Bambaşka bir rektör
Henüz 3 yaşında parka gidip oynayan yaşıtlarının aksine Leonardo da Vinci'nin hayatının anlatıldığı programları izleyen, radyo ve oyuncak bebeklerini tornavidayla açan ve "Eyektiyonikçi olucam" diyen bir çocukmuş. Dünyanın pek çok yerinde önemli görevler üstlendikten ve 20 yıl ABD'de akademisyenlik yaptıktan sonra Türkiye'ye gelmiş. Şimdi, Türkiye'nin sayıları epey az olan kadın rektörlerinden Prof. Dr. Şirin Tekinay'la sohbet ettik
ABONE OLÖncelikle söyleyelim. Bu rektör diğerlerine pek benzemiyor... Kampusta “öğrencilerin annesi” olarak biliniyor. Sabahın 06.00’sında öğrencilerle spor salonuna giriyor, ardından onlarla kahvaltı ediyor ve günü yine onlarla yemek yiyerek noktalıyor. Şile’de sessiz sakin bir hayatı var.
Boğaziçi Üniversitesi Elektrik- Elektronik Mühendisliği’ni tamamladıktan sonra George Mason Üniversitesi’nde doktora, New Jersey Institute of Technology’de akademisyenlik yapan, ABD’nin TÜBİTAK’ı olarak bilinen National Science Foundation’da görev alan bu sıra dışı bilim kadını, şimdiyse Işık Üniversitesi Rektörü. Prof. Dr. Şirin Tekinay’ı yakından tanıyın derim...
Şansım çocuklarını merak ettiği her şeye teşvik eden anne ve babam. Küçükken tornavidayla babamın radyosu, annemin ütüsü ne bulsam açıyordum. Bir şey bozmadığım sürece kızmadılar. Her şeyin kapağı sallanıyordu tabii, 3 yaşında bir çocuk tekrar kapatmaya çalışınca... Hep “Eyektiyonikçi olacağım ben” diyordum. Anne ve babam hukukçuydu oysa...
Disiplinler arası çalışmayı savunurum. Sayısal-sözel, sanat-teknoloji gibi temaların birbirinden ayrıştırılmasına karşıyım. Rahmetli babam iyi bir hukukçunun iyi bir matematik kafasına sahip olması gerektiğini söylerdi, mantık örgütünü iyi kurabilmek için. Bu yüzden ben sağ beyin, sol beyin, kadın beyni, erkek beyni gibi ayrımlara karşıyım, inanmıyorum. “Rol modeliniz kim?” diye sorduklarında “Leonardo da Vinci” dedim. “Aa! Sanatçı Leonardo değil de mühendis Leonardo’yu seçmişsiniz, ne ilginç” dediler. Oysa ikisi de aynı insan.