Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
Bülent Aydemir

Koronavirüs salgınında, belki de gözden kaçan çok önemli risklerden biri de sığınmacılar ve düzensiz göçmenler. Bu konuda bazı tedbirler alınsa da normalleşme sürecinde girdikten sonra dahi riski devam ettiren durumlarla karşılaşılabilir. Kontrolsüz ve önlemsiz şekilde dolaşan sığınmacılar, maske, dezenfektan, sağlık malzemesi gibi koruyucu ürünlere ulaşamazken, ne kadar sığınmacının virüs kaptığı ya da ne kadarının etkilendiğine dair elimizde veri de bulunmuyor.

Koronavirüs salgını ile mücadele sürecinde göçmen ve mülteci gruplarının barındırdığı riskler konusunda Göçmen Hakları ve Sosyal Uyum Derneği'nin (GÖÇ-DER) yaptığı çalışma dikkat çekici. Hükümetin aldığı, personel maaş ödemelerinde kesintiye gidilmemesi, ücretsiz izne çıkarılan işçilere maddi destek verilmesi, kısa çalışma ödeneği gibi uygulamaların anlatıldığı GÖÇ-DER raporunda göçmen ve mültecilerin çoğunluğunun kayıt dışı çalışan ve günlük genel geçer işlerle hayatlarını idame ettirdiği ifade edildi. Bu nedenle salgının yol açtığı ekonomik daralmadan en çok etkilenen grupların başında göçmen ve mültecilerin geldiği vurgulandı.

Raporda şu ifadelere yer verildi:

- EN ÇOK ETKİLENEN BÖLGELER: Özellikle Ankara'da hastalığın en yoğun görüldüğü bölgeler, göçmen ve mültecilerin yoğunlukla ikamet ettikleri ilçelerdir. Bunun başlıca sebepleri yetersiz beslenme, kalabalık aile grupları içinde yaşama, salgın konusunda bilgilendirme ve tedbir donanımına ulaşmadaki yetersizlikler sayılabilir.

- GÖÇMENLERİ KAPSAMIYOR: Vefa Destek Grupları uygulaması, bazı illerde kamu idarecilerimizin inisiyatifi ile bazı mülteci-sığınmacı gruplara uzansa da geneli itibariyle göçmenleri kapsamıyor. Korucu maske satışının yasak, göçmenin zaten alım gücünün düşük ve devletin maske taleplerini karşılama ağına girmedikleri göz önüne alınırsa, bulaşma karşısında ihmal edilmiş bir kesimin risk potansiyeli artmaktadır.

- SAĞLIK KURULUŞUNA BAŞVURMA: İkamet kaydı bulunan il dışında yaşamını sürdüren gözmenlerin hastalık belirtileri karşısında dahi bir sağlık kuruluşuna başvurusunda çekinceleri olabilmektedir. Sınır dışı edilme korkusundan bu hastalık belirtisi gösteren kimlik ve ikamet sorunlu göçmenler-mülteciler hastanelere gitmemekte, kalabalık aile içerisinde hastalığın bulaşma ve yayılma tehlikesini artırmaktadır. Bu sebeplerden dolayı göçmen grupları arasında hastalığın teşhis ve tedavisi konusunda zafiyet oluşmaktadır. Bulaşın önlenmesi ve hastalığa yakalananların izolasyonu konusunda, hastalığın tespitinde güçlükler oluşmaktadır. Ayrıca çaresizlik içindeki göçmen grupları hırsızlık, gasp gibi illegal işlere yönelebilir. Bu durum, göçmen ve yerli halk arasında onarılması güç kırılmaları beraberinde getirebilecektir.

ALINACAK TEDBİRLER

Düzensiz göçmen-sığınmacı ve mülteciler konusunda alınması gereken tedbirler şöyle sıralandı:

- Vefa Destek Grupları aracılığıyla sürdürülen desteklerin göçmen ve mültecileri de kapsayacak şekilde genişletilmesi,
- Kimlik sorunu yaşayan mültecilerin sınır dışı edilme korkusu giderilerek sağlık kuruluşlarına bu korku ve endişe yaşamadan hastalık belirtisi gösterdiklerinde başvurabilmeleri,
- Gelir seviyesi bitme noktasında olan göçmenlerin; yiyecek, dezenfektan ve maske ihtiyaçlarının karşılanması,
- Hamile ve diğer acil vakaların kamu hastanelerinde kabul edilmesi ve tedavilerinin sağlanması,
- Göçmen ve mülteci aileler mahalle mahalle taranarak yeni doğmuş bebeklerine süt ve çocuk bezi desteği verilmesi,
- Desteklerin kayıt dışı sığınmacı grupları da kapsayacak şekilde genişletilmesi; yerel yönetimlerin bu insanların tespitinde STK ve muhtarlarla irtibatlı çalışması,
- Hijyen kitlerine tüm vatandaşlarımız gibi göçmen ve mültecilerin de ücretsiz erişiminin sağlanması,
- Hastaların milliyetine, ülkesine, kayıt/kimlik durumuna bakılmaksızın devlet hastaneleri tarafından kabul edilmesi,
- Mülteci ve göçmenlerin bu süreçte başka illere sevklerinin askıya alınması; bakanlıklarca ve valiliklerce göçmenler hakkında alınan kararların kendi dillerinde iletilmesi,
- İhtiyaç duyulması halinde bulaşma mücadele için göçmen-mülteci sağlık çalışanlarında da destek alınması, göçmen ve mülteci gruplarının kanaat liderlerinden destek alınarak bu insanların evde kalmaları ve toplumsal dayanışmanın artırılması yönünde çağrıların artırılması,
- AB tarafından desteklenen ve Kızılay aracılığıyla yürütülen mevcut nakdi yardım programının faydalanıcı sayısının hızlıca artırılması, Alo 184 çağrı merkezinde Arapça, Farsça hizmet verilmesi,
- Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşların fonlarının salgınla mücadelede mülteciler konusundaki tüm çalışmalara desteklerini artırmaları sağlanmalı,
- Ev sahipleri; bu zor günlerde kiracılarınızın hangi dil, ırk ve milliyetten olduklarına bakmaksızın merhametle yaklaşmanız insani bir erdemdir. Bu süreçte kiracılarınızdan tahliye istemek, çalışamaz duruma düşmüş insanlardan devletin vatandaşına gösterdiği müsamahanın bir benzeri tutum içinde kira alacaklarınızı en azından ertelemeniz insani bir erdemdir.

"DÜZENSİZ GÖÇMENLERE DE TEST YAPILSIN"

Türkiye'de resmi rakamlara göre; 3 milyon 600 bin geçici koruma statüsünde sığınmacı bulunuyor. 63 bin kişi kamplarda kalıyor. 1 milyon 100 bin de çeşitli ülkelerden düzensiz göçmen bulunuyor.

Bu alanda önemli çalışmaları bulunan ve Türkiye'nin kontrol ettiği sınır ötesindeki bölgelerde görevli doktorlara toplantılar yapan Suriye Dostluk Derneği Başkanı Dr. Kadriye Esra Aygün, şunları söyledi:

"Suriye uyruklu doktorlar, 14 gün diye gitmişler ama 25-30 gündür oradalar. İdlib'in dışında hiçbir yerde korona testi yok o bölgede. Çoğu yerde ilaç ve ateş ölçer yok. Hastalanan, ateşi çıkan Azez'deki hastaneye gönderiliyor ancak orada da korona testi yok. Dünya Sağlık Örgütü'nün göndereceğiz dediği 30 milyon dolarlık malzeme gelmemiş. Biz, yurt dışında yaşamını yitiren vatandaşlarımızın sayısını yayımlıyoruz ancak Türkiye'de bir sığınmacının ölüp kaldığı haber yapılmıyor. Sağlık Bakanlığı'nın elinde bu konuda veri yok. Geçici koruma statüsünde olanlardan, hastalık, ölüm, tedavi sürecine ilişkin veri yok. İzole olabiliyorlar mı, bilmiyoruz. Günlük çöp toplayıcısı izole olabiliyor mı? Kendilerini koruyabiliyorlar mı?

Acilen kayıt dışı olanlara test yapılması lazım. Hasta olanın izole edilmesi lazım. Çünkü 11 Mayıs'ta aşamalı olarak normale döneceğiz ve Suriyelilerle, sığınmacılarla sosyal yaşamın içinde bir arada olacağız. Kayıtlı mülteci ise sağlık hizmetinden faydalanabiliyor ama koloni gibi, bir evde 20-30 kişi yaşadıkları için riskleri yüksek. Restoranlar açıldığı zaman buralarda garsonluk, aşçılık yapıyorlar. Yaşlı hastalara bakıyorlar, hasta bakıcılığı yapıyorlar. Bu önlemlerin şimdiden alınması lazım.
Kayıt dışı olan düzensiz göçmenlerden ölenlerin de yakınlarına bildirilmesi gerekir.

Kaç mültecinin öldüğünü bilmek durumundayız. Ülkeleri de akrabaları da bunu bilmeli. Öldüyse nasıl defnedildi, cenazeleri ülkelerine gönderildi mi? Biz bu insanlarla muhatabız ve olacağız. Ben mülteci haklarını savunuyorsam, kendi ülkemi sevdiğim için savunuyorum. Onların hastalığı ya da çaresizlik nedeniyle suça karışması bizi ve toplumumuzu etkileyecek."

KORONAVİRÜS SON DAKİKA HABERLERİ İÇİN TIKLAYINIZ!