Orhan Veli Kanık'ın doğduğu ev satışa çıktı
İstanbul'u Dinliyorum, Güzel Havalar, Bir Garip Orhan Veli ve Anlatamıyorum şiirleriyle Türk edebiyatında iz bırakan Orhan Veli Kanık'ın Beykoz'da doğduğu ev satışa çıkartıldı
"İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; / Serin serin Kapalı Çarşı; / Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa; / Güvercin dolu avlular. / Çekiç sesleri geliyor doklardan, / Güzelim bahar rüzgarında, ter kokuları; / İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı" dizelerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda unutulmaz esere imza atan ve 36 yaşında hayata veda eden Orhan Veli Kanık'ın Beykoz'da doğduğu ev satışa çıkartıldı.
Gazeteci Adil Bali, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İshak Ağa Caddesi'ndeki tarihi yapının yaklaşık 80 milyon lira bedelle satışa sunulduğunu duyurdu.
Evin fotoğraflarını paylaşan Bali, "Orhan Veli'nin doğduğu ev satılıyor. Beykoz’da, 13 Nisan 1914 sabahına tanıklık eden o ahşap köşkün kapısında bugün mahcup bir tabela var: Satılık. Satılan bir ev mi, yoksa İstanbul'un hafızası mı? Bu yapı yalnızca bir mülk değil; şiirin, çocukluğun ve bir şehrin hatırasıdır" dedi ve ekledi:
"Dünya büyük şairlerini müzelerde yaşatırken, İstanbul kendi sesine sessiz mi kalacak? Beykoz'daki ev korunmalı, müze olmalıdır. Çünkü bazı evler satılamaz. Bazı şairler doğdukları şehirden hiç ayrılmaz. İstanbul hâlâ onu dinliyor" diyerek evin korunması için çağrıda bulundu.
Öte yandan bu durum sosyal medyada da üzüntüyle karşılandı. Sosyal medya kullanıcıları söz konusu binanın müzeye çevrilmesi için yetkililere seslendi.
BEYKOZ'UN YALIKÖY MAHALLESİ'NDE DÜNYAYA GELDİ
AA'nın haberine göre Orhan Veli Kanık, Mızıka-yı Hümayun'da klarnist Mehmet Veli Bey ile Fatma Nigar Hanım'ın ilk çocuğu olarak, 13 Nisan 1914'te Beykoz'a bağlı Yalıköy'deki bir konakta doğdu.
Asıl adı Ahmet Orhan olan şairin ailesi, Soyadı Kanunu'nun ardından Kanık soyadını aldı. Kanundan önce, babasının adındaki Veli'yi sahiplenen Kanık, edebiyat çevrelerinde Orhan Veli olarak tanındı.
Kanık'ın çocukluğu Beykoz, Beşiktaş ve Cihangir'de geçti.
Adnan Veli ve Füruzan (Yolyapan) isimli 2 kardeşi olan Kanık, mütareke sırasında Akaretler'de bulunan Anafartalar İlkokulunun ana sınıfına devam etti. Kanık, 7 yaşındayken son Halife Abdülmecid'in Yıldız Sarayı'nda düzenlediği törende sünnet edildi.
Edebiyat sevgisinin ilk tohumlarının ekildiği Galatasaray Lisesi'nde, yatılı olarak ilkokula başlayan Kanık'ın çocukken yazdığı ilk hikayesi, Çocuk Dünyası dergisinde basıldı.
Mehmet Veli Bey, Cumhuriyet'in ilanından sonra Ankara'da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası şefliğine tayini çıkınca ailesiyle Ankara'ya taşındı.
Orhan Veli Kanık, ilkokulu Ankara Gazi İlkokulu'nda, orta öğrenimini Ankara Erkek Lisesi'nde tamamladı. Ortaokulda, Garip akımını birlikte başlatacakları Oktay Rifat Horozcu ile arkadaş olan usta şair, birkaç yıl sonra Halkevlerinde bir müsamere sırasında Melih Cevdet Anday ile tanıştı.
LİSEDE AHMET HAMDİ TANPINAR'IN ÖĞRENCİSİYDİ
Lisedeyken hocaları Ahmet Hamdi Tanpınar, Rıfkı Melul Meriç, Halil Vedat Fırtınalı ve Yahya Saim Sinanoğlu'nun ilgisiyle karşılaşan Kanık, ilk yazılarını, lisedeyken çıkardığı Sesimiz adlı okul dergisinde yayımladı. Kanık, ilk yazılarında aruz veznini kullandı.
Unutulmaz şairin ilk şiirleri Nahit Sırrı Örik'in teşvikiyle dönemin önemli edebiyat dergilerinden Varlık'ın yanı sıra İnsan, Ses, Gençlik, Küllük, İnkılapçı Gençlik dergilerinde okuyucuyla buluştu.
Şiirlerini zaman zaman Mehmet Ali Sel takma ismiyle yayımlayan Kanık, 1932'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne girdi ancak okulu tamamlayamadı.
Kanık, bir süre Galatasaray Lisesi'nde öğretmen yardımcısı olarak görev aldı, 1936-1942'de ise Ankara PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Milletlerarası Nizamlar Bürosu'nda çalıştı.
Gelibolu'da vatani görevini yaparken kaleme aldığı cümlelerde, hayatının 25 yılını özetleyen Kanık, "1914'te doğdum. 1 yaşında kurbağadan korktum. 9 yaşında okumaya, 10 yaşında yazmaya merak sardım. 13'te Oktay Rifat'ı, 16'da Melih Cevdet'i tanıdım. 17 yaşında bara gittim. 18'de rakıya başladım. 19'dan sonra avarelik devrim başlar. 20 yaşından sonra da para kazanmasını ve sefalet çekmesini öğrendim. 25'te başımdan bir otomobil kazası geçti. Çok aşık oldum. Hiç evlenmedim, şimdi askerim" ifadelerini kullanmıştı.
Hece ölçüsüne dayanan, kafiye ve redife özen gösteren ilk dönem şiirlerinde geçmişi özleyiş, çocukluk anıları, doğa sevgisi, umutsuzluk ve yalnızlık gibi temaları hüzünlü bir dille işleyen şair, eski biçimde yazdığı için bu şiirleri kitaplarına almadı. Kanık, 'yeni biçimli' ilk şiiri 'Ağaç'ı Oktay Rifat Horozcu ile yayımladı.
Usta şair, Fransız sembolistlerin etkisinden kurtuldu, vezin, kafiye ve söz sanatlarını bırakarak, serbest şiire yöneldi. Sokaktaki insanın şiirini yazdı.
Orhan Veli Kanık, Şinasi, Oktay Rifat ve Melih Cevdet AndayTÜRK ŞİİRİNDE YENİLEŞME HAREKETİNİ BAŞLATTI
Liseden arkadaşları Oktay Rifat Horozcu ve Melih Cevdet Anday ile 1941'de Garip adlı şiir kitabını yayınlayan Kanık, Türk şiirindeki yenileşme hareketini başlattı. Garip akımı, Türk şiirinde büyük bir kırılmanın ve köklü bir değişikliğin sembolü oldu.
Kanık, Garip kitabının ön sözünde, isim belirtmeden hem Nazım Hikmet'in toplumcu şiirine hem de simgeci ve geleneksel hece şiirine karşı çıktı. Şiirin, insanın beş duyusuna değil kafasına hitap eden bir söz sanatı olduğunu savunan şair, ölçü ve kafiyenin şiiri yozlaştırdığını, bunun için şairaneliğe sırt çevrilerek yeni araçlar ve yeni yollarla çoğunluğa seslenmek gerektiğini vurguladı.
Orhan Veli Kanık, 1945'te başladığı Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosundaki görevinden 1947'de ayrıldı.
1 Ocak 1949'dan itibaren 15 günde bir yayımlanan iki sayfalık "Yaprak" dergisini çıkarmaya başlayan usta kalem, 15 Haziran 1950'ye kadar 27 sayı yayımlanan dergiyi maddi sıkıntılar nedeniyle yayımlayamayınca Ankara'dan İstanbul'a döndü.
Nazım Hikmet için "Görmüyor musun, Her yanda hürriyet; /Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol; /Git gidebildiğin yere..." dizelerini yazan Kanık, diğer yazarlarla 1950'de cezaevinde açlık grevi yapan Nazım Hikmet'e destek oldu.
"İstanbul'da, Boğaziçi'nde/Bir fakir Orhan Veli'yim/Veli'nin oğluyum/Tarifsiz kederler içindeyim" dizelerini kaleme alan şairin şiirlerini, babası besteledi.
GENÇ YAŞTA ARAMIZDAN AYRILDI
"Ölüme Yakın" başlıklı şiirinde, "Ölünce kirlerimizden temizlenir / Ölünce biz de iyi adam oluruz / Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış / Hepsini unuturuz" dizelerini yazan şair, Kasım 1950'de Ankara'da, belediyenin kablo döşetmek için açtırdığı çukura düşerek başından yaralandı.
İstanbul'a döndükten sonra bir arkadaşının evinde otururken birden fenalaşan şair, kaldırıldığı hastanede beyin kanaması dolayısıyla 14 Kasım 1950'de vefat etti. Cenazesi, Rumelihisarı Aşiyan Mezarlığı'nda, tasarımını Abidin Dino'nun yaptığı mezara defnedildi.
*Haberin görselleri AA, İHA ve Adil Bali'den servis edilmiştir.