Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Edebiyat ‘Aşk hâlâ vazgeçilmezimiz’

        Gülenay BÖREKÇİ / HT CUMARTESİ

        Annelerimiz, annelerimizin arkadaşları, arkadaşlarımızın anneleri hatta arkadaşlarımız, kısacası çevremizdeki bütün evli kadınlar bizi de bir an evvel hayırlı bir kısmetle “başgöz etmek için” yarışıyorlar. Sanki evlilik şahane bir kurummuş ve mutluluğun garantisiymiş gibi. Öte yandan yeni kuşak birçok genç kadın, evliliğin nimetlerinden o kadar emin değil. Halihazırda mutlu bir evliliği yürüten senarist Aybike Ertürk ilk romanı “Bayan Hiçbiri”nde kadının evlilikteki yerini sorguluyor.

        ■ Kitapta, “Neslimiz lanetlendi” deniyor. Nedir bizim neslin laneti?

        Bizler çoğu ev hanımı olan annelerin, sırtında tülbenti eksik olmayan, pamuklar içinde yetiştirilmiş çocuklarıyız. Ancak annelerimizin bizim için kurduğu hayaller kendi yaşadıkları hayattan farklıydı, kızlarını ayakları yere basan, ekonomik özgürlüğünü kazanmış kadınlar olarak yetiştirdiler. Bizim lanetimiz, annelerinin hayalini yaşayan ama aynı zamanda tıpkı anneleri gibi “anne” olmaya özlem duyan arada kalmış bir nesil olmamızdan kaynaklanıyor.

        ■ Kahramanınız Ela, “kusursuz bir kadın” olmak için çırpınıyor, çırpındıkça da batıyor...

        Herkesin meziyetleri olduğu kadar kusurları da var. Ama kusurlarımıza sahip çıkmıyoruz. Halbuki kusursuz olmaya harcadığımız enerjiyi mutluluğumuz için harcarsak daha huzurlu ve güzel hayatlar yaşardık.

        ■ Ne zaman vazgeçtiniz kusursuz kadın olmaktan?

        Hırslı değilim, kusursuz olmak hiçbir zaman gündemimde olmadı ama herkes gibi ben de sevdiğim insanlar tarafından takdir edilmek istedim. Sorun şu ki mutluluğunuzu başkalarını mutlu etmek üzerine kurarsanız, hayattaki tek besin kaynağınız diğerlerinin takdiri olur. Eh, takdir etmek konusunda da millet olarak bonkör olduğumuz söylenemez. Bu yüzden evlenip anne olunca, herkesten önce kendimi mutlu etmeyi seçtim. Mutsuz kadın ne mutlu bir evliliği sürdürebilir ne mutlu bir çocuk yetiştirebilir ne de başarılı bir kariyere imza atabilir.

        ■ Evlilik neden en çok eleştirilen ama yine de vazgeçilemeyen bir kurum?

        Kadının toplumdaki yerinin değişmesiyle birlikte toplumun yapısı da değişti. Artık daha bireysel hayatlar yaşıyoruz. Kadınlar da erkekler de kendi alanlarını koruma peşinde. Kolay kolay kimseyi almıyoruz hayatımıza. Yalnızlığa çok alıştık ama “aşk” hâlâ vazgeçilmezimiz. Toplumun yapısı değişse de algı aynı. Ancak evlendiğiniz zaman saygı duyuluyor yaşadığınız aşka. Bir süredir birlikte olduğunuz adam size evlenme teklif etmezse, ilişkiniz başkaları tarafından acımasızca sorgulanmaya başlıyor. Belki o adamla evlenmeyi aklımızın ucundan bile geçirmiyoruz ama bir bakıyoruz o teklifi duymak için can atar hale gelmişiz. Hedefe kilitlendiğimiz için o adamla bir ömür geçirmek isteyip istemediğimizi sorgulamıyoruz bile. Hal böyle olunca da en çok duyduğumuz cümle “Şiddetli geçimsizlik” oluyor.

        ■ Kitapta başka kadınlar da var, ortak yanları ne?

        Ekonomik ve kültürel farklılıklarımıza rağmen aynı toplumun kadınlarıyız ve aynı kodlarla hareket ediyoruz. Kostümler ve dekor değişiyor ama bize biçilen roller aynı kalıyor. Yaşadığımız sıkıntılar bir. Gün içinde çocuğumuzu özlüyor, karşımızdaki erkeğin başını döndüren kadın olarak kalmak istiyor ve kendimize vakit ayıramadığımız için hayıflanıyoruz. Neticede geldiğimiz nokta aynı: Kimse “Sen fedâkarlık yaptın” diye altın madalya takmıyor.

        ‘Benim kahramanım annem...’

        ■ Anne olarak Ela’yla yarışır mısınız?

        Her anne gibi ben de evladım için her şeyin en iyisini istiyorum. Bunun dışında rahat bir anneyim. Zeyno beş günlükken dışarı çıkmaya başladı, bir daha da eve girmedi. Çukurcuma’da restoranımızın bulunduğu caddede büyüdü ve çevresindeki herkesin sevgisinden nasibini aldı. Sonuç olarak Ela’yı bilmem ama kitaptaki diğer karakterlerden organik Nermin’le kapışamayacağım kesin. Hiçbir zaman düzen insanı olamadım. Zaman zaman parka gittiğimde hâlâ başka annelerden ıslak mendil dilendiğim doğrudur.

        ■ Siz hangisisiniz, Bayan Hepsi mi, yoksa Bayan Hiçbiri mi?

        Hiçbiri olmak en büyük özgürlük. Ben de bunun tadını sonuna kadar çıkarıyorum.

        ■ Sizin kahramanlarınız, örnek aldığınız kadınlar kimler?

        Kahramanım annem. Hayatta en çok güldüğüm, en çok eğlendiğim, dertleştiğim insan. 20 yıldır MS hastası ancak hiç karalar bağlamadı, kendinden ve alışkanlıklarından vazgeçmedi. Fönlü saçları ve boynuna bağladığı ipek fularıyla karşıladı ziyaretçileri. Sıradışı bir kadın, harika bir anneydi. Her zaman aktif ve bakımlı oldu, babamın âşık olduğu kadın olarak kaldı.

        ‘Öykü yazdım resimden 10 aldım!’

        Eğitimciler ve kütüphanecilerin mesleki gelişimlerine katkıda bulunmak amacıyla düzenlenen Eğitimde Edebiyat Semineri geçen hafta 450’den fazla öğretmen, kütüphaneci ve akademisyenin katılımıyla sekizinci kez gerçekleştirildi. Günışığı Yayınları’nın düzenlediği etkinliğe katılan yazar ve yayıncılar arasındaysa Adnan Binyazar, Semih Gümüş, Müren Beykan, Mavisel Yener, Cahit Ökmen, Cevat Çapan ve Selim İleri vardı. İşte edebiyatla dolu o günden kısa notlar...

        Adnan Binyazar, Yaşar Kemal’in “İnsan, evrende gövdesi kadar değil gönlü kadar yer kaplar” cümlesini alıntılayarak bu büyük yazarın edebiyatımıza katkısından söz etti. Şair, çevirmen Cevat Çapan’sa şiirin ve edebiyatın eğitimle ilişkisini anlattı. Şiirin dünyayı değiştirebilecek bir güce sahip olduğunun altını çizen Çapan, “Şiir olmazsa kıyamet kopmaz belki ama insanlar sevişemez, öpüşemez; dünya tatsız tuzsuz bir yer olur” dedi.

        Çağdaş edebiyatımızın en önemli temsilcilerinden Selim İleri, dinleyicileri adeta büyüleyen üslubuyla edebiyatı sevmesine neden olan öğretmenlerini andı. Lise yıllarında matematik dersinde anlatılanları not etmek yerine roman yazarken yakalandığını ve diğer anılarını dinlemek zevkliydi. Kendi adıma şu anekdotu bilhassa sevdim: Selim İleri küçükken resim dersinden sürekli kırık not alıyormuş. Kendi deyişiyle, yeteneği yokmuş. Fakat öğretmeni günün birinde, “Madem çizemiyorsun sen de anlat bari” demiş. Bu sözlerden cesaret alarak ilk öyküsünü yazan İleri böylece resim dersinden 10 almış.

        “Yaratıcı Okuma Uygulamaları” bölümünde, öğretmenler ve kütüphaneciler, öğrencilerle yaptıkları çalışmaları sundular. Kitap seçimi, okuma süreci ve izlenen yöntemlerin ve kazanımların aktarıldığı sunumlarda, katılımcılara pratik ve etkili yeni yöntemler örneklenerek yeni yollar önerildi. Selim İleri

        ÖNERİLEN VİDEO

        Arıkan: Mekke Anlaşması'nı bu haliyle kabul etmeyeceğiz

        Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile ilgili, "Biz Saadet Partisi olarak böyle bir sorumluluğu almayacağımızı, Mekke Anlaşması'nı bu haliyle kabul etmeyeceğimizi aziz milletimize ilan ediyoruz" dedi. (DHA...
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ