Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler" diye yazmış Necip Fazıl, "Canım İstanbul" şiirinde. Nazım Hikmet hasretini "Yedi tepeli şehrimde bıraktım gonca gülümü" dizesinde dile getirmiş. Yahya Kemal de "Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul" dizeleriyle anlatmış. Daha nice şair ve yazara ilham vermiş yedi tepeli İstanbul… Peki onca esere konu olmuş İstanbul’un 7 tepesi nerelerde bulunuyor?

Rivayete göre Roma İmparatoru Konstantin, İstanbul’u Güneş, Ay ve 5 gezegenin olduğu düşüncesinden hareket ederek kenti 7 tepe üzerine kurdu. Roma gibi, Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı Devleti de görkemli yapılarını çoğunlukla 7 tepe üzerine inşa etti. Peki İstanbul’un yedi tepesini şöyle bir düşündüğünüzde aklınıza ilk hangi bölgeler geliyor? Eğer cevabınız Çamlıca Tepesi ise baştan bu bilginin yanlış olduğunu söyleyebiliriz.

İstanbul’un tepelerinden birinin Çamlıca Tepesi olduğu zannedilir ancak bu bilgi tamamen yanlış aslında… Çünkü o dönemde sur dışında kalan yerler İstanbul olarak kabul edilmiyordu. Dolayısıyla İstanbul’un yedi tepesi de surların içerisinde kalıyor. İstanbul'un tepeleri Akrapolis'ten başlayıp Edirnekapı'ya kadar gidiyor.

Topografik olarak İstanbul'un yedi tepesi yok. Edirnekapı'dan biraz yükselerek giden yerler var. Birinci tepede Topkapı Sarayı, ikinci tepede Nuruosmaniye Camisi, üçüncü tepede Süleymaniye Camisi, dördüncü tepede Fatih Camisi, beşinci tepede Yavuz Sultan Selim Camisi, altıncı tepede Mihrimah Sultan Camisi, yedinci tepede Haseki Külliyesi yer alıyor.

1. SARAYBURNU (TOPKAPI SARAYI VE ÇEVRESİ)

Tarihi Yarımada’da Sarayburnu’ndan başlayıp, denizden yaklaşık 30-40 metre yüksekliğe ulaşan tepe Sarayburnu Tepesi olarak kabul ediliyor. Sarayburnu Tepesi ya da Topkapı tepesi olarak da anılıyor. Tarihi bölge, kuzeyde Sirkeci'den güneyde Kadırga Limanı'na kadar uzanıyor. Fatih Sultan Mehmet tarafından 1478 yılında yaptırılan Topkapı Sarayı, birinci tepenin en hakim noktası. Bu tepe, Bizans ve Osmanlı İmparatorlukları zamanında saray alanı olarak seçilmiş. Yani 7 tepe içerisinde Sarayburnu Tepesi’nin en önemli tepe olduğunu söyleyebiliriz.

SARAYBURNU TEPESİ’NDE GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

Sarayburnu Tepesi’nde, Topkapı Sarayı, Aya İrini, Ayasofya, Sultanahmet Camisi, İbrahim Paşa Sarayı, Milion Taşı, Alman Çeşmesi, Küçük Ayasofya Camisi, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Yerebatan Sarnıcı, Cağaloğlu Hamamı, Yeni Cami, Sirkeci Garı, Bukoleon Sarayı, Arasta Pazarı, ve onlarca esnaf lokantası bulunuyor. Birbirlerine çok yakın olan bu yapıları gezmek için bol bol yürüyeceğinizi garanti edebiliriz.

Topkapı Sarayı

Yaklaşık 400 yıllık tarihi ile günümüze kadar ayakta duran saraylar arasnda en eskisi ve 700 bin metrekarelik alanı ile de en geniş olanı olan Topkapı Sarayı’nda usta ellerden Mimar Sinan’ın emeği çok büyük. Mimar Sinan’ın yanı sıra Acem Ali, Davud Ağa ve Sarkis Balyan da sarayı güzelleştiren dokunuşların sahipleri arasında yer alıyor. 1985 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirasları Listesi’nde yerini alan Topkapı Sarayı’nda Osmanlı saray hazinesinden kalma gümüşleri, değerli taşları, padişah portreleri ve elbiselerini, Osmanlı ordusunun kullandığı silahları, Hz. Muhammed’in hırkası, sakalı, kılıcını mutlaka görmelisiniz.

Osmanlı Devleti’nin ilk müzesi Aya İrini

Bizans’ın ilk kilisesi olan Aya İrini 330’lu yıllarda inşa edildi. Ancak bugünkü Aya İrini, aynı Aya İrini değil. Çünkü ahşap ilk Aya İrini, 532’de yandı. Hatta onarıldıktan sonra birkaç defa daha yangın çıktı kilisede, deprem atlattı.

Yani kilise pek çok kez geçirildi. İstanbul Osmanlılara geçince müzeye çevrildi ve Osmanlı Devleti’nin ilk müzesi oldu. Şimdilerde çeşitli klasik müzik konserleri de düzenlenen Aya İrini’yi ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.

Her mozaikte ayrı bir hikaye: Ayasofya

Ayasofya Müzesi, dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer alıyor. Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’da yapmış olduğu en büyük kilise, mozaikleriyle büyülüyor. Mozaiklerin yapımında altın, gümüş, cam, pişmiş toprak ve renkli taşlardan oluşan malzemeler kullanıldı.

Osmanlı Dönemi’nde, 16. ve 17. yüzyıllarda, camiye dönüştürülen Ayasofya’nın içine mihraplar, minber, müezzin mahfilleri, vaaz kürsüsü ve maksureler eklendi.. 24 Kasım 1935 günü altında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ve Başbakan İsmet İnönü'nün imzalarının olduğu Bakanlar Kurulu kararıyla Ayasofya müzeye çevrildi.

Roma’nın sıfır noktası

Milyon Taşı, antik dönemde dünyanın merkezi Roma’nın da sıfır noktası olarak kabul ediliyordu. Ayasofya’dan Beyazıt’a giden yolun sağında, tam köşede yer alan ve bugün neredeyse doğru düzgün fark edilmeyen bu taş, “tüm yollar Roma’ya çıkar” sözünün de kaynağı.

Yerebatan Sarnıcı

Ayasofya’nın güneybatısında bulunan Bazilika Sarnıcı Bizans imparatoru I. Justinianus tarafından yaptırıldı. Bu büyük yeraltı sarnıcı, suyun içinden yükselen ve sayısız gibi görülen mermer sütunlar sebebiyle halk arasında “Yerebatan Sarayı” olarak isimlendirildi.

Bizans döneminde çevredeki sakinlerin su ihtiyacını karşılayan Yerebatan Sarnıcı, İstanbul’un Osmanlılar tarafından 1453 yılında fethinden sonra bir müddet daha kullanıldı. Ancak Osmanlılar’ın şehirde kendi su tesislerini kurmasından sonra sarnıça ihtiyaç duyulmadı..

Sarnıcın kuzeybatı köşesindeki iki sütunun altında kaide olarak kullanılan iki Medusa Başı, Roma Dönemi heykel sanatının şaheserlerinden kabul ediliyor.

2. ÇEMBERLİTAŞ TEPESİ

Çemberlitaş Meydanı, İstanbul’un ikinci tepesi olarak kabul ediliyor ve Roma’dan getirilen Çemberlitaş Sütunu burada yükseliyor. Deniz seviyesinden yaklaşık 50 metre yükseklikte olan bu tepede yer alan anıt eserler, Mese-Divanyolu üzerinde ardışık olarak sıralanmış.

Tepeyi süsleyen Nuruosmaniye Camii, İstanbul'da inşa edilen ilk barok özellikli cami. MS 330 yıllarında İmparator I. Konstantin onuruna, İstanbul'un bu ikinci tepesine dikilen Çemberlitaş ile temeli 1461 yılında atılan ve dünyanın en büyük, ve en eski kapalı çarşılarından biri olan tarihi Kapalıçarşı da bu tepede.. Bu tepede ayrıca Firuzağa Camisi, Binbirdirek Sarnıcı, Çemberlitaş Hamamı, Çorlulu Ali Paşa Camisi ve medresesi, Çinili Han, Mısır Çarşısı da yer alıyor.

ÇEMBERLİTAŞ TEPESİ’NDE GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

Çemberlitaş Tepesi’nde gezilecek yerler listenize dahil etmenizi önerdiğimiz ilk nokta, Çemberlitaş Sütunu. Bölgenin adete bir simgesi olan Çemberlitaş Sütunu'nun tarihi MS. 330 yılına dayanıyor. Bizans döneminden günümüze kadar gelen bu yapı, Konstantin'in şerefine dikildi.

Çemberlitaş Sütunu'nun ardından Çemberlitaş Hamamı'nı da ziyaret etmelisiniz. Mimar Sinan eserleri arasında bulunan Çemberlitaş Hamamı, 1584 yılında 3. Murat'ın annesi Nur Banu Sultan'ın isteği üzerine yapılmış. Hamam aynı zamanda Evliya Çelebi'nin Seyahatname adlı kitabında da geçiyor. Tarihi Yarımada’da günü kapatmadan Çemberlitaş Hamamı'nda yorgunluğunuzu atmanızı öneririz.

Nuruosmaniye Camii

Yapımına I. Mahmud tarafından başlanan yapı, Sultan Mahmud’un vefatıyla yarıda kaldı. Sultan Mahmud’un yerine geçen III. Osman, inşaatı tamamladı ve adını Nûr-ı Osmânî Camii olarak belirledi. 1755 yılında tamamlanan külliye Hüsn-i Hat’la yazılmış kitabelerin haricinde neredeyse tamamen barok tarzında yapıldı. Nuruosmaniye Camii’nin adının anlamını III. Osman’a atfedenler, Osmanlı’nın nuru anlamına geldiğini rivayet edenler de var. Bir kısım da camii içindeki ışıktan ve nurdan dolayı bu ismi aldığını savunuyor.

Şerefiye Sarnıcı

Bizans İmparatoru II. Theodosius tarafından 428 ve 443 yılları arasında Bozdoğan Kemeri vasıtasıyla su depolanmasını sağlamak amacıyla inşa edilen Şerefiye Sarnıcı, 8 yıllık restorasyon çalışmasının ardından ziyarete açıldı. Mutlaka görmelisiniz...

3. BEYAZIT TEPESİ

Sıra geldi üçüncü tepeye… İstanbul coğrafyasında en belirgin 3 tepeden biri olan Beyazıt Tepesi deniz seviyesinden 50-60 metre yükseklikte. Altıncı ve yedinci tepelerle birlikte kentin en yüksek sırtını oluşturan Beyazıt Tepesi’nin incisi Mimar Sinan'ın kalfalık devri eseri olarak bilinen Süleymaniye Camii… Hatta bu tepe Süleymaniye Tepesi olarak da biliniyor.

(Süleymaniye Camii)

BEYAZIT TEPESİ’NDE GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

Yerli ve yabancı turistlerin İstanbul’da en çok görmek istedikleri ve ziyaret ettikleri bölge olan Süleymaniye Tepesi’nde Beyazıt Camisi, Mimar Sinan Türbesi, İstanbul Üniversitesi ve Beyazıt Kulesi görülmesi gereken yerler arasında. Ayrıca buraya gitmişten Tarihi Vefa Bozacısı’na uğramamak olmaz.

Mimar Sinan’ın kalfalık eseri Süleymaniye Cami

Mimarlık tarihinin mihenk taşı Mimar Sinan'ın kalfalık eseri Süleymaniye Camisi, mühendislik, ince işçilik ve mimari dehasıyla asırlardır hayranlık uyandırıyor. İstanbul’un silüetinin oluşmasına büyük katkı sağlayan cami, aslında Ayasofya’dan daha büyük, kubbeli bir yapı. Camideki dört minare, Kanuni’nin İstanbul’un fethinden sonraki dördüncü padişah oluşunu; minarelerdeki on şerefeyse, Osmanlı tarihinin onuncu padişahı oluşunu simgeliyor.

Beyazıt Kulesi

Yangınları gözetlemek ve haber vermek amacıyla İstanbul'un Beyazıt semtine inşa edilen Beyazıt Kulesi, İstanbul Üniversitesi'nin Merkez Kampüsü içinde yer alıyor. Kuleden yangınlar, gündüz sarkıtılan sepetlerle, gece ise fener yakılarak haber veriliyordu. Uzun süre geceleri farklı renklerde aydınlatılarak İstanbullulara ertesi günün hava tahminin duyurulması için de kullanıldı.

4. FATİH TEPESİ

Fatih Tepesi, Fevzi Paşa Caddesi ve Atatürk Bulvarı'nın içinde yer alıyor. Tarihi Yarımada’nın en yüksek noktasında. Bu nedenle Bizans ve Osmanlı dönemlerinde en prestijli yapılar bu bölgeye yapılmış. Bizans döneminde tepede İmparator I. Konstantinus tarafından inşa ettirilen ve 12 havariye ithaf edilen Havariyun Kilisesi bulunuyordu. Fetih sırasında bu yapı tahrip olunca Fatih Sultan Mehmet fetih zaferi olarak selatin camii inşa ettirme kararı aldı ve Fatih Camii inşa edildi. Fatih Sultan Mehmet’in türbesi de aynı zamanda burada yer alıyor.

FATİH TEPESİ’NDE GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

Fatih Camii

Fatih Tepesi’nde görülmesi gereken yerlerin başında tabii ki Fatih Camii geliyor. Yapımı dört yıl süren bu cami 1470 yılında tamamlandı. Mimarının adı Atik Sinan ama ünlü Mimar Sinan ile karıştırmayın. Rivayete göre Fatih Camii’nin, Ayasofya’yı gölgede bırakacak güzellikte olması emredilmiş. Cami, Ayasofya’nın görkemini geçmiş mi karar sizin…

Sahn-ı Seman Medresesi

Burada yer alan Sahn-ı Seman Medresesi uzun süre Osmanlı’daki en önemli eğitim kurumlarından biri olan devasa bir yapı. İsminin anlamı “sekiz bölüm” olan bu medresenin müfredatını ise ünlü Türk bilim insanı Ali Kuşçu hazırlamış. Deprem nedeniyle tahribe uğrayan medresenin sadece bir kısmı günümüze kadar gelmiş durumda.

Eski İmaret Camii

Zeyrek Camii’ne oldukça yakın olan bu cami, 1087’de rahibelerin kullanımı için yapıldı. Fethin ardından önce zaviyeye, sonra da Fatih Külliyesi’nin imarethanesine çevrildi. Bu binadan muhtaç kimselere her gün yemek dağıtılırdı.

Kıztaşı

Fatih’i gezerken karşnıza bir anda Roma sütunu çıkarsa şaşırmayın. Fatih’in simgelerinden olan Kıztaşı’nın graniti Mısır’dan getirilmiş, tepesi ise Antik Yunan usulüyle yapılmış. Bizans’ın az bilinen imparatorlarından olan Marcianus adına dikilen taşın özgün ismi Marcianus Sütunu. Türkçe ismi üzerinde yer alan peri kızı motiflerinden geliyor.

Molla Zeyrek Camii

Aynı isimli mahallede bulunan bu cami de eski Bizans yapılarından. İmparatoriçe Irene Komnena’nın bağışlarıyla inşa edilen kilise, kütüphane ve hastane yapıları içeren Pantokrator Manastırı olarak inşa edildi. Fethin ardından cami ve medreseye çevrilince burada ders veren Molla Zeyrek’in ismini aldı. Ayasofya’dan sonra Bizans’tan kalan en büyük ve önemli dini yapı.

Kadınlar Pazarı

Bozdoğan Kemeri ile Zeyrek Camii arasında yer alan Kadınlar Pazarı, büryan kebabı, perde pilavı ve Siirt fıstığı satan dükkanları ile meşhur.

5. YAVUZ SELİM TEPESİ

Dördüncü ve beşinci tepeler Gül Camii'nin bulunduğu küçük bir vadi ile ayrılıyor. Bu tepe adını, üzerinde yer alan Sultan Selim Camii ve Külliyesi'nden alıyor. Fatih’in arka kısımları ve Haliç kıyıları arasına sıkışmış bu bölgenin ev sahipliğini yaptığı mimari eser sayısı çok fazla. Haliç'ten yaklaşık 50-60 metre yükseklikte bulunan bu tepe üzerinde Fethiye Camii, Fener Rum Patrikanesi bulunuyor. Adının Deuteron olduğu Bizans döneminde çok sayıda manastır ve kilise yapılmış burada. Osmanlı İmparatorluğu zamanında ağırlıklı olarak hocaların ve ulemanın yaşadığı semtte çok sayıda cami, medrese ve türbe inşa edilmiş.

YAVUZ SELİM TEPESİNDE GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

Yavuz Selim Camii 

Yavuz Selim Camii, İstanbul’un en güzel camilerinden biri olmasına rağmen çok fazla tanınmıyor. Yedi tepeli şehrin beşinci tepesine kurulan cami yedi selatin camilerinden biri. Burada ayrıca Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarını iki katına çıkaran Yavuz Sultan Selim’in türbesini ziyaret edebilirsiniz. Sultan I. Abdülmecid’in Garabet Balyan tarafından tasarlanan türbesi de ayrıca burada bulunuyor. Caminin terasından görünen Haliç manzarası, Yavuz Selim Camisi’nin bir başka güzelliklerinden.

Aspar Sarnıcı (Çarşamba Çukurbostanı)

Aspar Sarnıcı, Sultan Selim Camii’nin tam yanında. İsmini Bizans imparatoru Leo’nun 471’de öldürttüğü General Aspar’dan almış. Osmanlı’dan beri halk arasında açıkhava sarnıçlarına “Çukurbostan” adı verilmiş. Çarşamba’daki Aspar Sarnıcı da halk arasında “Çukurbostan” olarak biliniyor.

Sarnıcın karşısındaki tarihi Sultan Sarnıcı günümüzde düğün ve nişan organizasyonları için kullanılıyor.

Theotokos Pammakaristos Manastırı / Fethiye Camii

Bizans’ın nadide eserlerinden biri olan Fethiye Camii, İmparator John Komnenus ve eşi Anna Doukaina tarafından yaptırıldı. Güney tarafındaki şapel Mihail Glabas Tarkaniotes isimli bir asilin katkılarıyla 13. yüzyılda eklendi.

Kilise 1456’dan 1458’e kadar patrikhane olarak kullanıldı. 1573’de Sultan 3. Murad tarafından camiye çevrildi. Gürcistan ile Azerbaycan zaferlerini hatırlatması için Fethiye Camii olarak isimlendirilen yapının bir kısmı cami, şapel bölümü de müze olarak kullanılıyor.

Çarşamba pazarı

Fatih Camii’nin arka tarafında çarşamba günleri pazar kuruluyor.

6. EDİRNEKAPI TEPESİ

Listemizin 6’ıncı sırasında Edirnekapı ve Ayvansaray mahallelerinin üzerinde kurulan, aynı zamanda şehrin batı surlarını taşıyan Edirnekapı Tepesi var. Kariye Cami civarında yumuşak eğimli olan bu tepe Kemerkaya mevkisinde dikleşiyor. Yedikule semti, gerek Osmanlı dönemi ve gerekse Cumhuriyet döneminde, İstanbul şehrinin merkeze en uzak bölgesiydi. Bu yüzden, burada birçok fabrika yapılmış. Ayrıca bir zamanlar: buradaki bostanlarda yetiştirilen “marul” çok ünlüymüş.

EDİRNEKAPI TEPESİ’NDE GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

Edirnekapı Tepesi’nin önemli eserleri arasında Mihrimah Sultan Cami, Kariye Müzesi ve Tekfur Sarayı gösteriliyor.

Mihrimah Sultan Camii

Edirnekapı bölgesinin en gözde tarihi yapılarının başında Mihrimah Sultan Camii geliyor. Medrese, bir çifte hamam, çarşı, sıbyan mektebi, külliye ile birlikte yapılan cami sur içindeki en yüksek yer olan Edirnekapı’nın iç tarafında hemen surların yakınında yer alıyor. Yapı, Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı olan Mihrimah Sultan için Mimar Sinan tarafından inşa edildi.

Kariye Müzesi

Bu bölgenin gezilecek yerleri arasında ayrıca Kariye Müzesi de bulunmakta. Konstantinos surlarının dışında kalması sebebiyle binaya Grekçe "kırsal alan" ya da "kent dışı" anlamına gelen "Khora" ismi uygun görülmüş. Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbul’u fethi sırasında yapı, hiçbir zarar görmemiş. Uzunca bir süre kilise olarak kullanılmaya devam etmiş olan Khora Manastırı Kilisesi, Doğu Roma sanatında gerek mimarisi, gerek mozaik ve freskolarıyla oldukça ilgi çeken bir yapı.

7. KOCAMUSTAFAPAŞA TEPESİ

Aynı zamanda İstanbul'un en eski yerleşim yerlerinden biri olan Kocamustafapaşa semti, şehrin ünlü 7 tepesinden sonuncusu. Aksaray semtinden surlara ve Marmara sahiline kadar giden bölge olan Kocamustafa Tepesi üç yükseltisiyle üçgeni andırıyor. Topkapı, Aksaray ve Yedikule de bu üçgenin köşeleri…

KOCAMUSTAFAPAŞA TEPESİ’NDE GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

Haseki Külliyesi, Bayrampaşa mescidi ve Arkadius Forumu bu tepenin üzerine inşa edilmiş. Tepenin bulunduğu yerde bugün de birçok kişi tarafından ziyaret edilen cami, türbe ve anıtlar yer alıyor. Kocamustafapaşa Tepesi civarında yemek yiyebileceğiniz çok sayıda esnaf lokantası da var. Bu bölgedeki tarihi yerleri dolaştıktan sonra lezzetli bir yemek molası verebilir, uygun fiyata farklı tatlar deneyebilirsiniz.

Cerrahpaşa Camii

Sadrazam Cerrah Mehmed Paşa’nın 1593 yılında Mimar Sinan’ın kalfalarından Davud Ağa’ya yaptırdığı Cerrahpaşa Camii’ni mutlaka görmelisiniz.

Haseki Külliyesi

Haseki Külliyesi 1551’de Haseki Hürrem Sultan tarafından Mimar Sinan’a yaptırıldı. Külliye, cami, medrese, sübyan mektebi, imaret, darüşşifa ve çeşme yapılarından oluşuyor. Pencere alınlıklarını süsleyen çini panoların bir bölümü Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunuyor.