HABERTURK.COM

Türkiye ile Rusya arasında 5 Mart'ta imzalanan İdlib ateşkes muhtırasının uygulanmasına ilişkin görüşmelerde önemli mesafeler alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar mevkidaşı Sergey Şoygu ile telefon görüşmeleri yaptı. Türk ve Rus savunma bakanlıkları yetkilileri de üst üste toplantılarda ateşkesin detaylarını görüştü.

Habertürk'ten Bülent Aydemir'in haberine göre Türkiye, bu görüşmelerde İdlib kent merkezi konusunda kırmızı çizgisini bir kez daha ortaya koydu. Esad, merkeze yaklaştığında, burayı vurduğunda ya da girmeye çalıştığında hem havadan hem de karadan sert şekilde vurulacak ve Halep'e doğru süpürülecek.

Bu arada Esad ve İran milislerinin ateşkesi bozmaya yönelik tacizleri de devam ediyor. Erdoğan'la Putin arasındaki görüşmede İdlib'de tansiyonun düştüğüne vurgu yapılırken, sahada Türk askerinin elleri tetikte görev bekliyor. 5 Mart'ta imzalanan ateşkesin birinci haftası dolarken, görüşmelerin perde arkası ve sahadaki duruma ilişkin gelişmeler şöyle:

İDLİB'İN ÖNEMİ

Rusya ile imzalanan ateşkes ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nin İdlib'deki görev misyonu tamamlanmış olmadı. Türkiye'nin iradesi sahaya tam manasıyla tahakkuk ettirilemedi ancak sıcak çatışma riski ertelenmiş, ötelenmiş oldu; Türkiye tahkimat için zaman kazandı. Bu arada Türk askerinin sahadaki uygun yayılımı ve cephe düzeni sağlandı. Türk milletinin arkasında olduğu Mehmetçik bu mücadeleye girdiğinde her türlü görev bilinci ve şuuruyla hareket ediyor. Yani iradede bir noksanlık yok...

Yapılan siyasi değerlendirmeler şöyle: Türkiye'nin İdlib'den bu koşullarda çekilmesi; 40 yıl daha radikal terörizmle mücadele etmesi demek. Esad'ın kayıt dışı ekonomisiyle, her türlü kaçakçılık faaliyetiyle ve melanet yuvası haline gelmiş Suriye'den gelecek risklerle boğuşmak demek. İdlib'i kaybederse, 3.5 milyon Suriyeliyi oraya gönderememesi, üstüne 1.5-3.5 milyon arası yeni sığınmacı riskiyle muhatap olması demek. Üstelik Türkiye'dekiler gibi değil, radikal olan unsurlarıyla... Türkiye'nin bu şartlarda buradan çıkması demek, Suriye'de PKK/YPG terör devletinin kurulmasına müdahale edememek demek... Esad'ın savaş ve çatışma tehdidiyle Türkiye'yi sürekli rahatsız etmesi irrite etmesi demek.

PSİKOLOJİK HARP YAPIYORLAR

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ankara'ya görüşmeler için gelen Rus askeri heyetle görüşmelerin olumlu devam ettiğini belirterek, "15 Mart'ta M4 karayolu üzerinde müşterek devriyenin başlamasını planlıyoruz" dedi. Bu arada Rusya, medyanın da içinde olduğu psikolojik harp taktiklerini kullanmaktan çekinmiyor. Ria Novosti adlı Rus Haber Ajansı, "Türkiye 5 Mart anlaşması uyarınca İdlib'deki gözlem noktalarından ağır silahları kademeli olarak çekmeye başladı" diye haber geçerken, Türk askeri kaynakları bu haberi yalanladı. Aksine son birkaç günde TSK'nın bölgeye yeni sevkıyat yaptığı açıklandı. İran'ın milisleri İdlib'e doğru hamleler yaparken, ABD, bu milisleri Deyrezor ve Ebu Kemal'de vurdu. Rejim de sürekli olarak İdlib'i zorluyor ve ateşkesi bozmaya yönelik hamleler yapıyor.

Rusya'da Türkiye-Rusya işbirliğini istemeyen bir medya ağı var. Bu hibrit savaş içinde her türlü araç var: tank, top, uçak, medya-iletişim ve psikolojik harp teknikleri kullanılıyor.

TSK DENKLEM DEĞİŞTİREN GÜCÜNÜ DENEDİ

Bölgedeki güç parametreleri açısından dış politikanın temel araçlarından biri haline gelen TSK, ABD ve Rusya gibi iki süper güç karşısında etkili sonuç veriyor. İran'ın devlet altı örgütlenmelerini de sayarsak, askeri hareketlilik en üst safhada. 5 Mart ateşkesi bir sonuç değil ancak aşama olarak görülebilir. TSK açısından kuvvet yayılımı, cephe hattına tahkimat ve gerilimin düşmesi açısından bir fırsat olarak görülüyor. Hava sahası kapalı ancak İHA ve SİHA yetenekleri, rejime çok büyük kayıplar verdirdi. Rejimin hava savunması Türkiye'nin İHA-SİHA'larına karşı etkili olamadı. Sınır ihlal edilmeden Türk F-16'ları rejim uçaklarını vurabildi ve Türkiye'nin frekans karıştırıcı sistemleri rejimin demode sistemleri üzerinde etkili oldu ancak Rusya bazı üst seviye sistemleri Suriye'ye transfer etti.

REJİM-İRAN HAREKETLİ

Sıcak sahaya bilgilerine baktığımızda şunu görüyoruz:

M4 otoyolunun kuzey ve güneyindeki 6 km'lik hat silahtan arındırılmış tampon bölge olacak. Fiiliyatta bunun kuzeyi Rusya'nın, güneyi ise Türkiye'nin kontrolünde olacak. M5 üzerinde Marat El Numan üssümüz var. Buranın batısındaki Kefranbel'in üstünde El Burj ve Marat Muş köyleri var. Buranın kuzeyindeki Balyun köyünde 27 Şubat saldırısında 34 askerimiz şehit düşmüştü. El Burj ve Marat Muş köyleri boşaltılmış buraya ÖSO'nun yerleştirilmesi planlanıyordu. Önceki gün ve dün İran milisleri buraya doğru hareketlendi. Daha önce de rejim güçleri girmişti ve Ruslar boşalttı bu iki köyü. Rejim askerleri ve İran milisleri buraya yerleşmek istiyor ve baskılıyor. Esad'ın askerleri M5 otoyolunun batısında ele geçirdiği yerlere mayın döşemek üzere hazırlık ve kazı yaptı. Ruslar, mayın döşenmesini de durdurdu. Şu anlama geliyor: Esad diyor ki, "M5'in batısına mayın döşeyeyim. Burası asla geri dönülemeyecek bir hat olsun. İdlib'de Hatay sınırına kadar bir tek Türk askeri, ÖSO, HTŞ ya da sivil bırakmayacağım." İran da Esad'ı destekliyor. Esad, buradaki sivilleri de istemiyor. Esad, Ruslar'a diyor ki, "Ya mayın döşeyeceğim ya da harekata İdlib'de devam edeceğim."

Serakib'den İdlib kent merkezine 17 kilometrelik mesafe var; 4 kilometre batısında da Neyrab bulunuyor. Rejimin uç unsurları Neyrab'da. Esad, İdlib kent merkezini bombalamaya devam ederse, kitlevi göç hareketi Türkiye'nin üzerine yığılacak. Yani durum bu kadar kritik...

KIRMIZI ÇİZGİ İDLİB MERKEZ

Türkiye, Rejim güçlerinin, İran milislerinin ya da başka unsurların İdlib kent merkezine yönelmesi durumunda TSK'nın havadan karadan ilerleyeceğini ve karşısındaki tüm unsurları en sert şekilde vuracağını Rusya'ya bildirdi. Tabi bu, kötü senaryo ancak durum bıçak sırtı. İdlib harekâtı başlarken, Esad'ın TSK üs bölgelerinden çekilmesi planlanıyordu ancak bu henüz sağlanamadı ve TSK'nın 8 ateşkes gözlem noktasındaki rejim çevrelemesi devam ediyor. Gelinen noktada Rusya ile ilişkilerde bir makûliyet var ancak İran ve rejimle yok. Rusya olmadan Türkiye'nin rejimle ya da İran'la anlaşma imkânı yok. Siyasi irade, Rusya ile çatışmayı uygun görmedi ancak İdlib'deki irade de kaybolmuş değil. Mehmetçiğin çelik gibi iradesi sahada; görev tanımının netleşmesi; direktif ve emir bekleniyor.

S-400'LER BELİRSİZ

ABD-Rusya-Türkiye sarkacında en çok merak edilen konulardan biri de S-400'ler. Yetkililer, S-400 programında bir değişikliğin şu anda söz konusu olmadığını söylüyor ancak ikinci sistemin akıbeti belirsiz. Birinci sistemin ilk bataryası geldi; radar kurulumu büyük oranda tamam; ikinci batarya tamamlanmadı ve aktivasyon yapılmadı. 2021'de ise ikinci sistemin gelmesi öngörülüyor ancak bunda sıkıntı var. Ruslarla tıkanan ve İdlib krizinde daha da belirginleşen bir konu var ki hayati bir detay. Türkiye, Rusya'dan S-400'lerin kaynak kodlarını, dost-düşman tanımlama kodlarını istiyor. Bunu kendisi belirlemek istiyor. Rusya ise bunu vermeye şu ana kadar yanaşmadı. Kritik soru şu: S-400'ler aktive edilse dahi, Rus uçaklarından gelecek bir tehdide karşılık verebilecek mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "NATO yumuşadı; S-400'leri aktive etmeyin noktasına geldi" diyor. Peki S-400'lerin aktive edilmemesi karşılığında Patriot'lar ya da F35'ler verilecek mi? O da belirsiz. Bana göre İdlib bir kırılmaydı. Türkiye zor olsa da sarkacın tam ortasında durmaya çalışacak. Çünkü iki uçta da dostluk yok...

 

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri