Buz gibi para
Her mevsim para kazanacağınız, üretim maliyeti düşük ve ürününüz satmadığında zararınızın çok az olacağı milyon liralık bir iş arıyorsanız bir fikrimiz var: Buz satın!
ABONE OLBüyük İskender, Hindistan seferi sırasında Petra kentine 30’dan fazla derin kuyu kazdırmış, adamlarının bir bölümünü bu kuyuları karla doldurmaları için görevlendirmişti. Bu ne bir savaş stratejisi ne de bir askeri görev. Ordunun bu çabası sadece Büyük İskender buzla serinletilmiş şarap içsin diyeydi. Fakat bu keyfini askerleriyle de paylaşmayı eksik etmemiş... Kimi tarih kitapları Osmanlı döneminde Bursa’dan İstanbul’a kar taşındığını ve bu karların depolanıp yazın da soğuk su içildiğini yazar. İşin aslı, elektrik bulunduktan sonra da buz lüks bir ihtiyaç olmuş; 1869’da ABD’de 5 kilo buza 1 dolar, kaliteli kırmızı etin kilosunaysa 4 sent ödeniyordu. Dahası 1940’lara kadar İstanbul çarşılarında sadece buz satan dükkânlar vardı. Şimdiyse buz lüks değil ama hâlâ çok para yapıyor!
Yaz sıcağında buz piyasasının gidişatını öğrenmek için telefona sarıldım. Fakat buz satan şirketler çok yoğun oldukları için, değil konuşmayı yeni sipariş alacak vakitleri bile olmadığını söylüyor. Yani İstanbul’daki buzcularla şu sıra konuşmak süperstarlarla konuşmak kadar zor! Sonunda birine ulaştım. 36 yıldır buz üretimi ve dağıtımı yapan Buzİstanbul’un sahibi Oğuz Sözer’e... Sözer, “Kışın bizim işimiz kesat ama yazın alıp başımızı gidiyoruz” diye anlatıyor. Bayrampaşa’daki fabrikada içilebilir sudan yıllık ortalama 5’er kiloluk 700 bin poşet üretim yapıyorlar. Ürünlerini, 500’den fazla noktaya, poşeti 4-5 TL’den dağıtıyorlar. Çoğunlukla gece kulüpleri, market ve şarküterilere... Yani 4 TL’den satsa 700 bin poşet buzu bu yılda 2 milyon 800 bin TL eder... Vay be! Buz sektörünün A klas müşterileriyse özel parti ve davet sahipleri. “Acil buz hattımızın müdavimleri onlar” diyor Oğuz Sözer. Tuhaf istekler de olmuyor değil. Özellikle geceleri. Sözer, “Arap zenginler küvetleriyle havuzlarının buzla doldurulmasını istiyor” diye anlatıyor. “Tak, bir telefon, ‘Bize hemen buz’ dedikleri an kapıdayız!”