Kadınların cepleri bir zamanlar çantalardan büyüktü! Moda cepleri nasıl küçülttü?
Modern çağda kadınların moda alanındaki en büyük şikayeti kıyafetlerinde ceplerin ya hiç olmaması ya da çok küçük olması ve çanta taşımaya mecbur hissetmeleri... Bugün telefonun bile zor sığdığı kadın pantolonu ceplerinin birkaç yüzyıl önce 40 santimetre uzunluğa ulaşabilen dev cepler olduğunu biliyor muydunuz? Peki birkaç yüzyılda moda dünyasında neler değişti ve kadın kıyafetlerindeki cepler neden küçüldü?
Bundan birkaç yüzyıl önce bir kadın elbisesinin cebine canlı ördek bile sığabiliyordu desek inanır mıydınız? 19. yüzyılın kadın ceplerinin büyüklüğüne bakınca inanacaksınız. Yıllar içinde değişen ve gelişen moda algısı özellikle kadınların kıyafetlerinde çok büyük değişiklikler yaptı. Bu değişikliklerden nasibini alanların başında da maalesef cepler geliyor...
Londra'daki ünlü Victoria and Albert Müzesi'ndeki koleksiyonlarından biri, moda dünyasındaki bu değişime dikkat çekmesi açısından oldukça önemli. Söz konusu koleksiyondaki örnekler, kadınların kıyafetlerinde 1650’den 19. yüzyılın sonlarına kadar bugünkü ceplerden çok farklı bir cep yapısı olduğunu ortaya çıkarıyor. Buna göre kadınların kıyafetlerinde eskiden kıyafetin üzerine dikilmiş cepler değil bele bele bağlanan ayrı kumaş keseler vardı ve bu keseler aklınıza gelecek pek çok şeyin sığabildiği çok büyük keselerdi.
ELBİSENİN ALTINDA GİZLİ BİR ÇANTA
“Tie-on pocket” adı verilen bu keseler tek başına ya da çift olarak bir ip aracılığıyla bele bağlanıyordu. Elbiselerin içine, astarların üzerine bağlanan bu keselere elinizi uzatarak cebe ulaşabiliyordunuz. Bu keselerin günümüze ulaşan bazı örnekleri yaklaşık 40 santimetre uzunluğunda ve 30 santimetre genişliğinde. Yani kıyafete bağlanan bu keseler sayesinde kadınlar gerekten çantasız bütün ihtiyaçlarını üzerinde taşıyabiliyordu.
.pngPeki bu keselerde ne taşınıyordu? Aslında bugün kadınların çantasında taşınan her şey... Bu büyük ceplerin içine para keseleri, anahtarlar, mendiller, makaslar, dikiş malzemeleri, kalemler, gözlükler, saatler ve küçük kişisel eşyalar konuluyordu. Yani gün içinde ihtiyaç duyulacak herhangi bir şey bu ceplerle kadınların yanındaydı. Hatta 19. yüzyıl mahkeme kayıtlarından birinde yazdığına göre, Jane Griffiths adlı bir kadın, komşusuna ait iki canlı ördeği bu keselere sokup çalmıştı.
ERKEKLERİN CEPLERİ KIYAFETLERİNDEYDİ
Erkekler için cep meselesi uzun süredir belli bir kurala göre yapılıyordu. Rönesans’tan itibaren ceket, yelek ve pantolonlara dikilmiş cepler yaygınlaşmıştı. Kadınların keselerle işlerini gördüğü zamanlarda erkekler daha o zamanlarda bugünküne benzeyen bir cep tasarımıyla kıyafetlerini kullanıyordu.
.pngTarihler 19. yüzyılın başını gösterdiğinde kadın modası farklı bir kimliğe doğru ilerledi. Artık eskisi gibi kat kat bol eteklikler değil de daha dar, vücuda yakın ve yüksek belli elbiseler moda olmaya başladı. Bu dar ve ince kıyafetlerde etek altında büyük keseler taşımak iyice zor hale geldi. Aynı zamanlarda elde taşınan küçük keselerin kullanımı başlamıştı. Bu küçük keseler modern kadın çantasının erken örnekleri olarak tarihe geçti.
1920'lere gelindiğinde kadın modası erkek kıyafetlerine öykünen kıyafetlere yönelmişti. Erkek kıyafetlerindeki cepler kadın kıyafetlerine de yansıdı ancak yine de 17. yüzyıldaki gibi geniş keselere benzemiyordu. Kadınlar için çanta kullanımı daha da yaygın bir hal aldı. Kadın kıyafetlerine giren cepler artık bir ihtiyaca değil bir stile hizmet etmeye başlamıştı.
.pngBugün kadın kıyafetlerindeki küçücük ya da yalnızca görüntü için yapılmış sahte cepler hâlâ tartışılıyor. Kadınların, özel ihtiyaçlarını ceplerinde taşıyamamasının hareket özgürlüklerini kısıtladığını savunan tezlerin sayısı oldukça fazla. Büyük moda tasarımcıların cep üzerinden verdikleri toplumsal mesajlar moda dünyasının çok uzun süre yakından ilgilendiği konulardan biri. Oysa sadece birkaç yüzyıl önce bir kadın cebine bugünkü telefonlardan çok daha fazlasını sığdırabiliyordu.