Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

 

Bülent AYDEMİR / ANKARA

Bayram tatili ve yaz tatilinin ardından içeride ve dışarıda siyaset ısınıyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı gibi AK Parti'de il ve ilçe kongrelerinden başlayarak olağan büyük kongre süreci başlatılıyor. Yerel seçimden sonra bir hasar raporu, bilanço çıkarılacak ve eş zamanlı bir yenilik ve yenilenme hareketi başlatılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan insan kaynağı açısından bu yenilenme hareketini, "Bize yeni Ömerler lazım" diye açıkladı. 18. yaşını kutlayan AK Parti, yolunu, istikametini ve pozisyonunu kaybetmeyen ve şu anda aktif siyaset içinde olmayan eski isimleri tekrar potaya sokacak; aynı zamanda yeni isimlere çağrı yaparak bünyesine katacak. Bugüne kadar yaşanan sorunların çözümünde direnç ve mukavemet gösteren, başarı çıtasını hep yukarı taşıyan AK Parti, şimdi yeni bir sınama ile karşı karşıya; Abdullah Gül-Ali Babacan ile Ahmet Davutoğlu'nun başlatacaklarını açıkladıkları siyasi hareket...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu kutlu çatının altından ayrılanlarının hiçbirinin esamisi şimdiye kadar okunmamıştır; şimdiden sonra da okunmayacaktır" diyerek; gidenlerin, gönderilenlerin ve gideceklerin AK Parti karşısında şanslarının olmadığını vurguluyor. Erdoğan, AK Parti'de kalıp pozisyonunu koruyanları ise yenilenme ve silkelenme hareketiyle mücadeleye çağırıyor. Yani gerçek anlamda her liderin yaptığı gibi kararlı şekilde istikameti belirliyor, "Pozisyonunuzu netleştirin" çağrısı yapıyor.

Belli ki önümüzdeki süreçte biraz da iç ve dış konjonktüre bağlı olarak AK Parti'de siyaset yapan isimlere yönelik bir ikna hareketi başlayacak. Açıkçası benim gördüğüm AK Parti'de kalmaya ve mücadele etmeye kararlı isimler, liderleri Erdoğan'ın etrafında kenetlenmeye hazırlanıyorlar. AK Parti'nin en büyük sınavı da işte burada. Parti yöneticileri, "AK Parti ikna olanların değil, inananların partisi olduğunu bir kez daha ortaya koyacak" diyor.

AK Parti önümüzdeki süreçte, 31 Mart seçiminde olduğu gibi başta ekonomi olmak üzere her şeyin daha kötüye gideceğine yönelik pompalanan algının üzerine gidecek. Toplumda da yayılan bu psikoloji ile mücadele edilecek. Özellikle genç kesimde bu algı daha güçlü. Özetle AK Parti'de umudun yeşertilmesine ihtiyaç var ve Türkiye'yi daha güzel günlerin beklediğine ilişkin bir kanaatin yerleştirilmesi gerekiyor.

İTTİFAKLAR KIRILABİLİR Mİ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP ile kurulan Cumhur İttifakı'nın önümüzdeki süreçte güçlenerek devam ettirilmesi konusundaki kararlılığını ortaya koydu ancak 2023'e giderken, Millet İttifakı'nı da çatırdatmaya yönelik hamleler yapacaktır. Bu hamleler arasında şehirli milliyetçilerin yani İyi Parti'ye oy veren kesimlerin, Kürtler'in ikna edilmesi, aynı zamanda kaygılı Cumhuriyetçilerin ikna edilmesi de var. HDP'nin terörle bağlantılı kesimlerinin tasfiyesi, legal siyasete daha fazla alan açılması söz konusu. Önümüzdeki süreç Kürtler'in siyasi temsiliyeti açısından önemli gelişmelere gebe...

Diyarbakır, Van, Mardin belediye başkanlarının görevden alınmalarının yansımaları ve bu meselenin nasıl yönetileceği de çok önemli. 31 Mart'ta İstanbul seçimini AK Parti'ye asıl kaybettiren 103 binlik Saadet Partisi oyuydu. Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu arasındaki fark, 31 Mart'ta 13 bindi. Sonra devreye başka faktörler girdi ve 10 puana yakın fark oluştu. Saadet Partisi Millet İttifakı'ndan koparılabilecek mi? Bunu da önümüzdeki süreçte göreceğiz. Yüzde 1'in çok çok önemli olduğu bir sürece giriyoruz. AK Parti açısından riskler çok fazla.

"RİSK ALMADILAR"

Gül-Babacan ve Davutoğlu siyasi hareketleri için AK Parti şu argümanları sahaya sürecek: "Bu hareketin içinde danışmanken bakan, bakanken Başbakan olan isimler; Tayyip Erdoğan'ın siyasi hırs gütmeden Cumhurbaşkanı adayı yaptığı isimler, Erdoğan kavgaya girdiğinde ortada yoktular. Risk almadılar, sustular, konforlu alanlarından çıkmadılar. Şimdi muğlak açıklamalarla ortaya çıkıp aslında AK Parti'ye zarar vermek istiyorlar. Amaçları iktidara gelmek değil, diğer kesimlerle birleşip Tayyip Erdoğan'ı iktidardan uzaklaştırmak."

Bu söylemin tutup tutmayacağı, karşılık bulup bulmayacağı biraz da saha gelişmelerine, ekonomideki rahatlamaya; halkın değişen-artan ihtiyaç ve taleplerini doğru düzgün yönetmeye ve AK Parti siyaset kurumunun bunlara karşılık vermesine bağlı. AK Parti'nin önümüzdeki süreçteki önemli hedeflerinden biri de medyayı, medya dilini ve ayrı bir dünya olan sosyal medyayı daha doğru, daha etkin kullanmak. Seçim sürecinde sosyal medyada oluşan AK Parti karşıtı dalga yönetilemedi.

DIŞ POLİTİK RİSKLER VE SURİYE

ABD'nin Suriye'nin kuzeyinde yol açtığı PKK/YPG kaynaklı risklerin bertaraf edilebilmesi için Türkiye'nin önünde önemli şans var. ABD ile güvenli bölge mutabakatının Türkiye'nin talep ve beklentileri doğrultusunda hayata geçirilmesi kritik. Terör örgütünün Irak ve Suriye kuzeyinde oluşturulacak entegre bir mavi bölge planıyla güneye doğru itilmesi, bu alanların geri dönecek Suriyelilerle birlikte güvenliğinin sağlanması ve artık buradan Türkiye'ye yönelik bir tehdit gelmemesi çok önemli. Ancak diğer taraftan Astana sürecini yıkmaya yönelik çabalar İdlib'de ortaya çıkmaya başladı. Bıçak sırtı bir dengeden söz ediyorum. Hem Esad'ın Türk konvoy güzergahını vurma, gözlem noktalarını tehdit etme cüretkarlığına son vermek hem de HTŞ radikallerini bölgeden çıkararak buraya dışarıdan müdahale bahanelerini ortadan kaldırmak gibi bir misyonu var Türkiye'nin.

Türkiye hem güvenliğini hem de ekonomisini sağlam temellere bağlayacaksa ve bunları tehdit etmeye cüret edenleri pişman edecekse; İdlib ve Suriye'nin kuzey doğusundan teröristleri temizlemeli. S-400'lerin paketi açılıp tam aktive edildiğinde Rusya-ABD dengesinin nereye evrileceğini de görmüş olacağız. Bu coğrafyada denge politikası izlemek de çok zor...