Yapay zekâ teknolojinin arkasında ne yatıyor, neden bu kadar korkutucu?
Son dönemin en büyük tartışması, yapay zekâ teknolojisinin hızla gelişimi dünyayı ikiye böldü. Varlığının çok büyük faydalar sağlayacağını düşünenlere karşı, bu kadar hızlı gelişiminin önüne geçmesi gerekliliğini savunanlar. Bu karşıt görüşlerin arasında dikkat çekenlerin başında da ChatGPT gibi en popüler yapay zekâ uygulamalarından bir tanesinin kurucu ortaklarından olan, kendisi de yapay zekâ çalışmaları yürüyen Elon Musk yer alıyor. Peki yapay zekâ neden bu kadar korkulan bir şeye dönüştü?
ABONE OLAI: Artificial Intelligence (Yapay zekâ) insanlık tarihinin en büyük buluşlarından, teknoloji gelişiminin önünde geniş ufuklar açan bir gelişim olarak kabul ediliyor. Ancak bu büyük güç, elbette büyük bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Yapay zekânın gelişim sürecindeki potansiyel gelişimi ve dönüştürücü doğas olumlu kullanıma olanak sağlayabileceği gibi, olumsuz sonuçlar için de olasılıkları ortaya çıkartıyor.
Yapay zekâ dünyasının bir parçası olmayanlar veya onunla çok da yakından çalışmayanlar için bu teknoloji geleceğe yönlik korku, şüphe ve güvensizlik algılarını da beraberinde getiriyor. Yapay zekânın konu edildiği filmlerin temelinde ‘insanlığın ele geçirilmesi’ olduğu düşünüldüğünde toplumun büyük çoğunluğunda bu korkunun olması da kaçınılmaz bir son diye düşünüyorum.
İronik olarak, bu korku ve şüphe dolu insanlarla telefonlarının kilidini açmak için yüz tanıma sistemi kullanan, banka hesaplarını telefonlarından kontrol eden veya en iyi rotayı bulmak için her gün yapay zekâ kullanan insanlar aynı kişiler.