Hülya Koçyiğit, Hale Soygazi, Perihan Savaş ve Türker İnanoğlu anlattı...
Türk sinemasının efsanesi, Türk milletinin genlerine işlemiş usta oyuncu Tarık Akan'ı kaybettik. Aslında onun aklında ne sinema ne de ünlü olmak vardı ama oyunculuk kanına girdi ve yolunu çizdi. Tarık Akan'ı yakın dostlarından ve eski röportajlarından dinleyelim
ABONE OLTarık Tahsin Üregül, 1949’da İstanbul’da doğdu. Babası asker olduğundan ağabeyi ve ablasıyla pek çok Anadolu kentini gezdi, ta ki babası emekli olana dek... Yine İstanbul’a yerleştiler. Cankurtaran olduğu söylense de 1972’de Milliyet’e verdiği bir röportajında kendini şöyle anlatıyor: “Yazın Ataköy Plajı’nda sandal kiraya verirdim, plajın kapısında da işportacılık yapardım. 8 kere yakalanıp karakola düştüm. Okumaya karar verdim, param yetmeyince bir kiremitçinin yanında çalışmaya başladım. Telefonlara bakıp yerleri silerdim. Oradan bıkınca da hipodromda iş buldum. Kazandığım para at yarışına gidiyordu.” Aklında ne sinema varmış ne de modellik. Meteliğe kurşun attığı bir gün kahvehanede otururken bir arkadaşı elindeki Ses Dergisi’ni önüne atıp “Yarışmaya katıl, kazanana 10 bin lira ve 10 film ödül veriyorlar” deyince, fotoğraf çektirecek parayı güç bela ayarlayıp yarışmaya katılmış. “4 gün sürmüştü mülakat, herkes farklı kıyafetlerle gelirken ben aynı kıyafetlerle geliyorum diye alay etmişlerdi. Üstümdekileri de zaten arkadaşlarımdan ödünç almıştım” diyor. Jön olalı 2 yıl olmuş ama bunları söyleyecek kadar da alçakgönüllü Akan...