Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Heykel "Türkiye'de en zor iş heykel yapmak"

        Funda DURU / HABERTURK.COM

        Uğur Çakı'ya göre Türkiye'de heykel yapmak zor iş!

        Böyle düşünmesine rağmen hem ulusal hem de uluslararası birçok ödüle sahip.

        Türkiye'yi dünyada temsil eden bir heykeltıraş...

        Onun için heykel bir yaşam biçimi ve iz bırakma şekli.

        Giderek sanallaşan ve teknolojinin ele geçirdiği yeryüzünde ısrarla yeni malzemeler kullanarak heykeller yapmaya devam ediyor.

        Her çocuk, sanatçı doğar ve aralarından bazıları bu kutsal dokunuşu koruyabilir.

        Ben sadece kovalarımla kumdan kaleler yapabiliyorum, ama Uğur Çakı'nın oyun bahçesinde, kulağında telsiziyle dolaşan Büyük İskender'e bile rastlayabilirsiniz.

        Heykel sanatına uzak bir ülkede yaşıyoruz. Hala evine heykel ve fotoğraf sokmayan bireyler varken işiniz zor olmuyor mu?

        Tabii ki de zor. Aslında sadece heykel olarak bakmamak gerek, biz şu an genel anlamda çağdaş sanata alışma süreci içinde olan bir toplumun bireyleriyiz. Gelişen çağdaş sanatımıza bu alışma sürecinde de en büyük görev, biz sanatçılara düşüyor. Heykel, zor bir sanat dalı... Her şeyle aynı anda mücadele etmeniz gerekiyor. Hem eserlerimi üretirken bir mücadele veriyorum hem de doğru yerlere ulaşmasını sağlamaya çalışıyorum. Hepsi birbirinden zor aşamalar.

        "TÜRKİYE'DEKİ EN ZOR İŞ HEYKEL YAPMAK"

        Heykeltıraşlık Türkiye şartlarında geçiminizi sağlamak için nasıl bir iş?

        Türkiye'deki en zor iş heykel yapmak! Çünkü heykel zaten üretim olarak maddi anlamda pahalı bir iş... Fakat yine de başka bir ülkede yaşamayı asla düşünmedim. Türkiye'nin inişli çıkışlı ruh haline ve dengesiz yapısına rağmen düzensizlik içinde sessiz bir düzeni var. Bu da burayı vazgeçilmez kılıyor. Bu ülkede heykeltıraş olmak aynı zamanda bir fırsat, çünkü insanlar bizimle beraber heykel sanatını öğreniyorlar.

        Heykelin insanlığa katkısı sizce ne?

        Heykel duvardaki bir resimden farklı olarak insanın yaşam alanının bir parçası haline geliyor ve daha da ileriye giderek kendi yaşam alanını yaratıyor. Konumlandığı ortama ayak uydurmaktansa, ortam o heykele ayak uydurmak zorunda kalabiliyor. Böylece heykel sayesinde sanat insanın yaşam alanını ele geçiriyor ve zorla da olsa anlaşılmak üzere direniyor. Bugün, insanlar, sanat sayesinde kaotik toplumsal yapı içinde bir anlık da olsa bir şeylerden uzaklaşmış oluyor. Uygar medeniyetlerde sanat çok önemli... Toplumun en önde giden bireyleri sanatçılar olmalı.

        Türk toplumunun sanata ve sanatçıya olan tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

        Türk sanat izleyicisinin her geçen gün daha da geliştiğini ve bilinçlendiğini düşünüyorum. Tabii bu gelişmede açılan galerilerin sayısının, sanata yer veren basının ve tabii ki de Contemporary İstanbul fuarının etkisi yadsınamaz. Koleksiyonerlerin sanata bakış açısı ve hangi eserleri tercih ettiği doğrudan sanat piyasasını etkiliyor. Onların doğru kişilerce yönlendirilmeleri ve kendilerini uluslararası galerileri ve fuarları gezerek sanat konusunda eğitmeleri, Türkiye çağdaş sanatı açısından da uzun vadede önemli bir kazanç olacak.

        Mitolojik hikayelerden bildiğimiz karakterlerin büstlerini güncel şekilde yorumlayıp, bir seri oluşturdunuz. Bu süreç nasıl gelişti?

        O esprili bir süreçti. Güncel sanatlara geçiş yapan sanatçılar, başlangıçta Antik Yunan'ı kullanırlar fakat benim farkım mitolojik hikayeleri eserin üzerine kendi yorumumla yazıyor olmam. Büyük İskender, büyük bir komutan ve günümüzde yaşıyor olsaydı, muhtemelen bir telsizle konuşuyor olurdu. Arkadaşları tarafından zehirlenmesi sonucu yüksek ateşten öldü. Bunları da göz önünde bulundurarak ortaya böyle bir iş çıktı.

        Mitolojik büstler satışta mıydı?

        Evet. İşler, Londra'daki Lahd Gallery'de, Saatchi Gallery'de, Paris'te Louvre Salon'da, Monaco Grimaldi Forum'da sergilendi ve çok önemli koleksiyonlara girdi. 'Alexander with Wireless' eserim Christies tarafından satıldı. 'Apollo Desperatly in Love' Fransız Güzel Sanatlar Kurumu tarafından ödüle layık görüldü.

        Çalışırken nasıl bir ortam istersiniz yaratım süreciniz nasıl oluyor?

        Tasarım sürecinde yalnız olmayı tercih ediyorum ve beynimi boşaltmaya çalışıyorum. Kendimi on gün boyunca atölyeme kapatıyorum. Tasarımdan sonra üretime geçtiğim süreçte uygun insanlarla çalışmak gerekiyor. Örneğin, bir anıt yapıyorsanız çok iyi bir kaynak ustanız olması gerekiyor.

        "ESİN KAYNAĞIM OĞLUM"

        Oğlunuzun dünyaya gelmesi eserlerinize yansıdı mı?

        Kesinlikle. Benim esas esin kaynağım oğlum. Eskiden heykellerimde hangi malzemeyi kullanıyorsam o renkte bırakırdım. 2005 yılında oğlum doğduğundan bu yana eserlerime baktığımda, bambaşka bir renk skalası görüyorum. Sanat üretimimde, oğlumdan önce ve oğlumdan sonra olarak gözle görünür net bir ayrım var. Sadece renk de değil, kullandığım malzemelerde de farklılıklar oluştu. Örneğin; 'Çocukken Oyun Oynamayı Sevdiğini Biliyorum' adlı serideki eserlerimde, Scrabble Jenga ve Cola kapaklarını kullandım... Oyun malzemelerini kullanarak iki kuşak arası iletişim hattı kurmaya çalıştım.

        Malzeme konusunda sınırınız var mı?

        Hiç sınırım yok, seramikle başladım bronzla devam ettim. Bronz beni metale yöneltti, sonra çelikle devam ettim. Malzemeleri hurdalıklardan çıkartıp, dönüştürmeyi çok seviyorum.

        Atölyeniz nerede?

        İzmir Urla Çesmealtı'nda ve İstanbul'da Sumahan'da yaşıyor ve çalışıyorum. Her iki mekanımın da aşığıyım ve bana ciddi motivasyon kattıklarını düşünüyorum.

        "SANATIM OLMASAYDI, HAYATIM BAMBAŞKA YÖNLERE GİDERDİ"

        Eğer yaşamınızda heykel olmasaydı?

        Ben biterdim. Benim başka hiçbir şeyim yok. Heykel beni disipline sokuyor. Hayatımda heykel olmasaydı, serseri olurdum. Her gün 4-5 saat uyuyorum ve geri kalan zamanımda çalışıyorum.

        Ailenizde sanatçı var mı?

        Benim ailem 7 kuşak sanatçı. Babam mimar, annem resim öğretmeni, anneannem ve kız kardeşim moda tasarımcısı, dedem ressam, anneannemin annesi Manisa medresesinde hattatmış, erkek kardeşim ve kuzenlerim de mimar.

        Görünüş olarak Salvador Dali'ye çok benziyorsunuz. Dali, şimdi buraya gelse ne yaparsınız?

        Eleştirici paranoya yönteminin inceliklerini öğrenmek isterdim ve ona sarılırdım. 'Filler ve Kuğular' eseri hakkında konuşmak isterdim.

        "Türkiye'de heykeltıraş olmak..." cümlesini nasıl bitirirsiniz?

        Bulanık bir denizin derinliklerinde kuma şiir yazmak gibi... Bugün için imkansız gözükse de bir gün denizin suları çekilecek ve o şiirler de okunacak.

        Harika, umarım o günler yakındır. Yakınlarda sergi olacak mı?

        Önümüzdeki süreçte gerçekleşecek olan"40 Yaş" sergime hazırlanıyorum. 9 Haziran'da Art Monaco'ya katılacağım. Gelecek süreçte de var gücümle çalışıp yurtdışı sergilerine ağırlık vereceğim. Ülkemi en iyi şekilde temsil etmek için elimden geleni yapacağım...

        Anıt heykelleriniz de çok etkileyici...

        Anıt çalışmalarımı çok önemsiyorum onlar benim kalıcılığımın en önemli parçaları. Bana bu eserleri üretme imkanı veren herkese sonsuz teşekkür ediyorum. Son eserimi Sayın Mesut Sancak için ürettim. Kendisi sanatıma ciddi destek sağlıyor, huzurlarınızda kendisine özellikle teşekkür etmek isterim.

        ÖNERİLEN VİDEO

        Arıkan: Mekke Anlaşması'nı bu haliyle kabul etmeyeceğiz

        Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile ilgili, "Biz Saadet Partisi olarak böyle bir sorumluluğu almayacağımızı, Mekke Anlaşması'nı bu haliyle kabul etmeyeceğimizi aziz milletimize ilan ediyoruz" dedi. (DHA...
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ