Bunker buster safsatası
Fatih Altaylı yazdı...
Gerçekten çıldırmış olmalıyız. Dün de dediğim gibi herkes askeri uzman, herkes terörle mücadele uzmanı. Kandil’e bunker buster atmadığımız için hava harekâtları teröristlere karşı başarılı olmuyomuş. Binlerce böyle mail geliyor. Bunker buster dedikleri, sığınakların içindekileri de imha etmeye yarayan bomba türü. 2. Dünya Savaşı’nda ortaya çıkan bir bomba. Kalın bir zırhı var ve tapası zaman ayarlı. Sığınağı delip içine giriyor ve içerde patlıyor. Sığınakları işe yaramaz hale getiriyor. Yeni nesil bunker buster’lar ise daha modern. Önünde bir laser algılayıcı var. Böylelikle hedefe tam isabet sağlıyor. Tipine göre 1 ila 6 metre kalınlıktaki beton zırhları deliyor. Sığınağın içine girdiğini sensörleriyle algılayınca patlıyor. Genelde arkalarında bir de pervane oluyor ve yönlendirilebiliyor. İçindeki patlayıcı miktarı ise bizim kullandığımız bombalara nazaran çok daha az. Topu topu 300 kiloya yakın patlayıcı bulunduruyor. Ama sığınağın içinde patladığı için bu miktar yeterli oluyor. Oldukça da pahalı bir bomba türü. Efendim biz niye bunları kullanmıyormuşuz. Mağaraları niye bununla yok etmiyormuşuz. Kandil’de öyle kalın duvarlı sığınak falan yok ki, bu bombaları kullanalım. Hava Kuvvetlerimiz açıktaki hedefleri vuruyor zaten. Bunun için bu kadar pahalı bir bombayı kullanmaya gerek yok. Ha, demek istenilen “Mağaraları yok edecek bir bomba türü atalım”sa... O başka. ABD ordusu Afganistan’da kullanıyor. Ama bizim de o bombaları taşıyıp atacak uçağımız yok.
Somali’de çocuklarla ana babaların farkı
Somali’ye gösterilen ilgi ve yardımlar bile memleketi siyaseten bölebiliyor. “Nereden çıktı bu Somali aşkı” diyenler var. Arkasında siyasi maksatlar arayanlar var. Bu işin arkasında siyasi maksatlar olabilir, hatta olmalıdır da. 21. yüzyılda tüm büyük ülkelerin oyun alanı olacağı belli olan Afrika’da Türkiye’nin de etkili ve önemli olmasının ne zararı olabilir. Çin’in, Rusya’nın, ABD’nin, Fransa’nın, İngiltere’nin “olmaya çalıştığı” Afrika’da, bizimde olmamız zaafmıdır, yoksa algılanması gereken bir durummu? Niye kızıyorlar anlamıyorum. Deyin ki, insani yardımlarımızın arkasında bir de siyasi niyet var. Ne olur! O yardımda açları doyurmazmı, yaraları sarmazmı? Üstelik de bir taşla iki kuş vurulmuş olur ki, iyi avcılık da budur. Bu yüzden de Somali’ye gösterilen ilgiyi çok yerinde buluyorum. Fakat Somali’den gelen fotoğrafları inceledinizmi bilmiyorum. Ben bizim Ozan Köse Somali’ye gittiğinden beri yolladığı binlerce fotoğrafın hepsini inceledim. Bilmem yanılıyormuyum, ama bir şey dikkatimi çekti. Somali’de açlıktan ölme noktasına gelmiş, kemikleri sayılan, kolları bacakları kemik inceliğinde olan çocukların, bebeklerin ana babalarına bakıyorum. Hiçbirinde o denli bir zayıflık göze çarpmıyor. Çocuklar gerçekten iç parçalayan bir acınacak hal içinde. Ana babalar ise son derece normal görünüyor. Acaba Somalililerin çocuklarına bakışı bizden farklımı? Biz de aç ana baba bir parça ekmek bulsa kendi aç kalır, o ekmeği çocuklarına götürür. Somali kültürü galiba böyle değil.
Kadının işi zor
Okurlar ve meslektaşlar sormuş. “Perihan Mağden isimli şahıs size ve bilcümle gazetecilere saldırmış. Yanıt vermeyecek misiniz?” diye. Tabii ki, vermeyeceğim. Çünkü sözü edilen şahsa hak veriyorum. Ben de onun yerinde olsam herkese ve her şeye saldırır, kin kusardım. Düşünsenize sürekli Perihan Mağden’le berabersiniz. İşe Perihan Mağden’le gidiyor, eve Perihan Mağden’le geliyor, her akşam yatağa Perihan Mağden’le giriyorsunuz. Her aynaya baktığınızda Perihan Mağden’i görüyorsunuz. Ve hepsinden beteri aklınıza gelen her düşünce Perihan Mağden’in düşünceleriyle aynı. En kötüsü de her konuştuğunuzda Perihan Mağden’in sesini duyuyorsunuz. Bir ömrü Perihan Mağden’le beraber geçiriyorsunuz. Böyle bir durumda insanın ruhu nasıl sağlıklı kalabilir? Bu durumdaki bir insanın yaptığı her şey normaldir. Haktır.