Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

ozgurugur@haberturk.com
twitter.com/_ozgurugur_

HABERTURK.COM

Türkiye Futbol Federasyonu önümüzdeki yıl sahadaki yabancı futbolcu sayısının 5’e, daha sonraki yıl ise 4’e düşürüleceğini açıkladı.
Bu kararı alırken de kanımca, kendimi bildim bileli dillerden düşmeyen “Yabancı futbolcular, Türk futboluna ve milli takıma zarar veriyor” görüşünü referans aldı.
Gelin –bana göre- Türk futbolunun önündeki büyük engellerden biri olan bu klişeyi biraz irdeleyelim.

Aslında bu fikri savunanlar daha çok Anadolu kulüpleri.
Nedeni de basit: Yabancı kontenjanı arttırılır ya da sınırlama tamamen kaldırılırsa, Mehmet Topuz’u ya da Alper Potuk’u 9-10 milyona satacak kulüp bulamayacaklar.
Örneğin Galatasaray, Alper’e 10 milyon vereceğine 6.5 milyon verip Melo’nun bonservisini alacak. Hem alış maliyetini düşürecek, hem de satmak istediğinde Avrupa’dan müşteri bulabilecek.
Bu da futbola doğru dürüst yatırım yapmayan, tesisleşmeye ve kurumsallaşmaya zerre itibar göstermeyen, mali yönden var oluşunu da yılda bir tane futbolcu parlatıp 3 büyüklerin kapıyı çalmasını beklemeye endeksleyen, basiretsiz yöneticilerin işine gelmez doğal olarak.

‘Yabancıların bolluğu yerli futbolcuların önünü kesiyor’ tezine bakalım.
Tamamen üfürme!
Bugün Galatasaray’da Selçuk’u Xavi hariç, kesebilecek yabancı oyuncu var mı?
Burak Yılmaz dururken forvette diyelim ki; Benzema ya da Higuain’i oynatır mısınız?
Fenerbahçe kalecisi Volkan’ı yedek soyundurabilecek bir teknik adam olabilir mi?
Karşılıklı kişisel egolar ya da anlaşmazlıklar dışında, futbolun realitesine ters düşecek adımları –taraftara ve camiaya rağmen- hangi teknik adam ya da yönetim atabilir ki?
Drogba kadar profesyonel ve çalışkan, Kuyt gibi inatçı ve hırslı bir yerliden hangi teknik ekip vazgeçebilir?

‘Yabancı sayısı artarsa, yerlilerin kalitesi düşer. Bu da milli takıma zarar verir’ diyen duayen futbol yorumcularımız var…
Neresinden tutacaksınız bu yorumu Allah aşkına!
Real Madrid, İspanyol futbolunun Barcelona ile birlikte dünya markası haline getirip, küresel olarak pazarladığı iki değeri değil mi?
Bakın Real Madrid, Galatasaray ile TT Arena’da oynadığı rövanş karşılaşmasına nasıl bir kadro yapısıyla çıktı… Varane Fransız; Essien Ganalı; Pepe, Coentrao ve Ronaldo Portekizli; Khedira ile Mesut Alman; Higuain ve Di Maria Arjantinli; Modric ise Hırvat… Sadece kalecileri Diego Lopez İspanyol!
Şimdi her şeyi çok iyi bilen yorumcu ağabeylerime soruyorum; İspanya milli takımı nerede, senin milli takımın nerede?

Yıllardır bir sol bek yetiştirememişsin, Avrupa’nın büyük kulüplerine satabileceğin sağlam bir stoperin yok, Volkan ve Onur dışında bir üçüncü yerli kaleci adı sayamıyorsun, 20 yıldır Hakan Şükür ve Burak Yılmaz dışında Avrupai golcü yaratamamışsın ve 'yerlilerin önünü yabancılar kesiyor' diyorsun.
Galatasaray’ın defansında Popescu olmasa, Hagi gibi bir futbol profesörü sahada takımı toparlayıp sürüklemese UEFA Kupası gelir miydi?
Emre gibi Okan gibi Suat gibi yerliler ‘ağabey’ diyerek Hagi’yi örnek almasa, ondan bir şeyler öğrenmese, senin A Milli Takım’ın, iskeletini Galatasaray’ın oluşturduğu kadrosuyla dünya üçüncüsü olabilir miydi?
Bugün yerli bir Lugano bulabiliyor musun?
Ujfalusi’nin sakatlanmasından bu yana Galatasaray’ın defansı ne halde görmüyor musun?
Quaresma’yı ‘feda’ya sığınarak küstürüp göndermeseydin ve sana çok değil 3 maç daha kazandırmış olsaydı, bugün şampiyonluk potasında Fenerbahçe’nin önündeydin.

‘Yabancı kontenjanı düşürülmesin, artırılsın’ derken ‘Kulüplerimiz yabancı çöplüğüne dönsün’ de demiyorum elbette.
Düzenlemeni yaparsın; yabancıların bir bölümünün milli olması şartını koyarsın, sahada 11 değil de en fazla 8’e izin verirsin, kadroda altyapıdan yetişmiş futbolcu bulundurma zorunluluğu getirirsin vs.

Ama şunu artık anlamalısın; yabancı düşmanlığıyla Türk futbolunu ilerletemezsin.
Yapman gereken, kulüpleri kurumsallaşmaya ve profesyonelleşmeye teşvik etmek.
Yapman gereken, Anadolu takımlarının gerçek anlamda ehil ellerle yönetilmelerini ve ellerindeki yetenekli futbolcuları tutabilmelerini sağlamak.
Yapman gereken, altyapı konusunda kulüplere destek olmak ve onları bu konuda yönlendirecek projeler hazırlamak.
Yapman gereken, aldığın kararlarda ve yaptığın düzenlemelerde hep ‘futbolun önünü nasıl açarım’ diye düşünmek.
Bunları yaptığın taktirde Galatasaray’ın, Fenerbahçe’n, Beşiktaş’ın; Real Madrid’lerle, Bayern’lerle, Barcelona’larla rekabet edecek seviyeye gelir.
Bunları uygulayacak kalibreye ulaşırsan milli takımın uluslararası turnuvaların gediklisi olur.
Ve Türk futbolu daha çok Tugay’lar, Arda’lar, Emre’ler, Salih’ler kazanır.

Ama eğer ısrarla ‘Ben bunları yapmam arkadaş. Boşver Avrupa’yı filan, bizim ligimiz bize yeter’ diyorsan da sen bilirsin…
Transfer borsasının yıldızları Mehmet Topuz’lar, Sercan Yıldırım’lar, Hasan Ali Kaldırım’lar, Alper Potuk’lar olur. Biz de Avrupa’da en fazla çeyrek final veya yarı finalle avunur; 10 yılda bir gelen milli zaferlere sevinir dururuz.

 

AKLIMIZ HEP AVRUPA’DA!

Fenerbahçe UEFA Avrupa Ligi’nde finale yürürken, Süper Lig maçlarına resmen havlu atmış görüntüyle çıkıyor. Eskişehirspor ve Kayserispor maçlarının ilk devrelerinde çok net bir şekilde gördük.
Bunun nedeni de kadro derinliğinin yetersizliği.
Çünkü; Sow gibi, Kuyt gibi, Yobo gibi yabancıları dinlendirmeye kalktığında, yerlerini doldurabilecek kalitede ve yeterlilikte oyuncu bulamıyorsun.
Haliyle; Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırmaya yürüyen Bayern, Bundesliga’da ve Almanya Kupası'nda gelene gidene 6 atarken, bizim ‘yerli’ci koalisyona da “Aklı Avrupa’da” klişesini mırıldanmak kalıyor.

BU SÖZÜ TUTTUM

"Ben de 90 dakika yedek kulübesindeyim." Jose Mourinho (Benzema'nın yedek oturması nedeniyle sorulan soruya verdiği cevap)