Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat İç savaşın yitirdiği ruhlar

        Özgün çizgi romansı evreniyle tanıdığımız ve bu duruşunu farklı türlere uyarlama güdüsüyle saygı duyduğumuz Guillermo Del Toro’nun, ülkemizde vizyona girmeyen hayalet filmi şaheseri. Hayalet kavramının savaşın yitik ruhları olarak konumlandığı, bu noktadan da modern bir sinema dili çıkartan özel bir eser “Şeytan’ın Belkemiği”. Perili ev filmi alanında “Diğerleri”nden farklı bir kulvar açmasıyla da İspanyol korku sinemasında başlı başına atılım yaptığına şüphe yok. Tamamı bir İspanyol İç Savaşı alegorisi olarak akan ve aile kavramına yaklaşımıyla iç burkan da bir eser aynı zamanda. Türler ve alt metinler arasında yüksek becerili bir gezinti sunan “Şeytan’ın Belkemiği”, hiç kuşkusuz son 10 yılın en iyi hayalet filmi.

        Meksikalı olsa da Alejandro Amenabar ile birlikte İspanyol korku sinemasının yükselişine kaynaklık eden en esaslı isimdir Guillermo del Toro. 2000’lerde “Blade 2” (2002) ve ‘Hellboy’ serisi (2003-2008) ile Hollywood’a adım atması ise onun özgün çizgi romansı evreninin ne kadar ilgi çekici olduğunu kanıtlamıştır.

        Del Toro mamulü bir perili ev filmi

        “Şeytan’ın Belkemiği” (“El Espinazo del Diablo”, 2001), yönetmenin kariyerinde İspanya-Meksika ortak yapımı üç filmden biri olma özelliği taşır. 1993 tarihli canavar filmi “Cronos” ile 2006’de çektiği “Pan’ın Labirenti”nin (“El Laberinto del Fauno”) oluşturduğu bu toplamın perili ev filmi ayağı olarak anılabilir. Aynı zamanda yönetmenin türler arasında dolaşırken, dramatik yapıyı dipleme dolduran, savaş arka planını zeki bir sinema dilinin üzerine yerleştiren ve formülsel deformasyon yapan eğilimlerinin en bariz temsilcisidir bu eser.

        Hollywood’a kadar yükselen görüntü yönetmeni Guillermo Navarro’nun da katkılarıyla burada yükselen bir perili ev filmidir sözde. Ancak 1939 yılında solcular ile sağcıların birbirine saldırır hale geldiği iç savaş dönemindeki Franco rejiminin altından seslenir. Bu durum da yönetmenin başlangıçta bir torpidonun düştüğü çölün ortasındaki okulda, o olayın tetiklemesi ile ortaya çıkan entrikalar, cinayetler, hayaletler ve daha niceleri üzerine bir öykü inşa etmesine yol açar.

        Torpidonun alevlendirdiği lanetler

        Del Toro aslında nasıl ABD’de Vietnam Savaşı sonrası korku alanında bir atılım olduysa kendi sinemasında da bu durumu İspanyol İç Savaşı odaklı hale getirmeyi seçmiş bir isim. Açılış sekansını torpidonun düşüşü, ölen bir çocuk ve bodrum katının kapısına yanaşan kamera hareketi ile yapan yönetmen iç ses ile ‘Ben neyim, hayalet mi yoksa halüsinasyon mu?’ gibisinden bir soru sorar.

        Bu da aslında yetimhanede öldürülen çocuğun ses tonunu yansıtır. Del Toro’nun savaşın içinde ezilmiş bir bireye uydurduğu kendi sesidir aslında bu soluk. “Şeytan’ın Belkemiği” de esasen torpidonun bilinçaltlarındaki ‘konformist’ yaşamı değiştirdiği bir evren yaratır burada.

        Katil yerine yerleştirilmeyen bir hayalet motifi

        Burada yetimhane merkezli hale getirilen perili ev filmi o bildiğimiz alt-alt türün kalıplarından uzaktır aslında. Zira del Toro bizi bir hayaletin varlığına daha en baştan alıştırsa da onun yaratılış şekline hayran kalmamızı ister. Bu tipleme aslında filmin bir anlamda köşeye itilenidir. Kimseyi de güçleriyle veya korkutarak öldürmez.

        Yani Del Toro gerçek anlamda 50’ler-60’lar Hollywood’undaki malikane gibi steril dokularda hakim olan bu alanın klişelerini elinin tersiyle bir kenara iter. Ancak onlardaki ‘bodrum katı laneti’ meselesinden bolca beslenir. Oradaki bulanık suyun içinde canlanan ve mitolojik bir yeniden doğum yaşadığını anladığımız hayalet karakterinin izini sürmeyi seçer. O iç savaşın yitik ruhlarını bulunduran derin havuz da büyük bir olasılıkla Henri-Georges Clouzot’nun “Şeytan Ruhlu İnsanları”ndan (“Les Diaboliques”, 1955) esinlenilerek yerleştirilmiş bir figürdür.

        Argento dokusunu alegorik İspanya portresine yerleştirmiş

        Bu noktada da yönetmen devreye girip masalsı bir doku yaratır. Daha çok çizgi roman sayfalarının arasında olduğumuzu düşündüğümüz yeşil ve kırmızı filtreler odaklı bir evren kurar. Bu durum da hemen aklımıza Argento’yu ve onun “Suspiria”sını (1977), yani yine bir yatılı okul korkusunu getirir.

        Bunu Argento gibi ‘korkutma’ amacından ziyade, alegorik İspanyol toplumunun portresini pembe dizi tonuna sokmak için kullanır yönetmen. Öyle ki burada ‘kötü adam’ Eduardo Noriega’nın canlandırdığı tiplemedir. O da patronun karısıyla ve mekandaki en genç kız ile yatan, gerçek anlamda ahlaksız ve dolandırıcı bir yakışıklıdır. Onun fitillediği bir de entrika üçgeni canlanır bu yetimhanenin içinde. Patron ise Federico Luppi’nin canlandırdığı adeta Franco’nun alegorik temsili olan bir adamdır ve gerçek anlamda ‘Onları vuracağım!’ damarından seslenen savaş yanlısı bir adamdır.

        İç Savaş’ın sırtında yaşamaya mahkum bırakılmış bir yetimhane

        Lafın özü Del Toro, burada perili ev filmini modernize etmesi bir tarafa gerçek anlamda bir savaş sonrası dramı dokur ve militarist yozlaşmayı eleştirmeye soyunur. Ailesel melodramın beraberinde de son derece korkutucu anlar çıkartır karşımıza. Yani katil hayaletten ziyade daha çok sanki savaşın kökleyip doğurduğu ruhlardır burada. Filmin orijinal isminin tam çevirisi olan ‘Şeytan’ın Belkemiği’ de iç savaşın sırt kısmında kalmaya ve yeşermeye mahkum bırakılmış yetimhanedir. Gerçek anlamda doğal insanların yetişmediği bir yitik ruh merkezidir burası!

        Kuşkusuz Del Toro, alana yaşattığı atılım sayesinde “Yetimhane” (“El Orfanato”, 2008), “Kırılgan” (“Fragiles”, 2007) gibi İspanyol sinemasından, “Hansel ve Gretel” (“Henjel gwa Geuretel”, 2007) gibi Güney Kore sinemasından çıkma korku filmlerinde iz bırakmıştır. Ancak çizgi romansı korku filmi dokusuyla yarattığı şeyin 2000’lerin en iyi hayalet filmini sunduğuna şüphe yoktur. Öyle ki on yıllık periyodun ilk döneminde Shyamalan ve “Diğerleri” (“The Others”, 2001) yoluyla üreyen eserler gotik korku filmi alt türünden seslenmektedir. Yani tam da hayalet filmi dediğimiz şey alan değiştirmekteyken, bir atılıma imza atmıştır yönetmen.

        Künye:

        Şeytan’ın Belkemiği (El Espinazo del diablo)

        Yönetmen: Guillermo Del Toro

        Oyuncular: Fernando Tielve, Junio Valverde, Federico Luppi, Eduardo Noriega, Marisa Paredes

        Süre: 104 dk.

        Yıl: 2001

        keremakca@haberturk.com

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ