Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Haberler Türk sinemasından 10 süzme psikopat karakter

        #resim#218886#

        Psikopat karakterler, genelde suç olgusuna dayalı, ‘şiddet sineması’nın kaçınılmaz tiplemeleridir. Özellikle de günümüzde sayısal açıdan büyük bir tırmanışa geçen şiddet ağırlıklı sinemamızın bu ‘psikopat karakterleri’ni yıllar öncesinde Ahmet Tarık Tekçe ve Erol Taş gibi Yeşilçam’a özgü, klasik ‘kötü adam’ tiplemelerinden kesinlikle ayırmalısınız. ‘Onlar’, bugün giderek öylesine aşılmışlardır ki... Onları, günümüzdeki ‘yeni şiddet sineması’nın son örnekleriyle karşılaştırdığımızda, öylesine masum kalırlar ki... Ve ‘şiddetin dozunun’ zirvelere çıktığı Türk sinemasındaki bu hastalıklı ‘10 Psikopat Karakter’in, İtalyan yazar Enrico Ferri’nin ilginç saptamasıyla, yani ‘Psiko-Antropolojik Cani Tipleri’ olarak tek tek incelenmeleri gerekir. Bizse hızlı bir bakış attık, bu ay vizyona girecek Münferit vesilesiyle...

        ÖLÜMÜNE TUTKULU: OSMAN

        (Kuyu, 1968)

        Metin Erksan, gerçekte yaşanmış bir gazete haberini temel alır Kuyu’da.Ve Kuran’daki Nisa Suresi’nin “Kadınlara iyilikle davranın” ayetinden yola çıkar. Ama Hayati Hamzaoğlu’nun canlandırdığı köylü Osmantiplemesi, zorla kaçırdığı Fatma kıza (Nil Göncü), ‘iyilikle davranmaz.’ Fatma, üç kez bir hayvan gibi sürüklenerek kaçırılsa da, istemediği adama zorla karı olma niyetinde değildir. Osman, kara sevda uğruna psikopatlaştıkça, Fatma çaresiz bir kadın olarak aşağılanır. Osman, bir ormanda onu ağaca bağlayarak tecavüz eder. Tek yanlı bu karşılıksız ölümcül tutku, dünya sinemasında benzeri görünmeyen vahşi bir ‘şiddet ödeşmesi’yle Osman’ın sonunu oluşturacaktır.

        JİGOLOLUKTAN KADIN CELLATLIĞINA: ARAP

        (14 Numara, 1985)

        Sinan Çetin’in İrfan Yalçın imzalı Genelevde Yas adlı romandan uyarladığı 14 Numara, içerdiği ürkütücü dünyasıyla katıksız bir kerhane filmidir sonuçta. Ve de otantik mekanıyla, Zargana (Keriman Ulusoy) gibi yaşı geçmiş mazoşist fahişeleriyle, her türlü pisliğin aktığı sokaklarıyla... Hele, kimi sahnelerde abartılı bir kerhane jigolosu karakteri sergilese de, yerine cuk oturmuş tiplemesiyle öne çıkan bir Hakan Balamir... Filmdeki lakabı Arap’tır Balamir’in. Önce sever görünüp sonra ısıran, yılansı, kalleş kadın celladı Arap karakterinin ‘son kurbanı’dır genelev sermayesi Yaprak (Serpil Çakmaklı). Bu bataktan kurtulup sevdiği gençle evlendiği gün, Arap’ın bıçak darbeleriyle beyaz gelinliği allara boyanır.

        SIRADANBİRSAPIK: ZEBERCET

        (Anayurt Oteli, 1986)

        İtalyan sinema eleştirmeni Umberto Rossi, “İzlediğim en iyi Türk filmiydi,” derken, Enis Batur ise, bir edebiyat uyarlaması olan filmin temel karakteri Zebercet için “... zavallı küçük bir sapığa dönüşmüş,” der. Ömer Kavur’un Yusuf Atılgan’dan uyarladığı ve Macit Koper’in oynadığı otel katibi Zebercet, sıradanlığı bir yana, filmdeki karakteriyle ruh hastası bir psikopat gerçekten. Gecikmeli Ankara Treni’yle gelip, konaktan bozma otelde bir gece kalan gizemli bir kadının hayaliyle yaşar Zebercet. Sürekli kendisini sorgular, yargılar. Hayal ve gerçek birbirine karışmıştır yaşamında. Kediyi tavayla vurarak öldürür. Temizlikçi kadının yatağına girip ona tecavüz eder. Cinsel ilişki sırasında onu boğarak öldürür. Ve sonunda kendini asar.

        BİR TÖRE PSİKOPATI: MÜRTÜZ

        (Berlin In Berlin, 1992)

        Töreler ve namus cinayetleri... Günümüzde bu acımasız ikilemin, en masum insanları bile, o geleneksel baskıyla nasıl tetikçi yaptığını ve nasıl psikopatlaştırdığı sık sık görüyoruz. İşte Sinan Çetin’in Berlin In Berlin’i bu tiplemelerden birini yansıtıyor. Tetikçisi de Cem Özer’in üstlendiği Mürtüz karakteri. Film boyunca belinde ve elinde silah Mürtüz’ün. Ama ağabeyini bir kaza sırasında öldüren Alman mühendisi vurmak için tetiği çekemiyor bir türlü. Ve filmin sonunda, Alman mühendis, ağabeyinin karısı Dilber’le (Hülya Avşar) el ele önünden geçene dek. Bir başka töre nedeniyle infazı gerçekleştiremeyen, buna karşılık film boyunca gergin, agresif ve kendi içinde boğulan ilginç bir psikopat karakteri sergiliyor Cem Özer.

        İTHAL MALI PSİKOPAT: DON JONSON

        (Baye, 1994)

        Sinan Çetin’in Bay E’si, magandaların, seks hastası kadınların cirit attığı manyak bir yol filmi. Hele bu tiplemelerin içinde, Terran Greene adlı Kanadalı oyuncunun canlandırdığı psikopat Don Jonson karakteri var ki... Ünlü TV programcısı Bay E’nin, öteki adıyla medya maymunu İsmet Berkan’ın beş yıllık karısı Leyla (Natalie Heroux), tuvaletlerde kadınların dillerini kesip öldüren, kan yalayıcısı, usturalı katil Don Jonson’a kaçar. Tüm sapık cinayetler için suçlanan Bay E (Mehmet Ali Erbil), kadınları soyup çıplak bedenleri üzerinde cigara söndüren ithal malı psikopatla karısı Leyla’nın peşinde koşar durur...

        SEKSÜEL BİR MAÇO: MÜHENDİS

        (Bir kadının anatomisi, 1995)

        Yavuz Özkan’ın filmi, iç mimar Sibel’in (Hülya Avşar) üzerine kurulsa da, yaşamına giren üç ayrı erkekle sürüp gider. M. Aslantuğ’un oynadığı mühendis, Sibel’in üçüncü erkeğidir. Mühendis genç kadına bir bavul dolusu mektuplar, şiirler yazarak yaklaşır. Ne var ki, çevresiyle uyum sağlayamayan, kompleksli, saldırgan, sevimsiz bir erkektir. Giderek bir canavara dönüşür. Takıntılarına engel olamayınca Sibel’e saldırır. Camları kırar, kapıları tekmeler. Bu sırada alnına tavayla aldığı darbe onu ancak durdurur. Şiddet, cinsel bir tutkuya dönüşür. Mühendis yine iflah olmaz. Bu kez arabayı kadının üstüne sürer...

        SANKİ BİR KASIKBAĞI: SALİH

        (Ağır Roman, 1997)

        Mustafa Altıoklar’ın, Metin Kaçan’ın aynı ismi taşıyan romanından uyarladığı Ağır Roman, etnik bir grubun yaşam biçimini görüntüler. Her türlü şiddetin kol gezdiği kuşatılmış bir mahalle, acımasız bir dünya. Sustalı çakılarla, bıçaklarla çevreye korku salan acımasız kabadayılar, çeteler... Okan Bayülgen’in canlandırdığı mahallenin bıçkın delikanlısı Salih de kabadayılığa özenir. Rum fahişe Tina’nın (Müjde Ar) mahalleye taşınmasıyla yeniyetme bitirim Salih’in dünyası değişir birden. Kartal bakışlarıyla, yarım porsiyon bedeniyle ve de kasıla kasıla yürüyüşüyle... Tina’nın tutkusu, cigaralığı ve sustalısı, Salih’i öylesine psikopat bir cani yapar ki! Kendi göğsünü sustalısıyla keser. Kanun odur. Ama sonu...

        RÖNTGENCİ BİR PSİKOPAT: ÖZGÜR

        (Kara Kentin Çocukları, 1999)

        Zar zor sinema salonu bulup, birkaç günlük gösterimden sonra da sessizce kaldırılan bir erotik korku filmi Kara Kentin Çocukları.Orhan Oğuz’un bu talihsiz filminde Mine rolüyle Nilüfer Açıkalın, ödüllü bir erotizm sergilerken, Peker Açıkalın ise röntgenci psikopat Özgür karakterini canlandırır. Karşıdaki balkonlu binada oturan genç, Mine’ye dostlukla yaklaşıp hemen ardından ötekileşir. Yani Özgür, uyuşturucu bağımlısı, cani ruhlu bir sapıktır. Mine’nin sevişme seslerini teybe kaydeder, balkonundan gizli kamerayla görüntüler çeker, sesleri dinler, çektiklerini izler. Bir gece palyaço kıyafeti ve kamerasıyla odasına giren sapık, kıza saldırır. Kamerasıyla kafasına vura vura bayıltıp ona tecavüz eder. Ve birlikte balkondan boşluğa uçarlar.

        KONTROLSÜZ ŞİDDETİN ADI: HAMİT

        (Tramway, 2003)

        Üç yıllık bir gecikmeyle vizyona giren Tramvay, İzzeddin Çalışlar’ın bir öyküsünden aktarılmış sinemaya. Olgun Arun’un da yönetmen olarak ilk uzun metraj denemesi. Öyküdeki kent psikopatının adı Hamit. Elbette kontrolden çıkmış şiddetin adı da... Günümüz şiddet toplumunun gençlerinden Hamit, bir gece İstiklal Caddesi’nde bindiği tramvayı ve içindeki yolcuları rehin alır. Fırsat Tanış’ın canlandırdığı Hamit karakteri, dehşet verici görüntüler sergiler. Yaşlı, genç, demeden herkese saldırır. Sevgisizliğin ve dışlanmışlığın kinini kusup manyaklaştıkça ancak tatmin olur. Hamit’vari bir şiddet orgazmıdır bu. Ve sindirilmiş bir toplum içinde kendini kanıtlamanın yolu da kurulu düzene başkaldırmaktır.

        GÖNLÜ HOVARDA: SELİM

        (Barda, 2006)

        Yönetmen Serdar Akar’ın deyişiyle, “şiddet her yerde, bu kez barda”... Evet, toplumsal bir bakış açısıyla aynen öyle. Akar, Barda’nın konusunu yaşanmış bir olaydan alıp içine bazı kurmaca öğeler eklemiş. Şiddet, bir geceyarısı bir grup psikopatın, barda eğlenen gençleri rehin almasıyla başlar. Ortalık kan gölüne döner birden. Kafası duvara vurularak, jiletle kesilerek öldürülenler, tecavüze uğrayanlar... Hapçı beş psikopatın reisleri, Nejat İşler’in kahramanlaştırarak oynadığı Manyak Selim tiplemesidir. Şiddet

        çeşitlemeleri açısından Türk sinema tarihinin dozu en yüksek filmidir Barda. Psikopat Selim de...

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ