Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

TOBB Türkiye Maden Meclis Başkanı İbrahim Halil Kırşan, HABERTÜRK’ün Türkiye’de altın madenciliğine ilişkin sorularını yanıtladı. Kırşan’ın, yanıtları şöyle:

- Türkiye’nin, altın arama ve üretiminde dünyadaki konumu hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye altın madenciliğinde maden arama-çıkarma-zenginleştirme-rafineri-metal üretimi ve katma değeri yüksek ürünler üreten kuyumculuk ve mücevherat alanında halkaları tamamlayarak madeni katma değeri yüksek ürünlere dönüştürmede dünya standartlarının üstünde bir seviyeye geldi.

Halen 18 tane altın madeninde altın üretiliyor. 4 akredite altın rafinerimiz var. Altın Borsamız 1995 yılından beri faaliyette. Çok sayıda mücevherat fabrikası ve atölyesi faaliyet gösteriyor.

- Üretilen altını hangi kurum ya da kuruluşlar alıyor?

Türkiye’de madenlerde üretilen külçe altınların yurt dışına satılması yasaktır. Dore külçeler, Merkez Bankası tarafından satın alınmaktadır.

- Vatandaş açısından da altın son derece önemli bir yatırım aracı öyle değil mi?

Dünyada nüfusuna göre kişi başına altın almada Türkiye ilk üçte yer almaktadır. Vatandaşımızın altına ilgisi hiçbir zaman azalmadı. Altın hem önemli bir tasarruf aracı hem de kara gün dostu olarak hep önemini korudu.

- Türkiye’de kaç altın madeni var?

Cumhuriyet döneminde ilk altın madeni 2001 yılında Bergama’da başladı. Bugün geldiğimiz noktada 18 işleyen altın madenimiz var. Ülkemizin yıllık altın ihtiyacı 200 ton olup, bunun yaklaşık yüzde 20’sini kendi potansiyelimizden karşılar hale geldik. Yeni projeler devreye girdiğinde halen 40 ton olan yıllık altın üretimini 100 ton seviyesine çıkaracak durumdayız.

- Bu alana yapılan yatırım hakkında da bilgi verir misiniz?

Bugüne kadar altın altın madenciliğinde yapılan yatırımların miktarı 6 milyar dolardır. Maden aramaları devam ettikçe yeni yeni kaynaklar keşfedilmektedir. Türkiye halen Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin toplamından daha fazla altın üreten bir konuma gelmiştir. 2019 yılında gerçekleştirilen 38 ton altın üretiminin ekonomiye katkısı 1.7 milyar dolardır.
2001 yılından 2019 yılına kadar toplam 340 ton altın üretimi gerçekleştirildi. 13 bin 200 kişiye doğrudan istihdam sağlandı. 68 ton altına eşdeğer vergi ödendi.

Türkiye, altın madenciliği ile birlikte bugünkü fiyatlarla bir tonu yaklaşık 58 milyon dolar olan katma değeri yüksek metal üretebilen ülkeler listesinde her geçen gün üst sıralara çıkmaktadır.

- Türkiye’nin altın potansiyeli nedir?

Son 25 yıldaki gelişmeler değerlendirildiğinde Türkiye’nin önemli bir altın potansiyeline sahip olduğunu görüyoruz. Anadolu’da 42 medeniyet yaşamış. Müzelerimiz her bir medeniyetin bize bıraktığı on binlerce altın ve gümüşten eserle dolu. Bu durum Anadolu’nun altın ve gümüş açısından ne kadar zengin olduğunun en önemli kanıtlarından birisidir.
Unutmayalım dünyada ilk para günümüzden yaklaşık 2 bin 600 yıl önce Anadolu’da altın ayarlı sikkeler şeklinde Manisa -Salihli Sart’ta basılmıştır.

- Bu sektörde teknoloji ne durumda?

Türkiye’de altın üretiminde kullanılan teknoloji Kanada, ABD ve Avustralya, İsveç gibi madencilikte gelişmiş ülkelerde kullanılan teknolojinin aynısıdır. Türkiye’de uluslararası standartlarda çevreye ve insan sağlığına duyarlı pek çok proje gerçekleştirildi.

- İhracat ve ithalat…

Türkiye altın ithalatına fiyatlardaki artış ve azalışa bağlı olarak yılda 6-8 milyar dolar ödemektedir. Türkiye dünyada önemli altın potansiyeline sahip ülkelerden birisidir. Eğer sektör desteklenirse kendi altın ihtiyacımızı kendi kaynaklarımızdan karşılar hale gelebiliriz. Bu sayede yılda yaklaşık 8 milyar dolar döviz tasarrufu sağlayarak dışa bağımlılıktan kurtulabiliriz.
Paranız varsa her hangi bir malı ithal etmek kolaydır. Ama üretmek zordur. Yeni bir altın madeninin keşfedilip üretime geçirilmesi 10-15 yılı almaktadır.

Ancak unutmayalım ki bir malı üretmeyip dışarıdan alırsak o ülkelerin ekonomisine hizmet etmiş oluruz. İthalata bağımlı hale gelirsek yatırım, istihdam, vergi, ekonomik ve sosyal gelişmeden mahrum kalırız.