldukça zor. Ancak Asya tarafından Avrupa tarafına baktığımızda birçok cami görebiliyoruz. Sanırım projeyi onaylayanlar Asya tarafında da geleneksel bir cami görmek istediler.
Siz de Yeni Şafak yazarı
Dücane Cündioğlu gibi,
Çamlıca’ya yapılacak camiyi,
“İstanbul’un silüetine çökecek
bir kâbus” olarak mı
görüyorsunuz?
Bu söylemle,
Eminönü’ndeki Yeni Cami
veya Sultanahmet Camii de
İstanbul’un silüetini
bozuyor. Seçilen cami
projesini Çamlıca’da görmek
isteyenlerin tek amacı olabilir.
Avrupa yakasından Asya
yakasına bakıldığında bu tip
bir cami görmeniz oldukça
zor. Ancak Asya tarafından
Avrupa tarafına baktığımızda
birçok cami görebiliyoruz.
Sanırımprojeyi onaylayanlar
Asya tarafında da geleneksel
bir cami görmek istediler
Fatih Altaylı gibi, böyle bir projenin 3-5 haftada oldu bittiye getirilemeyeceğini savunan yazarlar da var.
Altaylı’nın bu konudaki görüşlerine tereddütsüz imzamı atarım. Bu tip bir yarışma yapılacaksa buna sadecemimarlar davet edilmez. Bu tip yarışmalara tüm dünyadan heykeltıraşlar, ressamlar ve en önemlisi tasarımcılarla berabermimarlar davet edilir. Bu iş daha baştan yanlış organize edilmiş. Önce tasarımcıya danışılır. Onun çıkaracağı avam projeden sonra mimarlardan yardım istenir. Sonra da İslam tarihçilerine onaylatılarak yarışmaya sunulur.
Bu proje nasıl hazırlanmalı, kimler davet edilmeliydi?
Altaylı, yarışmaya davet edilmesi gereken isimleri sıralamış. Ben bu isimlere, mimarlar Turgut Toydemir, Sinan Kafadar ve Eren Yorulmazer’i de eklemeliyim. Bir tasarımcı olarak, “Bana da davet gelmeliydi” hadsizliği yapamam.
‘Son modern cami 1970’lerde inşa edilmişti’
Kafanızda bir proje var mıydı?
Olağanüstü bir proje hazırladım. Hatta bu projeyi geçen cumartesi günü, “Metropol İstanbul”un Jennifer Lopez davetinde, Varyap’ın sahibi Süleyman Varlıbaş’a gösterdim. O kadar heyecanlandı ki ayaküstü yarımsaat konuşmak zorunda kaldık.
Çamlıca’ya kötü bir kopya cami yapılsa bunu nasıl değerlendirirsiniz?
Biz Türk insanının en büyük özelliği, beğendiklerimizi asla dile getirmeyip beğenmediklerimizi bire on katarak dillendirmektir. Size şöyle dürüst konuşayımki; burada yöntemtamamen yanlış. Ancak Sultanahmet kopyası bir eserin de oraya konulması beni rahatsız etmez. Avrupa yakasından bakıldığında bir rahatsızlık yaşatmaz. Gönül isterdi ki; modern sanatmüzesi olmayan İstanbul’da tıpkı New York’taki Özgürlük Heykeli gibi sembol olabilecek, çağdaş bir eser orada olsun. Olmuyormu? O zaman Çamlıca kadar her yerden görülebilen başka bir yerde olsun. 1970’lerde yapılan ve gayrimüslimlerin yaşadığı Kınalıada’daki camiden başka benmodern bir cami bilmiyorum.
Hayalinizdeki Çamlıca Camii nasıl?
Çamlıca Camii’nin olması gereken çizgisi bence hilal ve yıldızdı. Cami projem cebimde gününü bekliyor. Mutlaka Türkiye’de bir yere yapacağım.
‘Dindarların ibadet odasında LED duvar kâğıdı kullanıyorum’
Peki, başka bir soru sorayım. İbadet, zengin dindarların evlerine mimari olarak nasıl yansıyor?
Genelde evlerde ibadet odaları yapıyoruz. Daha önce tasarladığım evlerde internetten Kâbe’nin görüntüsünü plazmalardan canlı izletiyordum. Bilhassa ibadet odalarında. Şimdi Cisco Systems’in geliştirdiği LED duvar kâğıtları var. Bu ilk kez Bill Gates’in evinde kullanıldı. Tüm odayı bu kâğıtla kaplayarak, dünyanın istediğiniz yerini canlı görüntü olarak odanızın içine getiriyorsunuz. İsterseniz Maldivler, isterseniz Kâbe, isterseniz Afrika’da aslanlar. Tercihe göre de istediğiniz desende ve şekilde duvar kâğıdı olarak kullanıyorsunuz. Çığır açacak bu ürün, 2014 gibi seri imalata başlayacak.
Asansörlü namaz salonu da yapmışsınız...
Evet yaptım. İslami burjuvaziden, elit denebilecek ve çok düzgün bir ailenin evinde uyguladım. Bu şatafat değil tamamen günümüz teknolojisini kabul etmiş bir ailenin evi. Aile, evin bir bölümünde bir ibadet odası rica etti. Ben de alan dar olduğu için, L kanapeleri hidrolik bir sistemle tavana taşıyan ve sonrasında ibadet için büyük bir alan ortaya çıkmasını sağlayan bir sistem yaptım.
Lopez’e de 100 bin dolarlık yatak hediye etmişsiniz
“Evet. Şimdi de Lopez, benden, bundan sonraki dünya turnelerinde sahnede kullanılmak üzere bir tasarım istedi. Önümüzdeki çarşamba günü Hong Kong’taki konserine bunu yetiştiriyorum. Bunu sizinle paylaşıyorum. Düşünün ki; bir dünya yıldızının sahnesinde bir Türk tasarımcısının eseri. Bunu para ile yapamazsınız.”
‘Alaturka tuvalete 40 bin dolarlık swarovski taş’
Zengin muhafazakâr kesimde, iç mimaride yeni trendler neler?
Bu kesimin müşterileri hat sanatına ve Osmanlı eserlerine çok meraklı. Bununla beraber antikaya da. Meselâ asla değişmeyecek trend her yıl değişen Kâbe’nin örtüsü. Bu, her zengin muhafazakârın evinde sahip olmayı istediği bir eşya.
Projelerinizin çoğunda banyolarda, parkelerde değerli taşlar kullanılmış.
Açıkçası swarovski taş isteğini genelde sonradan para sahibi olmuş insanlarda görüyoruz. Kadınlar parlak olan her şeyi sever ama bunu parkeye, mobilyaya adapte ettiğinizde iş değişiyor. Bu sefer israf, şaşaa ve görgüsüzlük ortaya çıkıyor. Bir müşterimin alaturka tuvaletinde, tuvalet taşını komple swarovskili istemesi ve maliyetinin 40 bin dolarları bulması beni oldukça şaşırtmıştı. “Şafak Bey bana öyle bir salon tasarla ki bende 30 milyon dolar para var sansınlar” diyen insanlar var bu ülkede.
‘Muhafazakâr ailenin oğlu da alkolsüz şampanya patlatıyor’
Gençler nasıl bir değişim yaşıyor?
İslami burjuvanın gençleri kesinlikle anne ve babalarıyla aynı kafada değil. Son derece iyi üniversitelerde okuyan, zehir gibi çocuklar. O kadar ilginç paradokslar yaşıyorum ki. 20 yaşında üniversite öğrencisi ve muhafazakâr olmayan bir aile mensubu. Arkadaşlarıyla Bebek’te bir mekâna gidip, “Kızlara hava atacağım, tavlayacağım” diye şampanyalar patlatıyor. Babasının kartıyla milyarlar ödüyor. Şimdi aynı mekânda muhafazakâr bir ailenin oğlu da alkolsüz şampanyayla aynı şovu yapabiliyor. Bunu 10 sene evvel yapamazdı. İki gencin de aklında kız tavlamak var.
Bunu nasıl açıklıyorsunuz?
Ortalıkta görünmeyen muhafazakâr kesim zengin olmaya başladıkça görünürlük kazandı ve “Bir dakika, ben de varım” yarışına girdi. O yüzden mutlaka ki bu kesim hacca bile gittiğinde en pahalı otelde kalıp en pahalı servisi almak istiyor.
Ne gibi servisler bunlar?
Mesela bu sene yazın D-Maris Hotel’e gittim. Türkiye’deki servis ve iç mimarlık alanında yapılmış en muhteşem otellerden biri. Tam karşı koyunda bir hotel daha var. Bu iki otele de Mısır’dan tankerlerle kumlar getirilmiş. Angel’s Peninsula diye bir otel. Harem selamlık şeklinde. Şu tarihlerde bile gecelik villasının 2 bin 500 lira olduğu bu otelde çalışanlarla sohbet ettim. Otelden ayrılırken orada çalışan birinin, “Buradaki bazı müşteriler gece diskoya diğer otellere gidip içip geri geliyorlar” söylemi beni hiç şaşırtmadı.