MİT Başkanı Kalın: Terörsüz Türkiye hedefiyle önemli bir stratejik kazanım elde edilecek
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, "Terör kamburundan kurtulma yolunda mesafe kateden ülkemiz Terörsüz Türkiye hedefiyle; yalnızca bir güvenlik başarısı değil küresel belirsizlikler çağında devletimizin kendi kaderini tayin etmesi ve bölgesel istikrar sağlanması konusunda önemli bir stratejik kazanım da elde etmiş olacaktır" dedi
ABONE OLMİT, 2025 yılına ilişkin faaliyet raporunu yayımladı. 16 sayfalık raporun, 'Kamu İdarelerince Hazırlanacak Stratejik Planlar ve Performans Programları ile Faaliyet Raporlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik’in 'Gizlilik gerektiren bilgiler' başlıklı 35'inci maddesi çerçevesinde hazırlandığı belirtildi.
DHA'da yer alan habere göre raporda, MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın sunuş yazısına yer verildi.
Kalın, "Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı; 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nda düzenlenen görev ve yetkiler çerçevesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığına, bağımsızlığına, bütünlüğüne, güvenliğine, anayasal düzenine ve milli gücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yöneltilen mevcut ve muhtemel tehditlerin bertaraf edilmesine yönelik görev ve faaliyetlerini kararlılıkla yerine getirmeye devam etmektedir. Savaş ve çatışmaların gölgesinde geçen 2025 yılı; küresel norm ve değerlerin zedelendiği, mevcut uluslararası düzenin krizleri çözmede yetersiz kaldığı, stratejik dengelerin yeniden tanımlandığı, jeoekonomik dengelerin hızla değiştiği ve teknolojik gelişmelerin beraberinde getirdiği risklerin katlanarak arttığı bir yıl olmuştur. Bu süreçte, geleneksel güvenlik tehditleri giderek hibrit karakter kazanmış, belirsizlik ve kaosun etkisi tüm dünyada hissedilir hale gelmiştir. Gazze'de yılın ortasında ara bulucu ülkelerin desteğiyle 60 günlük geçici ateşkes sağlansa da kalıcı barışın tesis edilememesi nedeniyle bölgedeki insani yıkım derinleşmiş, İsrail'in Lübnan, Suriye, Yemen, İran'ı da hedef alacak şekilde saldırılarını genişletmesi Orta Doğu denklemini kırılgan tutmaya devam etmiştir. Eş zamanlı olarak Rusya-Ukrayna savaşı, Batı’nın askeri desteği ile Rusya’nın endüstriyel yıpratma stratejisi arasında bir kilitlenme noktasına ulaşmış; taraflar masada toprak tavizi ve güvenlik garantileri arasında sıkışırken, savaşın dinamikleri, nükleer restleşmeler ve otonom silah sistemlerinin hakimiyetine evrilmiştir. Ekonomik ve jeopolitik düzlemde ise ABD-Çin rekabeti; ABD’nin uyguladığı agresif gümrük tarifeleri ve teknolojik hamlelerle ‘yeni soğuk savaş’ karakterini pekiştirmiştir. Ticaret savaşları küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirirken, rekabetin yansımaları Afrika kıtasında doğrudan hissedilmiştir. Darbe girişimleri ve iç çatışmalar nedeniyle siyasi istikrarsızlıkla mücadele eden Afrika Kıtası, küresel güçlerin hem hammadde hem de nüfuz alanı için yarıştığı en önemli jeopolitik satranç tahtalarından biri olma özelliğini 2025’te de sürdürmüştür" dedi.