Hangi meslek grubu oruç tutmamalı?
Sağlıklarını bozabilirler...
Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi doktorları futbolcuların oruç tutmamalarını önerdi. Yeni başlayan futbol sezonuyla birlikte ramazanın aynı zamana denk gelmesi doktorları harekete geçirerek bu konuyla ilgili futbolcuları uyarması sonucunu getirdi.
HABERTURK.COM SAĞLIK SERVİSİ
Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ramazan ayının sağlığımıza etkileri konusunda bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya, hastanenin Başhekimi Prof.Dr.Ahmet Yaser Müslümanoğlu’nun yanı sıra Kardiyaloji Klinik Şefi Doç.Dr.Hakan Dinçkal ile Dahiliye Servisi Uzman Doktor Kenan Akgöz katıldı.
Doktorlar ramazanın ilk günü iftar saatinden sonra hastanenin acil servisine gelen hasta sayısında artışlar yaşandığını, konuyla ilgili olarak halkı bilgilendirmenin şart olduğunu da özellikle belirttiler.
Toplantıyı açan Prof.Dr.Ahmet Yaser Müslümanoğlu ramazanda sağlıkla ilgili sorunların arttığına dikkat çekerek bu toplantıyla doğru bilinen yanlışları ve karşılaşılabilecek tehlikeleri aktardı.
Müslümanoğlu, böbrek yetmezliği olan hastaların karşılaştığı sorunlara değindi ve bol su içimini önerdi.
Doktorların üzerinde hemfikir oldukları konu futbolcuların ağır işçi sayılacağından oruç tutmamalarının önerilmesiydi. 2010-2011 sezonunun açılmasıyla bağlantılı olarak doktorlar futbolcuların sağlıklarının oruç tutmaları halinde bozulacaklarını, yoğun antrenman ve maçlara karşı sağlıklarını korumakta zorlanacaklarını belirttiler.
Dahiliye Servisi Uzman Doktor Kenan Akgöz yaptığı konuşmada; “Biz bilim adamları olarak futbolcuların oruç tutmamasını öneriyoruz” dedi. Akgöz, illa oruç tutulacaksa da buna göre düzenlemelerin şart olduğunu söyledi. Özellikle dikkat çekilen konular arasında şunlar yer aldı; Antrenman saatleri sabah 6:30-8:30 arası veya iftardan hemen önce 18:00-20:00 arası olmalı.
İNSAN DERİSİ RADYATÖRE BENZER
Kardiyoloji Klinik Şefi Doç.Dr.Hakan Dinçkal da, meslektaşıyla aynı fikirde olduğunu özellikle kalp rahatsızlıkları konusunda futbolcuların ramazanda şikayetlerinin artabildiğini ve üzücü sonuçlara kadar gidilebileceğini söyledi. Dinçkal, havaların sıcaklığının yüksek olması insan vücudunu termostata benzeterek ısısının da 36,5 dereceye ayarlı olduğunu, insan derisini de radyatöre benzeterek aşırı sıcaktan korunmak için açık renkli giysileri ve sıvı alımına dikkat edilmesi gerektiğini, bu sıvı alımında sıvı kaybettirici maddeleri içeren (kafein vb) içecekleri tüketmemeleri gerektiğine dikkat çekti.
GİZLİ ŞEKER HASTALARI DİKKAT
Gizli şeker hastalarının oruç tutmaması gerektiğini ancak tutmadıkları zaman manevi açıdan yaşanabilecek sıkıntıların şeker seviyesinde yükselmelere yol açabileceğini belirten Akgöz, bu durum da kendisinin de sıraladığı beslenme önerileri doğrultusunda hareket edilmesiyle birlikte sağlık sorununun çözülebileceğini söyledi.
Türkiye’nin kalp hastalıklarını yüksek seviyelerde yaşadığını bunun en başta gelen nedeni olarak da çok sigara içilmesini gösteren Dinçkal, ramazanda oruç süresinin yaz mevsiminde çok uzun olması ve sıcaklığın çok yüksek seviyelerde yaşanması nedenleriyle dışarıdan alınan mümkün olduğu kadar açık renkli ve hafif giysiler ile şapkayla önlenmesi gerektiğini aktardı.
HANGİ HASTALIĞA SAHİP OLANLAR ORUÇ TUTMAMALI?
İlaç dozlarının ramazan ayına özel olarak tekrar doktor tarafından ayarlanması gerektiğini, dozların yükseltilmesinin gerekebileceğini de söyleyen Dinçkal “tansiyon hastaları sıcakların etkisiyle tansiyonlarında oynamalar yaşayabilirler. Doktorlarına danışarak ilaç dozlarını değiştirilmesinde fayda vardır” dedi. Dinçkal, Ramazan ayında kalp sorunu, kanser hastalığı ve böbrek yetmezliği olanların oruç tutmaması gerektiğini sözlerine ekledi.
ORUCU ZAYIFLAMA ALTERNATİFİ GÖRMEYİN
Dahiliye Servisi Uzman Doktor Kenan Akgöz yaptığı konuşmada, halk arasında oruç tutmanın zayıflamanın alternatifi sayılmasının büyük bir yanlışlık olduğunu şu sözleriyle vurguladı: “Ramazan süresince alınan besinlere çok dikkat edilmesi gerekir. Yoksa hem aşırı kilo alımına hem de bununla bağlantılı olarak başta tansiyon yükselmesi gibi pek çok sağlık sorunlarına yol açar. Ramazanda üç öğün yemek tüketilmelidir. Bu, iftar vakti, iftar sonrası 23:30 suları ve sahur vakti olarak planlanmalıdır. Özellikle sahur atlanmamalıdır. Açlık süresinin uzaması kan şekerini düşürür, yorgunluk ve huzursuzluk artar. Gün içinde erkenden kişinin verimi düşer. Sahurda hafif yiyecekler yenmeli, fazla kalorili besinlerden uzak durulmalıdır. Sahurda hafif kahvaltı, çorba ve zeytinyağlı besinler yenilebilir. İftarda ise, çorbayla başlayarak 20 dakikalık aradan sonra ızgara tavuk, salata, sebze ve yoğurt gibi besinlere geçilebilir. Bu esnada bol bol su içilmelidir. İftardan sahura kadar geçen sürede ortalama 2lt su tüketilmelidir. İftardan sonra da 30dk’lık yürüyüş yapılmasını tavsiye ediyoruz. Saat 23:30 sularında sütlü tatlılar, meyve ya da komposto gibi yiyecekler tüketilebilir. Ramazan süresince ağırlıklı olarak sebze, meyve tüketip bol yürüyüş yaparak kilonuzu koruyabilirsiniz”
Bu aylarda en çok reflü ve kabızlık sorununun yaşandığına da dikkat çeken Akgöz, yağlı yiyecekler ve kafeinden uzak durularak reflüye, bol posalı yiyecekler tüketerek de kabızlığa engel olunabileceğini belirtti.