Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Almanya'da şansölye yarışı
0:00 / 0:00

16 yıldır Almanya Şansölyesi olarak görev yapan sadece Almanya siyasetine değil, dünya siyasetine de damga vuran "Dünyanın En Güçlü Kadınları" arasında gösterilen Angela Merkel 26 Eylül sonrasında siyasi hayatına veda etmeye hazırlanıyor…

67 yaşındaki Merkel, 22 Kasım 2005'te Almanya Başbakanı olarak koltuğa oturdu. 10 Nisan 2000'den bu yana Hristiyan Demokrat Birliği'nin (CDU) federal başkanlığını yürütüyor. 2002-2005 arasında CDU-CSU parlamento parti grubunun kadın başkanıydı. 2005-2009 arasında Büyük Koalisyon’u Hristiyan Sosyal Birliği (CSU) ve Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD) ile yönetti. 2009'dan bu yana ise Demokrat Parti ve CSU ile oluşturulan koalisyonun başbakanı. Merkel Eylül sonu itibarıyla yıllardır içinde bulunduğu siyasi arenaya veda edecek.

26 Eylül’de Alman halkı, yeni başbakanlarını seçmek için sandığa gidecek. Bu yarışta öne çıkan üç isim; Hristiyan Demokrat Birliği adayı Armin Laschet, Yeşiller Partisi adayı Annalena Baerbock ve Sosyal Demokrat Parti adayı Olaf Scholz.

ARMIN LASCHET

Bir kömür madencisinin oğlu olan 60 yaşındaki Armin Laschet, işçi sınıfında Katolik bir ailede büyüdü ve Konrad Adenauer Stiftung'dan (CDU'ya yakın bir vakıf) üniversite bursu kazandı. Avrupa Parlamentosu üyeliği görevi de dahil olmak üzere kariyerinin çoğunu siyasette geçirdi.

Almanya'nın en kalabalık eyaleti olan Kuzey Ren Vestfalya'nın başbakanı Armin Laschet, ülkeyi yöneten Hristiyan Demokrat Birliği'nin (CDU) yeni lideri olacak. CDU, Almanya'nın federal hükümetine son 72 yılın 52'sine liderlik etti.

Laschet, 1999'dan 2005'e kadar Brüksel'de altı yıl geçirdi ve Avrupa Halk Partisi'nde Avrupa Parlamentosu Üyesi olarak görev yaptı. Bu süre zarfında ağırlıklı olarak dış politika, uluslararası ilişkiler ve bütçe konularına odaklandı. Almanya'ya döndüğünde Laschet, bazen Merkel hükümetini Avrupa konusunda yeterince hırslı olmadığı için eleştirdi.

DIŞ POLİTİKA

Laschet, bazı eleştirmenler tarafından, Vladimir Putin'in Rusya'sına karşı yumuşak bir duruş sergileyen insanlar için aşağılayıcı bir terim olan 'Russlandversteher' olarak kabul ediliyor. 2019'da, Sovyetler Birliği varken bile Doğu ve Batı arasında diyaloğun mümkün olduğunu söyleyerek, "Bugün de aynısını yapabilmeliyiz. Dünyadaki birçok konuda Rusya'ya ihtiyacımız var." dedi.

Ayrıca Laschet'in en büyük endişelerinden biri Alman ihracat endüstrilerini korumak. Bu yüzden Çin'e karşı yumuşak bir çizgiye sahip olduğu düşünülüyor. Laschet, Trump'ın başkanlığı sırasında sorun yaşayan Almanya ile ABD ilişkilerinde diğer bazı Alman politikacılardan daha az katı bir tavır sergiledi.

İÇ POLİTİKA

Güvenlik, Laschet'in iç politika gündeminde vurguladığı önemli bir parça. Organize suçlardan önemli ölçüde etkilenen Kuzey Ren-Vestfalya'nın lideri olarak bir süredir güvenlik endişeleriyle uğraşmak zorunda kaldı.

Aşırılıkçılık ve terörizme gelince, Laschet bir "sıfır tolerans" mottosunu benimsiyor ve eyalet başbakanı olarak başlamasının güvenlik makamlarında önemli eksikliklerinin olduğunu 2016’da Berlin Noel pazarındaki terör saldırısının da buna denk geldiğini belirtti.

Laschet ayrıca çevre üzerinde bir denge kurmaya çalıştı. İklim değişikliği konusunda harekete geçilmesi gerektiğini vurguladı. Ancak geçtiğimiz aylarda CDU görevi için rakipleriyle yaptığı bir tartışmada, iklim politikalarının ekonomiyi boğmaması gerektiğini söyledi.

Laschet'nin ana avantajı statükoyu temsil etmesi olarak görülse de 16 yıllık "Merkeling" döneminden sonra birçok Alman'ın değişime hazır olduğu da düşünülüyor.

TÜRK ARMİN

Almanya’da zaman zaman gündeme gelen ırkçılığa karşı parlamentoda yaptığı konuşması sırasında koronavirüs aşısının mucitlerinden BioNTech'in kurucu ortağı ve CEO'su Prof. Dr. Uğur Şahin'i övmesiyle basında kendisine 'Türk Armin' lakabı verildi.

2005 yılında, 1 milyona yakın Türkiye kökenli göçmenin yaşadığı Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde kurulan Göç Bakanlığı’na gelen Laschet, göçmenlerin uyumu konusunda çalışmalar yaptı. Türkiye kökenli kurumlar ve siyasilerde iyi ilişkiler yürüten Laschet'in Türkiye politikasının da Merkel'in devamı çizgisinde olması bekleniyor.

Ancak Almanya'nın yeni lideri olarak seçilme potansiyeli olan Laschet'in ülkede yaşanan sel felaketinde afet bölgesini ziyaretinde gülerken görüntülemesi kamuoyunda bir güven kaybına neden oldu. Yapılan son anketlerde Laschet’in oy oranı biraz düşerken bir diğeri rakibi Olaf Scholz'un oy oranı yükselişe geçti.

OLAF SCHOLZ

Sosyal Demokrat Parti (SPD) adayı 63 yaşındaki aynı zamanda Maliye Bakanı olan Olaf Scholz. Hamburg 
Üniversitesi’nden hukuk fakültesi mezunu olan Scholz, özellikle iş hukukunda uzman. 2011-2018 yılları arasında Hamburg Belediye Başkanı olan Scholz, partisinin kademeli düşüşünde ön sıralarda yer alan ılımlı bir kariyer politikacısı. Biraz sıkıcı görünse de Almanlar ona güveniyor.

EN İYİ İŞİ YAPACAK DENEYİME SAHİP DÜŞÜNCESİ

Scholz, 1975'te bir lise öğrencisi olarak SPD'ye katıldı ve 1998'de Federal Meclis'e seçildi. O yıllarda Scholz, ekonomi ve girişimciliğin nasıl çalıştığı hakkında çok şey öğrendiği iş hukuku alanında uzmanlaştı. 1980'lerde genç bir sosyalist olan Scholz, NATO'yu "emperyalist" olarak nitelendiren bir anti-kapitalistti. Almanlar arasında Scholz’un en iyi işi yapacak deneyime, zekaya ve güvene sahip olduğunu düşüncesi de yaygın.

Scholz'un aday gösterilmesi birçok kişiyi şaşırtsa da uzun siyasi kariyerinde birçok fırtınayı atlattığı için özgüvenli bir duruş sergiliyor. Geçtiğimiz hafta Almanya'da Osnabrück Savcılığı tarafından kara para aklama soruşturması kapsamında maliye ve adalet bakanlıklarına baskın düzenlendi. Canlı yayında kendini savunmak zorunda kalan Scholz sakinliğini kaybetmedi. Scholz’un anketlerde halkın güvenine sahip olduğu görülürken Wirecard finans skandalından (1.9 milyar Euro nakit açık tespiti sonrasında iflas eden finansal hizmetler şirketi) sonra halkın tercihleri tam kestirilemiyor.

"LİBERALİM AMA APTAL DEĞİLİM"

Maliye Bakanı Scholz'un koronavirüs salgınında parlamak için iyi bir fırsatı vardı. Maliye bakanı olarak milyarlarca euro acil durum fonu sağlayarak vatandaşların krizden en az şekilde etkilenmesini sağladı. Scholz, "Bu sorunun yol açabileceği her türlü ekonomik zorluğun üstesinden gelebilecek kadar güçlü olduğumuzu göstermek için tüm silahlarımızı masaya koyuyoruz" dedi.

Scholz kendini pragmatik ve açık sözlü olarak tanımlıyor. Bir keresinde "Ben liberalim, ama aptal değilim" demişti.

ALMANYA İÇİN NE İSTİYOR?

Sürekli bir endişe olan "kiraların aşırı yükselişini durdurmak için" daha fazla ev inşa etme sözü verdi. Ayrıca, daha güçlü iklim korumaları ve Almanya'yı yeşil enerji teknolojisinde lider bir ihracatçı haline getirme sözü verdi. Ancak en büyük önceliği, asgari ücreti saatte 9,60 Euro'dan 12 Euro'ya çıkarmak.

Scholz, Almanya’da 2015 yılında ülke çapında yasal bir asgari ücretin getirilmesini SPD'nin hükümetteki yerine borçlu olduğunu söylüyor. CDU/CSU ise ücret müzakerelerinin çalışanlara ve patronlarına bırakılması gerektiğinde ısrar ediyor.

ANNALENA BAERBOCK

Almanya Şansölyesi yarışında bir diğer aday ise Yeşiller Partisi Lideri Annalena Baerbock. 40 yaşındaki Baerbock, 2000 yılında Hamburg Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Kamu Hukuku okumaya başladı. 2004-2005 yıllarında Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu'nda uluslararası hukuk eğitimi aldı. Berlin Free Üniversitesi'nde doğal afetler ve insani yardım üzerine bir tez çalışmasına başladı ancak siyasi kariyerine yönelince tezini bitiremedi.

Almanya'ya dönmeden ve Federal Meclis seçimlerini kazanmadan önce Brüksel'de çalıştı. Gençken rekabetçi bir trambolin jimnastikçisiydi.

Baerbock'un adaylığı kampanyaya yeni bir enerji getirdi ve Yeşil hareketini gündeme getirdi. Yine de, bazı Almanların geleceğini hiçbir zaman yöneticilik yapmamış birinin ellerine bırakmaya hazır olmaktan çok uzak olduğu ifade ediliyor.

SİYASİ KARİYERİ

Baerbock, 2005 ve 2008 yılları arasında, daha sonra Avrupa Parlamentosu üyesi Elisabeth Schroedter'ın ofis müdürü olarak çalıştı. 2009'da Federal Meclis'e adaylığını koyamasa da 2013 seçimlerinde başarılı oldu ve o zamandan beri koltuğunu elinde tutuyor. 2018'de Robert Habeck ile birlikte partinin eş lideri olmadan önce 2013-2017 yılları arasında Yeşiller Partisi'nin iklim politikası sözcüsü olarak görev yaptı.

Baerbock ve Habeck, her ikisi de merkezci olarak görülse de eş lider olarak seçimleri kazandı, oysa liderlik partinin iki kanadı arasında bölünmüş durumda.

Son yıllarda, Yeşiller bir bütün olarak daha merkezci hale geldi ve daha önce Hıristiyan muhafazakar partiler için güvenli liman olan çevrelerden seçmenler partiye yöneldi. Bununla birlikte 'gezegeni kurtarma' gibi bir yaklaşımda bulunulması iklim koruma grupları tarafından eleştirildi.

FEMİNİST DIŞ POLİTİKA

Siyasetinin önemli bir bölümünü uluslararası ilişkilere odaklayan Baerbock, daha güçlü bir AB ortaklığı dış politikası izlemeyi hedefliyor.

Baerbock, asgari ücreti 12 Euro yapacağını vurgularken feminist bir dış politika benimseyeceklerini ifade etti. Buna göre Baerbock, kadınların ve diğer marjinal grupların üst düzey pozisyonlarda dış ve güvenlik politikası kararlarını şekillendirme ve bunlara katkıda bulunma olasılığının artmasını sağlayacaklarını belirtti.

"İKLİM DOSTU BİR REFAT YARATMIŞ OLMAMIZ GEREK"

Baerbock, şansölye adayı olarak açıklanmasının ardından yaptığı açıklamada aile hayatı ile iklim beklentileri arasında kişisel bir bağlantı kurduğunu söyledi. (Baerbock, siyasi danışman Daniel Holefleisch ile evli. 2011 ve 2015 doğumlu iki kızı var. Berlin'in güneybatısındaki Potsdam'da yaşıyorlar.)

Baerbock konuşmasında, Paris İklim Anlaşması kabul edildiğinde, o zamanlar bir bebek olan küçük kızıyla birlikte olduğunu söyledi. İkili, resmi duyuru yapıldığı sırada Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius ile birlikte Paris'te bir otel odasındaydı. Baerbock, "Bu iklim konferansının büyük hedeflerini belirlediği 2050 yılında, kızım benim o zamanki yaşına geldiğinde belki onun da küçük çocukları olacak ve ben büyükanne olacağım. O zamana kadar iklim dostu bir refah yaratmış olmamız gerekecek." dedi.

KOALİSYON HÜKÜMETİ YÜKSEK İHTİMAL

Partilerin tek başına seçim galibi olması için 598 sandalyeli parlamentoda (Bundestag), 300 sandalyeyi kazanması gerekiyor.

Son anketlere göre, SPD yüzde 25'lik oy ile birinci parti Hristiyan Birlik partilerinin (CDU/CSU) Birlik partilerinin oy oranı yüzde 20, Yeşiller'in oy oranı yüzde 15, sağ popülist Almanya için Alternatif'in (AfD) oy oranı yüzde 11, Liberal Hür Demokrat Parti (FDP) yüzde 10, Sol Parti'nin oy oranı ise yüzde 8.

Seçimlere 10 günden az zaman kalmışken son oy oranlarına göre Almanya'da koalisyon hükümeti kurulması yüksel ihtimal olarak görülüyor. Dünya, gelecek günlerde unutulmayacak bir lider olan Merkel’in yerine kimin geçeceğini merakla izliyor olacak…

Bu haberin seslendirmesi Voiser tarafından yapılmıştır.