Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Çocuklarda büyüme ve gelişmeyi etkileyen en önemli uyku hastalığı ‘uyku apnesi sendromu’ olarak tanımlanıyor. Gazete Habertürk'ten Ceyda Erenoğlu'nun haberine göre; çocuklarda sıklığı erişkinlere göre daha az oluyor ve yaklaşık 100 çocuktan 2’sinde ortaya çıktığı biliniyor. Bazı çocuklarda erişkinlere benzer şekilde apnelerle seyrederken, bazen uykuda sığ solunum veya soluk alıp vermede zorlanma ya da zorlu nefes alma şeklinde de görülebiliyor.

‘ÇOĞUNDA HORLAMA ÖYKÜSÜ BULUNUYOR’

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Uyku Bozuklukları Merkezi Nöroloji ve Uyku Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Derya Karadeniz, “Bu çocukların çoğunda horlama öyküsü bulunuyor ve horlama genellikle yüksek sesli oluyor. Duraklamalar, iç çekmeyle bölünmüş olup nefes durmaları sonucu uykuda bazı vücut hareketleri görülebiliyor. Buna karşın bazı hastalar, özellikle de süt çocukları ve zayıf olanlar horlamayabiliyor” diyor ve ekliyor: “Bu çocuklar boyunları arkaya eğilmiş olacak şekilde, alışılmadık pozisyonlarda uyuyorlar. Uykuda terleme, alt ıslatma ve sabah baş ağrısı sorunlarıyla karşılaşılabiliyor. Ana belirtinin gün içinde uyuklama olduğu narkolepsi sendromları da çocukluk yaş grubunda görülebiliyor. Bu sorunda uyku aniden geliyor ve genellikle karşı konulamıyor. Bu uyuklamalara rüya görme de eşlik edebiliyor. Uyuklama atakları genellikle 15-20 dakika olup, 1 saatten uzun sürmüyor. Bu uyuklamaların en tipik özelliği uyuklama sonrası dinlenmiş ve tazelenmiş uyanmak oluyor.”

HANGİ SORUN NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Uyku hastalıklarının tedavisi hastalıkların tipine göre değişkenlik gösteriyor. Uykusuzluk ve gündüz uykululukla seyreden uyku hastalıkları, uykuda hareket hastalıkları ve parasomni hastalıklarında ana tedavinin ilaç olduğu belirtiliyor. Ancak ilacın türü, kullanım şekli ve dozu her hastalıkta farklı oluyor. Uyku apnesi sendromunda, uykuda solunumun normale gelmesini sağlayan, burun veya burun-ağız maskeleriyle kullanılan cihaz uygulamaları bulunuyor. Çocuklarda uykuda solunum bozukluğu veya basit horlamada cerrahi tedaviler kullanılabiliyor.

BU HASTALIKLAR UYKU SORUNLARINA YOL AÇIYOR

* Depresyon ve kaygı bozuklukları

* Astım ve akciğer hastalıkları

* Kalp yetmezliği

* Kronik böbrek yetmezliği

* Fibromiyalji

* Parkinson, MS, kas hastalıkları ve ALS, farklı tiplerde uyku hastalıklarına yol açabiliyor.

BU BELİRTİLERDE HEMEN DOKTORA BAŞVURUN

* Uykuya dalmakta zorluk, nedensiz şekilde sık uyanma, sabah çok erken saatte uyanıp bir daha uyuyamama

* Gece en az 1 kez tuvalet ihtiyacıyla uyanma

* Uykuda terleme

* Uykuda sık pozisyon değiştirme veya sık hareket etme

* Sabah dinlenmemiş ve yorgun uyanma

* Gündüz yorgunluğu

* Gün içinde uyku ihtiyacı veya uyuklama

* Zihinsel aktivitelerde giderek bozulma

* Normal beslenmeye karşın giderek kilo alma

* Sebepsiz mizaç bozuklukları, sinirlilik ve gerginlik

EN SIK GÖRÜLEN ÜÇ UYKU HASTALIĞI

OBSTRÜKTİF UYKU APNESİ SENDROMU:

Bu sorunda horlama, gece tuvalete kalkma ve terleme, sabahları başta ağırlık hissiyle yorgun ve ağız kuruluğuyla uyanma, reflü, gündüz uyku isteği veya uyuklama, dikkat, konsantrasyon ve hafızada bozulma, kilo verememe veya giderek kilo alma, cinsel fonksiyonlarda bozulma gibi belirtiler bulunuyor. Gece ve gündüze ait belirtilerden birer tanesine sahip olunması halinde bir uyku uzmanına başvurulması öneriliyor. Çalışmalar uyku apnesi sendromunun tedavi edilmediği takdirde kalp-damar hastalıkları, metabolik hastalıklar ve yol açtığını gösteriyor. Uyku apnesi sendromunun, tek başına kalp hastalığı riskini en az 2 kat artırdığı belirtiliyor.

Prof. Dr. Karadeniz, “Bu sorunun, tedavi edilmediği taktirde hipertansiyona yol açtığı artık kanıtlanmıştır” diyor. Hipertansiyonu olan hastaların yaklaşık yüzde 30’unda uyku apnesi sendromu saptanırken, uyku apnesi hastalarının yüzde 50’den fazlasında hipertansiyon bulunuyor. Hipertansiyonu olan kişilerin uyku apnesi sendromu açısından mutlaka sorgulanmaları gerekiyor. Uyku apnesi sendromunun diğer sonuçları içinde şişmanlık ve diyabet hastalığı yer alıyor. Bu sorun kalp-damar tıkanıklığı ve kalp krizinin en önemli nedenlerinden biri olarak görülüyor. Gece kalp krizi geçirenlerde, gündüz geçirenlere göre 6 kat fazla uyku apnesi sendromu saptanıyor. Uykudaki ani ölümler, çoğunlukla apnelerle tetiklenen kalp krizi nedeniyle gerçekleşiyor. İnme riskini de 2-4 kat artırıyor.

UYKUSUZLUK HASTALIĞI:

UYKUYA dalmakta zorluk, sık ve sabah çok erken saatte uyanma, kalitesiz ve dinlendirici olmayan gece uykusu yakınmalarından biri veya birkaçıyla şekilleniyor. Hastalık olarak kabul edilebilmesi için, en az haftada 3 gün ve yine en az 3 ay süreli olması ve mutlaka bir gündüz belirtisinin bulunması gerekiyor. Gündüz belirtileri:

* Yorgunluk veya halsizlik, enerjide veya ilgide azalma

* Dikkat, konsantrasyon veya bellek bozukluğu

* İş veya okul problemleri veya sosyal ilişkilerde sorunlar

* Duygu durum problemleri, gergin, umutsuz, üzgün, sinirli veya alıngan hissetme

* Gündüz uykululuğu

* Motivasyon-enerji kaybı

* İşte veya araç kullanırken sık hata yapma veya kazalar 

* Yetersiz uykunun bir sonucu olarak gerginlik, baş ağrıları veya mide-bağırsak problemleri

* Uyku hakkında endişelenmekle çok zaman harcanması

Not: Uykusuzluk, belirti olarak yüzde 35, hastalık olaraksa yüzde 10 sıklığında olup yaşlanmayla sıklığının arttığı ve ileri yaşlarda yüzde 25 ve üstüne ulaştığı görülüyor. Kadınlarda daha sık karşılaşılıyor.

HUZURSUZ BACAKLAR SENDROMU:

HAREKETSİZKEN yani istirahat halinde ortaya çıkan, özellikle bacaklarda ve ayaklarda hoş olmayan bir his ve buna eşlik eden hareketsiz kalamama ve hareket etme ihtiyacıyla şekillenen bir hastalık. Uykunun başlangıcının uzamasına ve/veya gece içi uyanıklıklar sırasında da ortaya çıkarak sürdürülmesinde zorluğa yol açıyor. Türk Uyku Tıbbı Derneği’nin, ülkemizde 5021 kişide yaptığı çalışmada, her 100 kişiden 5’inde olduğu saptanıyor. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülen huzursuz bacaklar sendromu yaşlanmayla artış gösteriyor. Son yıllarda çocukluk çağında da görülüyor olması hastalığın şimdiye kadar az tanınıyor olması veya tanı koymanın gecikmesi şeklinde yorumlanıyor.