Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Gizem Sevinç SELVİ / HT CUMARTESİ  (gsselvi@htgazete.com.tr)

Prova yaparlarken salona sızdık. 27 yaşındaki şef, gençliğine rağmen olaya hâkim... 5 yaşında yeteneği keşfedilen “dâhi” şef Aziz Shokhakimov, sadece müziğiyle değil hayatı algılama yeteneğiyle de farklı...

■ Sizin için “dâhi” diyorlar, doğru mu?

Oo hayır! Bunu sadece annemden duymuştum!

■ Müzik hikâyeniz nasıl başladı?

5 yaşımda Taşkent’te sadece yetenekli müzisyenleri kabul eden özel bir okula başladım, keman çalıyordum. 11 yaşımda şarkı da söylemeye başladım. “O Sole Mio, Santa Lucia” gibi İtalyan şarkıları söylüyordum. Okul orkestramızı yöneten hocamız onlarla şarkı söylememi istedi ama 2-3 ay sonra sesim resmen mutasyona uğradı! (Gülüyor.) Sonra aynı profesör beni şefliğe yönlendirdi, yönetim becerim olduğunu düşünüyordu. 4-5 ders sonra en zor egzersizlerin altından kalkar haldeydim. 13 yaşımda Özbekistan Milli Senfoni Orkestrası’yla ilk konserime çıktım. 14 yaşımda da Karmen Opera’sını yönettim.

■ Dâhiymişsiniz işte!

Hayır hayır, bir tür “wunderkind” olabilirim ancak...

■ Ergenlik kriziniz falan olmadı mı hiç?

16 yaşımdayken tüm bunlarla ne yapacağımı bilemediğimi hissettim sadece. Yeterince bilgili olmadığıma inanıyordum, bir tür kriz dönemiydi benim için. Sonra yavaşladım, kitaplar okumaya başladım ve sanırım gelişimim de böylece başladı.

‘ROCK BİLE ZAMAN ZAMAN İYİDİR’

■ Bu yaşta kendinizden büyük sanatçıların olduğu bir orkestrayı yönetmek nasıl bir ruh hali yaratır?

Yaşınızın kaç olduğu fark etmiyor bence. Öncelikle önemli olan ne kadar tecrübeli olduğunuz. Ayrıca reenkarnasyona inanırım ben, ruhumuz bedenimizden çok daha yaşlı olabilir yani. Bazen bakıyorum da tanıştığım 16 yaşındaki insanların zekâsı ve olgunluğu karşısında ne yapacağımı şaşırıyorum; öte yandan 60 yaşında olup büyük hayal kırıklığı yaratan birçok kişiyle karşılaştım, bilirsiniz işte...

■ Kendinizi yaşlı mı hissediyorsunuz?

Sıklıkla deja vu yaşarım; bazı insanları uzun zamandır tanıyormuşum hissi ya da bazı binaları daha önce görmüşüm duygusu bana pek yabancı değil. Bilmiyorum... Sonuçta kaç yaşında olduğunuzu söylerken sadece zamana bakıyorsunuz. Ama evrende böyle bir zaman kavramı yok aslında, hatta zaman kavramı yok.

■ 27 yılın dönüm noktaları nelerdi?

Her gün. Her gün değişiyoruz çünkü ve bu değişim insanın çok önemli bir parçası. Tabii ki az önce bahsettiğim hocalar, krizler falan önemli zamanlardı.

■ Pop müzik sever misiniz?

Kıvamı iyiyse evet. Yani müziğin ne tür olduğu çok da mühim değil, her türlü müziği seviyorum ben. Sonuçta siz de müziksiniz; kendi notalarınız, kendi ritminiz var. Yeni biriyle tanışır ve onun da kendine ait başka notaları olduğunu görürsünüz. Rock bile zaman zaman çok iyidir; Queen mesela, muazzam, çok seviyorum. Ama ben en çok halk müziklerini seviyorum galiba, Kafkas yöresine ait müzikleri özellikle... Aynı şekilde Doğu Avrupa; Macaristan ve Romanya halk müzikleri müthiş. İnanılmaz bir dürüstlük var; oyun yok içinde.

■ Dâhi bir genç şefin bir günü nasıldır?

Dâhi demekten vazgeçin lütfen! (Gülüyor.) Mesela dün Aida’yı yönettim, büyük bir iş, müthiş stresli. Ama bir sonraki gün hiçbir şey yapmayabiliyorum, sadece yatağa yatıp tavana bakıyorum tüm gün. Çünkü yönetmek büyük bir enerji istiyor.

■ Kız arkadaşlarınız falan hep müzisyen midir?

Evet, çevrem bu çünkü! Üstelik müzisyen olmasa da herkes biraz müzikten anlar, herkesin kendi ritmi var, önemli olan onu bulmak.

■ “İlk kez mi İstanbul’dasınız?” diye sorarak bitireyim...

İlk kez geçen sene gelmiştim ama sadece 1 gün kalabildim. Birkaç turistik yer gördüm, öyle çok insan vardı ki, Tanrım! Muazzamdı ama. Sonra Taksim’i gördüm, bir de metroya bindim, umarım bu kez daha fazla yer görebilirim. (Gülüyor.)