Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Prof. Dr. Temel YILMAZ / GAZETE HABERTÜRK

Ulusal Diyabet Kongresi için Antalya’dayım. Yaklaşık 1400 uzmanın katıldığı kongrede diyabetle ilgili birbirinden ilginç konular konuşuluyor, tartışılıyor. Ama bunların içinde en önemlilerinden biri Prof. Dr. Erol Çerasi’nin konuşmasıydı. Prof. Çerasi, “Gelecek 50 yılda diyabet tedavisinde neler değişecek?” üzerine harika bir konuşma yaptı. Ama 50 yıl uzun bir süre. Bilimkurgu benzeri tahminleri bir yana bırakırsak gelecek 10 yılda gerçekleşme olasılığı yüksek konuları birlikte inceleyelim.

KAN ŞEKERİ ÖLÇÜM ALETLERİ TARİHE KARIŞIYOR

Asistanlık yıllarımda kan şeker ölçümü bir olaydı. Kaynatma yöntemleriyle bir saatte tayin edilebiliyordu ve hastalar en iyi ihtimalle bir iki ayda bir kan şekerlerini ölçtürebiliyorlardı. Artık saniyede şeker ölçebilen aletler bir devrim oldu. 1 damla kandan kan şekeri kontrolü çok kolaylaştı. Ama çok kısa süre içinde ölçse de günde 4-5 kez parmak delmek zorunda kalınması diyabetlileri zorlayan bir konu. Günümüzde artık “sürekli glikoz takibi” (CGMS) cihazlar kullanıma girdi. İnce bir iğneyle cilde düğme büyüklüğündeki bir mikro ölçüm aletinin yapıştırılmasıyla artık istenilen her an parmak delmeden kan şekerini ölçmek mümkün. Gelecek 10 yılda sensörlü ölçüm aletleri yaşamımıza girecek. Sadece cilt yüzeyinden istenildiği an kan şekeri ölçümü mümkün olacak.

AKILLI İNSÜLİNLER GELİYOR

İnsülin, genç Tip 1 diyabetli hastanın yaşamını kurtaran, ileri yaştaki diyabetlilerin yaşam kalitesini artıran bir hormon. Günümüzde kısa, orta, uzun etki süreleriyle bize birçok tedavi seçeneği sunan yeni insülinler mevcut. Ama önümüzdeki yıllarda kan şekeri düzeyine göre çalışan, şeker düşükse salımını durduran, şeker yüksekse aktifleşen akıllı insülinler geliyor. Bu alanda yoğun çalışmalar mevcut. Bu insülinler yaşama geçerse daha az insülin enjeksiyonu, hatta birkaç haftalıklı depo insülinlerle daha etkili kan şeker kontrolü mümkün olabilecek.

YAPAY PANKREAS İÇİN TARİH

2018 Halen kullanılmakta olan ve cilt altı sürekli insülin veren pompaların daha gelişmişi bir sistem yapılıyor. Bağımsız olarak kendi kendine kan şekerini ölçen ve bu kan şekeri değerine göre insülin verebilme yeteneğine sahip yapay pankreas uzun yıllar süren bir mühendislik ürünü. Sistem, insan pankreasının fonksiyonlarına yakın bir fonksiyon görüyor. Yürütülen bu projenin gerçekleşme tarihi 2018 olarak açıklandı.

Tip 1 diyabette umut T hücrelerinde

Tip 1 diyabet olarak isimlendirdiğimiz çocuk ve gençlerde görülen diyabet, aslında vücudun kendi savunma sisteminin bir yanılgısı sonucu ortaya çıkıyor. Immum (savunma) sistem, hücreleri düşman olarak algılıyor ve bu yanlış algı tüm yaşam boyunca devam ediyor. İşte bu noktada bilim adamları devreye girdi ve insülin hücrelerini tahrip eden savaşçı T hücrelerini engellemeyi başardı. Koruyucu rolü olan düzenleyici T hücrelerini aktive ederek organizmanın bu algı yanlışlığını geri çevirmeyi ve beta hücre harabiyetini önlemeyi başardılar. Bu metot özellikle Tip 1 diyabetin ilk 5 yılı içinde olabilir ve çalışmalar sürüyor.

Kök hücre çalışmaları başarılı

“Hücre nakli” ya da diğer adıyla “adacık nakli” çalışmaları bir süreden beri yavaşlamış durumdaydı. Bu çalışmalarda en önemli sorun, verilen hücrenin vücut tarafından kabul edilmemesi, yani reddiydi. Bunu önlemek için hastanın uzun bir süre “immunosuppressif” adı verilen bir savunma sistemini baskılayan ilaçlar kullanmak gerekiyordu. Kök hücre çalışmaları bu sorunu çözdü. İnsanın kendi “stem cell” denilen ana hücresinden insülin salgılayan beta hücresi üretimi gerçekleştirildi. Kök hücreden elde edilen beta hücreleri vücudun kendi hücresi olduğu için ret sorunu ve reddi önleyici ilaçlara da gerek duyulmuyor. Ancak sorun tam anlamıyla çözülmüş değil. İnsan vücudundaki beta hücreleri, sofistik hücreler. Kandaki şeker düzeyine göre salgısını artırma ve azaltma yeteneğine sahip. Ama kök hücrelerde bu yetenek henüz yok. Hücrenin uyarılmasıyla tekdüze insülin salgılıyor. Bu da günlük hayatta şekerin düştüğü anlarda risk oluşturabiliyor. 10 yıl sonra bu sorunların aşılabileceğine inanıyorum. 

Diyabet aşısı projelerinde büyük başarı

Tip 1 diyabetin özellikle sonbahar ve ilkbaharda artış göstermesinden yola çıkan bilim adamları, diyabetle grip virüsü (Koksaki B virüsü) arasında bağlantıyı kurdu ve diyabet oluş mekanizmasını çözdü. Grip olan çocukların bazılarında özellikle yatkın genetik zeminde hastalık oluşuyor. Grip virüsü vücuda girince savaşçı T hücreleri devreye giriyor ve onları imha ediyor. Sonra bu hücreler, virüsün özelliklerini hafızaya kaydediyor. İşte asıl sorun burada başlıyor. Koksaki B virüsü ile insülin salgılayan beta hücrelerinin yüzeyindeki bazı yapılar birbirine benziyor. Savaşçı T hücrelerini de bu benzerlik nedeniyle düşman olarak algılıyor ve imha ediyor. Bu mekanizmalar gün ışığına çıktıkça diyabet aşısı için de umutlar artmaya başladı. Koksaki B4 virüsüne karşı geliştirilen aşılar, Tip 1 diyabetin önlenmesinde büyük umutlar vermeye başladı.