'Kariyerimi Sting'e borçluyum'
Sting'le gerçekleştirdiği ünlü turnesi "Brand New Day"den, Steve Tyler'la olan düetine huzurlarınızda yakışıklı trompetçi Chris Botti...
Sırma KARASU / HT CUMARTESİ
Chris Botti son dönem caz müziğin en karizmatik adamlarından. Üstelik de trompet çalmasına rağmen! Takdir edersiniz ki insanın yüzünün sahnede balon gibi şişmesine rağmen seksi ve yakışıklı görünmesi için bayağı bir star ışığı lazım. İzlemeye bir türlü doyamadığımız Sting’le çaldığı “Toscana” DVD’sinden bu yana Botti’nin, Steve Tyler’dan Herbie Hancock’a ve Anrea Bocelli’ye kadar yıllardır eşlik etmediği ünlü kalmadı. Son albümü “Impressions”la En İyi Enstrümental Pop Albümü ödülü alan Botti’yi, 15 Ekim’de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda izleyebilirsiniz. Ancak önce HT Cumartesi’nin konuğu..
■ Önceki İstanbul konserinizde Fahir Atakoğlu ile sahne almıştınız, başka bir Türk müzisyenle çalışmayı düşünüyor musunuz? Belki biraz daha Türk ezgileri içeren bir proje için?
‘POP MÜZİĞe HAYRANLIK DUYUYORUM’
Şu an için öyle bir plan yok, tamamen turneye odaklandım ve hâlâ “Impressions” albümümün tanıtımına devam ediyorum.
■ Günümüzde caz müziğin bir çıkmazda olduğunu düşünüyor musunuz? Daha önce çalınmamış notalar bulmak zor, albüm satışları düştü ve caz müzik az kişi tarafından dinleniyor.
Bana kalırsa caz ya da rock’n roll fark etmeksizin müzik bugün eskisinden çok farklı. Müziğin doğası, insanların isimlerini duyurma yöntemleri ve yıldızlaşmaları eskisinden tamamen farklı. Caz sürekli ve her zaman değişen ve evrilen bir müzik tarzı, bu yüzden de şahsen trompete ve hayranlarıma odaklanıyorum. “Seyirci sayımı artırabiliyor muyum?”, “İzleyiciler konserlerimde iyi vakit geçiriyorlar mı?” gibi şeyleri dert ediyorum. Bu iki konuda başarılı olduğum zaman işim beni tatmin ediyor. Bu açıdan bakınca günümüz cazının durumu ve gidişatı hakkında yorum yapmak için doğru kişi ben değilim.
■ 2001’den beri sık sık Sting’le çalıyorsunuz. Birlikte çaldığınız pop-caz crossover müziğin başlangıcı olması nedeniyle canlı kayıt albümünüz “Toscana” kilometre taşı sayılıyor. Bu tip projelerin müziği “poplaştırdığını” düşünüyor musunuz?
Kesinlikle! Ancak Sting’ten önce de New York’a ilk taşındığımda bir sürü inanılmaz popla uğraşan müzisyenle tanışmıştım. Pop müziğin belli tarzlarına büyük bir hayranlık duymaya başladım. Bunun sonucunda sadece “pop albümü nasıl yapılır”a değil aynı zamanda “bu müzik dilini kullanarak kendimi nasıl ifade ederim” ve “bunu albüme nasıl yansıtırım”a da kafa yormaya başladım.
■ Başka müzik türlerinden insanlarla yaptığınız projeler müziğinizi nasıl etkiliyor?
İşin başı iyi arkadaşlık ilişkileri! Neredeyse birlikte sahne aldığım ve kayıt yaptığım herkes sosyal ortamımda da görüştüğüm insanlar. Plak şirketinin biri kalkıp da, “Hey, Aerosmith’in solisti Steven Tyler’la bir kayıt yapman lazım” demesi gibi bir durum söz konusu değil yani. Steve’le zaten arkadaştık, müziğimi beğeniyordu, böylece ben de birlikte bir proje önerdim. Bu şekilde gelişen ortaklıkların kimyası bir başka oluyor;.
■ Yeni albüm için repertuvar ve konsept belirleme süreciniz nasıl gelişiyor? Birlikte çalışacağınız müzisyenleri nasıl seçiyorsunuz?
Son albümüm “Impressions” (izlenimler) benim için bir gurur kaynağı. Albümün genel dokusu kariyerim boyunca yapmaya çalıştığım şey. İsminden de anlaşılacağı gibi albümün temel hedefi aynı balladın 13 değişik izlenimini sunmak, öte yandan dinleyiciyi büyük orkestral hamlelerle sarsmadan tüm albümü aynı ruh haliyle dinleyebilmesini sağlamaktı. Her albüm dinleyiciyi bir yolculuğa çıkarmayı aynı zamanda da bir ruh halinde sabit tutmayı hedefler. Düetlere gelince menajerim ve yapımcım Bobby Colomby ile beraber çalışmayı hayal ettiğimiz müzisyenlerin bir listesini yaptık. Son 6-7 senem bu bakımdan muhteşem geçti, karşınızda Mark Knopfler, Vince Gill veya Herbie Hancock ve sizin onlara duyduğunuz saygıdan en ufak bir şüpheleri dahi olmadığı gibi şarkıların aranjelerinin de iyi olacağından eminler.
‘Rutin işleri bile tutkuyla yapabileceğimi öğrendim’
“Sting’e bana kazandırdığı popülarite için büyük bir teşekkür borçlu olduğum kesin! Ondan öğrendiğim en önemli şey bir rutinin bile tutkuyla yapılabileceğini öğrenmek oldu; sabah kalk, prova yap, sonra yoga ve de orkestrayla tura çık. Sting’le çıktığımız “Brand New Day” turunda geçen 3 sene kariyerimi birçok yönden şekillendirmemi sağladı. Sting orkestrasındayken bana sıkça solo çalma fırsatı vererek beni parlatması elbette kariyerime faydalı oldu ancak beni bugün olduğum yere getiren esas faktör, ön grup olarak orkestramı ve beni seçmesi ve dünyanın birçok yerinde sahne almamı sağlamasıydı. Sting her zaman en büyük destekçim, en iyi dostum oldu cidden o benim için bir abi.”