Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
Esra Boğazlıyan

Zor günler geçiriyoruz... Covid-19 pandemisinde vaka sayımız hızla artıyor, ne yazık ki kayıplarımız da... Büyük mücadelemiz sürerken bir yandan da merak ettiklerimiz var. Mesela her türlü afette yardımımıza koşmasını beklediğimiz Kızılay nerede? Şu günlerde sıkça sorulan sorulardan biri de 'Kızılay bu salgında ne yapıyor?' Bu soruları Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık’a sordum. Tabii izolasyon ve sosyal mesafe gereği yan yana gelmedik, skype bağlantısıyla ben sordum, Kerem Kınık yanıtladı...

Merhaba Kerem Bey. Öncelikle nerdesiniz diye sormak istiyorum...
İstanbul'dayım...

Nerdesiniz diyorum... Zira son günlerin en büyük tartışmalarından biri de ‘Kızılay nerede? Tüm dünya gibi Türkiye de çok büyük bir mücadele veriyor Covid-19 pandemisiyle. Enfekte sayımız hızla artıyor, ne yazık ki kayıplarımız da artıyor. Kızılay en köklü kurumlarımızdan biri. Başımız sıkıştığında, her türlü felakette ilk yardımımıza koşacak kurum. Ama herkeste bir merak var. Koronavirüs pandemisinde Kızılay nerede? Kerem Kınık nerede?
Asli vazifemizin 3 sac ayağı var Kızılay olarak. Biri afetler, diğeri insani yardım. 3.’sü de toplum sağlığı. Bu yaşadığımız korona pandemisi biyolojik afet. Koronavirüs Wuhan’da ortaya çıktığı andan itibaren ki Kızılay refleksleri itibariyle bu tür afetlere hazır. Bir afet operasyon merkezi ve ekibi oluşturduk.

Yani koronavirüs salgına Türkiye’ye ulaşmadan, Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edilmeden önce mi?
Evet... Gidişatın bir pandemiye dönüşebileceğini düşünerek risk senaryoları hazırladık. Çok hızlı bir şekilde Kızılay Eylem Planı yaptık. Çalışanlarımızın tamamını ön safhada duracakları için kendilerini nasıl koruyacakları konusunda eğittik. Hijyen setlerini tedarik ettik ve toplumu bilinçlendirmeye yönelik çalışmalara başladık. Ocak ayındaki bu çalışmalarla birlikte eğitim içerikleri oluşturduk. El nasıl yıkanır, sosyal mesafe nedir, kendimizi nasıl koruruz gibi dijital içerikler oluşturduk. Genç Kızılay gönüllülerimizi eğiterek sahaya çıkarttık. İnsanlara ‘Bakın bir korona salgını geliyor’ diye bilgilendirmeye başladık. Bir taraftan da Kızılay’ın iş sürekliliği planını yaptık. Bizim ciddi bir dijital altyapımız var. Zorunlu olmayan ofislerimizi home-ofis haline getirdik. Tüm çalışanların iznini kaldırdık va sahaya sürdük. İlk fazı böyle oluşturduk. 2. Fazda ise ihtiyaç sahibi olan ve olabilecek insanlarımız için paketler hazırladık.

‘150 SAHRA HASTANESİNİ TESLİM ETTİK, 300 ÇADIR HASTANE DAHA ÜRETİYORUZ’

Koronavirüs Türkiye’ye girdiği andan itibaren ne yaptınız? İlk vakanın tespitinin ardından 19 gün geçti. Bu süre içinde sahada ne yaptınız? Ne yapıyorsunuz?
İlk korona vakası çıktıktan sonra Sağlık Bakanlığı’mız ile ulusal pandemi eylem planı çerçevesinde bazı görevler verdi. Öncelikle vatandaşlarımızın bilinçlendirilmesi göreviydi. İkincisi beslenme ve barınma temelli hazırlanmamız için talimat verdi devletimiz. Yurt dışından Türkiye’ye gelen ve karantinaya alınan vatandaşlarımızın ki 16 bin kişinin 14 gün boyunca bütün yemeklerini karşıladık. Hala da karantina altında tutulanlar var. Tüm öğünlerini ve ihtiyaçlarını 2500 Kızılay çalışanı hizmet verdi. Bu süre zarfında sınır bölgelerimizde, özellikle İran-Gürcistan sınırlarında karayoluyla Türkiye’ye gelmek durumunda olan vatandaşlarımız için o hat boyunca sahra hastaneleri kurduk. Türkiye içine sokulmadan o noktada karantinada tutulmaları için 150 civarında sahra şişme çadır hastanemizi Sağlık Bakanlığı’na verdik. Şu anda da ülkemizin tek afet çadır üreticisi olan şubat ayının başından beri sahra hastanesi üretimi devam ediyor. 150 sahra hastanesini teslim etmiştik, şimdi 300 sahra hastanesi daha hazırlıyoruz.

‘GÜNDE 5 HASTANE ÜRETİYORUZ’

Önümüzdeki süreçte bu sahra hastanelerine ihtiyaç duyulacak gibi ki şimdiden bir hastane bahçesinde böyle bir uygulama var...
Günde yaklaşık 5 hastane üretiyoruz. Çadır birimlerimizdeki izinleri de kaldırdık. 2020 zaten kötü başladı. İdlib krizi, göç dalgası, deprem bölgesi. Avrupa’ya göç dalgası başladı. Edirne hattındaki göçmenlere de hizmetlerimiz oldu.

TÜRKİYE’DE SALGIN VARKEN NEDEN YURT DIŞINA YARDIM?

Yurt dışı faaliyetlerinden bahsetmişken yine son günlerde tartışılan bir konu var. Biz böylesine büyük bir pandemi mücadelesi veriyoruz ama Kızılay mesela Erbil’e 30 bin maske yardımı yaptı. Endonezya, İtalya gibi ülkelere tıbbi destek yardımında bulundu. Türkiye dururken, Türkiye’nin neyle karşılaşacağı belli değilken yurtdışına yaptınız bu yardımlar da eleştiriliyor. Ne dersiniz? Biz önümüzü göremiyorken Kızılay yurtdışına niye yardım yaptı?
Bizim 13 ülkede delegasyonumuz var. 13 ülkede faaliyetlerimiz var. O ülkelerde de Kızılaycılar korona salgınına karşı oralardaki faaliyetlerine devam ediyor. Nasıl korona salgını var diye Dışişleri Bakanlığımız bütün delegasyonları kapatmıyorsa bizim de oralarda hizmetlerimiz devam ediyor. Bizim burada da yurt dışında da hizmetlerimiz sürüyor. Örneğin Cerrahpaşa ve Çapa’dan bizimle temas edildi. N95 maskeler, kişisel tulumlar, eldivenler kargoladık. Birer kamyonet tıbbi destek gitti. Türkiye içinde de anadoludan aile sağlığı merkezlerinden talepler geldi kargoladık. Erbil’deki mesele şuydu. Erbil Kuzey Irak’ta önemli bir merkez. Binlerce Türk yaşıyor. Onları hizmet eden bir hastaneye oradaki delagasyonumuz oradan tedarikle destek sağladı. İtalya’ya sadece buradan gitti. İtalya’nın hali gerçekten içler acısı bir durumdu. Benim de başka bir kimliğim daha var. Kızılay ve Kızılhaç Federasyonu’nun Ortasya ve Avrupa Başkanı’yım. Çok sayıdaki ülke bizden yardım talep etti. İtalya, İspanya, İngiltere, Yunanistan gibi birçok ülke. Bunların birçoğunu küresel kaynaklar bularak tedarik ettik. Ama İtalya’daki durum şöyleydi; İtalyan Kızılhaç görevlileri ağlayarak evlerden cenaze çıkardıklarını ve durumun çok kötü olduklarını ifade ettiler. Türkiye’de de krizin bu seviyeye varmadığı bir dönemde bu desteği yaptık. Ama daha fazlasını biz Türkiye’de hazırladık sağlık çalışanlarımız için. Bizim tarihimize bakıldığında en zor günde yardım talep eden insanlara destek vermiştir. Bizim için her zaman önce can, sonra canan. Faaliyetlerimizin büyük kısmını ülkemiz için yapıyoruz ama bir taraftan da etrafımızda bizi de etkileyebilecek bir dünya var. Faaliyetlerimizi, bütçelememizi yüzde 99 oranında yurtiçine ayırdık.

‘MASKE FABRİKAMIZ VAR, NİSAN SONU ÜRETİME BAŞLIYORUZ’

Önümüzdeki günlerde Türkiye’de de maske ihtiyacı doğabilir. Sizin maske üretiminiz var mı?
Maske üretim kapasitemizi 2. Dünya savaşı döneminde kimyasal gaz ve silahlara karşı Kızılay’ın kurduğu bir maske fabrikası var. Bu maskelerle ilgili imalat kararını verdik. Nisan’ın sonunda imalat başlayacak. Yüksek kapasiteli bir makine satın aldık ama makinenin Türkiye’ye intikalinin sorunlarını çözmeye çalışıyoruz. Hızla yüksek kapasiteli bir maske imalatımız olacak. Ancak bu süre zarfında yüksek nitelikli olan Çin’deki çok büyük bir üreticiyle bağlantı kurarak tedarik ediyoruz. Hızla bir şekilde ihtiyaç duyan sağlık personeline dağıtıyoruz. Sağlık Bakanlığı da yaptı 3 milyon N95 maskesi tedarik etti. İhtiyaç artarsa hem dışardan ithalat hem de içerde üretim kapasitesi oluşturuyoruz.

Tıbbi malzeme sıkıntısı yaşar mıyız peki?
Kişisel koruyucuyu bilinçli kullanmamız gerekli. Koronada yüksek bir farkındalık oluştu. Herkes tedbir almaya çalışıyor. Maske takmalıyım, eldiven takmalıyım diye düşünüyor. Bir afet tıbbı uzmanı olarak şunu söyleyebilirim ki; sağlıklı insanların maske takması riski artırıyor. Özellikle eldiven kesinlikle koruyucu değil, bulaş riskini çok artırıyor. Sahte bir güven duygusu oluşturuyor. Sağlıklı insanların maske takmaması gerekiyor. Çünkü diyelim ki küçük bir damlacık almış olabilirsiniz, sizi hasta etmeyecek ölçüde. Ama vücut bunu havalandırma yoluyla atabiliyor. Siz maske takarak bunu engelliyorsunuz. Profesyonel maske noktasında bir sıkıntı yok.

‘İLK ETAPTA 50 MİLYON LİRALIK YARDIM YAPIYORUZ’

65 yaş üstü için sokağa çıkma yasağı var. Bazı temel ihtiyaçlarını gideremiyorlar. Siz yaşlı yurttaşlar için ne yapıyorsunuz?
81 ilimizde ve ilçelerimizde Kızılay teşkilatlarımız var. İçişleri Bakanlığı’nın Vefa gruplarıyla işbirliği halinde. Sahadayız zaten. Vefa grubu dışında da ihtiyaç sahibi insanlarımızın listeleri var. İhtiyaçları gideriliyor. İlk etapta 50 milyon lira ayırdık. Tüm ihtiyaç sahibi olanlar için. Yardım paketlerini ulaştırıyoruz ihtiyaç sahiplerine. Ya65 yaş üstü 10 milyonu aşkın vatandaşımız var. Yalnız yaşayan 1.5 milyon 65 yaş üstü vatandaşımız var. Kendi geçimini sağlayabilecek varlıklı insanlarımız var. Onlar sadece sipariş veriyorlar. Örneğin bir yaşlı vatandaşımız köpeğini gezdirmemiz için bile arıyor, onlara da yardımcı oluyoruz.

Korona salgınının ekonomik götürüleri de var ve olacak da daha. Birçok işyeri kapalı. İşten çıkarılan insanlar var. Süreç uzarsa daha da olacak gibi. İşsiz kalacaklar için bir eylem planınız var mı?
İlk etapta bir kampanya başlattık. ‘Bu hilal bu ülke için var’ isminde aslında toplumsal dayanışma kampanyası. Herkesin kendi yakınlarından başlamak üzere ihtiyaç sorması, dayanışmasını istiyoruz. Öncelikle acil olarak 75 bin aileye işini kaybeden ailelere 400’er lira nakit destek veriyoruz. Pandemiyle beraber başladık. 50 milyonluk paketin içinde var. Artıracağız. 150 bin yeni doğum yapmış annemize 150’şer liralık destek. 150 bin aileye gıda, 100 bin aileye hijyen kolisi, 20’ye yakın aş evimiz var. İhtiyaç sahibi olan insanlarımıza günlük sıcak yemek sevkiyatları. Kampanyada toplanacak paraların tamamını, zekat, fitre tüm yardımları Türkiye’nin içindeki bu gruba yönlendireceğiz.

‘AB’DEN 10 MİLYON LİRA GELDİ’

Bağış geliyor mu? Bu dönemde bağış akışı nasıl?
Korona kampanyamızı ‘Bu hilal seninle var’ kampanyamızı yeni başlattık. AB’den 10 milyon liralık destek aldık. Bir taraftan da İslam Kalkınma Bankası’yla proje hazırladık.

Kan bağışı ne durumda? Sizin geçtiğimiz günlerde bir açıklamanız vardı stokların kritik seviyede olduğuna ilişkin. Koronayla birlikte kan bağışı düştü mü?
Aldığımız kanların kanların bir miyadı var. Trombosit 5 gün yaşıyor, eritrosit 40 gün yaşıyor. Hemen ihtiyaç sahibine ulaştırmak durumundayız. Günlük süt gibi her gün 9 bin ünite kanı 1500 hastaneye ulaştırmak zorundayız. Kazalar devam ediyor, lösemili çocuklarımızın kan ihtiyaçları devam ediyor. Korona nedeniyle yoğun bakıma alınan ve çoklu organ yetmezliği yaşayan ve kan ihtiyacı doğan vakalarla da karşılaşıyoruz. Acil olmayan ameliyatlar yapılmıyor ama en az günde 4-5 bin ünite kan toplamamız gerekiyor. Bu konuda duyarlılık oluşması gerekiyor. Kızılay’a gidersem bana korona bulaşır, kan verirsem korona bulaşır gibi düşenceler var. Koronavirüs kan yoluyla bulaşmıyor. Kızılay kan merkezleri bir hastane değil. Sağlıklı insanlar geliyor. Önlemler üst düzeyde. Bu dönemde de kan bağışlarının sürmesini istiyoruz. Bu durumda da başka bir ümit daha ortaya çıktı.

‘KAN NAKLİYLE KORONA TEDAVİSİNE BAŞLIYORUZ’

Tam oraya gelecektim. Plazma tedavisinden bahsediyorsunuz sanırım. Koronayla mücadele eden birçok ülkede gündemde. İyileşen korona hastalarının kanlarındaki plazmanın yani oluşmuş antikorun yeni hastalara nakli. Peki Türkiye’de bu mümkün olabilecek mi? Sağlık Bakanlığı’yla, Bilim Kurulu’yla çalışmanız var mı?
Hacettepe Üniversitesi, Kızılay ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’yla 3’lü bir çalışma yürütüyorduk. Sağlık Bakanımızla irtibat kurduk. Bilim Kurulu da Sağlık Bakanımız da onay verdiler projenin ilerletilmesi için. Aslında bu 50 yıldır hekimlerin bildiği bir yöntem. Hastalığı geçirmiş ve iyileşmiş, kanında da 2 haftadır virüs bulunmayan gönüllü bağışçılarımızı alıyoruz ve plazmalarını alıyoruz. Sıvı kısmını alıp diğer kısmını geri veriyoruz. Plazmada ne var? İmmunglobolin dediğimiz antikorlar var. Bu immunglobilinler, yoğun bakıma alınmış, solunum sıkıntısına girmiş, durumu kötüye giden riski yükselmiş vatandaşlarımız için onu uçurumun kenarından çekip alabilecek bir tedavi edici özelliği var. Önümüzdeki günlerde, ilk grup hastalarımız iyileşmeye başladı. Bu hastalarımızla temas kuracağız. Gönüllü olacak vatandaşlarımızın plazlamalarını alıp sofistike bir lojistik sistemle. Çünkü bunlar saatler içinde yoğun bakımlarda durumları kötüleşen insanlara yetiştirilmesi gerekiyor. Ülke genelinde 20’ye yakın noktamızda plazma farez dediğimiz aferez cihacımız var. 100 civarında cihazımız var. Bazı üniversite ve eğitim hastalerimizde de bu cihazdan bulunuyor. İyileşen hastaya şu mesajı vereceğiz: Sen bir kahramansız. Hastalandın ama iyileştin. Hadi şimdi ağır hastalar için bu kahramanlığını kullan diyeceğiz.

Ne kadar süre içinde hayata geçer?
Bu haftayı hazırlıkla tamamlayacağız. Sonraki hafta da yavaş yavaş iyileşmiş olan hastalardan bu plazmaları almaya başlayacağız.

Mevcut altyapınız yeterli mi plazma tedavisi için yoksa ekstra bir kaynağa ihtiyacınız var mı?
Plazmanın içindeki bu immunglobinle teker teker ayrılarak ilaç haline getirilmesi daha ileri bir teknoloji. Bunun için de çalışmamız devam ediyor. Fraksinasyon yapabileceğimiz altyapıyı da oluşturacağız. Konuyu Cumhurbaşkanımıza da Maliye Bakanımıza da ilettik. 20 milyon euro kadar bir destek verilecek. Ülke genelinde daha yüksek plazma depolayabileceğimiz bio bankalar kuracağız. Bu biobankalar hem korona döneminde destek olacak altyapı olacak, bundan sonra da benzer durumlar olduğunda hızlıca harekete geçebileceğiz.

KIZILAY’IN HASTANELERİ

Kızılay’ın hastaneleri de var. İstanbul Kartal, Konya ve Kayseri’de. Bu hastanelerde durum ne? Şu anda sadece korona hastaları mı kabul ediliyor? Doluluk oranları ne? Yoğun bakımları var mı?
Kendi hastanelerimizde de kapasitelerimizi mümkün olduğu kadar koronalı hastalara ayırdık. Zaten Kayseri hastanemiz Sağlık Bakanlığı tarafından pandemi hastanesi olarak ilan edildi. Kartal’da da yatakları artırarak yaklaşık 200-300 yatak koronalı hastamızı kabul edebilecek haldeyiz. Yoğun bakımlarımız da var.

Kızılay hastanelerinde Covid-19 testi yapılıyor mu? Kızılay hastanelerinde kit var mı?
Biz numuneleri alıyoruz, Sağlık Bakanlığı’mıza gönderiyoruz. Şöyle bir şey yaptık biz. Türkiye’de koronavirüs gibi patojenleri moleküler düzeyde tespit edebilecek psr dediğimiz çok hızlı çalışan yüksek kapasiteli cihazlarımız var. 4 noktada vardı, bu psr sistemlerimizdeki kapasitemizin yarısını biz Sağlık Bakanlığı’na aktardık. Günlük 4 bin korona test edebilecek cihazlarımızı Ankara ve İstanbul’da Sağlık Bakanlığı’na teslim ettik.

‘GÜNDE 4 BİN KORONA TESTİ YAPABİLECEK CİHAZIMIZI BAKANLIĞI VERDİK’

Tam da bu merak ediliyor. Kızılay’ın birçok mobil araçları var, bu testleri yapabilecek donanımı var. Bu altyapı korona testi tespitinde kullanılamaz mı diye?
İlk vaka çıktığı anda Sağlık Bakanlığı’na bu altyapı sistemimizin kullanılmasını teklif ettik. Bir taraftan bizim kan hizmetleri için ihtiyaçlarımız devam ediyor ama acil ameliyatlar hariç operasyonlar ertelenince günlük 9 binden 4 bin ünite kana ihtiyaca düşünce günde 4 bin korona testi yapabilecek bu cihazlarımızı Sağlık Bakanlığı’na teslim ettik. Bizim cihazlarımız ama Sağlık Bakanlığı işletiyor.

Korona pandemisi için tüm senaryolarınız hazır mı? Vaka sayısının çok artması durumunda B,C planlarınız var mı? ‘İlk etapta 50 milyon liralık bütçe ayırdık’ demiştiniz. Bundan sonraki planlarınız, ek bütçeleriniz nedir?Gelirlerimizi artırma, giderlerimizi azaltma, koronada olduğu gibi kampanyalarımıza daha yüksek bağış toplamak için seferberlik halindeyiz. Büyük kurumsal firmalar, global firmalar Kızılay’la müzakerelerini sürdürüyor. TİM, bunlardan birisi. Bir kısmı hijyen setleri veriyor, bir kısmı maddi destek sağlıyor. Mesela Amazon Türkiye 100 solunum cihazı hibe etti. Yeterli olmazsa kendi bütçemizden de ayıracağımız yeni 50 milyon liralarımız olacak.

En çok merak edilen şey yoğun bakımların durumu? Ventilatör cihazları çok önemli. Sizin bu noktada bir tedarik çalışmanız var mı? Bütün büyük ekonomili ülkeler bile ventilatör sorunu yaşıyor.
Tedarik noktasında firmalarla görüşüyoruz. Kendimizin bu cihazları üretmesi noktasında bir planımız yok ama bizim alanımıza giren örneğin kan torbaları, kan laboratuar kitleri, kişisel koruyucu maske, çadır hastane gibi ihtiyaçların karşılanmasıyla ilgili yatırım çalışmalarımızı yaptık. Sağlık sektöründe dışa bağımlıyız. Şu anda tüm yurt dışı uçak operasyonlarını durdurdu. Türkiye içindeki malzemelerimiz biterse sıkıntıya gireriz. Sağlık sektörümüzde milli seferberlik oluşturmak zorundayız.

Yerli ve milli Covid-19 test kitlerinin üretme noktasında Kızılay devreye girmez mi?
Biz üretme noktasında değil ama klinik araştırmalara laboratuar larımızı açıyoruz. Kan ürünlerinin üretilmesi, kan torbası bizim işimiz, test kitlerinin üretilmesi için laboratuvarlarımızı açtık.

 KORONAVİRÜS SON DAKİKA HABERLERİ İÇİN TIKLAYINIZ!