Eski Bakan Denizolgun’un ölümüne 3 dava
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 2016'daki ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada, özel doktoru ve 3 Adli Tıp Kurumu görevlisinin de aralarında bulunduğu 6 şüpheli hakkında 3 ayrı kamu davası açıldı. Şüpheliler hakkında yalan tanıklık, belgede sahtecilik ve suç delillerini yok etme suçlamaları yöneltilirken, Denizolgun'un olay sonrası kaybolan cep telefonuna ilişkin de 2 kişi hakkında kamu davası açıldığı bildirildi
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında özel doktoru ve 3 ATK görevlisinin de aralarında bulunduğu 6 şüpheli hakkında farklı suçlardan 3 ayrı kamu davası açıldı.
AA'daki habere göre; Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'daki ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, özel doktoru ile Adli Tıp Kurumu (ATK) görevlilerinin de aralarında olduğu 6 şüpheli hakkında farklı suçlardan 3 ayrı kamu davası açıldı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosunca yürütülen soruşturmada, elde edilen yeni deliller doğrultusunda Denizolgun'un tutuklanan özel doktoru N.D. hakkında "yalan tanıklık", ATK görevlileri İ.Ç., Ç.K. ve S.Ç. hakkında "belgede sahtecilik", şüpheliler A.G.D.K. ve H.T.K. hakkında ise "suç delillerini yok etme" suçlarından ayrı ayrı kamu davası açıldığı öğrenildi.
Denizolgun'un ölümü, 2016 yılında beyin kanaması değerlendirmesiyle doğal ölüm olarak kayda geçirilmişti. Soruşturma kapsamında, özel doktorunun olay günü 155'i kendisinin aramadığını ve olay yerinde bulunmadığını söylediği, ancak bu beyanların gerçeği yansıtmadığının ortaya çıktığı belirtildi.
Şüpheli ölüm iddiasına ilişkin soruşturmanın ise çok yönlü sürdüğü bildirildi.
KAYIP TELEFONA DAVA
Öte yandan İHA'daki habere göre, iddianamede Denizolgun'un ölümünün ardından olay yerinden alınan cep telefonu üzerinde parmak izi incelemesi yapıldığı belirtildi. Telefon daha sonra Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasına gönderildi.
Tereke işlemleri kapsamında İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilen telefonun da aralarında bulunduğu eşyaların, 4 Mayıs 2017 tarihli kararla Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslim edilmesine karar verildi.
"ÇUVALI, KURİŞ'İN YÖNLENDİRMESİYLE EVE GÖTÜRDÜM"
İddianamede tanık olarak ifadesine başvurulan avukat A.Ç.'in anlatımı da dosyanın önemli delilleri arasında yer aldı. A.Ç., tereke eşyalarını çuval içerisinde teslim aldığını, içindeki eşyalara bakmadığını, ancak eşya listesinin bulunduğunu anlattı.
Tanık, daha sonra Hilmi Tuna Kuriş ile görüştüğünü ve onun yönlendirmesi üzerine çuvalı Kısıklı'daki eve götürerek burada çalışan bir kişiye teslim ettiğini beyan etti.
2026'DA ARANDI, TELEFON YOK
Telefonun akıbeti, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen başka bir soruşturma kapsamında Hilmi Tuna Kuriş'in ikametinde yapılan aramayla yeniden gündeme geldi.
Denizolgun'a ait telefonun arama tutanaklarında yer almaması üzerine cihazın IMEI bilgileri ve fotoğrafları Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne gönderildi. 30 Eylül 2026 tarihli tutanakta ise eski bakana ait telefonun ele geçirilemediği kayda geçirildi.
İddianamede, mahkeme kararı ve teslim tutanakları birlikte değerlendirilerek, telefonun önce Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslim edilmesine karar verildiği, vekili tarafından tereke eşyalarıyla birlikte teslim alındığı ve Hilmi Tuna Kuriş'in yönlendirmesi üzerine Kısıklı'daki eve götürüldüğü belirtildi.
Savcılığın değerlendirmesine göre Hilmi Tuna Kuriş, telefonu kendisinin aldığını beyan etti. Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ise tereke eşyalarıyla kendisinin ilgilenmediğini savundu. Başsavcılık buna rağmen, kendisine teslim edilen telefonun muhafazasından sorumlu olduğu değerlendirmesinde bulundu.
"ÖNEMLİ DELİL OLABİLİRLERDİ"
İddianamenin telefonun içeriğine ilişkin değerlendirmesinde, Başsavcılık tarafından Denizolgun'un telefonunda olay sonrasında herhangi bir teknik veya bilirkişi incelemesi yapılmadığı belirtildi.
Savcılık, telefondaki muhtemel mesaj içerikleri, fotoğraflar ve notların Denizolgun'un ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmanın aydınlatılması bakımından önemli delil niteliği taşıyabileceğini vurguladı.
"DENİZOLGUN'UN TELEFONU YOK EDİLDİ"
Dosyadaki mahkeme kararları, teslim ve arama tutanakları, tanık anlatımları ile şüpheli savunmalarını birlikte değerlendiren Başsavcılık, teslim alınmasına rağmen telefonun yok edildiği sonucuna vardı.
İddianamede, kasten öldürme suçundan yürütülen soruşturma bakımından delil niteliği taşıyan telefonun yok edilmesinin, TCK'nın 281/1. maddesinde düzenlenen "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçunu oluşturduğuna dair kamu davası açmaya yeterli şüphenin oluştuğu kaydedildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2 Ekim 2026 tarihli iddianamesiyle Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve Hilmi Tuna Kuriş'in yargılanarak cezalandırılmaları talep edildi.