Taksim'e kilise!
Taraklı deniz anası Mnemiopsis leiydi'nin zorunlu göçü ve okyanusun iki ayrı yakasındaki sınav…
ABONE OLKÜRŞAD OĞUZ / koguz@haberturk.com
1980’lerin ortasında Karadeniz’de balık sayısında ciddi bir azalma yaşanınca, yetkililer araştırmalara koyuldular. Ortalıkta ne bir sıra dışı doğa olayı ne de patlayan bir petrol tankeri vardı. Peki öyleyse bölgenin besin kaynakları arasında hayati öneme sahip bu balıklar neden yok oluyordu?
***
Mnemiopsis leiydi, bir sabah gözlerini hiç de aşina olmadığı sularda açtı. Etrafında ne alışık olduğu yiyecekler, ne de sevdiği bir su sıcaklığı vardı. Bir süre sağa sola bakındıktan sonra karnı acıktı, bulduğu ilk balık larvasını, ilk planktonu midesine indirdi. Ona dur diyecek kimse çıkmadı karşısına, o da devam etti. Bu böyle yıllarca sürdü. Peki ama bu taraklı deniz anası, anavatanı olan Doğu Amerika kıyılarından, Karadeniz’in serin sularına nasıl gelmişti?
YA DA CHRYSAORA HYSOSCELLA
Nihayet, balık sayısındaki azalmanın nedeni anlaşıldı. Mnemiopsis leiydi’ler Karadeniz’i istila etmiş, balık larvalarının temel besinleri olan zooplanktonları ve bizzat balık larvalarını yiyerek balık sayısında önemli oranda düşme yaşanmasına sebep olmuşlardı.
Ama asıl soru “nasıl”dı… O da kısa süre sonra ortaya çıktı. Karadeniz’de hiç rastlanmayan bu canlı türü, gemilerin “balast sularıyla” ta Doğu Amerika’dan bu iç denize taşınmıştı. Sonraki yıllarda Marmara’da görülen Chrysaora hysoscella da (Pusula Denizanası) böyle taşınmıştı, başka canlılar da.
BİR ZORUNLU GÖÇ…
Denizcilikle ilgilenenler bilir. Gemiler, yüksüz seyirleri sırasında stabilitelerinin arttırılması ve dengelerinin sağlanması için, ayrılmış tanklara balast suyu adı verilen deniz suyu alırlar. Ve binlerce mil öteden aldıkları bu suları, binlerce mil ötede tekrar denize bırakırlar. Tabii bu sularda yaşayan milyonlarca mikro organizmayı da, “zorunlu göç”e tâbi tutarlar.
Bizim hiç umursamadığımız canlılar, “denge” için oradan oraya sürüklenir…
FRANSIZ GEMİSİ
İnsanlık şu sıralar yine, dünyanın o gizemli doğal dengesini unutup, daha konformist dengeler için “canlılar”ı oradan oraya sürmekle meşgul.