Hipster'ın stil rehberi
Selin Özavcı, geçen hafta başladığı 'hipster' rehberinde, stil kısmına giriş yapıyor
ABONE OLPopüler online sözlük Urban Dictionary’den aldığımız bu tanım; geçen hafta başladığımız ‘hipster’ rehberinde, stil kısmına giriş yapmamıza imkân veriyor...
Giyim konusunda ‘zevkler-renkler’ tartışmasını bir kenara bırakıp hipster stilini keşfedeceğimiz bir andayız. Zira hipster olmanın en birinci şartı ‘dress code’a yani giyim kuşam kurallarına harfiyen uymak. Kadıköy, Galata ve Çukurcuma’daki ikinci el kıyafet mağazaları, bu semtlerde alıp başını giden dükkân kiralarına rağmen hâlâ ayakta kalabiliyorsa, başarının büyük kısmı ikinci el giysilere olan bağlarıyla ünlü hipster’lara mal edilebilir. Moda dünyasının dönüp dolaşıp ısıtıp ısıtıp sunduğu retro temalarla 80’ler ve 90’ların ikon stilleri, hipster’lık müessesesi ile uzun süre daha gider gibi... Anne hatta “anneanne” gardıroplarını talan etmek, ikinci el butiklerin altını üstüne getirmek, bir hipster hafta sonu aktivitesi olarak düşünülmeli. Hani üzerinden çok zaman geçmiş olsa da, eski fotoğraflarda görünce morardığımız, neredeyse göğüs kafesine kadar yükselen pantolonlar, püsküllü tişörtler (evet, üzerinde mümkünse Mickey Mouse olanlar daha makbul), 90’ları depresyonda geçirmemize neden olan grunge akımının (son düğmesine kadar boğazda iliklenmesi şart) ekoseli oduncu gömleklerinin yanı sıra hayata dair mesajlar içeren tişörtler, bacaklar değil de kollar girecekmiş kadar dar jean pantolonlar ve yaz aylarında hafiflikleriyle tercih sebebi olan ama ne yazık ki hipster’lara kaptırdığımız bez çantalar, (bundan böyle onların ismi ‘tote bag’) olabildiğince ‘enteresan’ aksesuvarlar... Son olarak, yine bir çocukluk anısı olarak kalmasını dilediğimiz; modeli-stili nedir hiç bilmeden kullandığımız o klasik Casio kol saati... Bütün bunlar ve varyasyonları gardıropta yoksa hipster’lığı bir kere daha düşünün!