Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
GAZETE HABERTURK / HT PAZAR / ELİF KEY

Dr. Haydar Dümen’i arıyorum. “Haydar Bey, gazeteci-yazar Ahmet Tulgar geçen
hafta röportajında ‘Bir erkek bir erkekle sevişmeyi merak eder’ dedi. Sizinle bunu
konuşmak istiyorum” diyorum. Sanki bu kendisine teklif edilmiş gibi hiddetleniyor! “Ne münasebet canım. Evladım, bunu diyen kim? Muhatap bulamayanlar konuşuyor. Gel de bir konuşalım” diyor. Şatosunun kapısını çaldığımızda, kapıyı
kitlelerin doktoru Haydar Dümen ve Arap açıyor. “Bu şaka mı” diyorum, “Ne şakası! O Arap! Arappp, hadi gel bakalım, röportaj başlıyor” diyor. Arap, ben, Dr. Haydar Dümen, dikenli bir yol olarak nitelediği eşcinsellikten giriyoruz, futboldan çıkıyoruz.
 Gay olunur mu, gay doğulur mu?
Ne gay olunur, ne gay doğulur. Eşcinsellik, çok boyutlu bir olaydır. Ben 30 yıldır eşcinsellik üzerine bir kitap yazmayı başaramadım. Çünkü nereye el atsam elimde kalıyor. Bir sebebe dayanmıyor. Burada biyolojinin bir tuzağı var insanlara. Kuyruk sokumundan penise ve cinsel organa gelen sinirin özelliği; oradaki sürtünme tarzındaki uyarıları zevk biçiminde algılamak. Buraya gelen sinirden bir dal ayrılmış erkeklerde ve kadınlarda; anüsün üst tarafına, etrafına, bacak arasında yayılmış. Baskılardan arınmış, baskıları tolere etmiş ya da içine sindirmiş insanlarda o bölgelerin uyarıları zevk olarak algılanır. Bu eşcinsellik değildir. Bir insan hayatı boyunca kimi zaman anal zevkler yaşamış olabilir, ama hiçbir zaman eşcinsellik psikolojisi yaşamamış olabilir. Yani bir erkeği hayal etsin, onunla öpüşsün, rüyalarına girsin; bu yoktur. Eğer böyle hayalleri varsa, hiç erkek erkeğe cinsel ilişkiye girmemiş bile olsa, bu kişi ruhuyla eşcinseldir.
 “Doğa insanların eşcinsel olmasını istemez” diyorsunuz.
Doğanın yanılma payı sıfırdır. Peki, doğa insanların eşcinsel olmasını ister mi? Asla. Neden? Doğanın bir tek kuralı var: Üremek. Doğa hem istemiyor, hem yanılmıyor, peki neden o zaman zevk alan bir sinir dalı gönderdi? Bacağa bir sinir
dalı gönderseydi, eşcinselin organik birleşimi biterdi. Doğa mucizeler yaratacak büyük bir mimarken neden o hatayı yaptı? Bunun bir sebebi var.

DOĞA EŞCİNSELLİĞE KARŞI
 Doğanın bu bilgiçliği taslamasının sebebi nedir?

İnsanlarda libidinal enerji var. Libidinal enerji çöktüğü zaman insanların yaşam kaynakları kuruyor. Bu teori benimdir, dünyaya duyuramayız çünkü dünya Türkiye’yi dinlemez.
 Nedir sizin teoriniz?
Doğanın şöyle bir amacı var: Penisin bir gün işlevsiz kalıp çalışmazsa senin libidinal olarak deşarjını sağlayacak ikinci bir zevk kapın duruyor; o da arkanda. Ama bu, doğanın sana “Eşcinsel ol” mesajı değildir. Doğa eşcinselliğe çok karşıdır ama ahlak anlayışı yoktur. Kadının cinsel organı için de aynı şey geçerli. Doğa,
“Ben vajinayı sen zevk alasın diye yaratmadım” diyor. Seks için yaratılmadı vajina. Bir iletişim yolu, tünel. Vajina, duygusu çok yüksek bir organ değil. Orada çok duyarlı sinirler olsaydı, doğum yapılamazdı. Doğa kadına da “İkinci potansiyelin klitoris, kullanırsan deşarj olursun” diyor.
 Eşcinsel adamlarla evli kadınlar var, onların ruh halini nasıl açıklarsınız?
Kadınlar kocalarının eşcinsel olmasına karşı. Birden dünyaları kararıyor. Bu leke, kadını yaralıyor. Çünkü erkek erkeğe eşcinsellikte cinselliğin fiziksel bir aktivitesi var. Ama kadınlar birbirine sarılıyorsa, öpüyorsa onda pek birşey aranmaz. Erkeğin
eşcinselliğindeki yaralayıcı nokta, bir cinsel eylemin yaşanıyor olması. Yol değişmiş, tünel değişmiş. Erkekler için öyle değil; karısı bir kadınla kanapede
uzanabilir, adam hiç oralı olmaz. Erkekler gurur meselesi yapmaz, çünkü “Kadına
kadından zarar gelmez” diye düşünür.
 Sevişme detaylarını anlatmada, erkekler ve eşcinsel erkekler, kadınların epey önünde. Neden bu kadar detay vererek anlatıyorlar dersiniz?
Yanlış yapıyorlar. Özendirici olmaya, bunu bir hastalık gibi yaymaya çalışıyorlar. Çok tehlikeli. Bunun nedeni suçluluk duygularından arınmak. Bölüşmek. İster istemez topluma karşı suçlu hissediyorlar kendilerini.

BEN DEĞİL, FREUD DİYOR
 Lezbiyenlik ne kadar yaygın?

Belli olmaz. Doğuda da çok olabilir. Eskiden Anadolu’da çok vardı. Mecburen. Düşün, sen evde yalnızsın, karşıda bir teyze var, adam da kahveden gelmiyor.
Teyze geldi, ne yapacaksın? Çay ikram edeceksin. Önce “Sutyenini çok beğendim” diyecek, kumaşını bırakmayacak. Elini sıkacak biraz, bırakmayacak. Bunlar muazzam tuzaklar ama geçmişte kaldı.
 Gizli eşcinselliği anlamak mümkün mü?
Hiçbir zaman mümkün değil. Adam palabıyık, tam erkek. Gazeteyi alır eline, bakar eşcinsel bir ilişki haberi, “Allah bunları asmalı, kesmeli” diye bağrınır. Bunu da içinden gelerek söyler. İşte o, psikiyatriye göre gizli eşcinseldir. Çünkü bu kadar reaksiyonun altında bir neden vardır. Sana ne! Niye kesiyorsun adamı? Bunlar bu tarz hareketlerle daha da maço erkek rolüne bürünür. Süper çapkınların altında da gizli eşcinsellik yatar. Ben demiyorum, Freud diyor!
 İbrahim Tatlıses duymasın!
Aaa, ona laf ettirmem! İbrahim’in ne kadar çapkın olduğu tartışılır. O düzgün çapkınlık yapar. Kimin ayağına o kadar insan gelse, bir yere kadar dayanır. İbrahim bağlıdır ilişkilerine!
 Futbol gay sporu mu peki?
Birbirlerinin üstüne atlıyorlar, statta kadınları pek görmek istemiyorlar... Olmaz. Hiç eşcinsellikle ilgilisi yok.Tam tersi, orada golün kendisi seks. Freud’un
görüşüdür; kale vajina, gol ve top da penis. Gol olunca bütün stat ayağa kalkıyor. Niye? Çünkü başardı.
 Hakeme sinirlenince “İ..e hakem” diye bağırmak nereden çıkıyor?
Ne kadar negatif kavram varsa hepsi eşcinsellikle özdeşleşmiştir. Sözünde duramayan da i..edir, iyi karar veremeyen hakem de i..edir. Bunlar toplumun deşarj mekanizmalarıdır.
 Siz homofobik misiniz?
Niye korkayım eşcinsellerden? Çok da iyi insanlardır, onu da söyleyeyim.

 Erkekler başka bir erkekle sevişmeyi merak eder mi?
Bunu diyen vatandaş yüz tane adama ya da bir kahveye gitse, “Ya sen bir erkekle sevişmek istiyor musun, merak ediyor musun, hayal ediyor musun” dese, yüzde 80 alacağı cevap şudur: Ya suratına bir tokat yer ya da ona “Sen sapık mısın” diye
saldırırlar.
 Geriye yüzde 20 pay bıraktınız...
“Evet” cevabını yüzde 20’den de almaz. Eğer çok özel iletişim kurulmuşsa, yüzde 20’nin 10’u, “Valla zaman zaman aklıma geliyor ama nasıl bir şey bilmiyorum” der. Geri kalan yüzde 10’u “Ne diyorsun, bir fırsat olsa yapabilir miyiz acaba” der.
 “Hiç merak etmiyorum” diyenler dürüst mü? Etmeyenler de bastırılmış duyguları yüzünden mi yoksa homofobiklikten mi böyle diyor?
Yüzde 80’i dürüst. Bastırılmış duygu diye bir şey yok. Bir yere kadar bastırılır, sonra patlak verir. Bir yerde yanyana gelmekle olur; yatılı okul gibi, askerlik gibi..
Orada ufak tefek iletişimler olabilir. Erkeklerin yüzde 10’u bile eşcinsel ilişki özlemi, merakı, düşüncesi içinde olursa, dünyanın dengesi bozulur.

BAKMADAN GEÇME