Prof. Dr. Yasin Aktay...
AK Parti Genel Başkan Danışmanı.
Sosyolog.
Yazar.
Akademisyen.
TBMM 25 ve 26'ncı dönem Siirt Milletvekili.

Prof. Dr. Yasin Aktay, 2 Ekim 2018'de Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın yakın arkadaşı. Aktay, son bir yıldır Cemal Kaşıkçı ve öldürülmesiyle ilgili olarak bir çok açıklamada bulundu, bir çok yazı kaleme aldı.

Cemal Kaşıkçı, vefatının birinci yılı olan 2 Ekim'de Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu önünde düzenlenen etkinlikle anıldı. Uluslararası sivil toplum kuruluşları, düşünce platformları ve insan hakları örgütlerinin katılımıyla Kaşıkçı'nın başkonsolosluk binasına girdiği saat 13.14'te bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan anma etkinliğine katılan Prof. Dr. Yasin Aktay, Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili kişilerin Türk adaletine teslim edilmesi gerektiği konusundaki görüşlerini yineledi.

Cemal Kaşıkçı'yı anma törenine Amazon'un CEO'su ve Washington Post'un sahibi Jeff Bezos da katıldı.

Cemal Kaşıkçı, cinayetinin belgeselini çekmek isteyen Hollywood'lu oyuncu, yönetmen ve yapımcı Sean Penn, geçtiğimiz yıl Türkiye'ye gelerek Prof. Dr. Yasin Aktay ile görüşmüştü.

Prof. Dr. Yasin Aktay, AK Parti Genel Başkan Danışmanlığı, yazar ve akademisyen olarak yoğun gündemi arasında Anadolu'daki şehirlerin sanatla daha fazla iç içe olması amacıyla organize edilen bir film festivali için de uğraş veriyor.
Uluslararası Siirt Kısa Film Festivali...

Siirt Kısa Film Festivali'nin 2'ncisi, bu yıl 11 - 15 Kasım arasında düzenlenecek. İlki bölge halkı tarafından büyük bir ilgiyle karşılanan festivalde, bu yıl da çok sayıda ünlü oyuncu, senarist, yönetmen ve yapımcı Siirtliler ile bir araya gelerek deneyimlerini aktaracak. Türkiye'den ve dünyadan kurmaca, belgesel, animasyon ve deneysel kategorilerinde yer alan filmlerin yarışacağı festivalde ayrıca sinema üzerine söyleşi ve paneller de yer alacak.

Prof. Dr. Yasin Aktay, geçtiğimiz yılki Uluslararası Siirt Kısa Film Festivali'nde Hülya Koçyiğit'e 'Yaşam Boyu Onur Ödülü verdi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sinema Genel Müdürlüğü'nün katkısı ve himayesiyle düzenlenen, AK Parti Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Yasin Aktay ve Siirt Valisi Ali Fuat Atik'in destekleriyle gerçekleştirilen festival, konserle başlayacak. 5 gün boyunca düzenlenecek olan senaryo atölyeleri, yönetmenlik atölyeleri, oyunculuk atölyeleri ve kamera atölyeleriyle deneyimli film üreticilerinin tecrübelerini aktaracakları 2'nci Siirt Uluslararası Kısa Film Festivali, kapanışı yine bir konserle olacak. Birinciye 10 bin ₺, ikinciye 7.500 ₺ ve üçüncüye 5.000 ₺ para ödülleri verilecek olan festivalde ayrıca mansiyon olarak Jüri Özel Ödülü de yer alacak.
Prof. Dr. Yasin Aktay, konuk olduğu Habertürk HT Stüdyo'da Mehmet Çalışkan'ın sorularını cevapladı.

'İŞİNİ BÖYLE YAPAN İNSANLARI SEVİYORUM'
Uluslararası Siirt Kısa Film Festivali'nde organizasyonun içinde yer almanızın nedeni nedir?
Baran Mayda böyle bir işin içerisinde olmamı istedi. Ben de elimden gelen desteği vermeye çalıştım. İşin mutfağında onlar var. İşlerini ciddiye alan aşkla - şevkle yapan insanlar. İşini böyle yapan insanları seviyorum. Kemal Burkay'ın 'Gülümse' şiirindeki 'Belki şehre bir film gelir' dizesinde olduğu gibi filmlerin, sanatçıların gelmesiyle şehir şenleniyor. Bu şenliğe katkı sunmak mutluluk verici.

'ÖĞRENCİLER KIYMETLİ KAZANIMLAR ELDE EDİYOR'
Geçen yıl 416 başvuruyla başladı. Festival, ilk yılında amacına ne ölçüde ulaştı?
Burada Uluslararası Siirt Kısa Film Festivali'ni konuşuyoruz ama yöredeki diğer film festivalleri için de görüşlerim aynıdır. Festival, bölgeye çok önemli bir katkı sağlıyor. Örneğin geçen yıl yaptığımız festivalde insanlar; Hülya Koçyiğit, Bulut Aras, Halil İbrahim Kalaycıoğlu, Erhan Yazıcıoğlu, Cengiz Bozkurt, Fatoş Güney ve Sinan Çetin ile bir araya gelme olanağı yakaladı. Hakikaten çok mütevazi bir şekilde gelip festivale katıldılar. Çocukların, gençlerin arasında çarşı - pazarda gezdiler. Böylelikle o yöre taşra olmaktan çıkıp ülkenin her yeriyle bütünleşebiliyor. Yöre halkının hayran olduğu kişilerle sosyalleşmesi son derece kıymetli. Ayrıca üniversitelerde düzenlenen etkinliklerle öğrencilere deneyimler aktarılıyor. Öğrenciler, paylaşılan deneyimlerle kıymetli kazanımlar elde ediyor. Bu arada yöredeki üniversitelere artık taşra üniversiteleri demememiz gerek. Çünkü hakikaten sistemle bütünleştiler. Örneğin Bingöl, Batman, Bitlis'te üniversite okuyan öğrenciler, zaman zaman merkezden uzak olmanın burukluğunu yaşamış olabilir. Bu tür etkinlikler, öğrencilerin kendilerini merkezden uzak hissetmelerinin önüne geçiyor.

'ÇOK FAZLA ÜRETİM TEŞEBBÜSÜ VAR'
Siirt Üniversitesi'nde lisans dersi veriyorsunuz...
Evet, aynı zamanda İstanbul'da da bir özel üniversitede de yüksek lisans dersi veriyorum. Siirt'teki festival, gençlerin sinema üretimiyle de haşır neşir olmasını sağlıyor. Çok fazla üretim teşebbüsü var. Bu da içlerinden kaliteli, iş çıkma oranını artırıyor.

'UMUT AŞILAYAN FİLMLERİ SEVİYORUM'
Siz hangi tür filmleri seviyorsunuz?
Ben karamsar değil, umut aşılayan filmleri seviyorum. Hani bazı filmlerde 'Yaşamaya değer bir dünya yok' mesajı verilir. O tür filmleri sevmiyorum. 'Dünya, yaşamaya, mücadeleye etmeye, bir şeyleri değiştirebilmek için çaba harcamaya değer. Herkes o kadar da kötü değildir, iyiler de vardır' diyen filmleri seviyorum.

'DİZİ İHRACATI 1 MİLYAR $'A ÇIKACAK'
Sinemayla iç içe olan biri olarak şu anda Türk sinemasının durumunu nasıl değerlendirirsiniz? 2018'de Türk filmleri için 44 milyon adet bilet kesildi...
Önceki birkaç döneme bakacak olursak Türk sineması, altın çağlarından birini yaşıyor. Karamsar konuşmayı sevmiyorum, o işin güzelliklerini görmeyi seviyorum ama mükerrer izleyicileri göz önünde bulunduracak olursak kesilen bilet sayısının nüfusumuza oranla çok az olduğunu görürüz. Şu anda Türk dizileri bütün dünyada izleniyor. Türkler iyi dizi yapıyor. Çok farklı hayat felsefeleri ekrana başırıyla aktarılıyor. Karşılığı da alınıyor. Yurt dışında dizilerimiz inanılmaz bir izleyici kitlesine sahip. 300 milyon $'lık ihracat yapıldı. Bu rakam, 1 milyar $'a çıkacak. Yan gelirlerle birlikte 20 milyar $'lık bir katkı söz konusu. Türk sineması belki yurt dışında henüz dizilerin seviyesinde değil ama sonuçta sektör aynı sektör. Filmlerin de yurt dışında diziler kadar etkin olması son derece mümkün.

'TÜRKİYE OLARAK HER ŞEYİ ÜRETİYORUZ'
Yan gelirler nelerdir?
Hollywood'un etkisiyle ABD ürünlerine sempati duyulmuyor mu? Yapımlarımızla birlikte ürünlerimize de bir sempati duyuluyor. Türkiye olarak her şeyi üretiyoruz, Türk markaları şu anda artık dünyanın bir çok yerinde ekonomi oluşturuyor. Sadece Orta Doğu'dan söz etmiyorum. Avrupa'da bile Türk markalarının ekonomik değeri artıyor. Türk markalarının tercih edilmesi, Türkiye'nin büyüdüğünün önemli bir göstergesidir.

'HER HOLLYWOOD FİLM EVRENSEL Mİ?'
Evet, dizilerimiz yurt dışında ilgi görüyor ama sinemamız için aynı durum söz konusu değil. Sizce bu konuda neler yapılmalı?
Bu sorunun kaynağını sektör daha iyi teşhis eder. Bence sorun üretim yapmamamızdan değil. Sonuçta çok fazla üretim yapıyoruz. Sinemamızı evrensel hale getirmenin yolları da belli. Her Hollywood filmi evrensel özelliklere mi sahip? Ama bir hegemonya oluşturdukları için filmlerini tüm dünyaya izletebiliyorlar. Üretilen filmlerin yurt dışına pazarlanması için daha çok çalışılması, bu işin nasıl yapıldığına yönelik daha çok kafa yorulması gerekir. Bunlar yapıldığı takdirde filmlerimiz de dizilerimiz gibi dünyaca izlenen yapımlardan olacaktır.

'MİZAH TEPEDEN BAKMAMALI'
Türk sinemasının omurgasını komedi filmleri oluşturuyor. Çok fazla komedi filmi izler misiniz?
Çok fazla izlediğimi söyleyemem. Milletçe gülmeyi, mizahı seviyoruz. İyi bir mizah tüketicisiyiz. Bu hiç de kötü bir şey değil. Komedi filmleri eleştirinin bir yoludur, bence hayata karşı takınılmış eleştirel bir tutumdur. Toplum içerisinde şiddete, kine dönüşmediği sürece toplum içindeki çelişkilerin olumsuzlukların dile gelmesi için en yumuşak, en etkili yol mizah olabiliyor. Toplumla kaynaşmış, topluma bir şeyler verebilen, toplumdan da bir şeyler alan mizah sanatımız her zaman iyidir. Mizah, didaktik olursa buyurgan bir tavra sahip olur. Bu da iyi değildir. Mizah yapalım derken bazen sınırı kaçırıyoruz. Her şeyle dalga geçilmez. 'Böyle yapacağız' diye çok bohem, çok omurgasız bir kişiliğe bürünüyor. Sonuç olarak mizah sanatımız da topluma bir şeyler verirken bir şeyler de almalı. Tepeden bakmamalı.

Uluslararası Siirt Kısa Film Festivali'nin jürisi;
Ömer Uğur (Başkan)
Vadullah Taş
Serhat Akçan
Hakan Haksun
Bülent Bilgiç
Jale Atabey
Erkan Bektaş
İlhan Şeşen
Süleyman Civliz
Tümay Özokur
Sermin Hürmeriç
Engin Öztürk
Canan Kaya