Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Günümüzde artık çocuklar doğumdan itibaren hatta doğumdan önce, ebeveynlerinin açtığı sosyal medya hesapları sayesinde fotoğrafları, videoları, kişisel bilgileriyle internet ortamındaki yerini alıyor. Ebeveynler aslında çok masum paylaşımlar yaptıklarını düşünürken, bunun çocuklarının hakları ve gelişimi üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini göz ardı ediyor. Konuya dair görüşlerini paylaşan Bilişim Hukuku Uzmanı Avukat Can Yavuz, “Eskiden çocuğun internet kullanımı üzerine kaygı duyardık, şu anda tam tersi bir durumdan bakmaya başladık. Çok sayıda takipçisi olan ebeveynler bu yolla ciddi paralar kazanırken, bazı ebeveynler de kişisel tatmin ve popülerlik amacıyla bunu yapabiliyor” dedi.

Çevrimiçi kimlik hırsızlığı, gözetim anksiyetesi ve pedofili

Ebeveynlerin sürekli elinde telefonla peşinde olmasının, en basitinden çocukta gözetim anksiyetesi oluşturabildiğini ifade eden Avukat Yavuz diğer tehlikeleri şu şekilde sıraladı: “En yaygın sorunlardan bir tanesi pedofili. Sizin çok masum gördüğünüz bir resme başkası çok farklı bakabiliyor, çok farklı bir şekilde düzenleyip pedofili sayfalarında paylaşabiliyor. Ayrıca üçüncü kişiler bu fotoğrafları, videoları alıp kendi çocuklarıymış gibi paylaşabiliyor. Yani çevrimiçi bir kimlik hırsızlığı da söz konusu.”

Yetişkinlerin var da çocukların yok mu?

İletişim teknolojilerinin hızlı gelişimiyle birlikte yaygınlaşan sosyal medya ağları, dünya çapında milyarlarca insanın en özel kişisel bilgilerini hiç sakınca duymadan paylaştıkları sanal ortamlar haline geldi. Son zamanlarda; internette kişi ya da kurumların kendileriyle ilgili verilere yer verilmemesini isteme hakkı şeklinde özetlenebilen unutulma hakkı tartışmaları, televizyon programcısı Okan Bayülgen’in yıllar önce programlarında yer verdiği ‘geçmişini silemezsin’ bölümünü anımsatıyor. Gündeme gelmesine yetişkinlerden fırsat kalmasa da bu hak, özellikle ilerdeki yaşamları açısından çocuklar için de ciddi bir önem taşıyor. Avukat Can Yavuz bu durumu şu sözlerle anlatıyor: “Konunun çözümü açısından unutulma hakkı bir seçenek ancak bizim Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nda çocuk kelimesi yer almıyor bile” şeklinde konuştu.

Ya bir gün eski defterler açılırsa…

Tüm bu tartışmaların arasında meselenin çocuk açısından bir de psikolojik tarafı var tabii. Çocuk ilerde anne babasıyla yüzleşmek ister de eski defterleri açarsa, ya da karşılaşacağı insanlar bu tarz bilgileri onu incitmek için kullanırsa… Konuyu bu açılardan değerlendiren Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Aytül Çorapçıoğlu Özdemir “Toplumun endişelenmesine gerek yok. Onun değerleriyle büyüyen bir çocuk annesinin paylaşımını anlayabilecek yeterlilikte ve olgunlukta olacaktır. Bununla ilgili bir sıkıntı yaşamayacaktır” dedi. Prof. Dr. Özdemir ayrıca “İnsanlar ancak eski defterleri bugününden memnun değilse açar. Eğer bir çocuk geçmişe dönüp anne babasının günahlarına bakmak isterse, nasıl olsa bir şey bulur o nedenle dilerim ki hep mutlu olurlar. Ama her ebeveyn çocuğuna zarar verir çocukluk zedelenebilir bir dönemdir” şeklinde konuştu.
Konuyla ilgili ilerde olası bir akran zorbalığına da değinen Prof. Dr. Özdemir “Çocuklar birbirlerini incitmek isterlerse mutlaka bir şeyler bulurlar. Sizin çocuğunuzun böyle insanları tanımak ve uzak durmakla alakalı bir davranış repertuarının olması lazım” ifadelerini kullandı.

8 yaş öncesi patolojik

Ve konunun en az tartışılan ama aslında en önemli boyutlarından biri de sağlık… Son yıllarda giderek artan bir şekilde hayatımızda yer alan katkılı, hormonlu, GDO’lu gıdalar çocuklar için önemli sağlık sorunlarına neden oluyor. Bu meselede Ceyda Düvenci’nin kızının 10 yaşında olması erken ergenlik ve beslenme arasındaki bağlantıyı da gündeme getirdi. Prof. Dr. Aytül Çorapçıoğlu Özdemir bu konuyla ilgili de uyarıda bulunarak “Hazır gıdalarda hormon içeriklerinin fazla olmasının özellikle kız çocuklarda erken puberteye neden olduğu yönünde yayınlar var. 1-2 yaş erkene çekildiğini görüyoruz ancak 8 yaşın öncesi bizim için patolojiktir” dedi.
Sonuç olarak çocuklarla ilgili sosyal medyada yapılan paylaşımların hiç hesap edilmeyen pek çok tehlikeli sonuçları olabileceği çok açık. Çocuğun kişisel verilerini korumakla yükümlü olan ebeveynlerin, çocuğun mahremiyetine ve haklarına farkında olarak ya da olmayarak zarar vermesi söz konusu. Ve konuyla ilgili eğitim, farkındalık kampanyaları ya da kanunların düzenlenmesi gibi zaman isteyen bazı çözümler daha fazla geç kalınmadan ele alınmalı.
Öte yandan; söz konusu paylaşımı, gelebilecek eleştirileri tahmin ederek ve göze alarak yapan Düvenci, en azından toplumda regl kelimesinin telaffuz edilebilmesine ve konuşulabilmesine vesile oldu. Regl olduğu için tokatlanan, utanç duyması gerektiği empoze edilen kız çocuklarından, ‘kendini ve bedenini seven güçlü’ kız çocuklarına giden yolda, meseleye Ceyda Düvenci gibi bakan anne babaların çoğalması değerli. Belki o zaman bir çocuğun basit fizyolojik süreci değil de, milyonlarca çocuğun kişisel bilgileri ve görüntüleri teşhir edildiğinde ortalık ayağa kalkar.