Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

KENDİ halinde, işinde gücünde olan sıradan birisisiniz. Aslında öyle değilsiniz. Yıllarca herkesi kandırdınız. Aynı zamanda dünya çapında faaliyet gösteren gizli bir teşkilat için çalışıyorsunuz. Sadece siz olsanız iyi. Ailenizin bütün fertleri o teşkilatın görevlisi. Vay canına... Film gibi bir hayatınız var yani.

O da ne? Yıllardır sakladığınız sır ifşa olunca teşkilatın katilleri peşinize düştü. Haydi bakalım, ne yapacaksınız? Siz ne yaparsınız bilemeyiz ama Ali Atay, Aziz Kedi, Feyyaz Yiğit, Volkan Sümbül ve Ali Demirel ortak bir hayal kurarak 8 kişilik ‘Mermer Ailesi’nin ne yapacağını komedi- aksiyon türünde senaryolaştırdı. TAFF Pictures yapımı filmin yönetmen koltuğuna Ali Atay oturdu.

‘Ölümlü Dünya’...

Başrol oyuncularındanAlper Kul, Sarp Apak ve İrem Sak’ın röportajındaki bazı ifadeleri ele avuca sığmayan üç kişinin bir araya gelerek dostluklarına dayanan didişmelerini göz önünde bulundurarak okumanızı özellikle salık veririm.


Ölümlü Dünya’da ‘Ben varım’ dedirten nedenler neler oldu?


İrem Sak: Ali Atay beni düşündüğü için projede varımdır. Demek ki beni beğeniyor, seviyor. Bir de benim kredi borcumu duymuş da olabilir. Çok teşekkür ederim.

Alper Kul: ‘Ben varım’ gibi bir cümle biraz iddialı. ‘İyi ki de varım’ daha doğru bir cümle olur.

Sarp Apak: Ali’nin kendisi oynamak istemedi. Sadece yönetmek istediği için kendi rolünü güvendiği bir arkadaşına vermek istemiş. O kişi de ben oldum.

Filmin adından esinlenerek sorayım. Bu ölümlü dünyada insanlığın derdi nedir?

İ.S.: Dünyayı genelleyecek olursak ana dert para. Bu ölümlü dünyada nedense herkesin derdi para. Elbette öyle olmamalı ama her gün de güne ‘Bugün ölebilirim’ düşüncesiyle başlanmaz. Kişi, orta yolunu bulursa daha çok mutlu olur. Sevgi kazansın. Örneğin filmdeki ‘Mermer Ailesi’, parasız kalıyor. Onların da derdi ‘Parayı toplayalım gidelim’ ama istedikleri gibi olmuyor. İşte orada ailenin gücü devreye giriyor...

S.A.: Para... Sağlığımızın kıymetini bilmeliyiz. Lütfen bilelim.


A.K.:
Bir dipnot: Senaryonun kapağı değişik bir klavyeyle yazılmış. Filmin adını ‘Olumlu Dünya’ sanıyordum. Asıl adının ‘Ölümlü Dünya’ olduğunu sonradan öğrendim.

2017’de Türk filmleri izleyici rekoru kırdı. Sizce oyunculara düşen görev nedir ki böyle devam etsin?

S.A.: İzleyici mesajı net olarak veriyor: ‘İyi filmler yapıp gerisini bize bırakın’ diyorlar. Biz oyuncuların üzerine düşen görev, ticari kaygıları biraz ikinci plana atarak akılda kalıcı işlerde yer almak.

A.K.: 2017’de benim filmim yoktu. Türk sinemasındaki ilerlemenin durmamasını istiyorsak Aristo mantığıyla hareket edip benim film çekmemem gerekiyor. 2018’de ‘Ölümlü Dünya’da rol aldım. Bakalım yıl sonu rakamları neyi gösterecek.

İ.S.: Dert etme Alper, aldığım duyumlara göre yıl girişi açısından 2018 daha şimdiden rekor kırmış. Aristo mantığını öne sürüp yıl içinde sana birkaç film çekilmeli.

A.K.: Ağlamak üzereyim İrem. Teşekkür ederim.

İ.S.: Affedersin, senin olduğun bu filmde ben de varım.

S.A.:
Hu hu, beni duyuyor musunuz arkadaşlar. O filmde benim de olduğumu hatırlatayım. ‘Ölümlü Dünya’...

Sizler neden sosyal medyada fazla haşır neşir olmuyorsunuz? Oyuncuların takipçi sayısı filmin izleyici sayısını ne ölçüde etkiler?

A.K.: Sosyal medyada var olmayı gerçekten çok istiyorum ama çok fazla özel hayatımızı da kapsamasından dolayı çok rahat edemiyorum.

S.A.: Bir ara çok güzel kullandım ama sonradan fark ettim ki oldukça stres yaratıyormuş. Paylaşımlara hakaret eden de oldu küfür eden de. O yüzden kullanmayı bıraktım. Sadece takipçiyim. Aslına bakacak olursanız sosyal medyanın önemini örmezden gelmek doğru değil. Bizler biraz geç kaldık ama öğreneceğiz. İrem çok güzel bir şekilde kullanıyor ama...

İ.S.: Evet, ben bir tık daha öndeyim. Ne var ki takipçi sayısı filmlerin gişesiyle doğru orantılı değil. İsim vermek istemiyorum. Birçok meslektaşımızın filmlerinin gişesinin takipçi sayısının gişede karşılığının olmadığını görüyoruz. Sinemada film izlemek başka sosyal medyayı kullanmak başka.

S.A.: Yani şunu diyoruz: Hiçbir ücret ödemeden ‘Takip et’ tuşuna basmak başka, bilet parası ödeyip sinema salonuna girmek başka.

‘OYUNLAR ÖNE ÇIKTI’

Sinemada olduğu gibi tiyatroda da izleyici sayısı büyük artış gösterdi. Sizce bu yükselişin nedenleri nedir?

S.A.: Bunun nedeni televizyonda iş yapan ünlülerin tiyatro oyunlarında da oynamaya başlamasıyla açıklanabilir. İnsanlar, kran aracılığıyla gördüğü ünlüleri canlı canlı görmek için, ‘Çıkışta belki iki kelam konuşuruz, hatta belki selfie bile çektiririz’ diyerek tiyatro oyunlarına gitmeye başladı. Tiyatro oyunları güzel o ayrı. Güzel olan oyunlar sözünü ettiğim nedenden dolayı seyirciyle buluştu. Ve şimdi bakıyorum toplumda ciddi ciddi bir tiyatro kültürü oluşmaya başladı. Örneğin insanlar belki başta Öner Erkan’ı ve beni görmeye geldiler ama sonra bizleri görmek ikinci planda kalı. Çünkü ön plana ‘Yoldan Çıkan Oyun’ adlı oyunu izlemek çıktı.

Sizce kadın komedyenler neler yaptı da yükselişe geçti?

İ.S.: Vallahi onların da kredi çekmiş olmalarından şüphe ediyorum. Bu kadar büyük çıkıştalarsa borçları mı var bilemiyorum. Şaka bir yana kadınlar tarih boyunca hep sonradan açılmıştır. Örneğin oy kullanma ve daha birçok hakkımızı sonradan edindik. Bizim sektörde de cesaret gösterme konusunda sonradan açıldık.

S.A.: Kadınlar başarılı ve mutlu olsunlar başka bir şey istemem. Gelecek kadınların elindedir.

‘YAPIMCILAR İŞE BAKAR’

Erkek oyuncularla kadın oyuncular arasında ücret farkı var mı?

S.A.: Başka ülkeleri bilemem. Türkiye’de bir fark yok.

A.K.: Ben de bir fark olduğunu ilk defa duyuyorum.


İ.S.:
Yaptığımız işe göre karşılığını alıyoruz. O konuda ülkemizde gerçekten bir adalet var. Çok iyi kazanan kadın oyuncularımız da var, çok küçük paralara oynayan erkek oyuncular da. Yapımcılarımız oyuncunun cinsiyetine değil yaptığı işe ve kazandırdığı paraya bakar. Bu konuda ABD’den önde olmamız da gururlanma nedenimiz.

‘Yakışıklı bir çocuk düşünüyorum’

Hayatta neyi başarırsanız ‘Yaşasın, heyyt be, başardım’ dersiniz?

S.A.: 20 yıl sonra hâlâ böyle tercih edilen, aranan bir oyuncuysam.

A.K.: Vicdanlı, saygılı, topluma yararlı, mutlu huzurlu bir evlat yetiştirebilirsem ve onun öyle olduğunu görebilirsem gerçekten benim büyük golüm olur.

İ.S.: Hem çocuklarımızla hem de filmlerimizle güzel bir miras bırakmak bana ‘Heyyt be, başardım’ dedirtir.

Çok fazla çocuk kelimesi kullandınız. Çocuk sahibi olmaya mı hazırlanıyorsunuz?

İ.S.: Çok yakışıklı bir ‘çocuk’ düşünüyorum. Gelsin, galadan sonra beni alıp evime bıraksın. Gerçekten o ‘çocuğu’ düşünüyorum. Şu an nerede o ‘çocuk’?

S.A.: Ben net şekilde düşünüyorum. İki çocuk düşünüyorum. Biri erkek diğeri kız olsun. Onun hayalini kuruyorum. Mutlu olsunlar, sporcu olsunlar. En önemlisi sağlıklı olsunlar.


‘Ne iki filmi? Altı tane var’

Oyunculuk kariyerlerinize baktığınızda nasıl bir tablo görüyorsunuz?

İ.S.: Alper ile Sarp’ın bir - iki tane çok kötü filmleri var. Çok şükür benim şu ana kadar kötü bir filmim yok.

S.A.: Zaten topu topu iki filmde oynadığın için olmasın.

İ.S.: Ne ikisi? ‘Ölümlü Dünya’ benim altıncı filmim. Artık nasıl bir yaran varsa... O filmlere ‘Kötü’ demeyelim de ‘Onda da oynamışım’ dediğiniz filmler vardır arkadaşlar.

A.K.: Henüz kariyerimin başındayım. Ağabeylerimden ablalarımdan öğreneceğim çok şey var. Umarım karşıma hep Sarp gibi, İrem gibi güzel insanlar çıkar ve beraberce yol alırız.

(Fotoğraflar: Ayhan YILDIZ)


 

 

BAKMADAN GEÇME