'Asıl mesleğim artık oyunculuk'
Türkan Şoray'a benzerliğiyle dikkati çeken oyuncu Melike İpek Yalova, Aysun Öz Kaşi'ye konuştu
AYSUN ÖZ KAŞİ / HT PAZAR
aysunoz@htgazete.com.tr
Melike İpek Yalova, çiçeği burnunda bir oyuncu... Muhteşem Yüzyıl’da konuk oyuncu olarak esir İspanyol Prensesi Issabella’yı canlandırmıştı. Bu yıl da Karadayı’da Kenan İmirzalıoğlu’nun canlandırdığı Mahir karakterinin sözlüsü Ayten’i oynuyor. “Hani Türkan Şoray’a benzeyen” desem, hemen hatırlarsınız.
Eski Devlet Bakanı Yüksel Yalova’nın kızı. Çocukluğu Ankara’da geçmiş, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümde okumuş. Ardından Roma La Sapienza Üniversitesi’nde “Uluslararası Politikalar ve Kriz Yönetimi” üzerine master yapmış. İstanbul’da yakın bir arkadaşıyla düğün, davet ve organizasyon şirketi çalıştırırken Yalova’nın setlere geçişi tam bir tesadüf... Öğle yemeği için gittikleri balıkçıda, Mehmet Günsur ve Meral Okay’la birlikte yemek yiyen yürütücü yapımcı Nermin Eroğlu keşfetmiş onu. Masaya gelip kartvizit bırakmış. Yalova görüşmeye gitmiş ve gidiş o gidiş... Şimdi Yalova “Asıl mesleğimartık oyunculuk” diyor.
Siyasetçi kızısınız, genelde siyasilerin çocukları oyunculuk gibi popüler mesleklere pek yönelmez. Nasıl cesaret ettiniz oyunculuğa?
Sadece içimden geldiği gibi Nermin Eroğlu’nun peşinden gittim. Rol de hikâye de o kadar güzeldi ki fazla düşüneceğim bir durum olmadı. Çok ilginç bir an, insanın hayatında böyle şeyler çok sık olmuyor.
Birden “Oyuncu olacağım” deyince ailenizin tepkisi ne oldu?
Çok şaşırdılar. Fakat tiyatro okulda hep içinde olduğum bir daldı. Yani oyunculuğa bir ilgimin olduğunu, bundan keyif aldığımı bildikleri için karar verdikten sonra sadece başarı dileklerini ilettiler.
Belki de sadece Muhteşem Yüzyıl’da oynayacaksınız ve bu heves geçecek sandılar. Ardından “Karadayı” gelince düşünceleri ne oldu?
Ailem, “Bir şeyi yapacağım” dedikten sonra devamının geleceğini bilir. Ayrıca Muhteşem Yüzyıl’dan sonra illa oynamış olmak için önüme gelen her şeye “Evet” demeyeceğimi onlara söylemiştim. Çünkü çok güzel bir yerden başladım ve aynı güzellikte bir yapımla devam etmek istiyordum. Karadayı, senaristleriyle, oyuncularıyla ve tabii yapım şirketiyle benim için ikinci büyük şans oldu. Ailem de bunu destekledi...
Politikanın kalbinde, zor bir çocukluk muydu?
Güzel bir çocukluk geçirdim. Ailenizin ve sevdiklerinizin yanınızda olması, sağlığınızın yerinde olması, hayatta en çok şükredilmesi gereken şeyler. Birbirine çok düşkün bir aileyiz.
‘BAKAN KIZI OLMAK BİR SIFAT DEĞİL’
Sizin için “Diğer bakan kızları gibi sokakta burnu havada yürümezdi, bakan kızı olduğunu anlamazdınız” diyorlar...
Her akranım ne yapıyorsa ben de onu yaptım, öyle yaşadım. Zaten “bakan kızı ” olmak bir sıfat değil bana göre; bakanlık, babamın o dönem yaptığı görevdi, hepsi bu. Babam çok çalışan, bunu da hâşâ lütuf olarak değil görevi olarak gören bir siyasetçiydi. Biz de bunu normal bildik.
Babanızla aranız nasıl?
Görevi nedeniyle pek görüşememiş olabilirsiniz... Tansiyonu yüksek bir hayatımız oldu. İlkokul 2’den üniversiteye kadar babamla çok kısıtlı zaman geçirebildim ama onu az görmem, eksikliğini hissettiğim anlamına gelmiyor. Her zaman varlığını yanı başımda bildim. Zaten az önce de bahsettiğim gibi çok görebilseydim bir problem var demekti; siyasetçiler, devlet adamları üzerlerine aldıkları sorumluluğu layıkıyla yerine getirmeliler. Bu da evde oturarak olmuyor. Yani babamı az gördüğümü asla üzülerek söylemiyorum. Babam, nerede arkadaşım nerede babam olacağını çok iyi ayarladı.
‘BABAM GERÇEK BİR OYUNCU’
Evde de prenses misiniz?
Pek öyle değildim. Annem de babam da şımarık insandan nefret eder. Çocuk dediğin yaramaz, haylaz ve yorucu olabilir ama saygısız ve şımarık olmamalı. O yüzden öyle el bebek gül bebek büyümedim, bundan da çok memnunum.
Babanız da geçen yıllarda “Entelköy Efeköy’e Karşı” filminde oynadı. Ailede oyunculuk potansiyeli mi var; genetik mi bu?
Babam zaten konservatuvar mezunu. Yıldız Kenter’in öğrencilerinden... Vakti zamanında siyaseti tercih etmiş. Şimdi aktif siyaset yapmadığı dönemde böyle misafir oyunculuktan çok keyif aldığını düşünüyorum.
O filmde babanızın oyunculuk performansını nasıl buldunuz?
“Tebrik ederim Sayın Yalova şahanesiniz” diye takılmıştım o zaman. Her şey bir yana, izleyici gözüyle babamı izlemek keyifliydi. Sıcak ve gerçekti çünkü...
Eskiden siz Yüksel Yalova’ın kızıyken, şimdi babanız Melike İpek Yalova’nın babası mı oldu?
Hayır tabii ki, ben onun tırnağı olamam, samimiyetle söylüyorum. Babanız tekrar politikaya dönsün ister misiniz? Kendi kararıdır, onun fikri önemli. O benim babam, her kararında, her zaman yanındayım.
‘YAZA AMERİKA’YA OYUNCULUK EĞİTİMİNE...’
Siyaset okudunuz ama oyunculuk yapıyorsunuz, oyunculuk eğitimi düşünüyor musunuz?
Yıldırım Urag hocamla beraber çalışıyorum zaten. Bir de çalışma tempomdan tam zamanlı bir eğitim alma şansım yok. Ancak Amerika’da katılmak istediğim birkaç eğitim programı var. Yazın bunu gerçekleştirme şansım olur inşallah..
Oyunculuğu artık esas mesleğiniz olarak görüyor musunuz?
Tabiiki öyle görüyorum, öyle gördüğüm için de bu titizlikle ve ciddiyetle çalışıyorum. İnsanın sevdiği işi yapabilmesi çok büyük şans...
‘KENAN’LA BOY FARKININ KONUŞULMASI NORMAL’
Karadayı’da Kenan İmirzalıoğlu’yla boy farkınız çok konuşuldu...
Bu konunun konuşulması şaşırtıcı değil, Türkiye’de çok alışılmış bir görüntü değil çünkü... Amerikan filmlerinde daha sıklıkla karşılaşılabilir bir durum. Ama sonuçta bu, yönetmenin iradesine kalmış bir tercih...
Dizide son haftalarda çok ağlıyorsunuz, psikolojiniz etkilenmiyor mu?
Sonuçta bu iş duygu işi, bunu başlamadan biliyordum. Bir şeylerin gerçek olduğuna sizin inanmanız lazım ki iyi yansıtabilesiniz. Ayrıca dizide hepimiz ağlıyoruz. Çok güzel ve keyifli bir ekiple çalışıyorum. Sonuç iyi çıkınca insanın yüzü bir şekilde tebessüm ediyor.
Ünlü olduktan sonra hayatınızda ne değişti?
Sokakta karşılaştığım insanların tepkileri dışında bir fark yok. Keyifli de benim için. Onun dışında her şey aynı, çevrem, arkadaşlarım, günlük yaptığım şeyler. Aynı da kalmalı. Sorumluluklarımı yerine getirdiğim ölçüde huzurlu bir hayatım var çok şükür.
"SURATIMLA UĞRAŞMIYORUM"
Fiziğinizi ve güzelliğinizi nasıl koruyorsunuz?
Güzellik insanın kendine göre bile göreceli bir kavram. İnsanın ne kadar mutlu ve huzurlu olduğuyla çok alakalı. Alışılmış güzellik kriterleri dışında asıl önemli olan, insanın yüzündeki ışık bana göre... Genel anlamda güzellik ve yakışıklılıkla ilgili fikrim bu olduğu için kafamı salim tutmaya uğraşıyorum. Bir de yüzüme çok komplike şeyler sürmemeye çalışıyorum. Dermatoloğum “Cilde ne kadar çok verirsen o kadar çok ister, basit tut kullandığın malzemeleri” demişti. Hafif bir nemlendirici, bir göz kremi ve bir tonik... Çok uğraşmıyorum suratımla.
"ARABADA EŞLİK EDECEK KADAR ŞARKI SÖYLÜYORDUM"
Sesiniz güzel mi gerçekten? Eskiden beri şarkı söyler miydiniz?
Araba kullanırken çalan şarkıya eşlik edecek kadar. Onun dışında bir merakım oldu denemez. İnsan kendi sesi konusunda çok objektif olamıyor ama ekip onayladığına göre rolümün gerektirdiği ölçüde söyleyebiliyorum diye düşünüyorum. Oturduğunuz yerden söylemeye benzemiyormuş hiç, zor ve emek isteyen bir şey. Düzenli olarak çalışıyorum, umuyorum ki daha iyi olacak.
Sahne insana ne veriyor ki bu kadar cazip?
Sahnenin ya da o bahsettiğimiz hayatın herkesi cezbettiğine inanmıyorum, en azından benim için bu böyle. Ama başarı herkese cazip gelir ve insana en çok yakışan şey de başarıdır. Buna nerede ulaşabileceklerini öngörüyorsa insanlar, onu takip ediyorlar.
Dizide, sahne tutkusu canlandırdığınız karakterin başını yakacak gibi görünüyor?
Ayten için hayırlısı diyelim. Benim onu yargılama şansım yok. Hep birlikte göreceğiz.
O BİR KRİZ YÖNETİCİSİ
Uluslararası siyaset ve kriz yönetimi okumuş biri olarak Türk dizilerinin Ortadoğu’daki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye açısından nasıl bir yarar sağlayacak? Bu çok önemli bir mevzu. Çok uğraşsak yapamayacağımız bir reklamı, tanıtımı, bu sayede yapar olduk. Türkiye’yi insanlar için bir cazibe merkezi haline getiriyor dizilerimiz. Türkiye, tarihi, kültürü ve turistik yerleriyle birçok ülkeden daha zengin olmasına rağmen ilk defa bu sayede alışılmış misafirlerimiz dışında daha geniş yelpazede turist karşılar olduk. Aynı şekilde yabancı yapımcıların da dikkatini daha fazla çekiyor artık. Bu durum Ortadoğu’yla başladı, daha da yayılacaktır.
"HÂŞÂ SULTAN DEĞİLİM"
“Türkan Şoray’a benzeyen oyuncu” deyince herkes sizi tanıyor. “Yeni Sultan” siz misiniz?
Hâşâ, bir nebze olsun andırmak büyük mutluluk, büyük onur ama kimse onun saçının teli olamaz, tartışılacak konu değil.
Hâlâ filmlerini seyrediyor musunuz?
Tüm filmlerini hâlâ büyük keyifle izliyorum. Kadir İnanır’ın da aynı şekilde çok hayranıyım. Gülüşü cihana bedel insan, Kadir Ağabey.