Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        MUSTAFA DOĞAN

        GAZETE HABERTURK- HT MAGAZİN

        Yıllarca çeşitli dizi ve filmlerin sanat ekibinde çalıştıktan sonra işinden istifa edip yönetmenliğe soyunan İbrahim Güler'in ilk sinema filmi "Öz Hakiki Karakol" yarın seyirciyle buluşuyor.

        "Öz Hakiki Karakol" ilk filminiz. Nasıl atıldınız bu maceraya?

        Aslında okuldan mezun olduğumdan beri böyle bir maceranın içine girmeyi istiyordum. 1.5 yıl kadar önce Erdal Bektaş'la birlikte senaryoyu yazmaya başladık. İlk başlarda bayağı koşturduk yapımcı ya da sponsor bulmak için ama beceremedik... (Gülüyor)

        Ne yaptınız peki?

        Güvendiğimiz bir hikâye olduğu için taşın altına kendi elimizi soktuk. Dört arkadaş iyi bir program yaparak mucizeyi gerçekleştirdik...

        Mucize mi, çılgınlık mı?

        Evet, çılgınlık demek dahada doğru, hatta delilik! O kadar zor, uzun ve yorucu bir yolculuk ki bu, psikolojik açıdan çok sağlam olmanız lazım. Özellikle genç sinemacılar için Türkiye'de film çekmek çok zor. Çünkü filminizi vizyona çıkarabilmek için birilerini yaptığınız işe inandırmanız gerekiyor. Bunun için de biraz delilik şart sanırım. Aklı başında olan hiç kimse bizim yaptığımız gibi başlamaz işe...

        EYÜPLÜ HALİT'İN ÖYKÜSÜ

        Senaryoyu yazarken gerçek bir olaydan yola çıkmışsınız...

        Evet, hikâye gerçek bir olaya dayanıyor. Ancak biz o olaydan sadece sahte karakol kurma fikrini aldık.

        Size esin kaynağı olan o hikaye neydi?

        Eyüplü Halit adında, Rum asıllı eski bir dolandırıcının öyküsü. Eyüplü Halit, işgal altındaki İstanbul'da sahte bir karakol kurup gayrimüslimleri dolandırıyor. Dönemin ünlü dolandırıcılarından. Cumhuriyet'in kurulmasından sonra cezaevine atılıyor. İçerideyken Mussolini'ye mektup yazıyor, "Antalya'nın size ait olduğunu düşündüğüm için beni burada hapse attılar" diye. Bir süre sonra elçiyle para geliyor kendisine. Türk yetkililer adamları zor ikna ediyor adamın dolandırıcı olduğuna...

        Filmdeki karakolun bildiğimiz karakollardan farkı ne?

        Hiç var olmaması. Yok böyle bir karakol. Resmi olarak tabii. Bir de sahte polislerimiz akla hayale sığmayacak yöntemlerle çözüyor olayları. Aslında amaçları tabii ki karakolu çalışır hale getirmek ya da polisçilik oynamak değil. O karakolu tamamen bir dolandırıcılık işini kamufle etmek için kurmuşlar. Ama giydikleri üniforma, onları değiştiriyor.

        'NE ZOR ŞEYMİŞ ŞU POLİSLİK!'

        "Öz Hakiki Karakol" için kara komedi diyebilir miyiz?

        Film aslında komedi. Belki kara komedi gibi algılanabilir ama tam olarak o türün içine sokamayız; çünkü mesaj verme kaygısıyla yapılmadı. Yani "Öz Hakiki Karakol", sahte bir karakol üzerinden gerçeğine atıfta bulunan bir film değil.

        İlk filminiz olmasına ve kısıtlı imkânlara rağmen, başarılı oyuncularla çalışmışsınız. Onları ikna etmeyi nasıl başardınız?

        Bu kadroyu senaryo bir araya getirdi. Elimizde gerçekten çok iyi, çok samimi bir senaryo vardı ve bu nedenle o isimleri ikna etmek hiç zor olmadı. Hepsi bize inandı.

        Çoğu meslek grubu, kendilerini dizi ya da filmlerde izlemekten pek hoşlanmıyor. Sizce polisler bu filmi nasıl bulacak?

        Evet, genelde mesleklerle ilgili bir iş yapıldığında hemen tepkiler geliyor. Biz ise bu konuda rahatız. Çünkü bir meslek grubunu eleştirmiyoruz. Zaten bizim polislerimiz gerçek de değil. Ayrıca şöyle bir durum da söz konusu; karakterlerimiz işe başlarken polisliği kotarabileceklerini düşünüyor, ancak bir süre sonra "Ne zor şeymiş şu polislik" demeye başlıyorlar.

        'BEĞENİLECEĞİNDEN EMİNİM'

        İlk filminiz yarın gösterime giriyor. "Ya filmim beğenilmezse?" korkusu yaşıyor musunuz?

        Öyle bir korkum yok. Öncelikle bir sinema filmi çekmiş olmaktan dolayı çok mutluyum. Yani hayallerimden birini gerçekleştirdim. Filmin beğenileceğinden de eminim; çünkü gerçekten çok sıcak ve samimi bir komedi oldu.

        SIRADA 'MARDUK' VAR

        Senaryoda Erdal Bektaş'la birlikte imzanız var. Yapımcılığını da birlikte üstlenmişsiniz. Bu tek seferlik bir birliktelik mi, yoksa gelecekte de işbirliğiniz devam edecek mi?

        Evet, edecek. Şimdi 21 Aralık'la, Marduk'la ilgili yeni bir projemiz var. Yine komedi olacak. Yaz aylarının sonunda tekrar "motor" diyeceğiz.

        POLİSLERE İNDİRİMLİ

        Emniyet mensuplarının indirimli olarak izleyebilecekleri “Öz Hakiki Karakol”, yarın vizyona giriyor. Osmanlı'nın büyük dolandırıcılarından Eyüplü Halit'in efsanelerle dolu hayat hikayesinden hareketle çekilen filmde, kumarhane soymak için sahte karakol kuran bir grup dolandırıcının komik maceraları anlatılıyor. İbrahim Güler'in ilk yönetmenlik denemesinde başrolleri Leyla ile Mecnun dizisinin Bakkal Erdal'ı Cengiz Bozkurt'un yanı sıra Emin Maltepe, Oktay Gürsoy ve Serkan Genç rol alıyor.

        CENGİZ BOZKURT 'Senaryoyu okurken içim kıpır kıpır oldu'

        "Öz Hakiki Karakol"un başrolünde, absürt dizi "Leyla ile Mecnun"un Erdal Bakkal'ı Cengiz Bozkurt var. Başarılı oyuncu filmde üçkağıtçı Hasan karakterini canlandırıyor. Projeye nasıl dâhil oldunuz?

        "Parmaklıklar Ardında" dizisini çekerken, İbrahim Güler'in kız arkadaşı Nazlı'yla birlikte çalışıyorduk. İbrahim, arada bir Nazlı'yı görmek için Sinop'a geliyordu. Bir seferinde bana film projesinden bahsetti, senaryoyu beni düşünerek yazdığını söyledi. Aslında geçen yaz benim için filme zaman ayırmak çok zordu ama başladık ve nasıl yaptıysak bitirdik projeyi...

        Sizi bu projeye çeken ne oldu?

        Beni her şeyden önce senaryo heyecanlandırır. Senaryoyu okurken içimin kıpır kıpır olması lazım. Geri kalan her şey teferruattır. "Öz Hakiki Karakol"un senaryosunu okurken de o heyecanı yaşadım.

        Hasan karakteri nasıl biri?

        Hasan, kendini uyanık sanan biri. Sabıkalı adamların yer aldığı bir çetenin elebaşı. Kumarhane soygunu yapmayı planlıyor, bunun için de sahte bir karakol kuruyor. Kendisine polis süsü veriyor ve bir süre sonra kendi de polis olduğuna inanmaya başlıyor.

        Peki bakkallık mı eğlenceli, polislik mi?

        Bakkallık daha eğlenceli galiba. Polislik, doğası gereği tatsız bir meslek.

        Çekimlerde doğaçlama yeteneğinizi de kullandınız mı?

        Doğaçlama yaptığım yerler oldu, tabii İbrahim'den onay alarak. Ama zaten senaryo çok iyi yazıldığı için doğaçlama yapmaya pek gerek kalmadı.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ