Bir haftadır 8'inci Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ın naaşının nasıl olup da 19 yıl bozulmadan kaldığını konuşuyoruz. Biliyorsunuz, İstanbul Üniversitesi Adli Bilimler Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürsel Çetin'e göre bu şaşırtıcı bir durum değil; "Naaş sulu ve soğuk bir ortamdaysa ve yağ dokusu fazlaysa çürüme yavaşlar. Cilt altındaki yağların hidrojenleşmesi sonucu lipitler oluşur. Buna sabunlaşma denir ve beden neredeyse hiç bozulmaz" Anadolu'da da özellikle türbelerde bunun örneklerine rastlandığını ve bunlara mistik anlamlar yüklendiğini hatırlatalım. Ama bu açıklamaların üstüne biyolog Prof. Dr. Barbaros Çetin'in söyledikleri, bizi bambaşka bir konuyla yüz yüze bırakıyor; Biyolojik çevrim bozulduğu için artık pek çok insanın cesedi çürümüyor...
Parçalanıp ekosisteme geri dönelim diye toprağa gömülüyoruz. Burada bizi organik halden inorganik hale dönüştürecek bakteriler, mantarlar ve böcekler var. Fakat toprak gün geçtikçe kirleniyor. Avrupa’ya bakın. Sanayii devrimi geçirdi, kirlendi. Son 5 yıldır bazı mezarlıklarda cesetlerin çürümediği gözleniyor. Fabrika atıkları, otomobillerden çıkan gazlar, yağmur suyu gibi iklimsel faaliyetlerle toprağa geçiyor. Bu yüzden toprakta bizi ayrıştıracak olan canlı türlerinin miktarı mililitrede milyarlardan binlere düştü. Bu birinci sebep.